25 Mayıs 2024 - 17 Zi'l-ka'de 1445 Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Ankebût Suresi 47. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekeżâlike enzelnâ ileyke-lkitâb(e)(c) felleżîne âteynâhumu-lkitâbe yu/minûne bih(i)(s) vemin hâulâ-i men yu/minu bih(i)(c) vemâ yechadu bi-âyâtinâ illâ-lkâfirûn(e)

Ve işte sana böyle bir kitap indirdik biz ve bu yüzden kendilerine kitap verilenler, inanıyorlar ona ve şunlardan da inanan var ona ve delillerimizi, kafirlerden başkası da bilerek inkar etmez.

(Ey Resulüm!) İşte Biz Sana böyle (hakikatli ve hikmetli) bir Kitap (Kur’an) indirdik. Bundan dolayı kendilerine (daha önce) kitap verdiklerimiz(den iz’an ve insaf ehli de) Ona inanmaktadır. Şunlardan (putatapıcılardan) da Ona iman edecek olanlar vardır. (Çünkü) Kâfirlerden başkası Bizim ayetlerimize (karşı çıkıp uyulmasını ve uygulanmasını engellemek kastıyla) bile bile inkâr ve itiraz etmeye (çalışmayacaktır).

Ey Muhammed! Bu kitabı sana, öncekileri tasdik eder şekilde indirdik. Daha evvel kendilerine kitap verdiklerimiz de O'na inanırlar. Şu Mekkeli'lerden de O'na inananlar vardır. Ayetlerimizi gerçekleri inkâr edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez.

Önceki peygamberlere indirdiğimiz kitaplar gibi, sana da bu kitabı, Kur'ân'ı indirdik. Kendilerine verdiğimiz kutsal kitapların hükmünce amel edenler Kur'ân'a iman ediyorlar. Şu kabilelerden de, Kur'ân'a iman eden ve edecek olan birçok kimse var. Âyetlerimizi, Kur'ân'ımızı ve ilkelerimizi ancak kâfirler, nankörler bile bile inkâr ederler.

İşte böyle (geçmiş peygamberlere indirdiğimiz gibi) sana da Kitap indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Şunlardan [3] da ona iman edecek olan vardır. Kâfirlerden başkası ayetlerimizi bile bile inkar etmez.

3.Müşriklerden.

İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine Kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlar (putatapıcılar)dan da ona iman edecek olanlar vardır. İnkârcılardan başkası bizim ayetlerimizi inkar etmez.

(Ey Rasûlüm), onlara kitab indirdiğimiz gibi, sana da kitab indirdik. Onun için kendilerine kitab verdiklerimiz (Abdullah ibni Selâm gibi kimseler), Kur'an'a iman ediyorlar. Şunlardan (Mekke halkından) da Kur'an'a iman edecek kimseler var. Bizim ayetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder.

İşte önceki peygamberlere kitap verdiğimiz gibi, sana da kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler, ona inanırlar. Bunlardan (Mekkelilerden de) ona inananlar vardır. Ve hiçbir değeri kabul etmeyen kâfirlerden başka hiç kimse ayetlerimizi inkâr etmez.

Böylece sana kitabı indirdik. İşte, kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Çevrendekilerden de ona inananlar vardır. Âyetlerimizi, ancak inkârcılar bile bile tanımazlar.

Bizler, işte böylece sana kitap indirdik, kitaplı bulunanlar inanmaktalar, bunlardan da, ona inananlar var, ancak kâfir olanlar Allahın âyetlerini tanımıyorlar

İşte biz sana böyle bir Kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Onlardan da ona iman edecek olanlar vardır. Hakkı inkâra şartlanmış olanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.

Bkz.2/121, 3/199

İşte sana bu vecihle Kur’ân’ı inzâl iyledik kendilerine kitâb inzâl iylediklerimiz îmân idiyorlar. Arablardan bir çoğı inanıyor. Âyâtımızı inkâr iden yalnız kâfirlerdir.

Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.

İşte böylece biz sana kitabı indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar (Kitap ehlinden çağdaşın olanlar)dan da ona inananlar vardır. Bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr ederler.

