|
|
Aradığınız kelime
إِذَا
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 415 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/11
Bakara/13
Bakara/14
Bakara/14
Bakara/20
Bakara/76
Bakara/76
Bakara/91
Bakara/117
Bakara/156
Bakara/170
Bakara/177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
Bakara/180
Bakara/186
Bakara/186
Bakara/196
Bakara/196
Bakara/198
Bakara/200
Bakara/205
Bakara/206
Bakara/222
Bakara/231
Bakara/232
Bakara/232
Bakara/233
Bakara/234
Bakara/239
Bakara/282
Bakara/282
Bakara/282
Âl-i İmrân/25
Âl-i İmrân/47
Âl-i İmrân/119
Âl-i İmrân/119
Âl-i İmrân/135
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/156
Âl-i İmrân/159
Nisâ/6
Nisâ/6
Nisâ/8
Nisâ/18
Nisâ/25
Nisâ/41
Nisâ/58
Nisâ/61
Nisâ/62
Nisâ/77
Nisâ/81
Nisâ/83
Nisâ/86
Nisâ/94
Nisâ/101
Nisâ/102
Nisâ/102
Nisâ/103
Nisâ/103
Nisâ/140
Nisâ/142
Mâide/2
Mâide/5
Mâide/6
Mâide/23
Mâide/58
Mâide/61
Mâide/83
Mâide/89
Mâide/93
Mâide/104
Mâide/105
Mâide/106
En’âm/25
En’âm/31
En’âm/44
En’âm/44
En’âm/54
En’âm/61
En’âm/68
En’âm/99
En’âm/109
En’âm/124
En’âm/141
En’âm/152
A’râf/28
A’râf/34
A’râf/37
A’râf/38
A’râf/47
A’râf/57
A’râf/131
A’râf/135
A’râf/201
A’râf/201
A’râf/203
A’râf/204
Enfâl/2
Enfâl/2
Enfâl/15
Enfâl/24
Enfâl/31
Enfâl/45
Tevbe/5
Tevbe/38
Tevbe/58
Tevbe/86
Tevbe/91
Tevbe/92
Tevbe/94
Tevbe/95
Tevbe/118
Tevbe/122
Tevbe/124
Tevbe/127
Yûnus/12
Yûnus/15
Yûnus/21
Yûnus/21
Yûnus/22
Yûnus/23
Yûnus/24
Yûnus/47
Yûnus/49
Yûnus/51
Yûnus/90
Hûd/40
Hûd/102
Yûsuf/62
Yûsuf/110
Ra’d/5
Ra’d/11
Hicr/29
Nahl/4
Nahl/24
Nahl/40
Nahl/53
Nahl/54
Nahl/54
Nahl/58
Nahl/61
Nahl/85
Nahl/86
Nahl/91
Nahl/98
Nahl/101
İsrâ/5
İsrâ/7
İsrâ/16
İsrâ/35
İsrâ/45
İsrâ/46
İsrâ/49
İsrâ/67
İsrâ/83
İsrâ/83
İsrâ/98
İsrâ/104
İsrâ/107
Kehf/17
Kehf/17
Kehf/24
Kehf/71
Kehf/74
Kehf/77
Kehf/86
Kehf/90
Kehf/93
Kehf/96
Kehf/96
Kehf/98
Meryem/35
Meryem/58
Meryem/66
Meryem/73
Meryem/75
Enbiyâ/12
Enbiyâ/18
Enbiyâ/36
Enbiyâ/45
Enbiyâ/96
Enbiyâ/97
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/35
Hac/36
Hac/52
Hac/72
Mü’minûn/27
Mü’minûn/28
Mü’minûn/35
Mü’minûn/64
Mü’minûn/64
Mü’minûn/77
Mü’minûn/77
Mü’minûn/82
Mü’minûn/99
Mü’minûn/101
Nûr/39
Nûr/40
Nûr/48
Nûr/48
Nûr/51
Nûr/59
Nûr/61
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُٓ اَوْ صَد۪يقِكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَم۪يعًا اَوْ اَشْتَاتًاۜ فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةًۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟
Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez; yapamadıklarından dolayı günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarını uhdenizde bulundurduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.
