18 Ağustos 2022 - 20 Muharrem 1444 Perşembe

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Hucurât Suresi 9. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Seç/Sil


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve-in tâ-ifetâni mine-lmu/minîne-ktetelû feaslihû beynehumâ(s) fe-in beġat ihdâhumâ ‘alâ-l-uḣrâ fekâtilû-lletî tebġî hattâ tefî-e ilâ emri(A)llâh(i)(c) fe-in fâet feaslihû beynehumâ bil’adli ve aksitû(s) inna(A)llâhe yuhibbu-lmuksitîn(e)

İnananlardan iki kısım, birbiriyle savaşa girişirse hemen aralarını bulun, bir bölüğü, öbürüne saldırırsa o saldırganlarla, Allah'ın emrine itaat edinceye dek savaşın; Allah'ın emrine itaat ederlerse adaletle aralarını bulup barıştırın ve adaletle muamele edin; şüphe yok ki Allah, adaletle muamele edenleri sever.

Şayet mü’minlerden iki (grup veya) topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin (ve bunu sağlayacak etkin teşkilat ve tedbirler geliştirin). Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık azgınlık ve saldırganlığa kalkışanla, Allah’ın emrine (adil barış ve uzlaşma hükümlerine) dönünceye kadar mücadele edin; eğer sonunda (saldırgan taraf Allah’ın emrini kabul edip barışa) dönerse, bu durumda adaletle aralarını buluverin ve (her konuda) adil (ve insaflı) hareket edin. Şüphesiz Allah, adil olanları (karar verirken titiz ve dikkatli davrananları) sevendir.

O halde mü'minler içinden iki gurup çatışırsa veya savaşa girişirse, onlar arasında barışı sağlayın. Buna rağmen iki guruptan biri, diğerine haksız şekilde davranırsa, davranışını Allah'ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin. Eğer yaptıklarından vazgeçerlerse, adil bir şekilde aralarını bulun, hep insaflı ve adil davranın. Şüphesiz ki Allah, adaletle barış yapıp adaletle karar verenleri sever.

Eğer mü'minlerden iki grup öldüresiye birbirlerine girerlerse, aralarında sulh ve sükûn temin edin, aralarını, din ve dünya işlerini, sosyal ilişkilerini düzeltin, geliştirin. Şâyet biri diğerine saldırmaya, haksızlığa devam ederse, Allah'ın koyduğu düzenin kurallarına dönünceye kadar, saldıran tarafla savaşın. Eğer Allah'ın emrine dönerse, aralarında adâletle sulhu sağlayın. Ekonomik hakların ve sorumlulukların taksiminde de âdil davranın. Allah adâleti yerine getirerek düzen sağlayanları sever.

Eğer mü'minlerden iki grup çarpışırlarsa aralarını düzeltin. Biri diğerine tecavüz ederse tecavüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz Allah adil olanları sever.

9.Buhari ve Müslim`in Enes bin Malik (r.a.)`ten rivayet ettiklerine göre Resulullah (a.s.) bir eşeğe binerek Abdullah bin Ubey`in yanına gitti. Abdull... Devamı..

Mü'minlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup-düzeltin. Şayet biri diğerine tecavüzde bulunacak olursa, artık tecavüzde bulunanla, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah, adil olanları sever.

Eğer müminlerden iki birlik çarpışırlarsa, hemen aralarını düzelterek barıştırın. Eğer onlardan biri (Allah'ın hükmüne razı olmıyarak) tecavüz ediyorsa, o vakit tecavüz edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. (Sonunda teslim olur Allah'ın emrine) dönerse, yine adaletle aralarını düzeltin ve hep adaletle iş görün; çünkü Allah adalet yapanları sever.

Eğer inananlardan iki grup savaşırlarsa, onları barıştırın. Eğer biri diğerine zulmederse (barışa yanaşmazsa) Allah’ın emrine gelinceye kadar, zulmeden tarafla savaşın. Eğer Allah’ın emrine gelirse, adaletle aralarını barıştırın ve zulmü giderin. Şüphesiz Allah, zulmü giderenleri sever.

