|
|
Aradığınız kelime
مَنْ
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 371 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/8
Bakara/30
Bakara/62
Bakara/81
Bakara/85
Bakara/90
Bakara/97
Bakara/98
Bakara/105
Bakara/111
Bakara/112
Bakara/126
Bakara/130
Bakara/142
Bakara/143
Bakara/165
Bakara/177
لَيْسَ الْبِرَّ اَنْ تُوَلُّوا وُجُوهَكُمْ قِبَلَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ وَلٰكِنَّ الْبِرَّ مَنْ اٰمَنَ بِاللّٰهِ وَالْيَوْمِ الْاٰخِرِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ وَالْكِتَابِ وَالنَّبِيّ۪نَۚ وَاٰتَى الْمَالَ عَلٰى حُبِّه۪ ذَوِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينَ وَابْنَ السَّب۪يلِ وَالسَّٓائِل۪ينَ وَفِي الرِّقَابِۚ وَاَقَامَ الصَّلٰوةَ وَاٰتَى الزَّكٰوةَۚ وَالْمُوفُونَ بِعَهْدِهِمْ اِذَا عَاهَدُواۚ وَالصَّابِر۪ينَ فِي الْبَأْسَٓاءِ وَالضَّرَّٓاءِ وَح۪ينَ الْبَأْسِۜ اُو۬لٰٓئِكَ الَّذ۪ينَ صَدَقُواۜ وَاُو۬لٰٓئِكَ هُمُ الْمُتَّقُونَ
İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah'ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!
Bakara/200
Bakara/201
Bakara/204
Bakara/207
Bakara/212
Bakara/213
Bakara/232
Bakara/245
Bakara/247
Bakara/253
Bakara/253
Bakara/253
Bakara/255
Bakara/269
Bakara/272
Bakara/284
Âl-i İmrân/13
Âl-i İmrân/26
Âl-i İmrân/26
Âl-i İmrân/26
Âl-i İmrân/27
Âl-i İmrân/37
Âl-i İmrân/52
Âl-i İmrân/73
Âl-i İmrân/74
Âl-i İmrân/75
Âl-i İmrân/75
Âl-i İmrân/76
Âl-i İmrân/83
Âl-i İmrân/99
Âl-i İmrân/129
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/179
Âl-i İmrân/192
Nisâ/36
وَاعْبُدُوا اللّٰهَ وَلَا تُشْرِكُوا بِه۪ شَيْـًٔا وَبِالْوَالِدَيْنِ اِحْسَانًا وَبِذِي الْقُرْبٰى وَالْيَتَامٰى وَالْمَسَاك۪ينِ وَالْجَارِ ذِي الْقُرْبٰى وَالْجَارِ الْجُنُبِ وَالصَّاحِبِ بِالْجَنْبِ وَابْنِ السَّب۪يلِۙ وَمَا مَلَكَتْ اَيْمَانُكُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ لَا يُحِبُّ مَنْ كَانَ مُخْتَالًا فَخُورًاۙ
Allah'a ibadet edin ve O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana-babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yakın arkadaşa, yolcuya, ellerinizin altında bulunanlara (köle, cariye, hizmetçi ve benzerlerine) iyi davranın; Allah kendini beğenen ve daima böbürlenip duran kimseyi sevmez.
