16 Temmuz 2024 - 9 Muharrem 1446 Salı

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûnus Suresi 51. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Eśümme iżâ mâ veka’a âmentum bih(i)(c) âl-âne vekad kuntum bihi testa’cilûn(e)

Ona, azap gelip çattıktan sonra mı iman edeceksiniz, halbuki böyle bir şeyin olmayacağını sanıp alay ederek çabucak gelmesini istiyordunuz hani.

(Yoksa İslam’ın zaferi ve zalimlerin hezimeti) Gerçekleştikten sonra mı O’na iman edeceksiniz? (O zaman kendilerine denilecek:) "Şimdi mi (aklınız başınıza geldi)? Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istemekte (ve dalga geçmekte)ydiniz."

Azap başınıza geldikten sonra mı, O'na inanacaksınız, yoksa şimdi mi inandınız? Hani ya, siz onu çabuk isteyip duruyordunuz nasılmış?

Küstahça, alelacele verilmesini istediğiniz cezanın gerçekleşeceği zaman mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi iman edeceksiniz?

bk. Kur’an-ı Kerim, 32/12; 40/84-85.

(Azap) geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi? Oysa daha önce onun acele ile gelmesini istiyordunuz!

Gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi? Oysa siz, onun (azabın) erkence gelmesini istiyordunuz.

Bu azab vâkı olduktan sonra mı Allah'a iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Halbuki siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.

Azap geldikten sonra mı ona inanacaksınız! (O zaman onlara:) “Şimdi mi (inandınız)? Hâlbuki siz daha önce o azabın çabuk gelmesini istiyordunuz” denilir.

“Başınıza belâ geldikten sonra mı O'na iman edeceksiniz, şimdi mi? Halbuki azabın gelmesini istemekte acele ediyordunuz.”

«Azap geldikten sonra mı, yoksa şimdi mi inanırsınız? Sizlerse onu iviyordunuz»

(Yoksa azap) gerçekleştikten sonra mı O'na iman edeceksiniz? O vakit size: “Şimdi mi iman ediyorsunuz?” denecek. Oysa siz alay ederek, bu azabın acele gelmesini isteyip duruyordunuz.

Size ’azâb irişdiği vakit inanacak mısınız? Evet o vakit inanacaksınız. Dimek makâm-ı istihzâda isti’câl idiyorsunuz.

Vuku bulduktan sonra mı O'na inanacaksınız? İnanmayanlar azabı görünce, "şimdi miydi?" derler. "Elbette, siz onu acele istiyordunuz" denir.

(Onlara) “Azap gerçekleştikten sonra mı O’na iman ettiniz? Şimdi mi!? Oysa siz onu acele istiyordunuz” (denilecek).

Olacaklar olduktan sonra mı buna iman edeceksiniz? O anda, öyle mi? Hani azabın çarçabuk gelmesini istemiştiniz!

Olacaklar olduktan sonra mı O’na iman edeceksiniz? Şimdi mi? Halbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?

 Allah’ın, iman etmek için bir fırsat olarak verdiği emniyet ve rahatlık içinde şımaran inkârcılar bu emniyet ve rahatlığın ebedî olduğunu zannederces... Devamı..

"Gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? Öyleyse neden onu şimdi çabuk isteyip duruyorsunuz?"

Bu azap meydana geldikten sonra mı iman edeceksiniz, yoksa şimdi mi? Halbuki onun çarçabuk gelmesini istiyordunuz.

Ya sonra vakı' olduğu zaman mı ona iyman edeceksiniz? Ya... şimdi ha? hani siz bunu acele istiyordunuz, a?

(Azap) geldikten sonra mı ona inanacaksınız? (O vakit size şöyle buyrulur:) “Şimdi mi (îmân ediyorsunuz? Hâlbuki onu (azabın gelmesini) istemekte acele ediyordunuz?”

