|
|
Aradığınız kelime
لَكُم
kök harflerinden türemiştir. Aynı Kökten türeyen 251 adet kelime bulunmaktadır.
Kelimelerin Kur'an'da geçtiği ayetler aşağıda sıralanmıştır.
|
|
Bakara/29
Bakara/33
Bakara/54
Bakara/58
Bakara/61
Bakara/75
Bakara/107
Bakara/168
Bakara/184
Bakara/187
Bakara/187
Bakara/208
Bakara/229
Bakara/232
Bakara/242
Bakara/247
Bakara/248
Bakara/267
Bakara/280
Âl-i İmrân/13
Âl-i İmrân/31
Âl-i İmrân/49
Âl-i İmrân/49
Âl-i İmrân/50
Âl-i İmrân/66
Âl-i İmrân/66
Âl-i İmrân/103
Âl-i İmrân/126
Âl-i İmrân/173
Nisâ/3
Nisâ/4
Nisâ/5
Nisâ/11
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/12
وَلَكُمْ نِصْفُ مَا تَرَكَ اَزْوَاجُكُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَهُنَّ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَهُنَّ وَلَدٌ فَلَكُمُ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْنَ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوص۪ينَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَلَهُنَّ الرُّبُعُ مِمَّا تَرَكْتُمْ اِنْ لَمْ يَكُنْ لَكُمْ وَلَدٌۚ فَاِنْ كَانَ لَكُمْ وَلَدٌ فَلَهُنَّ الثُّمُنُ مِمَّا تَرَكْتُمْ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ تُوصُونَ بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۜ وَاِنْ كَانَ رَجُلٌ يُورَثُ كَلَالَةً اَوِ امْرَاَةٌ وَلَهُٓ اَخٌ اَوْ اُخْتٌ فَلِكُلِّ وَاحِدٍ مِنْهُمَا السُّدُسُۚ فَاِنْ كَانُٓوا اَكْثَرَ مِنْ ذٰلِكَ فَهُمْ شُرَكَٓاءُ فِي الثُّلُثِ مِنْ بَعْدِ وَصِيَّةٍ يُوصٰى بِهَٓا اَوْ دَيْنٍۙ غَيْرَ مُضَٓارٍّۚ وَصِيَّةً مِنَ اللّٰهِۜ وَاللّٰهُ عَل۪يمٌ حَل۪يمٌۜ
Yapacakları vasiyetten ve borçtan sonra eşlerinizin, eğer çocukları yoksa, bıraktıklarının yarısı sizindir. Çocukları varsa bıraktıklarının dörtte biri sizindir. Çocuğunuz yoksa, sizin de, yapacağınız vasiyetten ve borçtan sonra, bıraktığınızın dörtte biri onlarındır (zevcelerinizindir). Çocuğunuz varsa, bıraktığınızın sekizde biri onlarındır. Eğer bir erkek veya kadının, anababası ve çocukları bulunmadığı halde (kelâle şeklinde) malı mirasçılara kalırsa ve bir erkek yahut bir kızkardeşi varsa, her birine altıda bir düşer. Bundan fazla iseler üçte bire ortaktırlar. (Bu taksim) yapılacak vasiyetten ve borçtan sonra, kimse zarara uğramaksızın (yapılacak)tır. Bunlar Allah'tan size vasiyettir. Allah her şeyi hakkıyle bilendir, halîmdir.