Müminlerden iki grup birbiriyle savaşırlarsa, aralarını düzeltiniz. Şâyet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın emrine dönünceye kadar, saldıran tarafla savaşınız. Eğer dönerlerse, artık aralarını adaletle düzeltiniz ve adaletli davranınız. Şüphesiz Allah, âdil davrananları sever.[573]

[573] Savaşanlara yönelik çabalar hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XVIII, 172-174.

İnanmış olanlardan, iki bölük birbiriyle döğüşürse, hemen ara bulup barıştırın, birisi öbürünü ezmek isterse, Allahın emrini tutana değin haksızlık edenlerle çarpışasınız, eğer vazgeçerlerse, adaletle barıştırın, adalet gösterin, Allah sever adalet gösterenleri

Eğer mü'minlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer onlardan biri, hâlâ (Allah'ın hükmüne boyun eğmeyip) diğerine saldırmaya devam ederse, Allah'ın buyruğuna uyuncaya (ve savaştan vazgeçinceye) kadar, haksızlık yapan taraf ile savaşın. (Yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve (her ikisine de) adil davranın çünkü Allah, adil davrananları sever.

Bu âyet, savaşın illa da Müslümanlarla inkârcılar arasında cereyan eden bir eylem olmadığını, hangi dinden ve toplumdan olursa olsun saldıran, fesat ç... Devamı..

Eğer iki mü’min tâife muhârebe ider ise beynlerini te’lîfe çalışınız, bunlardan biri diğeri ’aleyhine haksız olarak hareket idiyor ise Allâh’ın evâmirine itâ’at idinceye kadar o haksız tarafla muhârebe idiniz. Eğer haksızlığı i’tirâf ider ise ’âdilâne beynlerini te’lîf idiniz bî-tarafâne hareket iyleyiniz Allâh bî-taraf olanları sever.

Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltiniz; eğer biri diğeri üzerine saldırırsa, saldıranlarla Allah'ın buyruğuna dönmelerine kadar savaşınız; eğer dönerlerse aralarını adaletle bulunuz, adil davranınız, şüphesiz Allah adil davrananları sever.

Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin. Eğer biri ötekine karşı haddi aşarsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar haddi aşan tarafa karşı savaşın. Eğer (Allah’ın emrine) dönerse, artık aralarını adaletle düzeltin ve (onlara) adaletli davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.

Eğer müminlerden iki gurup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, âdil davrananları sever.

İnananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa onların arasını bulun. Onlardan biri ötekine saldırırsa, ALLAH'ın buyruğuna dönünceye kadar saldırgan grupla savaşın. Dönerse onların arasını tarafsızca düzeltin ve adaletli davranın. ALLAH adaletli davrananları sever.

Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa aralarını düzeltin. Şayet biri ötekine saldırırsa, Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltin ve (her işte) adaletli davranın. Şüphesiz ki Allah, adil davrananları sever.

Ve eğer Mü'minlerden iki taife çarpışırlarsa hemen aralarını bulun barıştırın, şayed biri diğerine karşı bagyediyorsa o vakıt bagî olana Allahın emrine rücu' edinciye kadar kıtâl edin, eğer rücu' ederse yine adaletle beyinlerini sulh edin ve hep insaflı olun, çünkü Allah adâlet yapanları sever

Eğer Mü'minlerden iki grup birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını düzeltin. Eğer ikisinden biri, diğerine saldırırsa, saldırgan olanlarla, Allah'ın emirlerine uygun davranıncaya kadar savaşın. Eğer böyle davranmaktan vazgeçerlerse o zaman adaletle aralarını düzeltin ve hakkaniyetli olun. Allah, haktan yana olanları sever.

Eğer mü'minlerden iki zümre birbiriyle döğüşürlerse aralarını (bulub) barışdırın. Eğer onlardan biri diğerine karşı haalâ tecâvüz ediyorsa siz, o tecâvüz edenle, Allahın emrine dönünceye kadar, savaşın. Binnetîce eğer (Allahın emrine) dönerse artık adaletle aralarını (bulub) barışdırın. (Her işinizde) adalet (le hareket) edin. Allah, şübhesiz ki, aadil olanı sever.

