|
|
Aradığınız kelime
قَدْ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 406 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/60
Bakara/65
Bakara/75
Bakara/87
Bakara/92
Bakara/99
Bakara/102
Bakara/108
Bakara/118
Bakara/130
Bakara/134
Bakara/137
Bakara/141
Bakara/144
Bakara/231
Bakara/237
Bakara/246
Bakara/247
Bakara/256
Bakara/256
Bakara/269
Âl-i İmrân/13
Âl-i İmrân/20
Âl-i İmrân/40
Âl-i İmrân/49
Âl-i İmrân/101
Âl-i İmrân/118
Âl-i İmrân/118
Âl-i İmrân/123
Âl-i İmrân/137
Âl-i İmrân/140
Âl-i İmrân/143
Âl-i İmrân/143
Âl-i İmrân/144
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/155
Âl-i İmrân/164
Âl-i İmrân/165
Âl-i İmrân/173
Âl-i İmrân/181
Âl-i İmrân/183
Âl-i İmrân/184
Âl-i İmrân/185
Âl-i İmrân/192
Nisâ/21
Nisâ/22
Nisâ/23
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمْ اُمَّهَاتُكُمْ وَبَنَاتُكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ وَعَمَّاتُكُمْ وَخَالَاتُكُمْ وَبَنَاتُ الْاَخِ وَبَنَاتُ الْاُخْتِ وَاُمَّهَاتُكُمُ الّٰت۪ٓي اَرْضَعْنَكُمْ وَاَخَوَاتُكُمْ مِنَ الرَّضَاعَةِ وَاُمَّهَاتُ نِسَٓائِكُمْ وَرَبَٓائِبُكُمُ الّٰت۪ي ف۪ي حُجُورِكُمْ مِنْ نِسَٓائِكُمُ الّٰت۪ي دَخَلْتُمْ بِهِنَّۘ فَاِنْ لَمْ تَكُونُوا دَخَلْتُمْ بِهِنَّ فَلَا جُنَاحَ عَلَيْكُمْۘ وَحَلَٓائِلُ اَبْنَٓائِكُمُ الَّذ۪ينَ مِنْ اَصْلَابِكُمْۙ وَاَنْ تَجْمَعُوا بَيْنَ الْاُخْتَيْنِ اِلَّا مَا قَدْ سَلَفَۜ اِنَّ اللّٰهَ كَانَ غَفُورًا رَح۪يمًاۙ
Analarınız, kızlarınız, kızkardeşleriniz, halalarınız, teyzeleriniz, kardeş kızları, kızkardeş kızları, sizi emziren analarınız, süt bacılarınız, eşlerinizin anaları, kendileriyle birleştiğiniz eşlerinizden olup evlerinizde bulunan üvey kızlarınız size haram kılındı. Eğer onlarla (nikâhlanıp da) henüz birleşmemişseniz kızlarını almanızda size bir mahzur yoktur. Kendi sulbünüzden olan oğullarınızın eşleri ve iki kız kardeşi birden almak da size haram kılındı; ancak geçen geçmiştir. Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Nisâ/48
Nisâ/54
Nisâ/60
Nisâ/72
Nisâ/80
Nisâ/100
Nisâ/112
Nisâ/116
Nisâ/119
Nisâ/131
Nisâ/136
Nisâ/140
Nisâ/153
Nisâ/161
Nisâ/164
Nisâ/167
Nisâ/170
Nisâ/174
Mâide/5
Mâide/12
Mâide/12
Mâide/15
Mâide/15
Mâide/17
Mâide/19
Mâide/19
Mâide/32
Mâide/61
Mâide/61
Mâide/70
Mâide/72
Mâide/72
Mâide/73
Mâide/75
Mâide/77
Mâide/102
Mâide/113
Mâide/116
En’âm/5
En’âm/10
En’âm/16
En’âm/31
En’âm/33
En’âm/34
En’âm/34
En’âm/42
En’âm/56
En’âm/80
En’âm/89
En’âm/94
En’âm/94
En’âm/97
En’âm/98
En’âm/104
En’âm/119
En’âm/126
En’âm/128
En’âm/140
En’âm/140
En’âm/157
A’râf/10
A’râf/11
A’râf/26
A’râf/38
A’râf/43
A’râf/44
A’râf/52
A’râf/53
A’râf/53
A’râf/59
A’râf/71
A’râf/73
A’râf/79
A’râf/85
A’râf/89
A’râf/93
A’râf/95
A’râf/101
A’râf/105
A’râf/130
A’râf/149
A’râf/160
A’râf/179
A’râf/185
Enfâl/16
Enfâl/19
Enfâl/31
Enfâl/38
Enfâl/38
Enfâl/71
Tevbe/25
Tevbe/40
Tevbe/48
Tevbe/50
Tevbe/66
Tevbe/74
Tevbe/94
Tevbe/117
Tevbe/128
Yûnus/13
Yûnus/16
Yûnus/45
Yûnus/51
Yûnus/57
Yûnus/89
Yûnus/91
Yûnus/93
Yûnus/94
Yûnus/108
Hûd/25
Hûd/32
Hûd/36
Hûd/57
Hûd/62
Hûd/69
Hûd/76
Hûd/79
Hûd/96
Hûd/110
Yûsuf/7
Yûsuf/24