Nisâ/19
Nisâ/24
Nisâ/26
Nisâ/75
Nisâ/88
Nisâ/90
Nisâ/91
Nisâ/92
Nisâ/101
Nisâ/141
Nisâ/176
Mâide/1
Mâide/3
حُرِّمَتْ عَلَيْكُمُ الْمَيْتَةُ وَالدَّمُ وَلَحْمُ الْخِنْز۪يرِ وَمَٓا اُهِلَّ لِغَيْرِ اللّٰهِ بِه۪ وَالْمُنْخَنِقَةُ وَالْمَوْقُوذَةُ وَالْمُتَرَدِّيَةُ وَالنَّط۪يحَةُ وَمَٓا اَكَلَ السَّبُعُ اِلَّا مَا ذَكَّيْتُمْ وَمَا ذُبِحَ عَلَى النُّصُبِ وَاَنْ تَسْتَقْسِمُوا بِالْاَزْلَامِۜ ذٰلِكُمْ فِسْقٌۜ اَلْيَوْمَ يَئِسَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ د۪ينِكُمْ فَلَا تَخْشَوْهُمْ وَاخْشَوْنِۜ اَلْيَوْمَ اَكْمَلْتُ لَكُمْ د۪ينَكُمْ وَاَتْمَمْتُ عَلَيْكُمْ نِعْمَت۪ي وَرَض۪يتُ لَكُمُ الْاِسْلَامَ د۪ينًاۜ فَمَنِ اضْطُرَّ ف۪ي مَخْمَصَةٍ غَيْرَ مُتَجَانِفٍ لِاِثْمٍۙ فَاِنَّ اللّٰهَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, boğulmuş, (taş, ağaç vb. ile) vurulup öldürülmüş, yukarıdan yuvarlanıp ölmüş, boynuzlanıp ölmüş (hayvanlar ile) canavarların yediği hayvanlar -ölmeden yetişip kestikleriniz müstesna- dikili taşlar (putlar) üzerine boğazlanmış hayvanlar ve fal oklarıyle kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar yoldan çıkmaktır. Bugün kâfirler, sizin dininizden (onu yok etmekten) ümit kesmişlerdir. Artık onlardan korkmayın, benden korkun. Bugün size dininizi ikmal ettim, üzerinize nimetimi tamamladım ve sizin için din olarak İslâm'ı beğendim. Kim, gönülden günaha yönelmiş olmamak üzere açlık halinde dara düşerse (haram etlerden yiyebilir). Çünkü Allah çok bağışlayıcı ve esirgeyicidir.
Mâide/15
Mâide/19
Mâide/21
Mâide/76
Mâide/87
Mâide/89
Mâide/96
Mâide/96
Mâide/101
En’âm/6
En’âm/50
En’âm/50
En’âm/119
En’âm/119
En’âm/142
A’râf/10
A’râf/39
A’râf/59
A’râf/62
A’râf/65
A’râf/68
A’râf/73
A’râf/73
A’râf/79
A’râf/85
A’râf/85
A’râf/161
A’râf/194
Enfâl/7
Enfâl/7
Enfâl/9
Enfâl/29
Enfâl/72
Tevbe/7
Tevbe/38
Tevbe/41
Tevbe/61
Tevbe/62
Tevbe/94
Tevbe/95
Tevbe/96
Tevbe/116
Yûnus/59
Yûnus/59
Hûd/2
Hûd/14
Hûd/25
Hûd/27
Hûd/31
Hûd/34
Hûd/50
Hûd/61
Hûd/64
Hûd/78
Hûd/84
Hûd/86
Hûd/113
Yûsuf/9
Yûsuf/18
Yûsuf/59
Yûsuf/60
Yûsuf/83
Yûsuf/96
Yûsuf/98
İbrahim/10
İbrahim/21
İbrahim/44
İbrahim/45
Hicr/20
Nahl/5
Nahl/10
Nahl/11
Nahl/13
Nahl/66
Nahl/72
Nahl/72
Nahl/80
Nahl/80
Nahl/81
Nahl/81
Nahl/81
Nahl/92
Nahl/95
İsrâ/68
İsrâ/69
Kehf/16
Kehf/16
Kehf/48
Kehf/50
Tâ-Hâ/53
Enbiyâ/67
Enbiyâ/80
Enbiyâ/111
Hac/33
Hac/36
Hac/36
Hac/36
Hac/37
Hac/49
Hac/65
Mü’minûn/19
Mü’minûn/19
Mü’minûn/21
Mü’minûn/23
Mü’minûn/32
Nûr/15
Nûr/27
Nûr/59
Şu’arâ/107
Şu’arâ/125
Şu’arâ/143
Şu’arâ/162
Şu’arâ/166
Şu’arâ/178
Neml/60
Neml/60
Neml/72
Kasas/12
Kasas/38
Ankebût/16
Ankebût/17
Ankebût/22
Ankebût/25
Ankebût/38
Rûm/21
Rûm/28
Rûm/28
Lokman/20
Secde/4
Ahzâb/13
Ahzâb/21
Ahzâb/49
Ahzâb/53
Ahzâb/53
Ahzâb/71
Ahzâb/71
Sebe’/30
Sebe’/46
Fâtır/6
Yâsîn/60
Yâsîn/80
Sâffât/25
Sâffât/92
مَا لَكُمْ لَا تَنْطِقُونَ
91, 92.$ Yavaşça putlarının yanına vardı. (Oraya konmuş yemekleri görünce:) Yemiyor musunuz? Neden konuşmuyorsunuz? dedi.
