|
|
Aradığınız kelime
اَنْ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 519 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/26
Bakara/27
Bakara/67
Bakara/67
Bakara/75
Bakara/90
Bakara/90
Bakara/96
Bakara/105
Bakara/108
Bakara/114
Bakara/114
Bakara/125
Bakara/158
Bakara/177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
Bakara/198
Bakara/210
Bakara/214
Bakara/216
Bakara/216
Bakara/224
Bakara/228
Bakara/229
Bakara/229
Bakara/230
Bakara/230
Bakara/232
Bakara/233
Bakara/233
Bakara/235
Bakara/237
Bakara/237
Bakara/248
Bakara/254
Bakara/258
Bakara/266
Bakara/267
Bakara/282
Bakara/282
Bakara/282
Bakara/282
Bakara/282
Âl-i İmrân/28
Âl-i İmrân/73
Âl-i İmrân/79
Âl-i İmrân/80
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/122
Âl-i İmrân/124
Âl-i İmrân/142
Âl-i İmrân/143
Âl-i İmrân/145
Âl-i İmrân/147
Âl-i İmrân/161
Âl-i İmrân/188
Âl-i İmrân/193
Nisâ/6
Nisâ/19
Nisâ/19
Nisâ/19
Nisâ/24
Nisâ/25
Nisâ/27
Nisâ/27
Nisâ/28
Nisâ/29
Nisâ/44
Nisâ/47
Nisâ/48
Nisâ/58
Nisâ/58
Nisâ/60
Nisâ/60
Nisâ/60
Nisâ/84
Nisâ/88
Nisâ/90
Nisâ/91
Nisâ/92
Nisâ/92
Nisâ/99
Nisâ/101
Nisâ/101
Nisâ/102
Nisâ/113
Nisâ/116
Nisâ/127
Nisâ/128
Nisâ/129
Nisâ/135
Nisâ/140
Nisâ/144
Nisâ/150
Nisâ/150
Nisâ/153
Nisâ/171
Nisâ/172
Nisâ/176
Mâide/2
Mâide/2
Mâide/11
Mâide/17
Mâide/19
Mâide/29
Mâide/31
Mâide/33
Mâide/34
Mâide/37
Mâide/41
Mâide/49
Mâide/49
Mâide/52
Mâide/52
Mâide/59
Mâide/80
Mâide/84
Mâide/91
Mâide/108
Mâide/108
Mâide/111
Mâide/112
Mâide/113
Mâide/113
Mâide/116
En’âm/14
En’âm/23
En’âm/25
En’âm/35
En’âm/37
En’âm/51
En’âm/56
En’âm/65
En’âm/70
En’âm/80
En’âm/111
En’âm/125
En’âm/125
En’âm/131
En’âm/145
En’âm/156
En’âm/158
A’râf/5
A’râf/13
A’râf/20
A’râf/43
A’râf/43
A’râf/44
A’râf/44
A’râf/46
A’râf/50
A’râf/63
A’râf/69
A’râf/82
A’râf/89
A’râf/89
A’râf/97
A’râf/98
A’râf/100
A’râf/105
A’râf/110
A’râf/115
A’râf/115
A’râf/117
A’râf/123
A’râf/126
A’râf/129
A’râf/129
A’râf/169
A’râf/172
A’râf/185
Enfâl/7
Enfâl/26
Enfâl/62
Enfâl/67
Tevbe/13
Tevbe/16
Tevbe/17
Tevbe/18
Tevbe/32
Tevbe/32
Tevbe/44
Tevbe/52
Tevbe/54
Tevbe/62
Tevbe/64
Tevbe/74
Tevbe/81
Tevbe/85
Tevbe/86
Tevbe/102
Tevbe/108
Tevbe/108
Tevbe/110
Tevbe/113
Tevbe/118
Tevbe/120
Yûnus/2
Yûnus/2
Yûnus/15
Yûnus/35
Yûnus/35
Yûnus/37
Yûnus/72
Yûnus/83
Yûnus/87
Yûnus/100
Yûnus/104
Hûd/12
Hûd/26
Hûd/34
Hûd/34
Hûd/46
Hûd/47
Hûd/62
Hûd/69
Hûd/87
Hûd/87
Hûd/88
Hûd/89
Yûsuf/13
Yûsuf/13
Yûsuf/15
Yûsuf/21
Yûsuf/24
Yûsuf/25
Yûsuf/37
Yûsuf/38
Yûsuf/66
Yûsuf/76
Yûsuf/79
Yûsuf/83
Yûsuf/94
Yûsuf/96
Yûsuf/100
Yûsuf/107
Ra’d/21
Ra’d/25
Ra’d/31
Ra’d/36
Ra’d/38
İbrahim/5
İbrahim/10
İbrahim/11
İbrahim/22
İbrahim/31
İbrahim/35
Hicr/31
Hicr/54
Nahl/2
Nahl/15
Nahl/33
Nahl/40
Nahl/45
Nahl/92
İsrâ/8
İsrâ/16
İsrâ/46
İsrâ/51
İsrâ/59
İsrâ/59
İsrâ/68
İsrâ/69
İsrâ/74
İsrâ/79
İsrâ/88
İsrâ/94
İsrâ/94
İsrâ/99
İsrâ/103
Kehf/24
Kehf/24
Kehf/35
Kehf/40
Kehf/55
Kehf/55
Kehf/57
Kehf/63
Kehf/66
Kehf/77
Kehf/77
Kehf/79
