4 Temmuz 2022 - 5 Zi'l-Hicce 1443 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Özür !
29.06.2022 tarihi itibarıyla web sitemize bir saldırı vâki olmuş ve üye girişi yapan kullanıcılarımız "Ayet Karşılaştırma" sayfamızda kişiselleştirdikleri sayfalarına ulaşamamışlardır. Üye girişi yapılmadan sayfa görüntülemede bir problem bulunmamaktadır. Görüntülemede sıkıntı yaşayan kullanıcılarımız çıkış yaparak aynı sayfayı görüntüleyebilirler.
Sitemize saldırı yaparak insicâmı bozanların emelleri nedir anlayamıyor, Allah'a havale ediyoruz.
İnsan Suresi 27. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

İnne hâulâ-i yuhibbûne-l’âcilete ve yeżerûne verâehum yevmen śekîlâ(n)

Şüphe yok ki bunlar çabucak gelipgeçeni severler de o ağır günü artlarına atar, bırakırgiderler.

Gerçek şu ki bunlar (müşrikler ve münafıklar), çarçabuk geçmekte olanı (dünya çıkarlarını, haram ve haksız yollarla elde ettikleri imkânları) sevip hoşlanmaktadırlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü (ahiret hazırlığını ise) bırakmaktadırlar.

Gerçekten bu inkârcılar o çabucak geçen dünyayı severler ve önlerinde gelecek olan son derece ağır günü ihmal edip bırakıp giderler.

Onlar dünya hayatını, günlük geçici kazancı seviyorlar. Sorumluluğu ağır bir günü arkalarına atıyorlar.

Şüphesiz bunlar peşin olanı (dünyayı) seviyor, önlerindeki ağır bir günü bırakıyorlar.

Gerçek şu ki bunlar, çarçabuk geçmekte olan (dünyay)ı seviyorlar. Önlerinde bulunan ağır bir günü bırakıyorlar.

Çünkü bunlar (Mekke kâfirleri), peşin dünyayı severler ve önlerindeki (şiddeti) ağır bir günü bırakırlar. (Ahiretin azabından korkub da imana gelmezler).

Gerçekten bu kâfirler, acil olan dünyayı istiyorlar. Ve önlerinde olan ağır bir günü ihmal ediyorlar.

Şüphesiz şu insanlar dünyayı severler, ağır bir günü kulak ardı ederler.

Onlar sever peşini, arkaya atarlar o ağır günü

Doğrusu onlar, şu geçici dünyayı severler ve önlerindeki o zorlu günü gözardı ederler.

Kâfirler sür’atle mürûr iden dünyâ hayâtını severler ve âhiretin müşkil gününi ihmâl iderler.

Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.

Şunlar (inanmayanlar) dünyayı tercih ediyorlar ve çetin bir günü arkalarına atıyorlar.

Şu insanlar, çarçabuk geçen dünyayı seviyorlar da önlerindeki çetin bir günü (ahireti) ihmal ediyorlar.

Bunlar şu geçici (dünya hayatını) seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü ise önemsemiyorlar.

Çünkü onlar bu dünyayı seviyorlar ve önlerindeki ağır bir günü arkaya atıyorlar.

Çünkü onlar pîşini severler ve önlerindeki ağır bir günü bırakırlar

Onlar çabuk geçen dünyayı seviyorlar, zor günü umursamıyorlar.

Hakıykat, bunlar o çabucak geçen (dünyâyi) severler, önlerindeki o çetin günü bırakırlar.

Şübhe yok ki şunlar (kâfirler), âcil olanı (çabuk geçen dünya hayâtını) seviyorlar da, önlerindeki ağır bir günü (kıyâmeti) bırakıyorlar.

Onlar gerçekten dünyayı çok seviyorlar ve ağır bir günü de (hesap gününü) arkalarına atıyorlar.

Gerçekten bu kimseler dünya yaşayışını severler de önlerindeki o çetin güne hiç aldırmazlar.

Bu kâfirler, acele geçici dünyayı severler, o giran olan kıyamet gününü arkalarında bırakırlar.

