|
|
Aradığınız kelime
لَهُم
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 297 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/11
Bakara/13
Bakara/20
Bakara/25
Bakara/59
Bakara/65
Bakara/79
Bakara/79
Bakara/91
Bakara/114
Bakara/114
Bakara/202
Bakara/220
Bakara/247
Bakara/248
Bakara/262
Bakara/277
Âl-i İmrân/4
Âl-i İmrân/22
Âl-i İmrân/56
Âl-i İmrân/77
Âl-i İmrân/91
Âl-i İmrân/91
Âl-i İmrân/105
Âl-i İmrân/159
Âl-i İmrân/167
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالًا لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ
166, 167.$ İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.
Âl-i İmrân/176
Âl-i İmrân/178
Âl-i İmrân/178
Âl-i İmrân/195
Âl-i İmrân/198
Âl-i İmrân/199
Nisâ/5
Nisâ/8
Nisâ/18
Nisâ/46
Nisâ/53
Nisâ/57
Nisâ/61
Nisâ/63
Nisâ/66
Nisâ/77
Nisâ/137
Nisâ/138
Nisâ/145
Nisâ/154
Nisâ/157
Nisâ/160
Nisâ/168
Nisâ/173
Mâide/9
Mâide/33
Mâide/36
Mâide/41
Mâide/80
Mâide/104
Mâide/117
Mâide/118
Mâide/119
En’âm/28
En’âm/51
En’âm/70
En’âm/127
A’râf/16
A’râf/40
A’râf/41
A’râf/138
A’râf/162
A’râf/166
A’râf/179
A’râf/192
A’râf/195
A’râf/195
A’râf/195
Enfâl/4
Enfâl/34
Enfâl/38
Enfâl/60
Enfâl/74
Tevbe/5
Tevbe/12
Tevbe/21
Tevbe/37
Tevbe/43
Tevbe/61
Tevbe/74
Tevbe/80
Tevbe/80
Tevbe/89
Tevbe/90
Tevbe/100
Tevbe/113
Tevbe/115
Tevbe/120
Tevbe/121
Yûnus/2
Yûnus/4
Yûnus/21
Yûnus/27
Yûnus/80
Hûd/11
Hûd/16
Hûd/20
Hûd/106
Yûsuf/35
Yûsuf/77
Ra’d/11
Ra’d/14
Ra’d/18
Ra’d/18
Ra’d/22
Ra’d/29
Ra’d/34
Ra’d/34
Ra’d/38
İbrahim/11
İbrahim/22
Hicr/39
Nahl/24
Nahl/31
Nahl/37
Nahl/73
İsrâ/9
İsrâ/10
İsrâ/28
İsrâ/97
İsrâ/99
Kehf/2
Kehf/5
Kehf/26
Kehf/31
Kehf/32
Kehf/45
Kehf/52
Kehf/58
Kehf/90
Kehf/105
Kehf/107
Meryem/50
Meryem/50
Meryem/81
Meryem/84
Meryem/98
Tâ-Hâ/61
Tâ-Hâ/77
Tâ-Hâ/88
Tâ-Hâ/89
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/101
Tâ-Hâ/113
Tâ-Hâ/128
Enbiyâ/43
Enbiyâ/58
Enbiyâ/82
Enbiyâ/100
Enbiyâ/101
Hac/19
Hac/28
Hac/46
Hac/50
Hac/57
Hac/71
Mü’minûn/56
Nûr/4
Nûr/6
Nûr/19
Nûr/26
Nûr/55
Nûr/55
Furkân/15
Furkân/16
Şu’arâ/43
Şu’arâ/92
Şu’arâ/106
Şu’arâ/124
Şu’arâ/142
Şu’arâ/161
Şu’arâ/177
Şu’arâ/197
Şu’arâ/211
Neml/4
Neml/5
Neml/37
Neml/82
Kasas/6
Kasas/8
Kasas/57
Kasas/64
Ankebût/23
Rûm/13
Rûm/29
Lokman/6
Lokman/8
Secde/17
Secde/20
Secde/26
Ahzâb/17
Ahzâb/35
اِنَّ الْمُسْلِم۪ينَ وَالْمُسْلِمَاتِ وَالْمُؤْمِن۪ينَ وَالْمُؤْمِنَاتِ وَالْقَانِت۪ينَ وَالْقَانِتَاتِ وَالصَّادِق۪ينَ وَالصَّادِقَاتِ وَالصَّابِر۪ينَ وَالصَّابِرَاتِ وَالْخَاشِع۪ينَ وَالْخَاشِعَاتِ وَالْمُتَصَدِّق۪ينَ وَالْمُتَصَدِّقَاتِ وَالصَّٓائِم۪ينَ وَالصَّٓائِمَاتِ وَالْحَافِظ۪ينَ فُرُوجَهُمْ وَالْحَافِظَاتِ وَالذَّاكِر۪ينَ اللّٰهَ كَث۪يرًا وَالذَّاكِرَاتِ اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ مَغْفِرَةً وَاَجْرًا عَظ۪يمًا
Müslüman erkekler ve müslüman kadınlar, mümin erkekler ve mümin kadınlar, taata devam eden erkekler ve taata devam eden kadınlar, doğru erkekler ve doğru kadınlar, sabreden erkekler ve sabreden kadınlar, mütevazi erkekler ve mütevazi kadınlar, sadaka veren erkekler ve sadaka veren kadınlar, oruç tutan erkekler ve oruç tutan kadınlar, ırzlarını koruyan erkekler ve (ırzlarını) koruyan kadınlar, Allah'ı çok zikreden erkekler ve zikreden kadınlar var ya; işte Allah, bunlar için bir mağfiret ve büyük bir mükâfat hazırlamıştır.