Kehf/80
Kehf/81
Kehf/82
Kehf/86
Kehf/86
Kehf/94
Kehf/97
Kehf/102
Kehf/109
Meryem/11
Meryem/35
Meryem/45
Meryem/91
Meryem/92
Tâ-Hâ/45
Tâ-Hâ/45
Tâ-Hâ/63
Tâ-Hâ/65
Tâ-Hâ/65
Tâ-Hâ/71
Tâ-Hâ/77
Tâ-Hâ/86
Tâ-Hâ/94
Tâ-Hâ/97
Tâ-Hâ/114
Tâ-Hâ/134
Enbiyâ/17
Enbiyâ/31
Enbiyâ/57
Enbiyâ/87
Enbiyâ/87
Hac/15
Hac/22
Hac/26
Hac/40
اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ
Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah'tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
Hac/65
Mü’minûn/24
Mü’minûn/95
Mü’minûn/98
Nûr/8
Nûr/16
Nûr/17
Nûr/19
Nûr/22
Nûr/22
Nûr/29
Nûr/36
Nûr/50
Nûr/51
Nûr/60
Nûr/61
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُٓ اَوْ صَد۪يقِكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَم۪يعًا اَوْ اَشْتَاتًاۜ فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةًۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟
Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez; yapamadıklarından dolayı günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarını uhdenizde bulundurduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.
Nûr/61
لَيْسَ عَلَى الْاَعْمٰى حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْاَعْرَجِ حَرَجٌ وَلَا عَلَى الْمَر۪يضِ حَرَجٌ وَلَا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ اَنْ تَأْكُلُوا مِنْ بُيُوتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اٰبَٓائِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اُمَّهَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اِخْوَانِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخَوَاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَعْمَامِكُمْ اَوْ بُيُوتِ عَمَّاتِكُمْ اَوْ بُيُوتِ اَخْوَالِكُمْ اَوْ بُيُوتِ خَالَاتِكُمْ اَوْ مَا مَلَكْتُمْ مَفَاتِحَهُٓ اَوْ صَد۪يقِكُمْۜ لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَأْكُلُوا جَم۪يعًا اَوْ اَشْتَاتًاۜ فَاِذَا دَخَلْتُمْ بُيُوتًا فَسَلِّمُوا عَلٰٓى اَنْفُسِكُمْ تَحِيَّةً مِنْ عِنْدِ اللّٰهِ مُبَارَكَةً طَيِّبَةًۜ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمُ الْاٰيَاتِ لَعَلَّكُمْ تَعْقِلُونَ۟
Âmâya güçlük yoktur; topala güçlük yoktur; hastaya da güçlük yoktur. (Bunlara yapamayacakları görev yüklenmez; yapamadıklarından dolayı günahkâr olmazlar.) Sizin için de, gerek kendi evlerinizden, gerekse babalarınızın evlerinden, annelerinizin evlerinden, erkek kardeşlerinizin evlerinden, kız kardeşlerinizin evlerinden, amcalarınızın evlerinden, halalarınızın evlerinden, dayılarınızın evlerinden, teyzelerinizin evlerinden, veya anahtarlarını uhdenizde bulundurduğunuz yerlerden, yahut dostlarınızın evlerinden yemenizde bir sakınca yoktur. Toplu halde veya ayrı ayrı yemenizde de bir sakınca yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, Allah tarafından mübarek ve pek güzel bir yaşama dileği olarak kendinize (birbirinize) selâm verin. İşte Allah, düşünüp anlayasınız diye size âyetleri böyle açıklar.