Gerçekleşmesi için acele istediğiniz azaba gerçekleşince mi inanacaksınız yoksa şimdi mi?

Bu (azâb) vaaki olduktan sonra mı Ona (Allaha) îman edeceksiniz? (O vakit size:) «Şimdi mi (îman ediyorsunuz? denecek), halbuki siz onun mutlakaa gelmesini isteyib duruyordunuz».

Sonra (azab) vuku' bulduğu zaman mı O'na îmân edeceksiniz? (Artık o zamanki îmânınız kabûl edilmeyecek ve size şöyle denecek:) “Şimdi mi? Hani siz gerçekten onu (o azâbın gelmesini) acele istiyordunuz?”

Olan olduktan sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi inandınız, öyle mi? Hâlbuki gerçekten böyle bir şeyin (olmayacağını sanıp alay ederek) çabucak gelmesini istiyordunuz. *

(*) Ayette, etkili ve uyarıcı bir üslûpla âhireti inkâr edenlerin, azapla yüz yüze geldiklerinde iman etmelerinin anlamsızlığına ve hissedecekleri piş... Devamı..

“Acele ile olmasını istediğiniz halde, azap başınıza geldikten sonra, şimdi mi O’na iman edeceksiniz?”

Yoksa siz bu azap gerçekleştikten sonra mı ona inanacaksınız? O zaman size: "İnanmadınız mı şimdi? Hani, iveyip duruyordunuz ya?" denilecektir.

50, 51. Azabı istical edenlere de ki: «— Ne dersiniz! Allah/ın azabı size geceleyin veya gündüzün gelse siz günahkârların istical ettikleri azap nasıl azaptır [⁹]? Azap vaki olduktan sonra mı ona iman getireceksiniz? Size şimdi mi iman getirdiniz, denecek halbuki siz azabı istihza ile istical etmiştiniz denecek.

[9] Azap gelince istical mümkün değildir veya istical ettiğiniz azap ne büyüktür. Ondan uzak durmak lâzım iken neye istical ediyorsunuz. Azap acı olma... Devamı..

(Onlara) “O sizin başınıza geldikten sonra mı inandınız? Şimdi mi? Hâlbuki siz onu acele isteyip duruyordunuz!” (denilir).

(Azap) Gerçekleştikten sonra mı ona iman edeceksiniz? Hemen şimdi mi! Oysa siz, onun bir an önce gelmesini istiyordunuz.

“Başınıza bunlar gelip çattıktan sonra mı O’na iman ediyorsunuz? Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Fakat artık çok geç! Oysa bunu ne kadar da aceleyle istiyordunuz!

İş işten geçtikten sonra mı ona inandınız? Şimdi ha? Hâlbuki bunu kesinlikle acele istiyordunuz.

Daha sonra mı, yani felaket gelince mi Allah’a inanacaksınız, yani son anda mı ? Hani felaket hemen gelsin istiyordunuz !!..."

“Söyleyin bakalım! Olacaklar olduktan sonra mı Allah’a iman edeceksiniz? Yoksa şimdi mi?” Onlar cezamız üzerlerine hak olunca hiçbir şey diyemezler. Hâlbuki azabımızı acele istiyorlar. Oysaki onlara cezamız gelince dilleri tutulur, şaşırır kalırlar.

(Azap) başınıza geldikten sonra mı ona inanmış (olacak)sınız? Şimdi mi (iman ettiniz)? Onu (azabı) istemekte acele ediyordunuz!

“Siz o gelmesini dört gözle beklediğiniz azap başınıza geldikten sonra mı îman edeceksiniz¹ (yoksa) şimdi mi?” (de.)

1 Bu îman, bir işe yaramaz ve sizi asla kurtarmaz. Gelin zamanında inanın.

Peki, gelmesinde [meydan okurcasına] tezlik gösterdiğiniz (ve) şimdi [size, ‘Ona inanıyor musunuz?’ diye sorulacağı o Gün] ⁷² gelip çattıktan sonra mı, ancak o zaman mı, ona inanacaksınız?