Nûr/62
Nûr/62
Furkân/12
Furkân/13
Furkân/41
Furkân/60
Furkân/63
Furkân/67
Furkân/72
Furkân/73
Şu’arâ/32
Şu’arâ/33
Şu’arâ/45
Şu’arâ/80
Şu’arâ/130
Neml/18
Neml/34
Neml/45
Neml/62
Neml/67
Neml/80
Neml/82
Neml/84
Kasas/7
Kasas/18
Kasas/53
Kasas/55
Ankebût/10
Ankebût/65
Ankebût/65
Rûm/20
Rûm/25
Rûm/25
Rûm/33
Rûm/33
Rûm/33
Rûm/36
Rûm/36
Rûm/48
Rûm/48
Rûm/52
Lokman/7
Lokman/21
Lokman/32
Secde/10
Secde/15
Ahzâb/19
Ahzâb/19
Ahzâb/36
Ahzâb/37
Ahzâb/49
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Sebe’/7
Sebe’/23
Sebe’/43
Fâtır/45
Yâsîn/37
Yâsîn/45
Yâsîn/47
Yâsîn/51
Yâsîn/53
Yâsîn/77
Yâsîn/80
Yâsîn/82
Sâffât/13
Sâffât/14
Sâffât/16
Sâffât/19
Sâffât/35
Sâffât/53
Sâffât/177
Sâd/72
Zümer/8
Zümer/8
Zümer/45
Zümer/45
Zümer/45
Zümer/49
Zümer/49
Zümer/68
Zümer/71
Zümer/73
Mü’min/12
Mü’min/34
Mü’min/68
Mü’min/78
Fussilet/20
Fussilet/34
Fussilet/39
Fussilet/51
Fussilet/51
Şûrâ/29
Şûrâ/37
Şûrâ/39
Şûrâ/48
Zuhruf/13
Zuhruf/17
Zuhruf/38
Zuhruf/47
Zuhruf/50
Zuhruf/57
Câsiye/9
Câsiye/25
Câsiye/32
Ahkâf/6
Ahkâf/7
Ahkâf/15
Muhammed/4
Muhammed/4
Muhammed/16
Muhammed/18
Muhammed/20
Muhammed/21
Muhammed/27
Fetih/15
Kâf/3
Necm/1
وَالنَّجْمِ اِذَا هَوٰىۙ
1, 2, 3.$ Battığı zaman yıldıza andolsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve bâtıla inanmadı; o, arzusuna göre de konuşmaz.
Necm/46
مِنْ نُطْفَةٍ اِذَا تُمْنٰىۖ
45, 46.$ Şurası muhakkak ki (rahime) atıldığında nutfeden, erkek ve dişiden ibaret olan iki çifti O yarattı.
Rahmân/37
Vâkı’a/1
Vâkı’a/4
Vâkı’a/47
Vâkı’a/83
Mücâdele/8
Mücâdele/9
Mücâdele/11
Mücâdele/11
Mücâdele/12
Mümtehine/10
Mümtehine/10
Mümtehine/12
Cum’a/9
Cum’a/10
Cum’a/11
Münâfikûn/1
Münâfikûn/4
Münâfikûn/5
Münâfikûn/11
Talâk/1
Talâk/2
Mülk/7
Kalem/15
Hâkka/13
فَاِذَا نُفِخَ فِي الصُّورِ نَفْخَةٌ وَاحِدَةٌۙ
13, 14, 15.$ Artık Sûr'a bir defa üflendiği, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).
Me’âric/20
Me’âric/21
Nûh/4
Cin/24
Müddessir/8
Müddessir/34
Kıyâme/7
Kıyâme/18
Kıyâme/26
İnsan/19
İnsan/20
İnsan/28
Mürselât/8
فَاِذَا النُّجُومُ طُمِسَتْۙ
8, 9, 10, 11.$ Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Mürselât/9
وَاِذَا السَّمَٓاءُ فُرِجَتْۙ
8, 9, 10, 11.$ Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Mürselât/10
وَاِذَا الْجِبَالُ نُسِفَتْۙ
8, 9, 10, 11.$ Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Mürselât/11
وَاِذَا الرُّسُلُ اُقِّتَتْۜ
8, 9, 10, 11.$ Yıldızların ışığı söndürüldüğü, gökkubbe yarıldığı, dağlar ufalanıp savrulduğu ve peygamberlerin (ümmetleri hakkında şahitlik) vakti tayin edildiği zaman (artık kıyamet kopmuştur).
Mürselât/48
Nâzi’ât/11
ءَاِذَا كُنَّا عِظَامًا نَخِرَةًۜ
10, 11.$ «Öldükten sonra biz, (dünyadaki) ilk halimize mi döndürüleceğiz, (hem de) çürümüş kemikler olduktan sonra mı?» derler.
Nâzi’ât/34
فَاِذَا جَٓاءَتِ الطَّٓامَّةُ الْكُبْرٰىۘ
34, 35, 36.$ Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit, insan dünyada iken ne için çalıştığını hatırlar. Cehennem de gören her kişiye açıklığı ile gösterilir.