Ahzâb/44
Ahzâb/47
Ahzâb/57
Ahzâb/64
Sebe’/4
Sebe’/5
Sebe’/22
Sebe’/37
Fâtır/7
Fâtır/7
Fâtır/10
Fâtır/36
Fâtır/40
Yâsîn/13
Yâsîn/41
Yâsîn/42
Yâsîn/43
Yâsîn/47
Yâsîn/57
Yâsîn/71
Yâsîn/72
Yâsîn/75
Sâffât/35
Sâffât/41
اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ رِزْقٌ مَعْلُومٌۙ
41, 42, 43, 44.$ Bunlar için bilinen bir rızık, türlü meyveler vardır. Naîm cennetlerinde karşılıklı koltuklar üzerine kurulmuş oldukları halde kendilerine ikram edilir.
Sâffât/67
Sâd/10
Sâd/26
Zümer/16
Zümer/20
Zümer/34
Zümer/47
Zümer/48
Zümer/71
Zümer/73
Mü’min/21
Mü’min/73
ثُمَّ ق۪يلَ لَهُمْ اَيْنَ مَا كُنْتُمْ تُشْرِكُونَۙ
73, 74.$ Sonra onlara: Allah'ı bırakıp da koştuğunuz ortaklar nerededir? denilecek. Onlar da: Bizden uzaklaştılar, zaten biz önceleri hiçbir şeye tapmıyorduk, diyecekler. İşte Allah kâfirleri böyle şaşırtır.
Fussilet/8
Fussilet/25
Fussilet/25
Fussilet/28
Fussilet/48
Fussilet/53
Şûrâ/8
Şûrâ/21
Şûrâ/21
Şûrâ/21
Şûrâ/22
Şûrâ/26
Şûrâ/35
Şûrâ/42
Şûrâ/46
Zuhruf/20
Câsiye/9
Câsiye/11
Câsiye/24
Câsiye/33
Ahkâf/4
Ahkâf/6
Ahkâf/26
Muhammed/6
Muhammed/8
Muhammed/12
Muhammed/13
Muhammed/18
Muhammed/25
Muhammed/34
Fetih/6
Hucurât/3
Kâf/35
Zâriyât/43
Tûr/24
Tûr/38
Tûr/43
Necm/28
Kamer/27
Hadîd/7
Hadîd/18
Hadîd/19
Mücâdele/15
Mümtehine/10
Münâfikûn/5
Münâfikûn/6
Talâk/10
Mülk/5
Mülk/12
Kalem/41
Hâkka/8
Nûh/7
Nûh/9
Nûh/9
Nûh/25
Müddessir/49
İnsan/31
Mürselât/36
İnşikâk/20
İnşikâk/25
Bürûc/11
Gâşiye/6
لَيْسَ لَهُمْ طَعَامٌ اِلَّا مِنْ ضَر۪يعٍۙ
2, 3, 4, 5, 6, 7.$ O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.
Şems/13
فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ اللّٰهِ نَاقَةَ اللّٰهِ وَسُقْيٰيهَا۠
11, 12, 13, 14, 15.$ Semûd kavmi azgınlığı yüzünden (Allah'ın elçisini) yalanladı. Onların en bedbahtı (deveyi kesmek için) atıldığında, Allah'ın Resûlü onlara: «Allah'ın devesine ve onun su hakkına dokunmayın!» dedi. Ama onlar, onu yalanladılar ve deveyi kestiler. Bunun üzerine Rableri günahları sebebiyle onlara büyük bir felâket gönderdi de hepsini helâk etti. (Allah, bu şekilde azap etmenin) âkıbetinden korkacak değil ya!
|
|
|
|
|