Nisâ/49
Nisâ/55
Nisâ/55
Nisâ/80
Nisâ/85
Nisâ/88
Nisâ/107
Nisâ/109
Nisâ/114
Nisâ/123
Nisâ/134
Nisâ/148
Mâide/18
Mâide/32
Mâide/40
Mâide/54
Mâide/54
Mâide/60
Mâide/69
Mâide/72
Mâide/94
Mâide/105
En’âm/14
En’âm/16
En’âm/25
En’âm/39
En’âm/46
En’âm/54
En’âm/63
En’âm/83
En’âm/88
En’âm/91
En’âm/116
En’âm/117
En’âm/135
En’âm/138
En’âm/160
A’râf/32
A’râf/86
A’râf/128
A’râf/155
A’râf/155
A’râf/156
A’râf/167
A’râf/178
A’râf/186
Enfâl/42
Enfâl/42
Enfâl/57
Tevbe/15
Tevbe/18
Tevbe/27
Tevbe/49
Tevbe/58
Tevbe/63
Tevbe/75
Tevbe/98
Tevbe/99
Tevbe/109
Tevbe/124
Yûnus/25
Yûnus/31
Yûnus/34
Yûnus/35
Yûnus/40
Yûnus/40
Yûnus/42
Yûnus/43
Yûnus/66
Yûnus/99
Yûnus/107
Hûd/15
Hûd/30
Hûd/36
Hûd/39
Hûd/40
Hûd/43
Hûd/93
Hûd/119
Yûsuf/25
Yûsuf/56
Yûsuf/75
Yûsuf/76
Yûsuf/79
Yûsuf/90
Yûsuf/110
Ra’d/10
Ra’d/13
Ra’d/15
Ra’d/16
Ra’d/27
Ra’d/27
Ra’d/36
İbrahim/4
İbrahim/4
İbrahim/11
Nahl/2
Nahl/36
Nahl/36
Nahl/37
Nahl/38
Nahl/70
Nahl/93
Nahl/93
Nahl/97
Nahl/106
Nahl/106
Nahl/106
İsrâ/3
İsrâ/18
İsrâ/51
İsrâ/67
İsrâ/77
Kehf/17
Kehf/28
Kehf/30
Kehf/87
Kehf/88
Meryem/29
Meryem/60
Meryem/63
Meryem/75
Meryem/75
Meryem/93
Tâ-Hâ/16
Tâ-Hâ/40
Tâ-Hâ/48
Tâ-Hâ/65
Tâ-Hâ/74
Tâ-Hâ/76
Tâ-Hâ/100
Tâ-Hâ/109
Tâ-Hâ/111
Tâ-Hâ/127
Tâ-Hâ/135
Enbiyâ/19
Enbiyâ/24
Enbiyâ/24
Enbiyâ/42
Enbiyâ/59
Enbiyâ/82
Hac/3
Hac/4
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/5
يَٓا اَيُّهَا النَّاسُ اِنْ كُنْتُمْ ف۪ي رَيْبٍ مِنَ الْبَعْثِ فَاِنَّا خَلَقْنَاكُمْ مِنْ تُرَابٍ ثُمَّ مِنْ نُطْفَةٍ ثُمَّ مِنْ عَلَقَةٍ ثُمَّ مِنْ مُضْغَةٍ مُخَلَّقَةٍ وَغَيْرِ مُخَلَّقَةٍ لِنُبَيِّنَ لَكُمْۜ وَنُقِرُّ فِي الْاَرْحَامِ مَا نَشَٓاءُ اِلٰٓى اَجَلٍ مُسَمًّى ثُمَّ نُخْرِجُكُمْ طِفْلًا ثُمَّ لِتَبْلُغُٓوا اَشُدَّكُمْۚ وَمِنْكُمْ مَنْ يُتَوَفّٰى وَمِنْكُمْ مَنْ يُرَدُّ اِلٰٓى اَرْذَلِ الْعُمُرِ لِكَيْلَا يَعْلَمَ مِنْ بَعْدِ عِلْمٍ شَيْـًٔاۜ وَتَرَى الْاَرْضَ هَامِدَةً فَاِذَٓا اَنْزَلْنَا عَلَيْهَا الْمَٓاءَ اهْتَزَّتْ وَرَبَتْ وَاَنْبَتَتْ مِنْ كُلِّ زَوْجٍ بَه۪يجٍ
Ey insanlar! Eğer yeniden dirilmekten şüphede iseniz, şunu bilin ki, biz sizi topraktan, sonra nutfeden, sonra alakadan (aşılanmış yumurtadan), sonra uzuvları (önce) belirsiz, (sonra) belirlenmiş canlı et parçasından (uzuvları zamanla oluşan ceninden) yarattık ki size (kudretimizi) gösterelim. Ve dilediğimizi, belirlenmiş bir süreye kadar rahimlerde bekletiriz; sonra sizi bir bebek olarak dışarı çıkarırız. Sonra güçlü çağınıza ulaşmanız için (sizi büyütürüz). İçinizden kimi vefat eder; yine içinizden kimi de ömrün en verimsiz çağına kadar götürülür; ta ki bilen bir kimse olduktan sonra bir şey bilmez hale gelsin. Sen, yeryüzünü de kupkuru ve ölü bir halde görürsün; fakat biz, üzerine yağmur indirdiğimizde o, kıpırdanır, kabarır ve her çeşitten (veya çiftten) iç açıcı bitkiler verir.
