|
|
Aradığınız kelime
ك ل ل
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 377 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/20
Bakara/20
Bakara/25
Bakara/29
Bakara/31
Bakara/60
Bakara/87
Bakara/100
Bakara/106
Bakara/109
Bakara/116
Bakara/145
Bakara/148
Bakara/148
Bakara/164
Bakara/231
Bakara/259
Bakara/260
Bakara/261
Bakara/266
Bakara/276
Bakara/281
Bakara/282
Bakara/284
Bakara/285
Âl-i İmrân/7
Âl-i İmrân/25
Âl-i İmrân/26
Âl-i İmrân/29
Âl-i İmrân/30
Âl-i İmrân/37
Âl-i İmrân/93
Âl-i İmrân/119
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/161
Âl-i İmrân/165
Âl-i İmrân/185
Âl-i İmrân/189
Nisâ/11
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/32
Nisâ/33
Nisâ/33
Nisâ/41
Nisâ/56
Nisâ/78
Nisâ/85
Nisâ/86
Nisâ/91
Nisâ/95
Nisâ/126
Nisâ/129
Nisâ/130
Nisâ/176
Nisâ/176
Mâide/17
Mâide/19
Mâide/40
Mâide/48
Mâide/64
Mâide/70
Mâide/97
Mâide/117
Mâide/120
En’âm/17
En’âm/25
En’âm/44
En’âm/64
En’âm/67
En’âm/70
En’âm/80
En’âm/84
En’âm/85
En’âm/86
En’âm/99
En’âm/101
En’âm/101
En’âm/102
En’âm/102
En’âm/108
En’âm/111
En’âm/112
En’âm/123
En’âm/132
En’âm/146
En’âm/154
En’âm/164
En’âm/164
A’râf/29
A’râf/31
A’râf/34
A’râf/38
A’râf/38
A’râf/46
A’râf/57
A’râf/86
A’râf/89
A’râf/112
يَأْتُوكَ بِكُلِّ سَاحِرٍ عَل۪يمٍ
111, 112.$ Dediler ki: Onu da kardeşini de beklet; şehirlere toplayıcılar (memurlar) yolla. Bütün bilgili sihirbazları sana getirsinler.
A’râf/145
A’râf/145
A’râf/146
A’râf/156
A’râf/160
Enfâl/12
Enfâl/39
Enfâl/41
Enfâl/54
Enfâl/56
Enfâl/75
Tevbe/5
Tevbe/33
Tevbe/39
Tevbe/115
Tevbe/122
Tevbe/126
Yûnus/22
Yûnus/30
Yûnus/47
Yûnus/49
Yûnus/54
Yûnus/79
Yûnus/97
Yûnus/99
Hûd/3
Hûd/4
Hûd/6
Hûd/12
Hûd/38
Hûd/40
Hûd/57
Hûd/59
Hûd/111
Hûd/120
Hûd/123
Yûsuf/31
Yûsuf/76
Yûsuf/111
Ra’d/2
Ra’d/3
Ra’d/7
Ra’d/8
Ra’d/8
Ra’d/16
Ra’d/23
Ra’d/33
Ra’d/38
Ra’d/42
İbrahim/5
İbrahim/15
İbrahim/17
İbrahim/25
İbrahim/34
İbrahim/51
Hicr/17
Hicr/19
Hicr/30
Hicr/44
Nahl/11
Nahl/36
Nahl/69
Nahl/76
Nahl/77
Nahl/84
Nahl/89
Nahl/89
Nahl/111
Nahl/111
Nahl/112
İsrâ/12
İsrâ/13
İsrâ/20
İsrâ/29
İsrâ/36
İsrâ/38
İsrâ/71
İsrâ/84
İsrâ/89
İsrâ/97
Kehf/45
Kehf/54
Kehf/79
Kehf/84
Meryem/49
Meryem/69
Meryem/93
Meryem/95
Tâ-Hâ/15
Tâ-Hâ/50
Tâ-Hâ/56
Tâ-Hâ/98
Tâ-Hâ/135
Enbiyâ/30
Enbiyâ/33
Enbiyâ/35
Enbiyâ/72
Enbiyâ/79
Enbiyâ/81
Enbiyâ/85
Enbiyâ/93
Enbiyâ/96
Enbiyâ/99
Hac/2
Hac/2
Hac/3
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/6
Hac/17
Hac/22
Hac/27
وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ
27, 28.$ İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin.
Hac/27
وَاَذِّنْ فِي النَّاسِ بِالْحَجِّ يَأْتُوكَ رِجَالًا وَعَلٰى كُلِّ ضَامِرٍ يَأْت۪ينَ مِنْ كُلِّ فَجٍّ عَم۪يقٍۙ
27, 28.$ İnsanlar arasında haccı ilân et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen yorgun argın develer üzerinde, kendilerine ait bir takım yararları yakînen görmeleri, Allah'ın kendilerine rızık olarak verdiği kurbanlık hayvanlar üzerine belli günlerde Allah'ın ismini anmaları (kurban kesmeleri için) sana (Kâbe'ye) gelsinler. Artık ondan hem kendiniz yeyin, hem de yoksula, fakire yedirin.