Eğer mü'minlerden iki tâife birbirleriyle vuruşurlarsa, hemen aralarını düzeltin! Artık onlardan biri (aralarında hüküm verdikten sonra yine de) ötekine haksızca zulmederse, o takdirde Allah'ın emrine dönünceye kadar, o saldıran (taraf)la savaşın! Fakat dönerse, o hâlde aralarını adâletle düzeltin ve adâletli olun! Şübhesiz ki Allah, adâletli olanları sever.

Eğer inananlardan iki gurup birbirleriyle savaşıyorlarsa, her iki gurubun arasını düzeltin. Eğer iki guruptan birisi haksızlık yapmakta devam ederse, haddi aşıp haksızlık yapanla, Allah’ın emrine uyuncaya kadar, sizde onlarla savaşın. Eğer savaşmaktan vazgeçerlerse, her iki gurubun arasını adil bir şekilde düzeltin ve adaletle hükme bağlayın. Şüphe yok ki Allah, adaletle hüküm verenleri sever.

Eğer inananlardan iki bölük biribirleriyle vuruşacak olurlarsa, onların aralarını buluverin. Eğer onlardan biri ötekine yine de saldırıp duruyorsa, artık Allah’ın buyruğuna boyun eğinceye kadar saldıranla vuruşun. Bunun üzerine dönecek olursa siz de doğruluğa en uygun olarak aralarını bulun. Ölçülü olun. Çünkü Allah ölçülü olanları sever.

Mü/minlerden iki bölük vuruşmaya kalkışırlarsa aralarını bulun, şayet biri diğerine karşı barışmayıp yolsuzluğa kalkışırsa Tanrı/nın buyurultusuna dönünceye kadar yolsuz olan ile vuruşun. Eğer yolsuz bölük Tanrı/nın buyurultusundan dönerse adaletle aralarını bulun, her hususta insaf edin. Çünkü Allah insaf edenleri sever.

Eğer mü’minlerden iki grup [tâ’ifetân] birbiriyle savaşırsa, hemen aralarını düzeltiniz. Şayet biri diğerine saldıracak olursa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar, saldıran tarafla savaşınız. Eğer dönerse aralarını adaletle düzeltiniz ve adil olunuz. Muhakkak ki Allah adil davrananları sever.

Müminlerden iki topluluk çarpışacak olursa, aralarını bulup düzeltin. Şayet biri diğerine haksızlıkla saldırganlıkta bulunacak olursa, artık haksızlıkla saldırganlıkta bulunanla Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın; eğer sonunda (Allah'ın emrini kabul edip) dönerse, bu durumda adaletle aralarını bulun ve (her konuda) adil davranın. Şüphesiz Allah adil olanları sever.

Eğer müminlerin içinden iki grup birbiriyle savaşırsa, derhal müdâhale edip aralarını bulun. Buna rağmen, onlardan biri ötekine haksız olarak saldırırsa, o saldırganlarla, Allah’ın hükmünü kabul edinceye kadar savaşın! Eğer zulümden vazgeçip Allah’ın hükmüne dönerlerse, aralarında âdil bir barış sağlayın ve her konuda hak ve adâleti gözetin! Hiç kuşkusuz Allah, âdil davrananları sever.

Müminler’den iki taife çarpıştıklarında iki tarafın arasını düzeltin!
Onların birisi Diğeri’ne karşı azgınlık ettiğinde Allah’ın emrine dönmesi için azgınlık eden tarafa karşı savaşın!
Döndüyse, aralarını Adalet ile düzeltin; tam adil olun!
Allah, Tam Adaletliler’i sever.

Eğer iki Müslüman savaşırsa aralarını bulun. Taraflardan biri diğerine saldırmaya devam ederse saldırgan tarafla, Allah'ın dediklerine gelene kadar savaşın. Pes ettiği zaman dengeli bir şekilde aralarını bulun. Adil olun. Çünkü Allah kılı kırk yaran yargıçları sever.

