|
|
Aradığınız kelime
ي و م
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 405 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Fâtiha/4
Bakara/8
Bakara/48
Bakara/62
Bakara/80
Bakara/85
Bakara/113
Bakara/123
Bakara/126
Bakara/174
Bakara/177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
Bakara/184
Bakara/184
Bakara/185
Bakara/196
Bakara/203
Bakara/203
Bakara/212
Bakara/228
Bakara/232
Bakara/249
Bakara/254
Bakara/259
Bakara/259
Bakara/264
Bakara/281
Âl-i İmrân/9
Âl-i İmrân/24
Âl-i İmrân/25
Âl-i İmrân/30
Âl-i İmrân/41
Âl-i İmrân/55
Âl-i İmrân/77
Âl-i İmrân/106
Âl-i İmrân/114
Âl-i İmrân/140
Âl-i İmrân/155
Âl-i İmrân/161
Âl-i İmrân/166
وَمَٓا اَصَابَكُمْ يَوْمَ الْتَقَى الْجَمْعَانِ فَبِاِذْنِ اللّٰهِ وَلِيَعْلَمَ الْمُؤْمِن۪ينَۙ
166, 167.$ İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Âl-i İmrân/180
Âl-i İmrân/185
Âl-i İmrân/194
Nisâ/38
Nisâ/39
Nisâ/59
Nisâ/87
Nisâ/109
Nisâ/136
Nisâ/141
Nisâ/159
Nisâ/162
Mâide/3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Mâide/3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Mâide/5
Mâide/14
Mâide/36
Mâide/64
Mâide/69
Mâide/89
Mâide/109
Mâide/119
En’âm/12
En’âm/15
En’âm/22
En’âm/73
En’âm/73
En’âm/93
En’âm/128
En’âm/130
En’âm/141
En’âm/158
A’râf/14
A’râf/32
A’râf/51
A’râf/51
A’râf/53
A’râf/54
A’râf/59
A’râf/163
A’râf/163
A’râf/167
A’râf/172
Enfâl/41
Enfâl/41
Enfâl/48
Tevbe/3
Tevbe/18
Tevbe/19
Tevbe/25
Tevbe/29
Tevbe/35
Tevbe/36
Tevbe/44
Tevbe/45
Tevbe/77
Tevbe/99
Tevbe/108
Yûnus/3
Yûnus/15
Yûnus/28
Yûnus/45
Yûnus/60
Yûnus/92
Yûnus/93
Yûnus/102
Hûd/3
Hûd/7
Hûd/8
Hûd/26
Hûd/43
Hûd/60
Hûd/65
Hûd/77
Hûd/84
Hûd/98
Hûd/99
Hûd/103
Hûd/103
Hûd/105
Yûsuf/54
Yûsuf/92
İbrahim/5
İbrahim/18
İbrahim/31
İbrahim/41
İbrahim/42
İbrahim/44
İbrahim/48
Hicr/35
Hicr/36
Hicr/38
Nahl/25
Nahl/27
Nahl/27
Nahl/63
Nahl/80
Nahl/80
Nahl/84
Nahl/89
Nahl/92
Nahl/111
Nahl/124
İsrâ/13
İsrâ/14
İsrâ/52
İsrâ/58
İsrâ/62
İsrâ/71
İsrâ/97
Kehf/19
Kehf/19
Kehf/47
Kehf/52
Kehf/105
Meryem/15
Meryem/15
Meryem/15
Meryem/26
Meryem/33
Meryem/33
Meryem/33
Meryem/37
Meryem/38
Meryem/38
Meryem/39
Meryem/85
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّق۪ينَ اِلَى الرَّحْمٰنِ وَفْدًاۙ
85, 86, 87.$ Takvâ sahiplerini heyet halinde çok merhametli olan Allah'ın huzurunda topladığımız, günahkârları da susuz olarak cehenneme sürdüğümüz gün, Rahmân nezdinde söz ve izin alandan başkalarının şefâata güçleri yetmeyecektir.
Meryem/95
Tâ-Hâ/59
Tâ-Hâ/64
Tâ-Hâ/100
Tâ-Hâ/101
Tâ-Hâ/102
Tâ-Hâ/104
Tâ-Hâ/124
Tâ-Hâ/126
Enbiyâ/47
Enbiyâ/103
Enbiyâ/104
Hac/2
Hac/9
Hac/17
Hac/28
Hac/47
Hac/55
Hac/69
Mü’minûn/16
Mü’minûn/65
Mü’minûn/100
Mü’minûn/111
Mü’minûn/113
Mü’minûn/113
Nûr/2
Nûr/24
Nûr/37
Nûr/64
Furkân/14
Furkân/17
Furkân/22
Furkân/25
Furkân/26
Furkân/27
Furkân/59
Furkân/69
Şu’arâ/38
Şu’arâ/82
Şu’arâ/87
Şu’arâ/88
Şu’arâ/135
Şu’arâ/155
Şu’arâ/156
Şu’arâ/189
Şu’arâ/189
Neml/83
Neml/87
Kasas/41
Kasas/42
Kasas/61
Kasas/62
Kasas/65
Kasas/71
Kasas/72
Kasas/74
Ankebût/13
Ankebût/25
Ankebût/36
Ankebût/55
Rûm/12
Rûm/14
Rûm/43
Rûm/55
Rûm/56
Rûm/56
Lokman/33
Secde/4
Secde/5
Secde/14
Secde/25
Secde/29
Ahzâb/21
Ahzâb/44
Ahzâb/66
Sebe’/18
Sebe’/30
Sebe’/40
Sebe’/42
Fâtır/14
Yâsîn/54
Yâsîn/55
Yâsîn/59
Yâsîn/64
Yâsîn/65
Sâffât/20
Sâffât/21
Sâffât/26
Sâffât/144
Sâd/16
Sâd/26
Sâd/53
Sâd/78
Sâd/79
Sâd/81
Zümer/13
Zümer/15
Zümer/24
Zümer/31
Zümer/47
Zümer/60
Zümer/67
Zümer/71
Mü’min/15
Mü’min/16
Mü’min/16
Mü’min/17
Mü’min/17
Mü’min/18
Mü’min/27
Mü’min/29
Mü’min/30
Mü’min/32
وَيَا قَوْمِ اِنّ۪ٓي اَخَافُ عَلَيْكُمْ يَوْمَ التَّنَادِۙ
32, 33.$ «Ey kavmim! Gerçekten sizin için o bağrışıp çağrışma gününden, arkanıza dönüp kaçacağınız günden korkuyorum. Sizi Allah'tan (O'nun azabından) kurtaracak kimse yoktur. Allah kimi saptırırsa, artık onu doğru yola iletecek de yoktur.»
