Kâle len ursilehu me’akum hattâ tu/tûni mevśikan mina(A)llâhi lete/tunnenî bihi illâ en yuhâta bikum(s) felemmâ âtevhu mevśikahum kâla(A)llâhu ‘alâ mâ nekûlu vekîl(un)
Etrafınız kuşatılmadıkça dedi, onu mutlaka geri getireceğinize dair Allah adına bir söz vermezseniz sizinle imkanı yok göndermem onu. Onlar, söz verince de bu dediklerimize Allah tanık olsun dedi.
(Babaları Yakub ise:) "Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması (ve çaresiz bırakılmanız) dışında, ne olursa olsun onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem." dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verilince dedi ki: "Allah, bu söylediklerimize (şahit ve) Vekîl’dir."
Ya'kub: “Hepiniz ölümle kuşatılıp kıstırılmadıkça, onu bana geri getireceğinize dair bana Allah huzurunda yeminle söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim!” dedi. Hepsi birden, yeminle söz verdiklerinde Ya'kub: “Allah bu dediklerimize karşı vekildir!” diyerek razı oldu.
Babaları:
“Hepiniz kuşatılıp, çaresiz kalmadıkça, onu mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına bir söz, bir yemin vermedikçe, onu asla sizinle göndermem” dedi. Onlar da, Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları:
“Bu söylediklerimizi denetleyen, kaydeden, hesabını soracak, şâhitlik edecek olan Allah'tır” dedi.
Dedi ki:"Çepeçevre kuşatılıp (çaresiz kalmanız) dışında onu bana mutlaka getireceğiniz üzere Allah adına kesin söz vermediğiniz sürece onu sizinle göndermeyeceğim." Ona kesin söz verdiklerinde: "Allah, söylediklerimize vekildir" dedi.
'Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem.' dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verince dedi ki: 'Allah, söylediklerimize vekildir.'
Babaları: “- Siz ölümle kuşatılmadıkça, muhakkak surette onu (Bünyamin'i) bana getireceğinize dair Allah'dan sağlam bir yemini bana verişinize kadar, asla onu sizinle beraber gönderemem.” dedi. Onlar, babalarına yeminlerini verince, o şöyle dedi: “-Allah söylediklerimiz üzerine vekildir (onları yerine getirir).”
Yakub dedi ki: “Kuşatılmanız durumu hariç, onu bana geri getireceğinize dair, Allah’tan bir güvence bana getirmedikçe, onu asla sizinle beraber göndermeyeceğim… Onlar, ona güvencelerini gösterince, Yakup “Allah, sizin dediğinize şahittir” dedi.
Ya‘kûb dedi ki: “Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: “Şu söylediğimize Allah vekildir.”
Babaları dedi ki: «Hepiniz ölmedikçe, bunu bana getirmek üzre, Allahın adına belge vermedikçe, onu sizinle hiç yollayamam»; ona belge verilince dedi: «Allah sözünüze tanıktır»
Babaları: “Hep birlikte ölüm çemberine düşmeniz ihtimali dışında, onu (Bünyamin’i) kesinlikle geri getireceğinize dair bana Allah adına sağlam bir güvence, bağlayıcı bir söz vermedikçe onu sizinle birlikte göndermem” dedi. Oğullarının istediği güvenceyi vermeleri üzerine (Yakup): “Bu söylediklerimize Allah vekildir” dedi (ve kardeşleri Bünyamin’i onlarla beraber Mısır’a gönderdi).
Ya’kûb didi ki: "Feka’l’âde bir hal başınıza gelmediği halde bana sağ sâlim tekrâr getüreceğinize Allâh’ın huzûrunda yemîn itmedikce ânı bırakmıyacağım" Bu va’adde bulundıkları zamân Ya’kûb "Allâh sizin ta’ahhüdâtınıza şâhiddir" didi.
Babaları: "Hepiniz helak olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah'a karşı sağlam bir söz vermezseniz, sizinle göndermeyeceğim" dedi. Söz verdiklerinde: "Sözümüze Allah vekildir" dedi.
Babaları, “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim” dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, “Allah söylediklerimize vekildir” dedi.
Ya‘kūb şöyle cevap verdi: “Aşılamaz engellerle kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına yeminle kesin söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!” Ona hepsi de kesin söz verince, “Söylediklerimize Allah şahittir” dedi.
