26 Şubat 2024 - 16 Şaban 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kasas Suresi 86. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vemâ kunte tercû en yulkâ ileyke-lkitâbu illâ rahmeten min rabbik(e)(s) felâ tekûnenne zahîran lilkâfirîn(e)

Sana ancak Rabbinden bir rahmet olarak kitabın vahyedilmesini umuyordun, artık kafirlere arka olma.

(Ey Resulüm, Sen bu) Kitabın (Kur’an’ın) Sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umut edip beklemiyordun; (buna) Rabbinden ancak bir rahmet (ve fazilet olarak kavuşturuldun). Öyleyse (en yakınların bile olsa) sakın (zalim ve hain) kâfirlere arka çıkma. (Onlardan asla korkma ve bir şey umma; çünkü her şey Allah’ın elinde ve takdirindedir.)

Sen, sana bu kitabın vahyedileceğini ummuyordun, ama bu ancak Rabbinden bir rahmet olarak sana verilmiştir. O halde, sakın Allah'tan gelen gerçekleri örtbas edenlere arka çıkma, destekçi olma.

Sen peygamberlikle görevlendirilmeden önce, Kur'ân'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu, kesinlikle Rabbinden bir rahmet olarak gelmiştir. O halde sakın kulluk sözleşmesindeki ortak taahhütlerini, Allah'a iman, kulluk ve sorumluluk bilincini şuur altına iterek örtbas edip inkârda ısrar eden kâfirlere arka çıkma.

Sen Kitab'ın sana vahyedileceğini umuyor değildin. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (vahyedildi). Şu halde asla inkarcılara arka olma.

Kitabın sana (kalbine vahy ile) bırakılacağını umud etmezdin; (bu,) Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kafirlere arka olma.

(Ey Rasûlüm) Kur'an'ın sana vahy olunacağını ummuyordun; ancak Rabbinden bir rahmet (olarak sana indirildi). O halde sakın kâfirlere yardımcı olma...

Sen, bu kitabın sana tebliğ edileceğini ummuyordun. Bu Kur’an, ancak Rabbinden gelen bir rahmettir. Artık, sakın o kâfirlere yardımcı olma!

Bu kitabın sana indirileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinin bir merhameti gereği sana indirildi. Artık asla inkâr edenlere destek olma!

Sana kitap gelmesini, sen ummuyordun, bu ancak Tanrıdan rahmettir, kâfir olanlara arka çıkma sen

Bu kitabın senin kalbine indirileceğini ümit etmiş değildin. (Bu,) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak indirilmiş)tir. O halde (gevşeklik göstererek ya da ödün vererek) sakın inkârcılara arka çıkma!

Yâ Muhammed! Kur’ân’ın sana gönderileceğini ümîd itmez idin. Bu rabbinin bir rahmetidir. Kâfirlere zahîr olma.

Sen, sana bu Kitap'ın verileceğini ummazdın. O ancak Rabbinin bir rahmetidir. Öyleyse sakın inkarcılara yardımcı olma.

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.

Bu kitabın sana vahyolunacağını ummazdın; ama o, rabbinden bir rahmet olarak geldi. Öyleyse asla inkârcılara destek verme!

Sen, bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu) ancak Rabbinden bir rahmet (olarak gelmiş) tir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Sana bu kitabın verileceğini ummazdın; ancak bu Rabbinden bir rahmettir. Kafirlere arka olma.

Sen, bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Sen, sana kitab indirileceğini ümid eder değildin fakat rabbından bir rahmet, o halde sakın kâfirlere zahîr olma

Sen bu Kitâb’ın (Kur’ân’ın) sana ulaşacağını ummuyordun, fakat işte Rabbinden bir rahmet olarak (sana ulaştı). O hâlde sakın inkârcılara destek olma!

Sen, Kitap'ın sana iletileceğini beklemiyordun. O, ancak Rabb'inden bir rahmet olarak verildi. Öyleyse sakın gerçeği yalanlayan nankörlere destek¹ olma.

1- Onlara ödün vererek, gevşeklik göstererek yardımcı olma.

Sen (bu) kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. (Bu), ancak Rabbinden bir rahmetdir. O halde kâfirlere arka olma sakın!