Nûr/63
Furkân/18
Furkân/42
Furkân/57
Furkân/62
Şu’arâ/12
Şu’arâ/14
Şu’arâ/17
Şu’arâ/22
Şu’arâ/35
Şu’arâ/49
Şu’arâ/51
Şu’arâ/51
Şu’arâ/52
Şu’arâ/82
Şu’arâ/197
Neml/8
Neml/19
Neml/38
Neml/39
Neml/40
Neml/56
Neml/60
Neml/72
Neml/91
Neml/91
Kasas/5
Kasas/7
Kasas/9
Kasas/10
Kasas/19
Kasas/19
Kasas/19
Kasas/19
Kasas/19
Kasas/22
Kasas/27
Kasas/27
Kasas/27
Kasas/30
Kasas/33
Kasas/34
Kasas/47
Kasas/67
Kasas/82
Kasas/86
Ankebût/2
Ankebût/2
Ankebût/4
Ankebût/24
Ankebût/29
Ankebût/33
Rûm/10
Rûm/20
Rûm/21
Rûm/25
Rûm/43
Rûm/46
Rûm/49
Lokman/10
Lokman/15
Secde/20
Ahzâb/6
Ahzâb/36
Ahzâb/37
Ahzâb/49
Ahzâb/50
يَٓا اَيُّهَا النَّبِيُّ اِنَّٓا اَحْلَلْنَا لَكَ اَزْوَاجَكَ الّٰت۪ٓي اٰتَيْتَ اُجُورَهُنَّ وَمَا مَلَكَتْ يَم۪ينُكَ مِمَّٓا اَفَٓاءَ اللّٰهُ عَلَيْكَ وَبَنَاتِ عَمِّكَ وَبَنَاتِ عَمَّاتِكَ وَبَنَاتِ خَالِكَ وَبَنَاتِ خَالَاتِكَ الّٰت۪ي هَاجَرْنَ مَعَكَۘ وَامْرَاَةً مُؤْمِنَةً اِنْ وَهَبَتْ نَفْسَهَا لِلنَّبِيِّ اِنْ اَرَادَ النَّبِيُّ اَنْ يَسْتَنْكِحَهَاۗ خَالِصَةً لَكَ مِنْ دُونِ الْمُؤْمِن۪ينَۜ قَدْ عَلِمْنَا مَا فَرَضْنَا عَلَيْهِمْ ف۪ٓي اَزْوَاجِهِمْ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُهُمْ لِكَيْلَا يَكُونَ عَلَيْكَ حَرَجٌۜ وَكَانَ اللّٰهُ غَفُورًا رَح۪يمًا
Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helâl kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helâl kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lâzım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
Ahzâb/51
Ahzâb/52
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/59
Ahzâb/72
Sebe’/14
Sebe’/33
Sebe’/43
Sebe’/46
Fâtır/41
Yâsîn/40
Yâsîn/60
Yâsîn/81
Yâsîn/82
Sâffât/104
وَنَادَيْنَاهُ اَنْ يَٓا اِبْرٰه۪يمُۙ
103, 104, 105, 106.$ Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.