İşte biz kitabı sana böyle indiriyoruz. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ederler, şunlardan da (müşrikler) ona inananlar var. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.

(Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitapları tasdik eden) bu Kitab'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan (Araplardan) da ona iman eden nice kimseler vardır. Âyetlerimizi, ancak kâfirler (inatları yüzünden) bile bile inkâr eder.  

 Tefsirlerde, bu âyet ile, Abdullah b. Selâm ve Übey b. Ka’b gibi Kur’an’a iman eden ehl-i kitaba işaret edildiği belirtilmektedir.

İşte sana bu kitabı indirdik. Kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona inanacaklardır. Şunlardan (ümmilerden) da bazıları inanacaktır. Kafirlerden başkası ayetlerimizi reddetmez.

(Resulüm!) İşte sana (önceki kitapları tasdik eden) bu kitabı indirdik. Onun için, kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. Şunlardan da ona iman eden nice kimseler vardır. Ayetlerimizi ancak kâfirler bile bile inkâr eder.

İşte sana böyle kitab indirdik, onun için kendilerine kitab verdiklerimiz ona iyman ederler, şunlardan da ona iyman eden var ve bizim âyetlerimizi ancak kâfirler inkâr eder

(Habibim!) İşte böylece, (önceki peygamberlere vahyettiğimiz kitaplar gibi) sana da bu Kitâb’ı, (Kur’ân’ı) vahyettik. Kendilerine kitap verdiklerimiz (in bir kısmı, İslâm dinini kabul ederek,) ona (Kur’ân’a) inanırlar. Şunlar (Mekkeli putperestler) arasından da (İslâm dinini kabul ederek) ona (Kur’ân’a) inananlar vardır. Âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.

İşte böylece sana Kitap'ı indirdik. Kendilerine Kitap ulaştırdıklarımız¹, ona inanırlar. Şu kimselerden² de O'na inanacaklar vardır. Gerçeği yalanlayan nankörlerden başkası ayetlerimizi inkâr etmez.

1- Daha önce Kitap verdiklerimiz. 2- Araplardan.

İşte sana (Habîbim böyle bir) kitâb indirdik. Onun için kendilerine kitâb verdiklerimiz buna îman ediyorlar. Şunlardan da ona îman edecek nice kimseler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası bilerek inkâr etmez.

(Ey Resûlüm!) İşte böylece sana (önceki kitabları tasdîk eden) bu Kitâb'ı indirdik. Onun için, kendilerine kitab verdiğimiz kimseler ona îmân ederler. Şunlardan (Arab'lardan)da ona îmân eden kimseler vardır. Ve kâfirlerden başkası, bizim âyetlerimizi bilerek inkâr etmez.

Böyle bir anlam içinde kitabı sana biz indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz sana indirdiğimiz kitaba inanırlar. İşte şunlardan da kitaba inanan kimseler var. Allah’ın ayetlerini, gerçekleri kabul etmeyenlerden başkası inkâr etmezler.

İşte biz sana böyle bir Kitap bildirdik. Onun için kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanıyorlar. Seninkiler arasında da ona inanacak olanlar vardır. Bizim belgelerimizi yoğumsayanlar ancak tanımaz olanlardır.

Sana, eski Kitapları indirdiğimiz gibi Kur/an/ı indirdik. Kendilerini Kitaba nâil ettiğimiz kimseler O/na inanırlar. Bunlardan da O/na inananlar vardır, bizim âyetlerimizi yalnız kâfirler inat ederek inkâr ederler.

(Ey Peygamber!) İşte böylece Biz sana kitabı indirdik. Artık, kendine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlardan/muhitinde olanlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi ancak (bile bile) kâfirler/nankörler inkâr ederler.

İşte biz sana böyle bir kitap indirdik. Bundan dolayı kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman etmektedirler. Bunlardan (Mekke ehlinden) ona iman edecek kimseler vardır. Küfre sapanlardan başkası bizim ayetlerimizi inkâr etmez.