(Ya'kub) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz vermediğiniz takdirde onu sizinle beraber göndermem!» Ona (istediği şekilde) teminatlarını verdiklerinde dedi ki: Söylediklerimize Allah şahittir.
"Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe onu bana getireceğinize dair bana, ALLAH adına sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle beraber göndermem. Onlar ona söz verince, "Söylediklerimize ALLAH tanıktır," dedi.
Babaları dedi ki: "Hepiniz çaresiz kalmadıkça onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'dan bir yemin vermedikçe, onu, kesinlikle sizinle göndermem". Onlar da Allah'a and içerek babalarına söz verince, babaları dedi ki: "Bu söylediklerinize Allah vekildir".
Dedi: ihtimali yok onu sizinle beraber göndermem, tâ ki bana hepiniz ihata edilmedikçe onu behamehal getireceğinize dâir Allahdan bir mîsak veresiniz, vaktâ ki misaklarını verdiler, dedi ki: Allah söylediklerimize karşı vekil
(Ya’kûb) dedi ki: “Çepeçevre kuşatılıp (çaresiz kalmanız) dışında onu (Bünyâmin’i) bana mutlaka getireceğiniz üzere Allah adına kesin söz vermediğiniz sürece onu sizinle göndermeyeceğim.” Ona (Allah’ın adıyla) kesin söz verdiklerinde: “Allah, bu söylediklerimize vekildir (şahittir)!” dedi.
“Saldırıya uğrayıp çaresiz kalmadıkça, kesinlikle onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle asla göndermem.” dedi. Onlar, söz verince: “Allah söylediklerimize vekildir.” dedi.
(Ya'kub): «Etraafınız kuşatılıb (çaresiz kalmanız müstesna) onu bana behemehal getireceğinize dâir Allahdan bana sağlam bir teahhüd verilinceye kadar onu sizinle beraber, (kaabil değil) göndermem» dedi. Artık ona (babalarına) te'mînâtlarını verince o da: «Allah benim ve sizin bu dediklerimize vekîl (şâhid olsun)» dedi.
“Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması dışında, ne olursa olsun onu geri getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar onu asla sizinle göndermem.” dedi. Ona kesin bir söz verdiklerinde dedi ki: “Allah, söylediklerimize vekildir.”
(Babaları) dedi ki: “Etrâfınız kuşatılmadıkça (öylesine çâresiz kalmanız müstesnâ), onu bana mutlaka getireceğinize dâir, Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle berâber aslâ göndermem!” Ne zaman ki ona te'mînâtlarını verdiler,(o da:) “Allah, söylediklerimize Vekîldir” dedi.
(Bunun üzerine Yakup) dedi ki: Kuşatılmanız (ve çaresiz kalma durumunuz) hariç, onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermezseniz onu sizinle göndermem. Onlar (geri getireceklerine dair) kendisine taahhüt edince, (Yakup bakın,) ’Bu söylediklerimiz üzerinde Allah görüp gözeticidir’ dedi.
Babaları “Allah’dan beni ikna edecek sağlam bir delil getirmedikçe, kardeşinizi sizinle göndermeyeceğim. Getireceğiniz sağlam delil hepinizi kapsasın” dedi. Onlarda (Allah adına yemin ederek) sağlam bir delil getirdiler ve “Allah söylediklerimize şahittir (vekil)” dediler.
Yakup dedi: "Ne olursa olsun ben onu sizinle birlikte gönderemem. Onu bana gerisin geriye getireceğinize Allah’ın adına inandırasıya söz verecek olursanız bak ona diyeceğim yok. Meğer ki sizi kuşatmış olalar." Bunun üzerine babalarına inandırasıya söz verdiler. Yakup Dedi: "Allah bütün dediklerimize tanık olsun."
Yakup «— Bana salimen getireceğinize dair Allah/a karşı aht-ü peymanda bulunmazsanız onu sizinle beraber gönderemem, meğer ki etrafınız kuşatılıp çaresiz kalasınız» [²] dedi. Vaktaki pederlerine aht-ü peymanda bulundular. Yakup «— Allah bu dediklerimize şahit olsun» dedi. Bünyamin/i onlarla beraber gönderdi.
(Yakup) “Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu asla sizinle göndermem!” dedi. Onlar da söz verdiklerinde (Yakup) “Söylediklerimize Allah Vekil’dir” dedi.
(Yakub,) “Bana etrafınızın çepeçevre kuşatılması (çaresizlik) dışında, onu ne olursa olsun mutlaka bana getireceğinize dair Allah adına kesin bir söz verinceye kadar, onu sizinle asla gönderemem” dedi. Böylelikle ona kesin bir söz verdiklerinde dedi ki: “Allah, söylediklerimize karşı vekildir.”