Sâd/4
Sâd/75
Zümer/4
Zümer/11
Zümer/17
Zümer/54
Zümer/55
Zümer/56
Mü’min/26
Mü’min/26
Mü’min/28
Mü’min/66
Mü’min/66
Mü’min/78
Fussilet/22
Şûrâ/13
Şûrâ/47
Şûrâ/51
Zuhruf/5
Zuhruf/33
Zuhruf/66
Duhân/18
Duhân/20
Câsiye/21
Câsiye/25
Ahkâf/15
Ahkâf/17
Ahkâf/33
Muhammed/18
Muhammed/22
Muhammed/29
Fetih/12
Fetih/15
Fetih/24
Fetih/25
Fetih/25
Hucurât/2
Hucurât/6
Hucurât/11
Hucurât/11
Hucurât/12
Hucurât/17
Hucurât/17
Kâf/2
Zâriyât/57
Necm/26
Rahmân/33
Vâkı’a/61
Hadîd/16
Hadîd/22
Mücâdele/3
Mücâdele/4
Mücâdele/13
Haşr/2
Haşr/3
Mümtehine/1
Mümtehine/7
Mümtehine/8
Mümtehine/9
Mümtehine/10
Mümtehine/12
Saff/3
Münâfikûn/10
Teğâbun/7
Talâk/1
Talâk/4
Tahrîm/5
Tahrîm/8
Mülk/16
Mülk/17
Kalem/14
اَنْ كَانَ ذَا مَالٍ وَبَن۪ينَۜ
10, 11, 12, 13, 14.$ (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Kalem/24
Kalem/32
Kalem/49
Me’âric/38
Me’âric/41
Nûh/1
Nûh/1
Cin/5
Cin/7
Cin/12
Cin/28
Müzzemmil/20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Müzzemmil/20
اِنَّ رَبَّكَ يَعْلَمُ اَنَّكَ تَقُومُ اَدْنٰى مِنْ ثُلُثَيِ الَّيْلِ وَنِصْفَهُ وَثُلُثَهُ وَطَٓائِفَةٌ مِنَ الَّذ۪ينَ مَعَكَۜ وَاللّٰهُ يُقَدِّرُ الَّيْلَ وَالنَّهَارَۜ عَلِمَ اَنْ لَنْ تُحْصُوهُ فَتَابَ عَلَيْكُمْ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنَ الْقُرْاٰنِۜ عَلِمَ اَنْ سَيَكُونُ مِنْكُمْ مَرْضٰىۙ وَاٰخَرُونَ يَضْرِبُونَ فِي الْاَرْضِ يَبْتَغُونَ مِنْ فَضْلِ اللّٰهِۙ وَاٰخَرُونَ يُقَاتِلُونَ ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِۘ فَاقْرَؤُ۫ا مَا تَيَسَّرَ مِنْهُۙ وَاَق۪يمُوا الصَّلٰوةَ وَاٰتُوا الزَّكٰوةَ وَاَقْرِضُوا اللّٰهَ قَرْضًا حَسَنًاۜ وَمَا تُقَدِّمُوا لِاَنْفُسِكُمْ مِنْ خَيْرٍ تَجِدُوهُ عِنْدَ اللّٰهِ هُوَ خَيْرًا وَاَعْظَمَ اَجْرًاۜ وَاسْتَغْفِرُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
(Resûlüm!) Senin, gecenin üçte ikisine yakın kısmını, (bazen) yarısını, (bazen de) üçte birini yatmadan (ibadetle) geçirdiğini ve beraberinde bulunanlardan bir topluluğun da (böyle yaptığını) Rabbin elbette biliyor. Gece ve gündüzü (içinde olup bitenleri iyiden iyiye) ölçüp biçen ancak Allah'tır. O sizin, bunu sayamayacağınızı bildiği için, sizi bağışladı. Artık, Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah'ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde yol tepecekler, diğer bir kısmınız da Allah yolunda çarpışacaklardır. O halde Kur'an'dan kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin, Allah'a gönül hoşluğuyla ödünç verin. Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız Allah katında onu bulursunuz; hem de daha üstün ve mükâfatça daha büyük olmak üzere. Allah'tan mağfiret dileyin, şüphesiz Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir.
Müddessir/15
Müddessir/37
Müddessir/52
Müddessir/56
Kıyâme/4
Kıyâme/25
Kıyâme/36
Kıyâme/40
İnsan/30
Nâzi’ât/18
Abese/2
اَنْ جَٓاءَهُ الْاَعْمٰىۜ
1, 2, 3, 4.$ (Peygamber), âmânın kendisine gelmesinden ötürü yüzünü ekşitti ve çevirdi. (Resûlüm! onun halini) sana kim bildirdi! Belki o temizlenecek, yahut öğüt alacak da o öğüt ona fayda verecek.
Tekvîr/28
Tekvîr/29
İnşikâk/14
Bürûc/8
Beled/5
Beled/7
Alak/7
اَنْ رَاٰهُ اسْتَغْنٰىۜ
6, 7, 8.$ Gerçek şu ki, insan kendini kendine yeterli görerek azar. Kuşkusuz dönüş Rabbinedir.
|
|
|
|
|