Hâlbuki (sen) bu Kitâb'ın sana vahyedileceğini ummuyordun; (bu) ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana vahyedildi); öyle ise sakın kâfirlere arka çıkma!

Sen kitabın yalnızca Rabbinden bir rahmet olarak verileceğini zaten umuyordun. Sakın ola ki doğruları reddedenlere arka çıkıp ta destekleme.

Bu kitap’ın sana verileceğini ummuyordun. Ancak, çalabın bunu sana esirgeyiciliğinden ötürü gönderdi. Onun için sakın tanımazlara arka olmıyasın.

Sen kendine Kitabın gönderileceğini ummuyordun. Ancak Rabbin, kendi rahmetinden sana bunu gönderdi. Sakın kâfirlere arka olma [³].

[3] Dediklerini yapma, onlara müdara etme.

Sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. O sana Rabbinden ancak bir rahmettir. O hâlde kâfirlere asla arka çıkma!

Kitabın sana (kalbine vahiy ile) bırakılacağını ummazdın; (bu,) senin Rabbinden ancak bir rahmettir. Öyleyse sakın kâfirlere arka olma.

Ey Muhammed! Senin Peygamberliğini inkâr edenler, şunu bir düşünsünler: Sen, günün birinde bir Peygamber olacağını ve sana bu ilâhî Kitabın indirileceğini umuyor değildin; ancak Rabb’inin lütuf ve rahmeti sayesinde sana Kitap ve Peygamberlik verildi. Mekke halkı içerisinde, senin bir Peygamber olmaya hazırlandığını veya böyle bir heves ve beklenti içinde olduğunu söyleyecek kimse yoktu. O hâlde, Hira mağarasındaki o büyük değişimden bir gün öncesine kadar sâkin ve kendi hâlinde hayat süren bir insanın, hiçbir dünyevi menfaat gözetmeksizin, her şeyi göze alarak bu mesajı tebliğ etmesi onlar için bir şey ifâde etmiyor mu?
O hâlde, ey şanlı elçi, Rabb’inin sana verdiği bu görevi lâyıkıyla yerine getirmeye çalış ve sakın inkârcıların propagandalarına aldanıp da, kâfirlere arka çıkma! Öyle ki:

Bir de rabbinden bir rahmet hariç, Kitap sana ilkâ edilir / indirilir diye umuyor değildin.
Kâfirler’e arka çıkma!

Resulüm! Bu Kuran’ın sana indirileceği, senin aklının ucundan bile geçmezdi, Bu, Rabb'inin sana bir sevgi gösterisidir. Bu nedenle sakın ola inkarcılara arka çıkma!

Sen kitabın sana gönderileceğini bilmiyordun! Böyle bir şey aklına bile gelmezdi. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak bu kitap sana gönderildi. O halde onlara karşı kalbinde duyduğun sevgi veya başka nedenlerle ayetlerimi inkâr edenlere arka çıkma! Onlar kendilerine göre ne kadar iyi insan olurlarsa olsunlar fark etmez. Ayetlerime karşı çıkan, yasalarıma uymayanlar katımda suçludur. Sen benim suçlu gördüklerime arka çıkamazsın! Rabbin onlara da düşünüp öğüt almaları için akıl vermiştir. Onlara da dünya hayatında yeterli süre vermiştir. Onlara da gerçeği görmeleri için birçok işaret vermiştir. Ancak onlar inatları ve ön yargıları yüzünden gerçeği görmek istemezler! Onun için onları bana bırak! Sakın iyi niyetlerle onlardan yana olma!

Bu Kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. [*] (Bu) ancak Rabbinden sana bir rahmet olarak (verilmiş)tir. Kâfirlere sakın arka çıkma!

Bu cümle Hz. Muhammed’in peygamberlik öncesi dönemde risaletle görevlendirileceğini bilmediğinin delilidir.

Hem sen, sana kitap vahyolunacağına ancak Rabbinden bir rahmetle ulaşacağını umuyordun.¹ Öyleyse sakın kâfirlere, kuvvet verme!²

1 Genellikle tüm meallerde bu âyetteki “kasr” görülmeyerek, “Sen bu kitabın sana vahyolunacağını ummuyordun. Bu, ancak Rabbinden bir rahmettir.” şekli... Devamı..