Bunun üzerine Yakup, “Etrafınız düşmanlarla kuşatılıp eliniz kolunuz bağlanmadıkça, onu bana geri getireceğinize dâir Allah adına bana söz vermeden, onun sizinle gitmesine asla izin vermeyeceğim!” dedi. Çocukları ona istediği şekilde söz verince, “Bakın, bu konuştuklarımıza Allah şâhittir!” dedi.
-"Çepeçevre kuşatılmanız dışında onu bana geri getireceğinize dair Allah tarafından bana bir mevsik / açık ve kesin sağlam söz verinceye kadar onu sizinle göndermeyeceğim!" dedi.
Ona mevsiklerini / açık ve kesin sağlam sözlerini verdiklerinde: -"Diyecekl
Yakûb: " Bana Allah adına yemin edin, yoksa onu sizinle dünyada göndermem. Hepiniz birden yok olmadıkça onu bana mutlaka getireceksiniz tamam mı!? " Çocukları yemin edip söz verince: " Artık Allah söylediklerimize teminat olsun.
Yakup: "Hepiniz düşmanlar tarafından kuşatılıp engellenmedikçe, elinizde olmadan güçsüz takatsiz kalmadıkça, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermeden sizinle göndermem." dedi. Kardeşleri babalarının istediği sözü verdiler. Babaları çocuklarına şunları söyledi: "Söylediğimize Allah vekildir."
(Yakup, oğullarına): “Kuşatılmanız hariç, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah adına bana sağlam bir söz verinceye kadar onu sizinle birlikte asla göndermem!” demişti. Ona (istediği şekilde) güvencelerini verdiklerinde (Yakup) “Söylediklerimize Allah [vekil]dir (şahittir)” demişti. [*]
(Yâkûb): “Yapacak hiç bir şeyiniz kalmaması hariç,¹ onu bana mutlaka geri getireceğinize dâir, Allah adına bana kesin bir söz vermedikçe, onu sizinle asla gönderemem.” dedi. Onlar ona (geri getireceklerine dâir) kesin söz verince de (Yâkûb): “Şu konuştuklarımıza Allah vekildir.” dedi.²
[Yakub,] “Hepiniz [ölümle] kuşatılıp-kıstırılmadıkça” dedi, “onu bana geri getireceğinize dair bana Allah huzurunda yeminle söz verinceye kadar onu sizinle göndermeyeceğim!” Ve yeminle söz verdiklerinde de, “(Bu) konuştuklarımıza Allah şahittir!” dedi.
Babaları: “Hepiniz kuşatılıp saldırıya uğrayarak yok olmadıkça; onu bana getireceğinize dair Allah adına yemin ederek söz vermezseniz, onu sizinle göndermem.” Onlar yemin ederek kesin söz verince Yakup: “Bu konuştuklarımıza Allah vekildir.” dedi. 4/166, 6/19, 10/61
(Yakub) dedi ki: “Her tarafınızdan kuşatılıp tüm imkânlarınız tükenmedikçe onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir yemin edip söz vermedikçe, onu sizinle birlikte asla yollamam!” Onlar yemin ettiklerinde ise (Yakub), “Allah bütün bu konuştuklarımıza müdahil olan bir şahittir!”[¹⁸⁸⁴] dedi
Yakub da: "-Etrafınız kuşatılmak gibi bir tehlike dışında- Bünyamin'i bana geri getireceğinize dair, Allah adına bana sağlam bir söz vermedikçe (yemin etmedikçe) onu sizinle beraber göndermem" dedi. Onlar onun istediği güvenceyi verince de "Allah söylediklerinize şahittir" diyerek izin verdi.
"Onu sizinle beraber katiyen göndermeyeceğim, ta ki kuşatılmanız istisna olmak üzere bana, illa onunla geleceğinize dair Allah’tan sağlam bir vesika (söz) verene kadar." Ne zaman ki ona sağlam vesikayı verdiler, dedi ki: "Allah bizim ne dediğimize vekildir."
Dedi ki: «Onu sizinle beraber göndermem, onu bana getireceğinize dair Allah Teâlâ'dan bana sağlam bir ahidde bulunacağınıza değin. Meğer ki, etrafınız ihata edilecek olsun.» Vaktâ ki, ona ahidlerini getiriverdiler. Dedi ki: «Allah Teâlâ da dediklerimizin üzerine şahiddir.»
