20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Hûd Suresi 43. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kâle seâvî ilâ cebelin ya’simunî mine-lmâ-/(i)(c) kâle lâ ‘âsime-lyevme min emri(A)llâhi illâ men rahim(e)(c) vehâle beynehumâ-lmevcu fekâne mine-lmuġrakîn(e)

O, dağda bir yere sığınırım ben dedi. Nuh, bugün dedi Allah'ın acıdığı kişilerden başka onun emrinden kurtulacak yok ve derken aralarına bir dalgadır giriverdi ve o da boğulanlara katıldı.

(Oğlu) Dedi ki: "Ben yüksek bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur. (Su orayı da basarsa, daha yüksek bir tepeye çıkacağım…" Hz. Nuh) Dedi ki: "Bugün Allah’ın (azap) emrinden, Rahim olan (Allah)dan başka koruyucu yoktur!" (Ve derken Nuh ile oğlunun) Her ikisinin arasına (bir) dalga girdi, böylece o da boğulan (ve helake uğrayan)lardan olup gitmişti.

Fakat oğlu: “Ben, beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Bugün Allah'ın emrinden koruyacak, hiçbir güç ve yardımcı yoktur. Ancak O'nun merhamet ettiği müstesna.” Ve tam o anda, aralarında bir dalga yükseldi ve oğul boğulanların arasına karıştı.

Oğlu:
“Beni suda boğulmaktan koruyacak bir dağa çıkacağım, oraya sığınacağım” dedi. Nuh:
“Bugün, Allah'ın icra planından, azâbından, Allah'ın rahmeti ve merhametiyle muamele ettiği kimseler korunur” dedi. Aralarına dalgalar girdi. Böylece o da boğulanlardan oldu.

O: "Bir dağa sığınacağım. O beni sudan korur" dedi. (Nuh): "Bugün kendilerine rahmet ettiklerinin dışında Allah'ın emrinden kurtulacak yoktur" dedi. Bu sırada aralarına bir dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.

(Oğlu) Dedi ki: 'Ben bir dağa sığınacağım, o beni sudan korur.' Dedi ki: 'Bugün Allah'ın emrinden, esirgeyen olan (Allah)dan başka bir koruyucu yoktur.' Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.

O, (babasına) dedi ki: “- Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım.” Babası şöyle dedi: “- Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur. Meğer ki, Allah iman nasip etmekle rahmet buyursun.” Nihayet, ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.

O: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Allah’ın rahmet ettikleri hariç, hiçbir şey O’nun emrine karşı koruyucu olamaz.” dedi. Ve hemen bir dalga aralarına girdi. O da boğulanlardan oldu.

Oğlu, “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır” deyince, Nûh, “Bugün acıdıkları dışında, Allah'ın buyruğundan kurtarabilecek bir şey yoktur” dedi. Aralarına dalga girdi ve oğlu da boğulanlara karıştı.

Oğlu dedi ki: «Ben bir dağa çıkarım, ora sudan beni korur» Nuh da dedi ki: «O'nun yarlıgadığı kimseden başka, seni Allahın buyrumundan, bugün kurtaracak yoktur»; ara yere dalga girdi, batanlarla battı gitti

O: “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nuh: “Bugün Allah'ın rahmet ettikleri hariç, O'nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Ve tam o anda aralarında bir dalga yükseldi ve (oğul) boğulup gidenlerin arasına karıştı.

Ken’an: "Ben bir dağın zirvesinde çıkar sulardan masûn olurum" didi. Nûh "Bu gün Allâh’ın rahm itdiğinden başka kimse kurtulur mı?" didi. Baba ile oğul arasına dalgalar girdi. Nûh’ın oğlı gark oldı.

Oğlu: "Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır" deyince, Nuh: "Bugün Allah'ın buyruğundan O'nun acıdıkları dışında kurtulacak yoktur" dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu da boğulanlara karıştı.

O, “Ben, kendimi sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından korunacak hiç kimse yoktur” dedi. Derken aralarına dalga giriverdi de oğlu boğulanlardan oldu.