Hac/34
Hac/38
Hac/67
Mü’minûn/27
Mü’minûn/44
Mü’minûn/53
Mü’minûn/88
Mü’minûn/91
Nûr/2
Nûr/11
Nûr/35
Nûr/41
Nûr/45
Nûr/45
Nûr/64
Furkân/2
Furkân/31
Furkân/39
Furkân/39
Furkân/51
Şu’arâ/7
Şu’arâ/37
Şu’arâ/63
Şu’arâ/128
Şu’arâ/222
Şu’arâ/225
Neml/16
Neml/23
Neml/83
Neml/87
Neml/88
Neml/91
Kasas/48
Kasas/57
Kasas/75
Kasas/88
Ankebût/20
Ankebût/40
Ankebût/57
Ankebût/62
Rûm/26
Rûm/32
Rûm/50
Rûm/58
Lokman/10
Lokman/10
Lokman/18
Lokman/29
Lokman/31
Lokman/32
Secde/7
Secde/13
Secde/20
Ahzâb/27
Ahzâb/40
Ahzâb/51
Ahzâb/52
Ahzâb/54
Ahzâb/55
Sebe’/7
Sebe’/9
Sebe’/19
Sebe’/19
Sebe’/21
Sebe’/47
Fâtır/1
Fâtır/12
Fâtır/13
Fâtır/36
Yâsîn/12
Yâsîn/32
Yâsîn/36
Yâsîn/40
Yâsîn/79
Yâsîn/83
Sâffât/7
Sâffât/8
Sâd/14
Sâd/19
Sâd/37
وَالشَّيَاط۪ينَ كُلَّ بَنَّٓاءٍ وَغَوَّاصٍۙ
36, 37, 38.$ Bunun üzerine biz de, istediği yere onun emriyle kolayca giden rüzgârı, bina kuran ve dalgıçlık yapan şeytanları, demir halkalarla bağlı diğer yaratıkları onun emrine verdik.
Sâd/48
Sâd/73
Zümer/5
Zümer/27
Zümer/62
Zümer/62
Zümer/70
Mü’min/5
Mü’min/7
Mü’min/17
Mü’min/27
Mü’min/35
Mü’min/48
Mü’min/62
Fussilet/12
Fussilet/21
Fussilet/39
Fussilet/53
Fussilet/54
Şûrâ/9
Şûrâ/12
Şûrâ/33
Zuhruf/12
Zuhruf/35
Duhân/4
ف۪يهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَك۪يمٍۜ
4, 5, 6.$ Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.
Duhân/55
Câsiye/7
Câsiye/22
Câsiye/28
Câsiye/28
Ahkâf/19
Ahkâf/25
Ahkâf/33
Muhammed/15
Fetih/21
Fetih/26
Fetih/28
Hucurât/16
Kâf/7
Kâf/8
Kâf/14
Kâf/21
Kâf/24
اَلْقِيَا ف۪ي جَهَنَّمَ كُلَّ كَفَّارٍ عَن۪يدٍۙ
23, 24, 25, 26.$ Yanındaki arkadaşı: «İşte yanımdaki hazır, der. (İki meleğe şu emir verilir:) Haydi ikiniz her inatçı kâfiri, hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi cehenneme atın; Allah ile beraber başka ilâh edineni, şiddetli azaba birlikte atın!
Kâf/32
هٰذَا مَا تُوعَدُونَ لِكُلِّ اَوَّابٍ حَف۪يظٍۚ
32, 33.$ İşte size vâdedilen cennet! Ki o, Allah'a yönelen, emirlerine riayet eden, görmediği halde Rahmân'dan korkan ve Allah'a yönelmiş bir kalp ile gelen kimselere mahsustur.
Zâriyât/49
Tûr/21
Kamer/3
Kamer/28
Kamer/42
Kamer/49
Kamer/52
Kamer/53
Rahmân/26
Rahmân/29
Rahmân/52
Hadîd/2
Hadîd/3
Hadîd/10
Hadîd/23
Mücâdele/6
Mücâdele/7
Haşr/6
Saff/9
Münâfikûn/4
Teğâbun/1
Teğâbun/11
Talâk/3
Talâk/12
Talâk/12
Tahrîm/8
Mülk/1
Mülk/8
Mülk/19
Kalem/10
وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَه۪ينٍۙ
10, 11, 12, 13, 14.$ (Resûlüm!) Alabildiğine yemin eden, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren, iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış, kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış kimselerden hiçbirine, mal ve oğulları vardır diye, sakın boyun eğme.
Me’âric/38
Nûh/7
Cin/28
Müddessir/38
Müddessir/52
Nebe’/29
Abese/37
Mutaffifîn/12
Bürûc/9
Târık/4
اِنْ كُلُّ نَفْسٍ لَمَّا عَلَيْهَا حَافِظٌۜ
1, 2, 3, 4.$ Gökyüzüne ve târıka (sabah yıldızına ) yemin ederim. Târıkın ne olduğunu nereden bileceksin? (O, karanlığı) delen yıldızdır. Hiç kimse yoktur ki üzerinde bir koruyucu, bir denetleyici bulunmasın.
Kadr/4
Hümeze/1
وَيْلٌ لِكُلِّ هُمَزَةٍ لُمَزَةٍۙ
1, 2.$ Arkadan çekiştirmeyi, yüze karşı eğlenmeyi âdet edinen herkesin vay haline! O ki, mal toplamış ve onu sayıp durmuştur.
|
|
|
|
|