Yûsuf/30
Yûsuf/32
Yûsuf/73
Yûsuf/77
Yûsuf/80
Yûsuf/90
Yûsuf/91
Yûsuf/100
Yûsuf/100
Yûsuf/101
Yûsuf/110
Yûsuf/111
Ra’d/6
Ra’d/30
Ra’d/32
Ra’d/38
Ra’d/42
İbrahim/5
İbrahim/12
İbrahim/46
Hicr/10
Hicr/13
Hicr/16
Hicr/24
Hicr/24
Hicr/26
Hicr/80
Hicr/87
Hicr/97
Nahl/26
Nahl/36
Nahl/63
Nahl/91
Nahl/103
Nahl/113
İsrâ/33
İsrâ/41
İsrâ/55
İsrâ/70
İsrâ/74
İsrâ/77
İsrâ/89
İsrâ/101
İsrâ/102
Kehf/14
Kehf/48
Kehf/54
Kehf/62
Kehf/71
Kehf/74
Kehf/76
Kehf/91
Meryem/8
Meryem/9
Meryem/24
Meryem/27
Meryem/43
Meryem/89
Meryem/94
Tâ-Hâ/36
Tâ-Hâ/37
Tâ-Hâ/47
Tâ-Hâ/48
Tâ-Hâ/56
Tâ-Hâ/61
Tâ-Hâ/64
Tâ-Hâ/75
Tâ-Hâ/77
Tâ-Hâ/80
Tâ-Hâ/81
Tâ-Hâ/85
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/99
Tâ-Hâ/99
Tâ-Hâ/111
Tâ-Hâ/115
Tâ-Hâ/125
Enbiyâ/10
Enbiyâ/41
Enbiyâ/48
Enbiyâ/51
Enbiyâ/54
Enbiyâ/65
Enbiyâ/97
Enbiyâ/105
Hac/42
وَاِنْ يُكَذِّبُوكَ فَقَدْ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ وَعَادٌ وَثَمُودُۙ
42, 43, 44.$ (Resûlüm!) Eğer onlar (inkârcılar) seni yalanlıyorlarsa, (şunu bil ki) onlardan önce Nuh'un kavmi, Âd, Semûd, İbrahim'in kavmi, Lût'un kavmi ve Medyen halkı da (peygamberlerini) yalanladılar. Musa da yalanlanmıştı. İşte ben o kâfirlere süre tanıdım, sonra onları yakaladım. Nasıl oldu benim onları reddim (cezalandırmam)!
Mü’minûn/1
Mü’minûn/12
Mü’minûn/17
Mü’minûn/23
Mü’minûn/49
Mü’minûn/66
Mü’minûn/76
Mü’minûn/83
Nûr/34
Nûr/41
Nûr/46
Nûr/63
Nûr/64
Furkân/4
Furkân/19
Furkân/21
Furkân/29
Furkân/35
Furkân/40
Furkân/50
Furkân/77
Şu’arâ/6
Neml/15
Neml/45
Neml/68
Kasas/43
Kasas/51
Kasas/78
Ankebût/3
Ankebût/14
Ankebût/18
Ankebût/35
Ankebût/38
Ankebût/39
Rûm/47
Rûm/56
Rûm/58
Lokman/12
Lokman/22
Secde/23
Ahzâb/15
Ahzâb/18
Ahzâb/21
Ahzâb/36
Ahzâb/50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ahzâb/58
Ahzâb/71
Sebe’/10
Sebe’/15
Sebe’/20
Sebe’/53
Fâtır/4
Fâtır/25
Yâsîn/7
Yâsîn/62
Sâffât/71
Sâffât/72
Sâffât/75
Sâffât/105
Sâffât/114
Sâffât/158
Sâffât/171
Sâd/24
Sâd/34
Zümer/27
Zümer/50
Zümer/59
Zümer/65
Mü’min/9
Mü’min/23
Mü’min/28
Mü’min/34
Mü’min/48
Mü’min/53
Mü’min/78
Mü’min/85
Fussilet/25
Fussilet/43
Fussilet/45
Zuhruf/46
Zuhruf/63
Zuhruf/78
Duhân/13
Duhân/17
Duhân/30
Duhân/32
Câsiye/16
Ahkâf/17
Ahkâf/18
Ahkâf/21
Ahkâf/26
Ahkâf/27
Muhammed/18
Fetih/18
Fetih/21
Fetih/23
Fetih/27
Kâf/4
Kâf/16
Kâf/22
Kâf/28
Kâf/38
Necm/13
Necm/18
Necm/23
Kamer/4
Kamer/12
Kamer/15
Kamer/17
Kamer/22
Kamer/32
Kamer/36
Kamer/37
Kamer/38
Kamer/40
Kamer/41
Kamer/51
Vâkı’a/62
Hadîd/8
Hadîd/17
Hadîd/25
Hadîd/26
Mücâdele/1
Mücâdele/5
Mümtehine/1
Mümtehine/1
Mümtehine/4
Mümtehine/6
Mümtehine/13
Saff/5
Talâk/1
Talâk/3
Talâk/10
Talâk/11
Talâk/12
Tahrîm/2
Tahrîm/4
Mülk/5
Mülk/9
Mülk/18
Kalem/43
Nûh/14
Nûh/24
Cin/28
Tekvîr/23
A’lâ/14
Beled/4
لَقَدْ خَلَقْنَا الْاِنْسَانَ ف۪ي كَبَدٍۜ
1, 2, 3, 4.$ Bu beldeye -ki sen bu beldedesin-, babaya ve ondan meydana gelen çocuğa yemin ederim ki biz, insanı (yüzyüze geleceği nice) zorluklar içinde yarattık.
Şems/9
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Şems/10
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Tîn/4
|
|
|
|
|