Oğlu, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” diye cevap verdi. Nûh dedi ki: “Bugün Allah’ın hükmünden ancak O’nun esirgedikleri kurtulacaktır” derken aralarına dalga giriverdi, böylece o da boğulanlardan oldu.

Oğlu: Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, dedi. (Nuh):  «Bugün Allah'ın emrinden (azabından),  merhamet sahibi Allah'tan başka koruyacak kimse yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, böylece o da boğulanlardan oldu.  

 Bu âyete şöyle de mana verilmiştir: «Bugün, Allah’ın esirgediklerinden başkasını O’nun vereceği emirden koruyacak kimse yoktur.»

O ise, "Beni sudan koruması için bir tepeye sığınacağım," dedi. (Nuh): "Bugün ALLAH'ın yargısından koruyacak hiç bir şey yoktur; ancak O'nun acıdıkları hariç," dedi. Dalgalar ikisi arasından geçti; o, boğulanların arasındaydı.

O, dedi ki; "Ben, beni sudan koruyacak bir dağa çıkacağım". Nuh da "Bu gün Allah'ın merhamet ettiğinden başkasını, Allah'ın bu emrinden koruyacak kimse yoktur." dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.

O, ben: beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi, bu gün, dedi: Allahın emrinden koruyacak yoktur, meğer ki o rahmet buyıra derken, dalga aralarına giriverdi, o da boğulanlardan oldu

O (ğlu), “Beni, sudan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. Nûh, “Bugün Allah’ın rahmet ettikleri hariç, O’nun azabından kurtulacak hiç kimse yoktur!” dedi. Derken aralarına bir dalga girdi ve o (ğlu) da boğul (up helâk ol) anlardan oldu.

O: “Dağa sığınırım, beni sudan kurtarır.” deyince; “Bugün Allah'ın rahmetine erişenden başkasını, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur.” dedi. Aralarına dalga girdi ve o da boğulanlardan oldu.

O, dedi ki: «Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur». (Nuh da şöyle) dedi: «Bu gün Allahın emrinden, esirgeyen kendinden başka, hiç bir koruyucu yokdur», ikisinin arasına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.

(Oğlu yine de îmân etmekten kaçınarak:) “Beni sudan muhâfaza edecek bir dağa sığınacağım” dedi. (Nûh:) “Bugün (Allah'ın) merhamet ettiği kimse müstesnâ, Allah'ın emrinden (azâbından) koruyucu kimse yoktur!” dedi. Ve aralarına dalga girdi de (artık o)boğulanlardan oldu.

Oğlu “Şu dağa sığınacağım, o dağ beni sudan korur” deyince, Nuh “Bu gün Allah’ın emrinden, merhamet ettiği kimselerin dışındakileri kurtaracak hiçbir kimse yok” dedi. İkisi arasına bir dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.

Nuh’un oğlu dedi: "ben bir dağın tepesine çıkarım, beni sudan kurtarır." Nuh dedi: "Bugün Allah’ın esirgediklerinden başkası Onun yargısından kurtulamıyacaktır." Aralarına bir dalga girdi de Nuh’un oğlu boğuldu gitti.

Oğlu: «— Ben dağa sığınırım, o beni boğulmadan korur» dedi. Nuh: «— Allah/ın merhamet ettiği kimselerden başka bugün Allah/ın azap emrinden korunacak [⁵] hiçbir fert yoktur» dedi. Aralarına dalga girdi, oğlu boğulanlara karıştı.

[5] Veya koruyacak.

(Oğlu) “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım” diye cevap verdi.¹⁴ Nûh da, “Bugün, Allah’ın rahmet ettikleri hariç O’nun emrinden koruyacak hiçbir şey yok!” derken aralarına dalga girdi ve oğlu boğulanlardan oldu.

14 Nûh’a inanmayan oğlu ve karısıydı Bkz. Hûd, 11/43, Tahrîm, 66/10

Oğlu, “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım” deyince Nuh, “O'nun merhamet ettikleri dışında, bugün Allah'ın buyruğundan (günahkârları kurtaracak) bir koruyucu yoktur” dedi. Derken dalga aralarına giriverdi. O da boğulanlardan oldu.