Abese/22
Abese/33
Tekvîr/1
Tekvîr/2
Tekvîr/3
Tekvîr/4
Tekvîr/5
Tekvîr/6
Tekvîr/7
Tekvîr/8
Tekvîr/10
Tekvîr/11
Tekvîr/12
Tekvîr/13
Tekvîr/17
Tekvîr/18
İnfitâr/1
اِذَا السَّمَٓاءُ انْفَطَرَتْۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
İnfitâr/2
وَاِذَا الْكَوَاكِبُ انْتَثَرَتْۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
İnfitâr/3
وَاِذَا الْبِحَارُ فُجِّرَتْۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
İnfitâr/4
وَاِذَا الْقُبُورُ بُعْثِرَتْۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Gökyüzü yarıldığı, yıldızlar döküldüğü, denizler birbirine katıldığı, kabirlerin içindekiler dışarı çıkarıldığı zaman, insanoğlu (yapıp) gönderdiklerini ve (yapamayıp) geride bıraktıklarını bir bir anlar.
Mutaffifîn/2
Mutaffifîn/3
Mutaffifîn/13
Mutaffifîn/30
Mutaffifîn/31
Mutaffifîn/32
İnşikâk/1
İnşikâk/3
وَاِذَا الْاَرْضُ مُدَّتْۙ
3, 4, 5.$ Yer dümdüz edildiği, içinde bulunanları atıp boşaldığı ve Rabbini dinleyip O'na hakkıyla itaata mecbur kılındığı vakit (insanoğlu yaptıkları ile karşılaşır).
İnşikâk/18
وَالْقَمَرِ اِذَا اتَّسَقَۙ
16, 17, 18, 19.$ Hayır! Şafağa, geceye ve onda basan karanlığa, dolunay olmuş aya yemin ederim ki, halden hale geçersiniz.
İnşikâk/21
Fecr/4
وَالَّيْلِ اِذَا يَسْرِۚ
1, 2, 3, 4, 5.$ Fecre, on geceye (haccın on gecesine), çifte ve teke, (her şeyi karanlığı ile) örttüğü an geceye yemin ederim ki, akıl sahibi için bunlarda elbette bir yemin (değeri) var, değil mi?
Fecr/15
Fecr/16
Fecr/21
Şems/2
وَالْقَمَرِ اِذَا تَلٰيهَاۙۖ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Şems/3
وَالنَّهَارِ اِذَا جَلّٰيهَاۙۖ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Şems/4
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰيهَاۙۖ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Leyl/1
وَالَّيْلِ اِذَا يَغْشٰىۙ
1, 2, 3, 4.$ (Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin ederim ki işleriniz başka başkadır.
Leyl/2
وَالنَّهَارِ اِذَا تَجَلّٰىۙ
1, 2, 3, 4.$ (Karanlığı ile etrafı) bürüyüp örttüğü zaman geceye, açılıp ağardığı vakit gündüze, erkeği ve dişiyi yaratana yemin ederim ki işleriniz başka başkadır.
Leyl/11
وَمَا يُغْن۪ي عَنْهُ مَالُهُٓ اِذَا تَرَدّٰىۜ
8, 9, 10, 11.$ Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlarız. Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.
Duhâ/2
وَالَّيْلِ اِذَا سَجٰىۙ
1, 2, 3.$ Kuşluk vaktine ve sükûna erdiğinde geceye yemin ederim ki Rabbin seni bırakmadı ve sana darılmadı.
İnşirâh/7
Alak/10
عَبْدًا اِذَا صَلّٰىۜ
9, 10.$ Namaz kılarken bir kulu (Peygamber'i namazdan) menedeni gördün mü?
Zilzâl/1
اِذَا زُلْزِلَتِ الْاَرْضُ زِلْزَالَهَاۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.
Âdiyât/9
اَفَلَا يَعْلَمُ اِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِۙ
9, 10, 11.$ Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.
Nasr/1
اِذَا جَٓاءَ نَصْرُ اللّٰهِ وَالْفَتْحُۙ
1, 2, 3.$ Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tevbeleri çok kabul edendir.
Felâk/3
وَمِنْ شَرِّ غَاسِقٍ اِذَا وَقَبَۙ
1, 2, 3, 4, 5.$ De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
Felâk/5
وَمِنْ شَرِّ حَاسِدٍ اِذَا حَسَدَ
1, 2, 3, 4, 5.$ De ki: Yarattığı şeylerin şerrinden, karanlığı çöktüğü zaman gecenin şerrinden, düğümlere üfürüp büyü yapan üfürükçülerin şerrinden ve kıskandığı vakit kıskanç kişinin şerrinden sabahın Rabbine sığınırım!
|
|
|
|
|