Eğer inananlardan iki grup birbirleriyle savaşırlarsa aralarını düzeltin! Eğer biri ötekine karşı haddi aşıp zulme saparsa; Allah’ın yasalarına uyuncaya kadar haddi aşanlara karşı siz de savaşın! Eğer Allah’ın yasalarına uyacaklarına söz verirlerse; savaşanların aralarını adaletle düzeltin! Her zaman her yerde Allah’ın yasalarına uyarak adaletli olun! Çünkü Allah adaletli davrananları sever.

Müminlerden iki grup birbirleriyle şavaşırlarsa aralarını düzeltin! Biri ötekine saldırırsa, Allah’ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla savaşın! (Savaştan vazgeçip) dönerse artık aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın! Şüphesiz ki Allah adil davrananları sever. [*]

Bu ayet zalim kişi müslüman bile olsa, müslümanların daima mazlumdan yana olmaları gerektiğinin delilidir.

Mü’minlerden iki topluluk birbirleriyle savaşacak olurlarsa, onların aralarını düzeltin.¹ Şâyet biri diğerine haksızlıkla saldırırsa², onunla Allah’ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer sonunda (Allah’ın emrine) dönerse, aralarını adaletle bulun ve adil davranın. Çünkü Allah, adaletli davrananları sever.³

1 İbnu Abbas’a göre buradaki hitâp, devlet adamlarınadır. Yani ıslah ve savaş, hükümet adamlarına farz, ümmete ise farz-ı kifayedir. Bir de bu iki top... Devamı..

O halde, müminler içinden iki grup çatışırsa ⁹ onlar arasında barışı sağlayın; ama sonra, iki [grup]tan biri diğerine haksız şekilde davranırsa, [davranışı]nı Allah’ın buyruğuna uygun hale getirinceye kadar, haksızlık yapan taraf ile mücadele edin; ¹⁰ (yaptıklarından) vazgeçerlerse adil bir şekilde aralarını bulun ve [onlara] eşit davranın: çünkü Allah, eşit davrananları sever!

9 “Çatışma” ifadesi, burada, yukarıdaki 6. ayette değinilen incitici söylentilerin bir sonucu olan fiilî ve lafzî her türlü uyuşmazlığı ve çekişmeyi k... Devamı..

Eğer müminlerden iki grup birbirleriyle savaşırlarsa, aralarını bulup barıştırın. Eğer bunlardan biri söz dinlemez diğerine saldırırsa Allah’ın emrine boyun eğinceye kadar saldıran tarafa karşı savaşın. Şayet saldırganlıktan vazgeçerse aralarını adaletle düzeltip barışı sağlayın ve sakın adaletten sapmayın Hiç şüphesiz Allah, adil davrananları sever. 2/190, 22/39-40

Şu halde mü’minlerden iki gurup çarpışırsa, aralarını bulun; fakat bir taraf diğerinin hakkına saldırırsa, siz de o haksız taraf ile Allah’ın emrine dönünceye kadar çarpışın; ama eğer (saldırganlıktan) vazgeçerse, tarafların arasını adâletle ayırın ve (bunun için gerekirse) kendi hakkınızdan feragat edin: çünkü Allah (barış için) hakkından feragat edecek kadar fedakârlık edenleri sever.[⁴⁶⁴⁰]

[4640] Kıst: Binası tek olup birbirine zıt iki anlama gelen kelimelerdendir. Kıst, “hakkı tahsıl etmek”, kast “haktan yüz çevirmek”tir (el-‘udûl ‘ani’... Devamı..

Ve eğer mü'minlerden iki tâife çarpışırlarsa aralarını hemen ıslah ediniz. Sonra onlardan biri diğeri üzerine tecavüzde bulunmuş olursa o tecavüz eden ile Allah'ın emrine rücu edinceye değin savaşta bulunun; sonra rücu ederse artık aralarını adâletle ıslah ediniz ve adilâne harekette bulunun. Şüphe yok ki, Allah Teâlâ adâlette bulunanları sever.

Eğer müminlerden iki topluluk birbirleriyle vuruşursa, onların aralarını bulun. Buna rağmen biri öbürüne saldırırsa, bu saldıran tarafla, Allah'ın emrine dönünceye kadar siz de vuruşun. Döndüğü takdirde aralarını hakkaniyetle düzeltin ve hep âdil olun, çünkü Allah âdil davrananları sever.