Buna karşılık oğlu,Ben kendi başımın çaresine bakabilirim; beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınıp kurtulacağım!” dedi. Nûhise, “Bugün, Allah’ın merhametine nâil olan mümin kullarından başka hiç kimse, O’nun gazâbından kurtulamayacaktır!” dedi. İşte o anda, aralarına dev bir dalga girdi ve böylece, Nûh’un oğlu da diğer kâfirler gibi azgın sular arasında boğulup gitti!

-“Su’dan beni koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi.
(Nûh): -“Bugün, acıdığı kimseden başka Allah’ın emrinden saklayıp koruyacak yoktur” dedi.
Derken, ikisinin arasına Dalga girdi. Boğulanlar’dan oldu.

" ben dedi oğlu, suyun ulaşamayacağı bir dağa atarım kendimi. " " bugün Allah'ın esirgedikleri dışında elinden kurtulan olmayacak ki " diyebildi Nuh. Derken aralarına dalga girdi ve boğulup gitti.

Oğlu: "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım." Diye seslendi. Nuh oğluna: "Oğlum bugün Allah’ın emrinden koruyacak hiç bir şey yoktur. Ancak Allah’ın acıdığı insanlar kurtulur!" dedi. Aralarına dalga girdi. Oğlu dalgalar arasında boğularak kayboldu!

(Oğlu) “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım.” demişti. (Nuh) “Bugün Allah’ın (azap) emrinden, merhamet eden (Allah)tan başka koruyacak kimse yoktur.” demişti. (Ardından) aralarına dalga girmiş ve (oğlu) boğulanlardan olmuştu.

(Oğlu): “Ben bir dağa sığınırım, o da beni sudan korur.” deyince; (Nûh): “Bugün (Allah’ın) merhamet ettiğinden başkasını¹ Allah’ın bu helâkinden koruyacak kimse yoktur.”² dedi. Ve ikisinin arasına dalga girdi, böylece o da hemen boğuluverdi.

1 Bu ifâdeden tûfânın genel olduğu anlaşılmaktadır. Ancak Hz. Nûh’un gönderildiği yerde tûfânın umumiyeti kesin, diğer yerler için kesin değil, muhtem... Devamı..

[Fakat oğlu:] “Ben, beni sulara karşı koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. [Nûh:] “Bugün, [Allah’ın] acımasını, esirgemesini hak etmiş olanların dışında, kimse için Allah’ın hükmünden kurtuluş yoktur!” Ve tam o anda aralarında bir dalga yükseldi ve [oğul] boğulup gidenlerin arasına karıştı.

Oğlu: – Ben bir dağa tırmanırım o dağ beni suda boğulmaktan korur dedi. Nuh da, – Bugün Allah’ın kendisine merhamet ettiğinden başkası kurtulamaz, dedi. O arada aralarına bir dalga girdi ve artık o da boğulanlardan biriydi. 39/53

(Oğlu,) “Ben, beni sulardan koruyacak bir dağa sığınacağım” dedi. (Nûh) “Bugün Allah’ın belâsından, O’nun rahmet ettiği kişiler hariç, kaçıp kurtulacak kimse yok!” diye seslendi. Derken, aralarına dalga giriverdi… artık o da boğulanlardan biriydi.

Fakat oğlu: "Ben bir dağa tırmanırım, o beni sudan korur" dedi. Bunun üzerine Nuh da: "Bu gün, -Allah’ın rahmetine erişenden başkası için- O'nun azabından kurtuluş imkanı yoktur" diyerek onu uyardı, o orada ikisinin arasına bir dalga giriverdi ve oğlu boğulanlardan oldu.

(Oğlu): "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım, " dedi. (Nûh): "Bugün, Allâh’ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, ancak O’nun merhamet ettiği müstesnadır. " dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.