Ey Muhammed! Daha önceki elçilerimize indirdiğimiz gibi, işte böylece sana da bu son ilâhî Kitabı indirdik. Bunun içindir ki, kendilerine daha önce kitap verilmiş olan dürüst ve insaflı Yahudi ve Hıristiyanlar,doğal olarak bu Kur’an’a da inanırlar. Şu Mekkeli putperest insanlar arasından da ona inananlar var. Zaten Bizim ayetlerimizi, aklını ve gönlünü günah kirleriyle karartmış nankörlerden başkası inkâr etmez! Senin hak Peygamber olduğun o kadar açıktır ki:

İşte böyle, sana Kitab’ı indirdik.
Ona, Kitap verdiklerimiz inanıyor.
Şunlardan da ona inanan kimseler vardır.
Bizim âyetlerimizi, Kâfirler’den başkası bile bile inkâr etmiyor.

Resulüm! Biz bu Kitabı, sana da aynı şekilde indirdik. Bu nedenle ehlikitabın Kuran’a inanması doğaldır. Kaldı ki, Mekkeliler arasında dahi ona inananlar var. Bizim sözlerimizi, sadece gerçeğe düşman olanlar inkar ederler

İşte böylece sana kitabı gönderdik. Kendilerine daha önce kitap verdiğimiz toplumlar gönderdiğimiz kitaplara inanırlar. Çünkü onlar indirilen Kitapların, âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğini anlarlar ve iman ederler. Kitap verilmeyen toplumdan akıl sahibi insanlar da vardır. Ayetlerimizi ancak gerçeklerin üzerini örtenler inkâr eder.

İşte böylece sana Kitabı (Kur’an’ı) indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona iman ediyorlar. [*] Şunlardan (Araplardan) da ona iman edenler vardır. Ayetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.

Benzer mesajlar: Bakara 2:121; Âl-i İmrân 3:113-115, 199; Mâide 5:82-84, En‘âm 6:114; A‘râf 7:159; İsrâ 17:107-109; Kasas 28:52-55; Hadîd 57:28-29.... Devamı..

İşte Biz, sana bu Kitabı indirdikçe; hem kendilerine Kitap verdiklerimiz,¹ hem de şu (Araplar) ona îman ediyorlar. Zâten Bizim âyetlerimizi, ancak kâfirler² inkâr eder.

1 Kendilerine kitap verdiğimiz Yahudi ve Hıristiyanlardan Abdullah b. Selâm gibi kitaptan gerçekten istifade etmek isteyenler Ona, o sana indirilen Ku... Devamı..

[Ey Muhammed!] Bu ilahî kelâmı sana işte bu şekilde ⁴³ indirdik. Ve bu ilahî kelâmı bahşettiklerimiz ⁴⁴ ona inanırlar; şu [geçmiş vahiylerin takipçi]leri arasında da ona inananlar vardır. Mesajlarımızı, [apaçık bir] hakikati inkar edenler dışında, hiç kimse bile bile reddetmez: ⁴⁵

43 Yani, “bu ruh içinde”: bu ifade, vahyedilmiş bütün dinlerdeki temel hakikatlerin aynılığına işaret eder.44 Yani, “bu ilahî vahyi kavrama yeteneği b... Devamı..

Biz bu kitabı sana diğer kitapları da kapsayan bir mesaj olarak indirdik. Onun için daha önceden kendilerine kitap verdiklerimiz buna inanırlar. İşte şu etrafındakilerden de buna inanacak olanlar da vardır. Aslında bizim ayetlerimize bile bile inanmak istemeyenler kâfirlerdir. 12/111, 5/48

(Ey Rasul!) İşte bu kitabı sana böyle (bir mesajla) indirdik; bu yüzdendir ki bu kitabı kendilerine verdiklerimiz ona iman ederler; işte şu (önceki vahyin mensupları) arasında da inanan kimseler olacaktır: zaten nankörler[³⁵²⁹] dışında hiç kimse âyetlerimizi bile bile inkâr etmiyor.[³⁵³⁰]

[3529] el-Kâfirûnu “nankörler” şeklindeki çevirimizin gerekçesi için bkz: 17:8, not 18. [3530] Yechadûnun “bile bile inkâr” anlamı için bkz: 16:71,... Devamı..