Muhakkak ki onlar çabuk gelip geçeni/dünyayı seviyorlar da o ağır günü/hesap gününü arkalarına atıyorlar.⁹

9 Krş. İbrâhim, 14/3; Kıyâmet, 75/20-21; A’lâ, 87/16-17

Şüphesiz onlar (günahkâr ve kâfir olanlar) çabucak geçeni severler de o ağır (çetin) günü arkalarına bırakırlar.

Çünkü onlar, şu peşin —ama gelip geçici— dünya nîmetlerini her şeyden daha çok seviyor, sonsuz nîmet ve azâbın bulunduğu asıl önemli Günü ise tamamen ihmal ediyorlar.

Onlar, Acele’yi seviyorlar; çok ağır bir günü göz ardı ediyorlar.

Aslında insanlar, dünyayı seviyor, daha zorlu bir hayatı gözardı ediyorlar.

Rabbinin gerçeklerini inkâr edenler dünyayı tercih ediyorlar. Böylece yaşadıkları hayatın hesabını vermeyeceğini zannediyorlar. Hesap gününü hatırlamak istemiyorlar. İnkâr edip keyiflerine göre yaşamak istiyorlar.

Şüphesiz ki bu (insa)nlar, çabucak geçen (dünyay)ı seviyorlar da ağır günü (ahireti) arkalarına atıyorlar. [*]

Benzer mesajlar: Kıyâmet 75:20-21; A‘lâ 87:16.

Gerçekten şu (kâfirler,) geçici dünya arzularını seviyorlar da o ağır (âhiret) gününü ihmâl ediyorlar.¹

1 “Arkasına atmak,” mecâzen “ihmâl etmek” demek olduğundan, tercümede bu anlam tercih edilmiştir.

Bakın, [Allah’ı umursamayan] şu adamlar bu gelip geçici dünyayı severler, ama ızdırap dolu bir Günü [düşünmeyi] ihmal ederler.

Oysa şu nankörler bu dünyayı çok seviyorlar da zor bir günü gündemlerine almayı erteliyorlar. 11/15, 14/2-3, 42/20

Ne var ki şu (nankör) adamlar[⁵⁴⁹³] hemen şimdi ve burada olanı seviyorlar da, zor bir günü arkalarına atıyorlar.

[5493] Hâ-ulâ’, çok söz edildiği için Allah Rasûlü’nün zihnini meşgul eden müşrik elebaşlara delâlet eder.

Şüphe yok ki onlar, peşin olanı severler ve önlerindeki pek ağır bir günü bırakırlar.

Şu insanlar bu peşin dünya hayatını arzulayıp, önlerinde kendilerini bekleyen o ağır günü ihmal ediyorlar.

Bunlar, şu çabuk(geçen dünyay)ı seviyorlar da ötelerindeki ağır bir günü bırakıyorlar.

Bu insanlar bir an önce ellerine geçecek şeyler[*] isterler, önlerindeki ağır günü hesaba katmazlar.

[*] Dünya hayatının nimetini. (Bkz. Bakara 2/200 , İsra 17/18 ve dipnotları)

Onlar, acele olanı istiyorlar, arkalarındaki ağır bir günü arkalarında bırakıyorlar.

Şunlar pek ağır bir günü bırakıyorlar da önlerindeki peşin dünyaya bağlanıyorlar.

Bunlar, hemen gelecek olanı seviyorlar da ötelerindeki zorlu bir günü ihmal ediyorlar.

bayıķ şunlar severler iviciyi ya'nį dünyeyi daħı ķorlar ileylerinde bir gün aġır.

Taḥḳīḳ bunlar dünyāyı severler ve ḳoyarlar ardlarında bir aġır güni.

Həqiqətən, bunlar (Məkkə müşrikləri) tez keçib gedəni (fani dünyanı) sevər, ağır günə (qiyamət gününə) dal çevirərlər.

Lo! these love fleeting life, and put behind them (the remembrance of) a grievous day.

As to these, they love the fleeting life, and put away behind them(5858) a Day (that will be) hard.

5858 Fleeting life: Cf. 75:20. They: the immediate reference was to the Pagan Quraysh; the general reference is to the Unbelievers of all ages. They r... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.