24 Ocak 2026 - 5 Şaban 1447 Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Tâ-Hâ Suresi 111. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve’aneti-lvucûhu lilhayyi-lkayyûm(i)(s) vekad ḣâbe men hamele zulmâ(n)

Bütün yüzler eğilir diri ve her an yarattıklarını tedbir ve tasarruf eden mabuda; bir zulüm yükünü yüklenmiş olanlarsa mahrumiyet içindedir.

(Artık bütün) Yüzler, Hayy ve Kayyûm olan, (her an diri olup her şeye hayat bağışlayan; her şeyi ayakta ve varlıkta tutan Allah’ın) önünde eğilip boyun bükmüş vaziyettedir. Ve zulüm yüklenen (herkes) ise büyük bir ziyan içinde helak olup gitmiştir.

Bütün yüzler, her zaman diri, herşeyi yaratan ve herşeye hakim olan Allah için saygı ile eğilip, baş eğmiştir. Yaratılış gayesine aykırı davranarak, günah yükü yüklenerek gelenin ise, soluğu kesilir, gücü tükenir ve mahrumiyet içindedir.

Bütün başlar, bütün insanlar ve cinler ebedî hayat ile diri, ölümlü olmaktan uzak, varlık âlemini ayakta tutan ve düzenini elinde bulunduran Allah'ın huzurunda eğilmiştir. Allah yolunu, Allah yolundaki faaliyetleri engellemekten, zulüm-haksızlık ve şirkten sorumlu olan gerçekten hüsrana uğramıştır, perişan olmuştur.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 31/13.

Yüzler her zaman diri olan ve her zaman koruyup gözeten (Allah)'a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen ise kaybetmiştir.

(Artık bütün) Yüzler, diri, kaim olanın önünde eğik durmuştur ve zulüm yüklenen ise yok olup gitmiştir.

Bütün yüzler HAYYÜ'L-KAYYÛM olan (ölmeyen ve ezelden beri mevcud olan) Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen hakikaten hüsrana uğramıştır.

(O gün) başlar Hayy ve Kayyum olan Allah’a eğilmiş olacak ve zulüm yüklenip (oraya gelen) de hayal kırıklığına uğramış olacak.

Bütün yüzler, diri ve her şeye hâkim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise gerçekten perişan olmuştur.

Diri olan, her an duran hakkın önünde, yüzler yerlere eğilir; zulmeden ziyan eder!

(O gün) bütün yüzler, diri ve hayatın ve hâkimiyetin tam sahibi olan Allah'a boyun eğecektir. Zulüm yüklenerek gelen gerçekten perişan olacaktır.

O gün dâimâ bâkî ve değişmez olan Allâh’ın huzûrunda alınlar eğilecek ve zâlimler hâsir olacakdır.

İnsanlar, diri ve her an yaratıklarını gözetip duran Allah'a boyun eğmiştir. Yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.

Bütün yüzler; diri, yaratıklarına hâkim ve onları koruyup gözeten Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen, mutlaka hüsrana uğramıştır.

Diri ve her şeyin varlığı kendine bağlı olan Allah’ın huzurunda yüzler (başlar) hicapla eğilmiştir; zulmü yüklenmiş olan ise hüsrana uğramıştır.

Bütün yüzler (insanlar), diri ve her şeye hakim olan Allah için eğilip boyun bükmüştür. Zulüm yüklenen ise, gerçekten perişan olmuştur.

Tüm yüzler O Yaşayan, Ebedi Yönetici'ye çevrilmiştir. Zulüm yüklenenler kaybedecektir.

Bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran Allah'a baş eğmiştir. Bir zulüm yüklenen gerçekten hüsrana uğramıştır.

Ve bütün yüzler o hayyü kayyuma baş eğmiş ve bir zulüm yüklenen cidden hâib olmuştur

(O gün) bütün yüzler, ezelî ve ebedî olarak diri olan, her şeyi yoktan var eden ve her şeye hâkim olan Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm (inkâr ve şirk günahlarını) yüklenen kimse ise, gerçekten (hüsrana uğramış) perişan olmuştur.

Yüzler, Hayy¹ ve Kayyum² olanın önünde eğilmiştir. Zulüm taşıyıcılar perişan olmuştur.