Mü’min/33
Mü’min/46
Mü’min/49
Mü’min/51
Mü’min/52
Fussilet/9
Fussilet/10
Fussilet/12
Fussilet/16
Fussilet/19
Fussilet/40
Fussilet/47
Şûrâ/7
Şûrâ/45
Şûrâ/47
Zuhruf/39
Zuhruf/65
Zuhruf/68
Zuhruf/83
Duhân/10
Duhân/16
Duhân/40
Duhân/41
Câsiye/14
Câsiye/17
Câsiye/26
Câsiye/27
Câsiye/28
Câsiye/34
Câsiye/34
Câsiye/35
Ahkâf/5
Ahkâf/20
Ahkâf/20
Ahkâf/21
Ahkâf/34
Ahkâf/35
Kâf/20
Kâf/22
Kâf/30
Kâf/34
Kâf/38
Kâf/41
Kâf/42
Kâf/42
Kâf/44
Zâriyât/12
Zâriyât/13
Zâriyât/60
Tûr/9
Tûr/13
Tûr/45
Tûr/46
Kamer/6
Kamer/8
Kamer/19
Kamer/48
Rahmân/29
Vâkı’a/50
Vâkı’a/56
Hadîd/4
Hadîd/12
Hadîd/12
Hadîd/13
Hadîd/15
Mücâdele/6
Mücâdele/7
Mücâdele/18
Mücâdele/22
Mümtehine/3
Mümtehine/6
Cum’a/9
Teğâbun/9
Teğâbun/9
Teğâbun/9
Talâk/2
Tahrîm/7
Tahrîm/8
Kalem/24
Kalem/39
Kalem/42
Hâkka/7
Hâkka/24
Hâkka/35
Me’âric/4
Me’âric/8
Me’âric/26
Me’âric/42
Me’âric/43
Me’âric/44
Müzzemmil/14
Müzzemmil/17
Müddessir/9
Müddessir/46
Kıyâme/1
Kıyâme/6
İnsan/7
İnsan/10
İnsan/11
İnsan/27
Mürselât/12
Mürselât/13
Mürselât/14
Mürselât/35
Mürselât/38
Nebe’/17
Nebe’/18
Nebe’/38
Nebe’/39
Nebe’/40
Nâzi’ât/6
يَوْمَ تَرْجُفُ الرَّاجِفَةُۙ
6, 7, 8, 9.$ Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.
Nâzi’ât/35
يَوْمَ يَتَذَكَّرُ الْاِنْسَانُ مَا سَعٰىۙ
34, 35, 36.$ Her şeyi alt üst eden o büyük felâket geldiği vakit, insan dünyada iken ne için çalıştığını hatırlar. Cehennem de gören her kişiye açıklığı ile gösterilir.
Nâzi’ât/46
Abese/34
İnfitâr/15
يَصْلَوْنَهَا يَوْمَ الدّ۪ينِ
13, 14, 15, 16.$ İyiler muhakkak cennette, kötüler de cehennemdedirler. Ceza gününde oraya girerler. Onlar (kâfirler) oradan bir daha da ayrılmazlar.
İnfitâr/17
وَمَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۙ
17, 18, 19.$ Ceza günü nedir bilir misin? Nedir acaba o ceza günü? O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a kalmıştır.
İnfitâr/18
ثُمَّ مَٓا اَدْرٰيكَ مَا يَوْمُ الدّ۪ينِۜ
17, 18, 19.$ Ceza günü nedir bilir misin? Nedir acaba o ceza günü? O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a kalmıştır.
İnfitâr/19
Mutaffifîn/5
لِيَوْمٍ عَظ۪يمٍۙ
4, 5, 6.$ Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Mutaffifîn/6
يَوْمَ يَقُومُ النَّاسُ لِرَبِّ الْعَالَم۪ينَۜ
4, 5, 6.$ Onlar düşünmezler mi ki, büyük bir günde (hesap vermek için) diriltilecekler! Öyle bir gün ki, insanlar o günde âlemlerin Rabbinin huzurunda divan duracaklardır.
Mutaffifîn/11
Mutaffifîn/34
Bürûc/2
وَالْيَوْمِ الْمَوْعُودِۙ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7.$ Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Târık/9
Beled/14
اَوْ اِطْعَامٌ ف۪ي يَوْمٍ ذ۪ي مَسْغَبَةٍۙ
11, 12, 13, 14, 15, 16.$ Fakat o, sarp yokuşu aşamadı. O sarp yokuş nedir bilir misin? Köle azat etmek veya açlık gününde yakını olan bir yetimi, yahut aç-açık bir yoksulu doyurmaktır.
Kâri’a/4
|
|
|
|
|