Hac/7
Hac/8
وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يُجَادِلُ فِي اللّٰهِ بِغَيْرِ عِلْمٍ وَلَا هُدًى وَلَا كِتَابٍ مُن۪يرٍۙ
8, 9.$ İnsanlardan bazısı, bir bilgisi, bir rehberi ve (vahye dayanan) aydınlatıcı bir kitabı olmadığı halde, sırf Allah yolundan saptırmak için yanını eğip bükerek (kibir ve azamet içinde) Allah hakkında tartışmaya kalkar. Onun için dünyada bir rezillik vardır; kıyamet gününde ise ona yakıcı azabı tattıracağız.
Hac/11
Hac/15
Hac/16
Hac/18
Hac/40
اَلَّذ۪ينَ اُخْرِجُوا مِنْ دِيَارِهِمْ بِغَيْرِ حَقٍّ اِلَّٓا اَنْ يَقُولُوا رَبُّنَا اللّٰهُۜ وَلَوْلَا دَفْعُ اللّٰهِ النَّاسَ بَعْضَهُمْ بِبَعْضٍ لَهُدِّمَتْ صَوَامِعُ وَبِيَعٌ وَصَلَوَاتٌ وَمَسَاجِدُ يُذْكَرُ ف۪يهَا اسْمُ اللّٰهِ كَث۪يرًاۜ وَلَيَنْصُرَنَّ اللّٰهُ مَنْ يَنْصُرُهُۜ اِنَّ اللّٰهَ لَقَوِيٌّ عَز۪يزٌ
Onlar, başka değil, sırf «Rabbimiz Allah'tır» dedikleri için haksız yere yurtlarından çıkarılmış kimselerdir. Eğer Allah, bir kısım insanları (kötülüklerini) diğer bir kısmı ile defedip önlemeseydi, mutlak surette, içlerinde Allah'ın ismi bol bol anılan manastırlar, kiliseler, havralar ve mescidler yıkılır giderdi. Allah, kendisine (kendi dinine) yardım edenlere muhakkak surette yardım eder. Hiç şüphesiz Allah, güçlüdür, galiptir.
Mü’minûn/27
Mü’minûn/86
Mü’minûn/88
Nûr/21
Nûr/35
Nûr/38
Nûr/41
Nûr/43
Nûr/43
Nûr/45
Nûr/45
Nûr/45
Nûr/46
Furkân/42
Furkân/57
Furkân/70
Şu’arâ/89
Şu’arâ/221
Neml/8
Neml/11
Neml/65
Neml/81
Neml/87
Neml/87
Neml/89
Kasas/56
Kasas/56
Kasas/67
Kasas/71
Kasas/72
Kasas/78
Kasas/84
Kasas/85
Ankebût/5
Ankebût/10
Ankebût/21
Ankebût/21
Ankebût/40
Ankebût/40
Ankebût/40
Ankebût/40
Ankebût/47
Ankebût/61
Ankebût/63
Rûm/5
بِنَصْرِ اللّٰهِۜ يَنْصُرُ مَنْ يَشَٓاءُۜ وَهُوَ الْعَز۪يزُ الرَّح۪يمُ
2, 3, 4, 5.$ Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.
Rûm/26
Rûm/29
Rûm/40
Rûm/44
Rûm/48
Rûm/53
Lokman/6
Lokman/15
Lokman/20
Lokman/25
Ahzâb/17
Ahzâb/23
Ahzâb/23
Ahzâb/30
Ahzâb/51
Ahzâb/51
Sebe’/12
Sebe’/21
Sebe’/24
Sebe’/37
Fâtır/8
Fâtır/8
Fâtır/10
Fâtır/22
Fâtır/22
Fâtır/37
Yâsîn/21
Yâsîn/47
Yâsîn/52
Yâsîn/70
Yâsîn/78
Sâffât/10
Sâffât/11
Sâffât/163
اِلَّا مَنْ هُوَ صَالِ الْجَح۪يمِ
161, 162, 163.$ Sizler ve taptığınız şeyler! Hiçbiriniz, cehenneme girecek kimseden başkasını Allah'a karşı azdırıp saptıramazsınız.