1- Mutlak Diri/canlı olan; ezeli ve ebedi hayat sahibi olan. 2- Bütün yarattıklarını gözetip kollayan, her şeyi ayakta tutan.

(Artık bütün) yüzler (ezelde ve ebedde) diri ve herşey'e bihakkın haakim olan Allaha baş eğmişdir. Zulüm yükü taşıyanlar ise hakıykaten husrâne uğramışdır.

Artık bütün yüzler Hayy ve Kayyûm olanın önünde eğilmiş, zulüm yüklenen ise kaybetmiştir.

[2/255]

“Ve bütün yüzler O Hayy-ı Kayyûm (hayat sâhibi olan ve herşey kendisiyle kaim olan Allah) için (huzûrunda) baş eğmişlerdir; zulüm yüklenen kimse ise, gerçekten hüsrâna uğramıştır.”

(Artık o gün bütün) Yüzler (insanlar), diri ve varlıkları gözetip yönetenin (Allah’ın) önünde baş eğmiş (olacak)tır. Zulüm yüklenen (şirk koşan ve başkasına zulmeden) yüzler (kimseler) ise elbette perişan olmuş (olacak)tır.

O gün yüzler, hep diri ve her şeyi yöneten Rablerine karşı boyun eğer. Ama haksızlık yaparak, o haksızlığın yükünü taşıyarak Rabbinin karşısına gelenler, kesinlikle kaybedenlerden olmuştur.

Artık bütün varlıklar diri, kendi kendine var olucu Allah’a baş eğerler. Kıyıcılık yükünü yüklenenler ise kendilerine etmişlerdir.

Daim diri, bizzat kaim olan Tanrı/nın huzuruna âsilerin yüzleri düşük, zelil bir halde varacaklar. Zulmü taşıyan ise asla umduğuna eremez.

Bütün yüzler, Hay ve Kayyûm olan Allah’a boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen mutlaka hüsrana uğrar.

(Artık bütün) Yüzler, diri ve gözetip duranın (Allah'ın) önünde baş eğmiştir ve yükü zulüm olan kimse ise hüsrana uğramıştır.

O Gün, bütün yüzler Hayy yani ezelî ve ebedî olarak diri, varlığın ve hayatın biricik kaynağı, ölümsüz, ve yaratıcı ve evrenin mutlak hâkimi, bütün varlıkları sürekli olarak koruyup gözeten, yöneten ve yönlendiren yüce kudret yani Kayyum olan Allah’ın huzurunda saygıyla eğilecektir. İşte o an, zulüm yüküyle O’nun huzuruna gelenler, kelimenin tam anlamıyla perişan olacaklardır!

“Yüzler, Kayyüm Hayy için dönüp yönelmiştir. Zulüm yüklenmiş kimse boşa çalışmıştır”.

Ogün yüzler, hayat dolu bu egemen güç karşısında sıkıntılıdır. Haksızlık suçu ile gelenler ise daha da perişandır.

Huzurumuza geldiklerinde bütün yüzler yok dedikleri, varlığını inkâr ettikleri, her şeyin sahibi, mutlak yöneticisi Rabbine boyun eğmiştir. Dünyada yaptıklarından dolayı hesap günü ceza görecekler perişandır. Onlara yeryüzünde yasalarımıza uyun denildiğinde karşı çıkmışlardı. Allah’ın yasaları bizi ilgilendirmez, biz kendi yasalarımıza uyarız demişlerdi. Yeryüzünde Allah yokmuş gibi yaşamışlardı. Allah var, yasaları var, uymayanlara ceza var diyenlerle alay etmişlerdi.

(Bütün) yüzler, gerçek diri ve hayatı elinde tutan (Allah) için boyun eğmiş (olacak)tır. Zulüm (şirk) yüklenen (yüzler) ise elbette perişan olacaktır.

(Artık) bütün yüzler, diri ve bütün yarattıklarını gözetip duran (Allah)’a boyun eğmiştir ve (âhirete) kâfir olarak gelen de gerçekten perişan olmuştur.

Ve var olan her şeyin kaynağı-dayanağı olan O kendine yeterli ebedî-diri varlık önünde [o Gün] yüzler saygı ve hicapla eğilir; ve zulmün yüküyle yüklü olanın ⁹⁴ soluğu kesilir, gücü tükenir.