Yâkub şöyle cevap verdi: “Siz kendiniz helâk olmadıkça, onu bana getireceğinize dair Allah'ın huzurunda sağlam bir söz vermeden, ben asla onu sizinle göndermem! ” Onlar kendisine kesin söz verince de dedi ki: “Allah Teâlâ da bu söylediklerimize şahittir, gözeticidir. ”
(Ya'kub): "Hepiniz kuşatılıp engellenmedikçe siz, onu bana getireceğinize dair Allah adına bana sağlam söz vermeden onu asla sizinle göndermem!" dedi. Ne zaman ki, sözlerini verdiler, (Ya'kub): "Söylediğimize Allah, vekildir!" dedi.
Ya'kûb: "Cümleniz helâk olmadıkca onı bana getireceğinize Allâh ile 'ahid ve mîsâk itmedikce onı size emniyet itmem." didi. Vaktâ ki oğulları böyle 'ahid ve mîsâk itdiler Ya'kûb: "Allâh Te'âlâ bizim 'ahid ve kavlimize şâhiddir."
Yakup dedi ki “Ben onu sizinle göndermem; hepinizi kuşatan bir felaket olmadıkça onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam söz verirseniz başka.” Ona o sağlam sözü verdikleri zaman dedi ki “Konuştuklarımıza vekil olan Allah’tır.”
Babaları: -Hepiniz kuşatılmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah'a karşı sağlam bir söz vermezseniz, onu sizinle göndermeyeceğim, dedi. Söz verdiklerinde: -Sözümüze Allah vekildir, dedi.
Yakub dedi ki: “Hepinizi birden bir felâket kuşatmadıkça onu bana getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermezseniz onu sizinle göndermem.” Onlar bunu taahhüt edince, Yakub “Bu söylediklerimiz üzerinde Allah görüp gözeticidir” dedi.
Yakub dedi: "Hepinizin çepeçevre kuşatılması müstesna, onu bana mutlaka getireceğinize dair Allah'tan bir garanti vermedikçe, onu sizinle asla göndermem." Kardeşler ona garanti verince şöyle dedi: "Şu söylediğinize Allah Vekîl'dir."
Ya’qub ularga: “Uni mening oldimga keltirishingiz haqida qasam ichib Allohdan vasiqa keltirmaguningizga qadar Binyaminni aslo sizlar bilan birga yubormayman. Biroq yo‘lto‘sarlarga duch kelib qurshovda qolishingiz bundan mustasno”, – dedi. Yusufning akalari unga vasiqalarini keltirishgach, Ya’qub ularga: “Qarang, bu aytayotgan gaplarimizga Alloh guvohdir”, – dedi.
eyitti “hergiz viribimeyem anı sizüñ-ile tā viresiz baña inanası ķavl Tañrı’dan kim getüresiz baña anı illā meger helāk olınasız.” pes ol vaķt kim getürdiler aña inanası ķavullarını eyitti “Tañrı anuñ üzere kim eydürüz śaķlayıcıdur.”
Ya‘ḳūb eyitdi: Ben anı sizüñle göndermezin ḥattā ḳaçan kim and içilmesekim Tañrı adına ki anı baña getüresiz illā ki getürmege gücüñüz yitmese. Pesol vaḳt ki and içdiler. Ya‘ḳūb eyitdi: Tañrı biz eyitgen üzerine vekīldür.
(Yə’qub) dedi: “Başınıza bir bəla (ölüm, fəlakət) gəlməyəcəyi təqdirdə Bin Yamini (sağ-salamat) qaytarıb yanıma gətirəcəyinizə dair Allaha ürəkdən and içib mənə söz verməyincə onu sizinlə (Misirə) göndərməyəcəyəm!” Onlar and içib söz verdikdə (Yə’qub): “Allah dediyimizə şahiddir!” – dedi.
He said: I will not send him with you till ye give me an undertaking in the name of Allah that ye will bring him hack to me, unless ye are surrounded. And when they gave him their undertaking he said: Allah is the Warden over what we say.
(Jacob) said: "Never will I send him with you until ye swear a solemn oath to me, in Allah.s name, that ye will be sure to bring him back to me unless ye are yourselves hemmed in (and made powerless).(1728) And when they had sworn their solemn oath, he said: "Over all that we say, be Allah the Witness and Guardian!"(1729)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |