|
|
Aradığınız kelime
أ م ر
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 248 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/27
Bakara/44
Bakara/67
Bakara/68
Bakara/93
Bakara/109
Bakara/117
Bakara/169
Bakara/210
Bakara/210
Bakara/222
Bakara/268
Bakara/275
Âl-i İmrân/21
Âl-i İmrân/47
Âl-i İmrân/80
Âl-i İmrân/80
Âl-i İmrân/104
Âl-i İmrân/109
Âl-i İmrân/110
Âl-i İmrân/114
Âl-i İmrân/128
Âl-i İmrân/147
Âl-i İmrân/152
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/154
ثُمَّ اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنْ بَعْدِ الْغَمِّ اَمَنَةً نُعَاسًا يَغْشٰى طَٓائِفَةً مِنْكُمْۙ وَطَٓائِفَةٌ قَدْ اَهَمَّتْهُمْ اَنْفُسُهُمْ يَظُنُّونَ بِاللّٰهِ غَيْرَ الْحَقِّ ظَنَّ الْجَاهِلِيَّةِۜ يَقُولُونَ هَلْ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ مِنْ شَيْءٍۜ قُلْ اِنَّ الْاَمْرَ كُلَّهُ لِلّٰهِۜ يُخْفُونَ ف۪ٓي اَنْفُسِهِمْ مَا لَا يُبْدُونَ لَكَۜ يَقُولُونَ لَوْ كَانَ لَنَا مِنَ الْاَمْرِ شَيْءٌ مَا قُتِلْنَا هٰهُنَاۜ قُلْ لَوْ كُنْتُمْ ف۪ي بُيُوتِكُمْ لَبَرَزَ الَّذ۪ينَ كُتِبَ عَلَيْهِمُ الْقَتْلُ اِلٰى مَضَاجِعِهِمْۚ وَلِيَبْتَلِيَ اللّٰهُ مَا ف۪ي صُدُورِكُمْ وَلِيُمَحِّصَ مَا ف۪ي قُلُوبِكُمْۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ بِذَاتِ الصُّدُورِ
Sonra o kederin arkasından Allah size bir güven indirdi ki, (bu güvenin yol açtığı) uyuklama hali bir kısmınızı kaplıyordu. Kendi canlarının kaygısına düşmüş bir gurup da, Allah'a karşı haksız yere cahiliye devrindekine benzer düşüncelere kapılıyorlar, «Bu işten bize ne!» diyorlardı. De ki: İş (zafer, yardım, herşeyin karar ve buyruğu) tamamen Allah'a aittir. Onlar, sana açıklayamadıklarını içlerinde gizliyorlar. «Bu işten bize bir şey olsaydı, burada öldürülmezdik» diyorlar. Şöyle de: Evlerinizde kalmış olsaydınız bile, öldürülmesi takdir edilmiş olanlar, öldürülüp düşecekleri yerlere kendiliklerinden çıkıp giderlerdi. Allah, içinizdekileri yoklamak ve kalplerinizdekileri temizlemek için (böyle yaptı). Allah içinizde ne varsa hepsini bilir.
Âl-i İmrân/159
Âl-i İmrân/186
Nisâ/37
Nisâ/47
Nisâ/58
Nisâ/59
Nisâ/60
Nisâ/83
Nisâ/83
Nisâ/114
Nisâ/119
Nisâ/119
Mâide/52
Mâide/95
Mâide/117
En’âm/8
En’âm/14
En’âm/58
En’âm/71
En’âm/159
En’âm/163
A’râf/12
A’râf/28
A’râf/28
A’râf/29
A’râf/54
A’râf/54
A’râf/77
A’râf/110
A’râf/145
A’râf/150
A’râf/157
A’râf/199
Enfâl/42
Enfâl/43
Enfâl/44
Enfâl/44
Tevbe/24
Tevbe/31
Tevbe/48
Tevbe/48
Tevbe/50
Tevbe/67
Tevbe/71
Tevbe/106
Tevbe/112
Yûnus/3
Yûnus/24
Yûnus/31
Yûnus/71
Yûnus/71
Yûnus/72
Yûnus/104
Hûd/40
Hûd/43
Hûd/44
Hûd/58
Hûd/59
Hûd/66
Hûd/73
Hûd/76
Hûd/82
Hûd/87
Hûd/94
Hûd/97
Hûd/97
Hûd/101
Hûd/112
Hûd/123
Yûsuf/15
Yûsuf/18
Yûsuf/21
Yûsuf/32
Yûsuf/40
Yûsuf/41
Yûsuf/53
Yûsuf/68
Yûsuf/83
Yûsuf/102
Ra’d/2
Ra’d/11
Ra’d/21
Ra’d/25
Ra’d/31
Ra’d/36
İbrahim/22
İbrahim/32
Hicr/65
Hicr/66
Hicr/94
Nahl/1
Nahl/2
Nahl/12
Nahl/33
Nahl/50
Nahl/76
Nahl/77
Nahl/90
İsrâ/16
İsrâ/85
Kehf/10
Kehf/16
Kehf/21
Kehf/21
Kehf/28
Kehf/50
Kehf/69
Kehf/71
Kehf/73
Kehf/82
Kehf/88
Meryem/21
Meryem/35
Meryem/39
Meryem/55
Meryem/64
Tâ-Hâ/26
Tâ-Hâ/32
Tâ-Hâ/62
Tâ-Hâ/90
Tâ-Hâ/93
اَلَّا تَتَّبِعَنِۜ اَفَعَصَيْتَ اَمْر۪ي
92, 93.$ (Musa, döndüğünde:) Ey Harun! dedi, sana ne engel oldu da, bunların dalâlete düştüklerini gördüğün vakit peşimden gelmedin? Emrime âsi mi oldun?
Tâ-Hâ/132
Enbiyâ/27
Enbiyâ/73
Enbiyâ/81
Enbiyâ/93
Hac/41
Hac/41
Hac/65
Hac/67
Hac/76
Mü’minûn/27
Mü’minûn/53
Nûr/21
Nûr/53
Nûr/62
Nûr/63
Furkân/60
Şu’arâ/35
Şu’arâ/151
Neml/32
Neml/32
Neml/33
Neml/33
Neml/91
Neml/91
Kasas/20
Kasas/44
Rûm/4
Rûm/25
Rûm/46
Lokman/17
Lokman/17
Lokman/22
Secde/5
Secde/24
Ahzâb/36
Ahzâb/36
Ahzâb/37
Ahzâb/38
Sebe’/12
Sebe’/33
Fâtır/4
Yâsîn/82
Sâffât/102
Sâd/36
Zümer/11
Zümer/12
Zümer/64
Mü’min/15
Mü’min/44
Mü’min/66
Mü’min/68
Mü’min/78
Fussilet/12
Şûrâ/15
Şûrâ/15
Şûrâ/38
Şûrâ/43
Şûrâ/52
Şûrâ/53
Zuhruf/79
Duhân/4
ف۪يهَا يُفْرَقُ كُلُّ اَمْرٍ حَك۪يمٍۜ
4, 5, 6.$ Katımızdan bir emirle her hikmetli işe o gecede hükmedilir. Çünkü biz, Rabbinin bir rahmeti olarak peygamberler göndermekteyiz. O işitendir, bilendir.
Duhân/5
Câsiye/12
Câsiye/17
Câsiye/18
Ahkâf/25
Muhammed/21
Muhammed/26
Hucurât/7
Hucurât/9
Kâf/5
Zâriyât/4
فَالْمُقَسِّمَاتِ اَمْرًاۙ
1, 2, 3, 4, 5, 6.$ Tozdurup savuranlara, yükünü yüklenenlere, kolayca süzülenlere, işi ayıranlara andolsun ki, size vâdedilen, kesinlikle doğrudur ve ceza mutlaka vuku bulacaktır.
Zâriyât/44
Tûr/32
Kamer/3
Kamer/12
Kamer/50
Hadîd/5
Hadîd/14
Hadîd/24
Haşr/15
Teğâbun/5
Talâk/1
Talâk/3
Talâk/4
Talâk/5
Talâk/6
Talâk/8
Talâk/9
Talâk/9
Talâk/12
Tahrîm/6
Tahrîm/6
Nâzi’ât/5
فَالْمُدَبِّرَاتِ اَمْرًاۢ
1, 2, 3, 4, 5.$ Söküp çıkaranlara, yavaşça çekenlere, yüzdükçe yüzenlere, yarıştıkça yarışanlara, iş düzenleyenlere andolsun;
Abese/23
İnfitâr/19
Alak/12
Kadr/4
Beyyine/5
|
|
|
|
|