72 Yani, “artık çok geç olduğunda” (Taberî, Zemahşerî, Râzî; bizim aktarırken yaptığımız ilaveler bu otoritelere dayanmaktadır).

Şimdi siz, azap size gelince mi inanacaksınız? O zaman size, “Şimdi mi aklınız başınıza geldi? Oysa bu azabın gelmesi için acele edip duruyordunuz” Denilecek. 6/26...28, 23/99...102, 42/44

Tehdit gerçekleştikten sonra mı O’na inanacaksınız? Ne! Ancak şimdi ha? Oysa ki siz (asla gelmez diye meydan okuyor), onun çabuk gelmesinde ısrar ediyordunuz!?[¹⁶²⁷]

[1627] Parantez içi açıklama Zemahşerî’nin yorumuna dayanmaktadır. Aynı âyette Hatib muhataba iki ayrı zamandan, iki ayrı ‘şimdi ve burada’dan hitap e... Devamı..

(Ey günahkarlar, yoksa) Başınıza bela geldiği anda mı Allah'a iman edeceksiniz? (O anda tevbe ederek azaptan kurtulacağınızı mı umuyorsunuz? Haberiniz olsun ki bela geldiği an artık tevbe kapısı kapanmıştır... o vakit size) "Şimdi mi (pişman olup da) iman ediyorsunuz? Oysa siz o azabın çabucak gelmesini (daha evvel alay ederek) talep ediyordunuz, ("o zaman aklınız neredeydi?") denilecektir.

(Azap) Olayı gerçekleştikten sonra mı iman ettiniz. Şimdi mi? Hani siz O (ceza) acele gelsin istemiştiniz!..

«O azap, vaki olduktan sonra mı ona imân etmiş olacaksınız? Şimdi mi? Halbuki, siz onu istical ediveriyordunuz (ya).»

İş işten geçtikten sonra mı iman edeceksiniz? Demek şimdi ha! (Ama artık çok geç! ). Alın da görün çarçabuk gelmesini istediğiniz şeyi! [32, 12; 40, 84-85]

(Azab) başınıza geldikten sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi mi (inandınız)? Hani ya siz onu çabuk isteyip duruyordunuz (nasılmış)?

Sonra o 'azâb vâki' olunca onlara "Şimdi inandınız mı? Siz bunı evvelce (istihzâ tarîkiyle) isti'câl idiyordınız" dinilir.

Azap geldikten sonra mı inancınızı kesinleştireceksiniz?O zaman size şöyle denecektir: “Şimdi mi? Cezanın çabuk gelmesini isteyip duruyordunuz ya!”

O, gerçekleştikten sonra mı ona inandınız? Siz onu acele istiyordunuz.

Olan olduktan sonra mı ona inanacaksınız? Şimdi inandınız, öyle mi? Hani siz bunun çabuklaştırılmasını istiyordunuz?

O azap başınıza patladıktan sonra mı iman ettiniz! Şimdi mi? Hani onu aceleden isteyip duruyordunuz?

andan mı ķaçan kim oldı inanduñuz aña? “imdi daħı bayıķ olduñuz idi anı ivdürürsiz?”

‘Aẕāb düşdügi vaḳt mı īmān getürürsiz aña? Eyidile anlara: İmdi mi īmāngetürürsiz, siz anı tizledürsiz?

O əzab gəldikdən sonramı ona inanacaqsınız? İndimi? Halbuki siz onun tez gəlməsini istəyirsiniz!”

Is it (only) then, when it hath befallen you, that ye will believe? What! (Believe) now, when (until now) ye have been hastening it on (through disbelief)?

"Would ye then believe in it at last, when it actually cometh to pass? (It will then be said): ´Ah! now? and ye wanted (aforetime) to hasten it on!´


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.