Sâffât/156
اَمْ لَكُمْ سُلْطَانٌ مُب۪ينٌۙ
154, 155, 156.$ Ne oluyor size? Nasıl hükmediyorsunuz? Hiç düşünmüyor musunuz? Yoksa sizin açık bir deliliniz mi var?
Zümer/6
Mü’min/13
Mü’min/33
Mü’min/47
Şûrâ/11
Şûrâ/13
Şûrâ/31
Şûrâ/47
Şûrâ/47
Zuhruf/10
Zuhruf/12
Zuhruf/62
Zuhruf/63
Zuhruf/73
لَكُمْ ف۪يهَا فَاكِهَةٌ كَث۪يرَةٌ مِنْهَا تَأْكُلُونَ
71, 72, 73.$ Onlara altın tepsiler ve kadehler dolaştırılır. Orada canlarının istediği, gözlerinin hoşlandığı her şey vardır. Ve kendilerine: Siz, orada ebedî kalacaksınız, işte yaptıklarınıza karşılık size miras verilen cennet budur. Orada sizin için bol bol meyveler vardır, onlardan yersiniz, denilir.
Duhân/18
Câsiye/13
Câsiye/34
Ahkâf/31
Fetih/11
Fetih/20
Zâriyât/50
Zâriyât/51
Kamer/43
Rahmân/31
Hadîd/8
Hadîd/10
Hadîd/28
Mücâdele/11
Mücâdele/12
Mücâdele/18
Mümtehine/2
Mümtehine/4
Mümtehine/6
Saff/11
Saff/12
Cum’a/9
Münâfikûn/5
Teğâbun/14
Teğâbun/17
Talâk/6
Tahrîm/2
Mülk/20
Kalem/28
Kalem/37
Kalem/38
Kalem/39
Kalem/39
Hâkka/12
Nûh/2
قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي لَكُمْ نَذ۪يرٌ مُب۪ينٌۙ
2, 3, 4.$ Nuh şöyle dedi: Ey kavmim! Şüpheniz olmasın ki, ben sizi, «Allah'a kulluk edin; O'na karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin ki, Allah bir kısım günahlarınızı bağışlasın ve sizi belli bir vâdeye kadar tehir etsin (muahaze etmeden yaşatsın)» diyerek apaçık uyaran bir kimseyim. Bilinmeli ki Allah'ın tayin ettiği vâde gelince, artık o ertelenmez. Keşke bilseydiniz!
Nûh/4
Nûh/12
Nûh/12
Nûh/13
Cin/21
İnsan/22
Mürselât/39
Nâzi’ât/33
مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ
30, 31, 32, 33.$ Ondan sonra da yerküreyi döşedi. Kendiniz ve hayvanlarınız için bir faydalanma olmak üzere, yerden suyunu ve otlağını çıkardı ve dağları sağlam bir şekilde yerleştirdi.
Abese/32
مَتَاعًا لَكُمْ وَلِاَنْعَامِكُمْۜ
25, 26, 27, 28, 29, 30, 31, 32.$ Şöyle ki: Yağmurlar yağdırdık. Sonra toprağı göz göz yardık da oradan ekinler, üzüm bağları, sebzeler, zeytin ve hurma ağaçları, iri ve sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve çayırlar bitirdik. (Bütün bunlar) sizi ve hayvanlarınızı yararlandırmak içindir.
Kâfirûn/6
|
|
|
|
|