Eğer inananlardan iki grup vuruşurlarsa onların arasını düzeltin; şayet biri ötekine saldırırsa Allah'ın buyruğuna dönünceye kadar saldıran tarafla vuruşun. (Allah'ın buyruğuna) Dönerse artık adaletle onların arasını düzeltin ve daima adil olun. Çünkü Allah, adalet yapanları sever.

Müminlerden iki topluluk, birbirleriyle vuruşursa aralarını bulun. Biri diğerine saldırırsa Allah’ın emrine uyuncaya kadar saldırgan tarafla vuruşun. Onlar Allah’ın emrine dönerse dengeli bir şekilde aralarını bulun ve adaletli davranın. Allah hakka uygun (adil) davrananları sever.

Eğer müminlerden iki grup savaşa tutuşurlarsa, aralarını düzeltin. Eğer biri diğerine tecavüz ederse, Allah'ın emrine dönünceye kadar tecavüz edene karşı savaşın. Eğer dönerse, aralarını adaletle düzeltin ve adil davranın. Şüphesiz Allah, adaletli olanları sever.

Mü'minlerden iki topluluk birbiriyle çarpışacak olursa aralarını bulun. Onlardan biri diğerine saldırırsa, saldıran taraf Allah'ın hükmüne dönünceye kadar onunla savaşın. Dönerlerse, siz de adaletle aralarını bulun. Daima âdil olun. Çünkü Allah adalet edenleri sever.

Müminlerden iki zümre çarpışırlarsa, onların aralarında hemen barışı kurun! Eğer onlardan biri öteki aleyhine sınır tanımazlık edip saldırırsa, azgınlık edenle, Allah'ın emrine dönünceye kadar savaşın. Eğer vazgeçerse, yine ikisi arasını adalet ve dürüstlükle sulh edin. Kuşkusuz, Allah adalette titiz davrananları sever.

daħı eger iki bölük mü’minlerden çalışurlarsa śalaḥ getürüñ ol iki arasında. pes eger žulm eyler ise birisi ol ikinüñ daħı birisine çalışuñ. anuñ-ile kim žulm eyler tā döne Tañrı buyruġındın yaña. pes eger döner-ise pes śalaḥ getürüñ ol iki arasında 'adl -ıla. daħı 'adl eyleñ bayıķ Tañrı sever 'adl eyleyicileri.

Eger iki ṭāyife mü’minlerden ṣavaşsalar, ikisini barışduruñuz. Pes egerta‘addī itse birisi birisinüñ, pes ṣavaşuñuz ta‘addī eyleyenler‐ile, ḥattāTañrı Ta‘ālā buyruġına dönünce. Pes eger dönseler ikisini barışdur‐ uñuz‘adl‐ile. Daḫı her işde ‘adl eyleñüz. Tañrı Ta‘ālā ‘adl idenleri sever.

Əgər mö’minlərdən iki dəstə bir-biri ilə vuruşsa, onları dərhal barışdırın. Əgər onlardan biri təcavüzkarlıq etsə, təcavüzkarlıq edənlə Allahın əmrinə (itaətinə) qayıdana qədər vuruşun. (Təcavüzkarlıq edən Allahın əmrinə) qayıtsa, hər iki dəstənin arasını ədalətlə düzəldin və insafla hərəkət edin. Şübhəsiz ki, Allah insaflıları sevər!

And if two parties of believers fall to fighting, then make peace between them. And if one party of them doeth wrong to the other, fight ye that which doeth wrong till it return unto the ordinance of Allah; then, if it return, make peace between them justly, and act equitably. Lo! Allah loveth the equitable.

If two parties among(4927) the Believers fall into a quarrel, make ye peace between them: but if one of them transgresses beyond bounds against the other then fight ye (all) against the one that transgresses until it complies with the command of Allah; but if it complies then make peace between them with justice and be fair: for Allah loves those who are fair (and just).

4927 Individual quarrels are easier to compose than group quarrels, or, in the modern world, national quarrels. But the collective community of Islam ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.