94 Yani, ölmeden önce tevbe edip doğru yola dönerek yaptığı haksızlıkları, kötülükleri tamir etmeyen kimsenin (Râzî). Bu anlam örgüsü içinde, özellikl... Devamı..

Ve o gün yüzler, hayatın kaynağı ve evrenin yöneticisinin huzurunda eğilmiştir. Zulüm yüklenen de gerçekten perişan olmuştur. 7/40, 30/12-13, 36/60...64, 43/74...78, 74/41...64

Varlığın dayanağı olan Mutlak Diri’nin huzurunda yüzler yere eğilmiştir ve sırtına zulüm yükünü yüklenen kimsenin işi bitmiştir.

O gün bütün yüzler Hayy ve Kayyum olan Allah’a boyun eğmiştir. (Teslim olmuştur) Zulüm yükü taşıyanlar (küfre ve şirke düşmüş, kıyameti inkar etmiş ve Rabbinin ayetlerini yalan sayanlar) ise gerçekten hüsrana uğramışlardır. (Kendilerine yazık etmişlerdir)

(O gün) yüzler her şeyi ayakta tutan, o diri olan (Allah) için eğilmiştir ve elbette zulmü yüklenmiş olanlar perişan olmuştur.

Ve yüzler Hayy-ı Kayyûm için zelilâne bir vaziyet almışlardır ve zulmü yüklenmiş olan, muhakkak ki hüsrâna uğramıştır.

Bütün yüzler, hayatın ve hakimiyetin tam mânasıyla sahibi olan Hayy-u Kayyum'a baş eğmiştir. Zulüm yüklenerek gelen, gerçekten perişan olmuştur. [31, 13]

Bütün yüzler, o diri ve yöneticiye boyun eğmiştir. Zulüm yüklenen perişan olmuştur.

O günde başlar ve yüzler hayy ve kayyûm olan Allâh'a eğilir. Zulüm yüklü olanlar hâib oldılar.

Başlar[*], diri ve sürekli işinin başında olan Allah için eğilecektir. Yanlış yük yüklenenler de umduklarını bulamayacaklardır.

[*] Küme küme

Ve yüzler hayat sahibi, görüp gözetene dönmüştür. Zulüm yüklenen hüsrana uğramıştır.

Yüzler Hayy(9) ve Kayyûm(10) olanın önünde eğilmiştir. Zulüm yüklenen kimse o gün gerçekten ziyana düşmüştür.

(9) Ezelî hayat sahibi olan ve bütün canlılara canlarını veren.(10) Varlığı kendisinden olan, var olmak için hiçbir sebebe ihtiyacı bulunmayan ve herş... Devamı..

Bütün yüzler o Hayy ve Kayyûm önünde yere inmiştir. Zulüm taşıyan perişan olup gitmiştir.

Barcha yuzlar tirik va doim turuvchi Allohga bosh egdi. Kim zulmni ko‘‎tarib kelgan bo‘‎lsa, albatta, noumid bo‘‎ldi.

[168a] daħı ħor oldı yüzler āśılar hemįşe diri-çün hemįşe durıcı-çün. daħı bayıķ nevmįd oldı ol kim götürdi žulmı ya'nį Tañrı’ya iki didi-y-ise.

Daḫı yüz döne barça ḫalḳ Tañrı Ta‘ālāya. Daḫı maḥrūm ola kim ki ẓulmgetürse.

(O gün) üzlər (bütün insanlar) əzəli, əbədi olan (məxluqatın hər işini yoluna qoyan, onları dolandıran) Allaha təslim olub zəlil bir görkəm alar. Zülmə (günaha) yüklənən (Allaha şərik qoşan, küfr edən) ziyana düşüb mətləbinə yetişməz (ümidsizliyə uğrayar).

And faces humble themselves before the Living, the Eternal. And he who beareth (a burden of) wrongdoing is indeed a failure (on that Day).

(All) faces shall be humbled before (Him) - the Living, the Self-Subsisting, Eternal: hopeless indeed will be the man that carries iniquity (on his back).(2636)

2636 The metaphor of the burden of sin which the unjust carry on their backs is referred to in 20:100-101 (see n. 2626), in 6:31, and in other passage... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.