Dedi ki: «Ben bir dağa sığınacağım, beni sudan korur.» (Nûh da) Dedi ki: «Bugün Allah'ın emrinden koruyacak yoktur, O'nun rahmet ettiği müstesna.» Ve ikisinin arasına dalga giriverdi de o boğulanlardan oldu.

O: “Beni sudan koruyacak bir dağa sığınırım! ” dedi. Nuh ise: “Bugün Allah'ın helâk emrinden koruyacak hiçbir kuvvet yoktur. Ancak O'nun merhamet ettiği kurtulur! ” der demez, birden aralarına dalga girdi, ve oğlu boğulanlardan oldu.

(Oğlu): "Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım," dedi. (Nuh): "Bugün, Allah'ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, ancak O'nun acıdığı (kurtulur)." dedi. Ve aralarına dalga girdi, o da boğulanlardan oldu.

Nûh'un oğlı: "Ben bir dağa çıkarım ki beni sudan muhâfaza ider" didi. Nûh: "Bugün Allâh'ın emrinden ve hükmünden, O'nun rahmet iylediklerinden başka kurtulacak yokdur" didi. O sırada aralarına bir dalga girdi. Nûh'un oğlı gark olacaklardan idi.

Dedi ki “Bir dağa sığınacağım, beni sudan kurtarır.” Nuh dedi ki “Bugün Allah’ın emrinden koruyacak hiçbir şey yoktur, O’nun ikram ettikleri başka.” Aralarına bir dalga girdi ve o da boğulanlara karışıp gitti.

Oğlu:-Beni sudan koruyacak bir dağa sığınacağım dedi. Nuh:-Bugün, Allah'ın kendisine acıdığından başkasının tutunacağı bir yer yoktur, derken aralarına bir dalga girdi de o da boğulanlardan oldu.

O ise “Bir dağa sığınırım, o beni sudan korur” diye cevap verdi. Nuh dedi ki: “Bugün Allah'ın merhamet ettiklerinden başkasını Onun emrinden hiç kimse kurtaramaz.” Derken aralarına dalga girdi, o da boğulup gitti.

Oğlu cevap verdi: "Bir dağa sığınacağım, beni sudan korur." Nûh dedi: "Allah'ın merhamet ettiği dışında bugün hiç kimse için Allah'ın kararından kurtaracak yoktur." Ve ikisi arasına dalga girdi de o, boğulanlar arasına katıldı.

eyitti “yir dutam bir ŧaġda śaķlaya ben śudan.” eyitti “yoķdur śaķlayıcı bugün Tañrı buyruġından lįkin aña kim raḥmet ķıldı” daħı aralandı ol iki arasında mevc pes oldı ġarķ olınmışlardan.

Nūḥ oġlı eyitdi: Ben yüce ṭaġlara çıḳar‐men, beni ṣudan ḳurtara, didi. Nūḥeyitdi ki: Bu gün ḳurtarıcı yoḳdur Tañrı buyruġından illā Allāh raḥmet ey‐ledügi kimse. Mevc ortalarına girdi, ikisini ayırdı, ġarḳ olanlardan oldı.

(Oğlu ona) belə cavab verdi: “Mən bir dağa sığınaram, o da məni sudan qoruyar”. Nuh dedi: “Allahın rəhm etdiklərindən başqa, bu gün heç kəs (insanları) Onun əzabından qoruya bilməz!” Nəhayət, dalğa ata ilə oğulun arasına girib onları bir-birindən ayırdı və o da suda boğulanlardan oldu.

He said: I shall betake me to some mountain that will save me from the water. (Noah) said: This day there is none that saveth from the commandment of Allah save him on whom He hath had mercy. And the wave came in between them, so he was among the drowned.

The son replied: "I will betake myself to some mountain:(1537) it will save me from the water." Noah said: "This day nothing can save, from the command of Allah, any but those on whom He hath mercy! "And the waves came between them, and the son was among those overwhelmed in the Flood.

1537 The Unbelievers refuse to believe in Allah, but have great faith in material things! This young man was going to save himself on mountain peaks, ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.