(Ey Muhammed) İşte sana öyle bir Kitap indirdik ki, kendilerine kitap verdiklerimiz de (içlerinden ilim sahibi faziletli kimseler de) ona inanırlar. Bunlardan da (Kureyş ve başka kabilelerden de) ona iman edecek nice kimseler vardır, ayetlerimizi kafirlerden gayrisi inkar etmez.

İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitab verdiklerimiz, ona iman ederler: Şunlardan (şu Araplardan) da ona iman edenler vardır. Âyetlerimizi, kâfirlerden başkası inkâr etmez.

Ve işte sana böylece kitabı indirdik. Artık kendilerine kitap vermiş olduklarımız ona imân ederler. Şunlardan da ona imân edecek olanlar vardır. Ve Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkar etmez.

Biz, işte sana da bu Kitabı indirdik. Daha önce kitap verdiğimiz kimseler buna da iman ederlerdi. Şunlardan da ona iman edenler vardır. Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.

Daha önce kitap verilenlerden Hz. Peygamber (a.s.)’dan önceki dönemde yaşamış Ehl-i kitap, “ve min haülai” (şunlardan da) kısmından maksat ise Hz. Pey... Devamı..

İşte böylece Kitabı sana da indirdik. Kendilerine Kitabı verdiklerimiz, ona inanırlar: Şunlardan (şu Araplardan) da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi, kafirlerden başkası inkar etmez.

Kütüb-ü sâlife gibi sana da kitâb inzâl iyledik kendilerine kitâb virilüb ona îmân idenlerden sana indirilen kitâba îmân idenler vardır. Onı inkârda 'inâd idenler ancak kâfirlerdir.

İşte böyle; bu Kitabı sana biz indirdik. Önceden kendilerine Kitap verdiklerimiz buna inanacaklardır. Çevrendekilerden de ona inanacaklar vardır. Ayetlerimizi görmezlik edenlerden başka hiç kimse onları bile bile inkar etmez.

İşte sana böyle bir kitap indirdik. Kendilerine kitap verilenler ona inanırlar. Bunlardan da ona inananlar vardır. Ayetlerimizi kafirlerden başkası bile bile inkar etmez.

Biz sana da kitabı böylece indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz, bu Kur'ân'a da iman ederler. Şunlardan da(5) ona iman edenler vardır. Zaten Bizim âyetlerimizi kâfirlerden başkası inkâr etmez.

(5) Kitap Ehli olmayanlar. Veya, “kendilerine kitap verdiklerimiz” ile daha evvel geçmiş olan Kitap Ehli kastedildiği takdirde, “şunlar” da, hayattaki... Devamı..

Kitap'ı sana işte böyle indirdik. Kendilerine kitap verdiklerimiz ona inanırlar. Şunlar içinden de ona inananlar vardır. Bizim ayetlerimize, gerçeği örtenlerden başkası kafa tutmaz.

daħı ancılayın indürdük sendin yaña ķur’ān’ı. pes anlar kim virdük anlara tevrįt’i inanurlar aña daħı uşbunlardan oldur kim inanur aña. daħı inkār eylemez āyetlerümüze illā kāfirler.

Anuñ gibi indürdük yā Muḥammed saña Ḳur’ānı. Pes ol kişiler ki virdükanlara kitāb. Aña inanurlar bunlar, daḫı niçesi aña inanurlar.

(Səndən əvvəlki peyğəmbərlərə necə kitab nazil etmişdiksə) Qur’anı da sənə belə nazil etdik. (Abdullah ibn Salam kimi) kitab (Tövrat) verdiyimiz şəxslər ona (Qur’ana) inanırlar. Bunlardan (Məkkə camaatından) da inananlar var. Bizim ayələrimizi yalnız kafirlər inkar edərlər!

In like manner We have revealed unto thee the Scripture, and those unto whom We gave the Scripture aforetime will believe therein; and of these (also) there are some who believe therein. And none deny our revelations save the disbelievers

And thus(3475) (it is) that We have sent down the Book to thee. So the People of the Book believe therein,(3476) as also do some of these(3477) (pagan Arabs): and none but Unbelievers reject our signs.

3475 It is in this spirit that all true Revelation comes from Allah. Allah is One, and His Message cannot come in one place or at one time to contradi... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.