Sâd/61
Zümer/3
Zümer/19
Zümer/23
Zümer/38
Zümer/40
Zümer/68
Zümer/68
Mü’min/13
Mü’min/15
Mü’min/28
Mü’min/34
Mü’min/40
Mü’min/67
Mü’min/78
Mü’min/78
Fussilet/15
Fussilet/40
Fussilet/46
Fussilet/52
Şûrâ/8
Şûrâ/13
Şûrâ/13
Şûrâ/19
Şûrâ/20
Şûrâ/50
Şûrâ/52
Zuhruf/9
Zuhruf/45
Zuhruf/86
Zuhruf/87
Duhân/42
Câsiye/15
Ahkâf/5
Muhammed/16
Muhammed/38
Fetih/14
Fetih/25
Kâf/33
Kâf/45
Zâriyât/9
يُؤْفَكُ عَنْهُ مَنْ اُفِكَۜ
7, 8, 9.$ İçinde yörüngeleri olan göğe andolsun ki siz çelişkili sözler söylüyorsunuz. Ondan (Kur'an'dan veya imandan) dönen döndürülür (engellenmez).
Zâriyât/35
Necm/29
Kamer/35
نِعْمَةً مِنْ عِنْدِنَاۜ كَذٰلِكَ نَجْز۪ي مَنْ شَكَرَ
34, 35.$ Biz de üstlerine taş (yağdıran bir fırtına) gönderdik. Ancak Lût ailesi müstesna, katımızdan bir nimet olarak onları seher vaktinde kurtardık. Biz şükredeni işte böyle mükâfatlandırırız.
Rahmân/26
Rahmân/29
Hadîd/10
Hadîd/11
Hadîd/21
Hadîd/25
Hadîd/29
Mücâdele/22
Haşr/6
Haşr/9
Saff/14
Cum’a/4
Münâfikûn/7
Talâk/2
Tahrîm/3
Mülk/14
Mülk/16
Mülk/17
Mülk/29
Hâkka/19
Hâkka/25
Me’âric/17
Nûh/21
Cin/24
Müddessir/31
Müddessir/31
İnsan/31
Nebe’/38
Nâzi’ât/37
فَاَمَّا مَنْ طَغٰىۙ
37, 38, 39.$ Azana ve dünya hayatını ahirete tercih edene, şüphesiz cehennem tek barınaktır.
Nâzi’ât/40
Nâzi’ât/45
Abese/8
İnşikâk/7
İnşikâk/10
A’lâ/10
سَيَذَّكَّرُ مَنْ يَخْشٰىۙ
10, 11, 12, 13.$ (Allah'tan) korkan öğütten yararlanacak. En büyük ateşe girecek olan kötü kimse ise öğütten kaçınır. Sonra o, ateşte ne ölür ne de yaşar.
A’lâ/14
Gâşiye/23
اِلَّا مَنْ تَوَلّٰى وَكَفَرَۙ
21, 22, 23, 24, 25, 26.$ O halde (Resûlüm), öğüt ver. Çünkü sen ancak öğüt vericisin. Onların üzerinde bir zorba değilsin. Ancak yüz çevirip inkâr edene gelince, işte öylesini Allah en büyük azap ile cezalandırır. Şüphesiz onların dönüşü sadece bizedir. Sonra onların sorguya çekilmesi de sadece bize aittir.
Şems/9
قَدْ اَفْلَحَ مَنْ زَكّٰيهَاۙۖ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Şems/10
وَقَدْ خَابَ مَنْ دَسّٰيهَاۜ
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9, 10.$ Güneşe ve kuşluk vaktindeki aydınlığına, güneşi takip ettiğinde aya, onu açığa çıkarttığında gündüze, onu örttüğünde geceye, gökyüzüne ve onu bina edene, yere ve onu yapıp döşeyene, nefse ve ona birtakım kabiliyetler verip de iyilik ve kötülüklerini ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiş, onu kötülüklere gömen de ziyan etmiştir.
Leyl/5
فَاَمَّا مَنْ اَعْطٰى وَاتَّقٰىۙ
5, 6, 7.$ Artık kim verir ve sakınırsa, en güzeli de tasdik ederse, biz de onu en kolaya hazırlarız (onda başarılı kılarız).
Leyl/8
وَاَمَّا مَنْ بَخِلَ وَاسْتَغْنٰىۙ
8, 9, 10, 11.$ Kim cimrilik eder, kendini müstağni sayar, en güzeli de yalanlarsa, biz de onu en zora hazırlarız. Düştüğü zaman da malı kendisine hiç fayda vermez.
Kâri’a/6
Kâri’a/8
|
|
|
|
|