Ve [sen ey inanan kişi,] bu kitabın sana ulaşacağını ummazdın; ⁹⁸ fakat işte Rabbinden bir rahmet olarak [sana ulaştı]. Öyleyse, artık hakkı inkara kalkışan kimselere asla arka çıkma;

98 Lafzen, “ümit etmezdin” ya da “beklemezdin”.

Nitekim sen, bu ilahi vahyin sana indirileceğini bilmiyordun, bu sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu öyleyse kâfirlere arka çıkma! 42/52

Ve sen (ey bu vahyin muhatabı);[³⁴⁶⁴] bu ilâhî mesajın sana kadar ulaşacağını ümit etmezdin! Sadece Rabbinin rahmeti sayesinde oldu bu: o halde inkâr edenlere asla arka çıkma![³⁴⁶⁵]

[3464] Parantez içi açıklamanın gerekçesi için bkz: Âyet 85, not 100. [3465] Zımnen: Ey muhatap! Servetini koruma güdüsüyle hakkın değil de gücün y... Devamı..

Sen bu Kitab'ın sana vahyolunacağını ummuyordun, bu ancak Rabbinden bir rahmettir. O halde sakın kafirlere yardımcı olma! (Aksine onlardan ayrıl ve onlara karşı kov)

Ve sen, bu kitabın sana verileceğini ummuyordun. Ancak o, Rabbinden bir rahmet olarak sana verildi. Öyle ise kâfirlere sakın arka çıkma.

Ve sen kendine kitabın gönderileceğini ummuyordun. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (sana gönderilmiş) oldu. Binaen-aleyh sakın kâfirlere arka olma.

Sen bu kitabın senin kalbine indirileceğini hiç ümid etmiş değildin. O, ancak Rabbinden bir rahmet eseri olarak gönderildi. O halde sakın kâfirlere arka çıkma!

Sen, o Kitabın, senin kalbine bırakılacağını ummazdın. Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kitap senin kalbine bırakıldı). O halde kafirlere arka olma.

(Yâ Muhammed) Sen (ba'sden evvel) sana Kur'ân gönderileceğini ümîd itmezdin. Ancak rabbin, rahmetinden olarak sana Kur'ân'ı gönderdi. İmdi kâfirlere zahîr ve yardımcı olma.

Böyle bir kitabın sana verileceğini hiç beklemiyordun. Bu, sadece Rabbinin bir ikramı olarak sana verildi. Sakın o nankörlere arka çıkma.

Sen, kitabı sana indireceğimizi ummuyordun. Ancak o, Rabbin'den bir rahmettir. Öyleyse inkarcılara arka çıkma.

Sana kitap verileceğini aslında sen hiç ummuyordun. O Rabbinden bir rahmet eseri olarak sana indirildi. Onun için, sakın kâfirlere arka çıkma.

Sen bu Kitap'ın sana indirileceğini ummuyordun; Rabbinden bir rahmet olarak geldi. O halde, gerçeği örten nankörlere/inkârcılara sakın destekçi olma.

daħı olmaduñ-ıdı ümid dutar kim vaḥy olına-y-ıdı şendin yaña ķur’ān illā raḥmet eylemek çalabuñdan. pes olma arķa virici kāfirlere.

Sen yā Muḥammed, ummazduñ ki saña bu Ḳur’ān virile‐y‐di, illā TañrıTa‘ālā raḥmeti‐y‐le. Pes yā Muḥammed kāfirlere yardım idici olma.

Sən Qur’anın sənin özünə nazil olacağına ümid etmirdin. Ancaq o, Rəbbindən bir mərhəmət olaraq sənə göndərildi. Buna görə də heç vaxt kafirlərə arxa olma! (Kafirlər Peyğəmbər əleyhissəlama cürbəcür və’dlər verməklə onu öz atalarının dininə də’vət edirdilər. O isə kafirlərin bu və’dini Allahın köməyi ilə həmişə rədd edirdi).

Thou hadst no hope that the Scripture would be inspired in thee; but it is a mercy from thy Lord, so never be a helper to the disbelievers.

And thou hadst not expected that the Book would be sent to thee except as a Mercy from thy Lord:(3418) Therefore lend not thou support in any way to those who reject (Allah´s Message).(3419)

3418 Revelation and the preaching of Truth may in the beginning bring persecution, conflict, and sorrow in its train; but in reality it is the truest ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.