20 Mayıs 2024 - 12 Zi'l-ka'de 1445 Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Âl-i İmrân Suresi 103. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Eski Anadolu Türkçesi
Satır Altı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Va’tesimû bihabli(A)llâhi cemî’an velâ teferrakû(c) veżkurû ni’meta(A)llâhi ‘aleykum iż kuntum a’dâen feellefe beyne kulûbikum feasbahtum bini’metihi iḣvânen vekuntum ‘alâ şefâhufratin mine-nnâri feenkażekum minhâ(c) keżâlike yubeyyinu(A)llâhu lekum âyâtihi le’allekum tehtedûn(e)

Hep birden Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, bölük bölük olmayın ve anın Allah'ın size verdiği nimeti, anın o zamanı ki düşmandınız birbirinize, kalplerinizi uzlaştırdı, nimetiyle kardeş oldunuz. İçinde ateş dolu bir çukurun tam kenarındaydınız, sizi kurtardı oradan. Allah, doğru yolu bulursunuz diye delillerini böyle açıklar işte.

Allah ipi, Ebû-Said-i-Hûdri, Abdullah ve Katâde'ye göre Kur’ân'dır. İbn-i Abbas ve Ebû-Zeyd'e göre Müslümanlıktır. İmam Ca'fer-üs-Sâdık (a.s)'ın, biz,... Devamı..

(Eğer gerçekten iman ediyorsanız) Allah’ın ipine (Kur’an hükümlerine) hepiniz birden (el birliği içinde) sımsıkı sarılın. (Sakın) Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir vakit sizler birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O’nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. (Ümmet ve uhuvvet şuuruyla güç kazandınız.) Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, (Kur’an ve Resulüllah sayesinde) oradan sizi kurtarmıştı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah size ayetlerini böyle açıklamaktadır.

Hepiniz birden Allah'ın ipine yani Allah'ın kitabına sımsıkı sarılın, sakın ayrılıp bölünerek kitap bir yerde siz bir yerde olmayın. Allah'ın size verdiği nimetlerini hatırlayın. Siz birbirinize düşman iken, kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O'nun bu nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz da, sizi ondan kurtardı. İşte cennete götüren doğru yolu bulasınız diye, Allah ayetlerini böylece açıklar.

Hepiniz, Allah'a olan bağınıza, taahhüdünüze, Kur'an'a, İslâm'a sadakatle sarılarak, Allah'ın himayesine sığının. Birbirinize düşmeyin, bölük pörçük olmayın, parçalanmayın. Allah'ın size ihsan ettiği nimetleri, size tevdî ettiği ilâhî değerleri, şeriatı koruyun, kollayın, zâyi etmeyin. Hani siz, birbirinize düşman idiniz de, O gönüllerinizi, akıllarınızı birleştirip, sizi birbirinize kaynaştırmıştı. O'nun nimeti, İslâm dini sayesinde kardeş olmuştunuz. Ateşten bir çukurunun kenarında, ateşe düşmek üzere iken, oradan da, sizi O kurtarmıştı. Böylece Allah iyiliği, birliği emreden, yahudilerin ve diğerlerinin tuzaklarından sakındıran âyetlerini size açıklıyor. Umulur ki, doğru yolu bulur, İslâm'da sebat etmiş olursunuz.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 8/63.

Hep birlikte Allah'ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın size olan nimetini anın. Hani siz birbirinize düşmandınız Allah gönüllerinizi birbirine yaklaştırdı da O'nun nimetiyle kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz Allah sizi oradan kurtardı. Doğru yola erişmeniz için Allah size ayetlerini böyle açıklıyor.

Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın. Dağılıp ayrılmayın. Ve Allah'ın üzenizdeki nimetini hatırlayın. Hani siz düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırıp-ısındırdı ve siz O'nun nimetiyle kardeşler olarak sabahladınız. Yine siz, tam ateş çukurunun kıyısındayken, oradan sizi kurtardı. Umulur ki hidayete erersiniz diye, Allah, size ayetlerini böyle açıklar.

Elbirlik Allah'ın dinine (şeriatına) sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılıp dağılmayın. Allah'ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken o, sizin kalbleriniz arasında üflet (yakınlık ve sıcaklık) meydana getirdi de onun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da Allah, İslâmınız sebebiyle o ateşe (cehenneme) düşmekten sizi kurtardı. İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.

Ve hepiniz Allah’ın ipine (Kur’ana) sımsıkı sarılın. Ve sakın dağılmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın ki siz birbirlerinize düşman iken, O, kalplerinizi birleştirdi. Onun nimetiyle kardeşler oldunuz. Ayrıca ateşten bir çukurun ağzında iken, O, sizi ondan kurtardı. Böylece Allah ayetlerini size açıklıyor ki, doğru yolu bulasınız.

Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılınız, ayrılığa düşmeyiniz, Allah'ın size olan nimetini hatırlayınız; hani birbirinize düşmandınız da, O kalplerinizi kaynaştırdı ve O'nun lütfu ile kardeş oldunuz. Ateşli bir çukurun kenarındayken, ondan sizi O kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.[58]

[58] Allah’ın ipi ve tefrika hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, IV, 275-286; 293-298.

Hepiniz de, Allahın yoluna sarılasınız, bölük bölük olmayın, Allahın size olan nimetini anınız, sizler birbirinize düşmandınız, Allahın nimetiyle gönüller birleşerek, kardeş oldunuz, ateşli bir uçurumun kıyısındaydınız, Allah kurtardı oradan sizi, Allah size, böylecene âyetlerin açıklar, umut olunur ki doğru yolu bulasınız

Hep birlikte Allah'ın ipine (İslam'a/Kur'an'a) sımsıkı sarılın (hayatınızı ona göre düzenleyin) ve (İslam'la çelişen davranışlarınızla gruplara ayrılarak) birbirinizden kopmayın! Allah'ın üzerinizdeki (İslâm) nimetini düşünün ki, cahiliyet devrinde birbirinize düşmanlar iken O, sizin kalpleriniz arasında ülfet (yakınlık) meydana getirdi de O'nun nimeti sayesinde din kardeşleri oldunuz. Hem siz ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da oraya düşmekten sizi (Kur'an ile) O kurtardı. İşte Allah size âyetlerini böylece açıklıyor ki, doğru yola eresiniz.

Bkz. 2/2, 5/16 ve dipnotu, 6/155, 10/57, 14/1Âyette geçen “hep birlikte” ifadesi, kolektif şuurla yaşamanın gerekliliğine bir işarettir. Allah’ın rıza... Devamı..

Hepiniz Allâh’a sarılınız, ândan ayrılmayınız. Ânın ni’metlerini tahattur idiniz, siz biri birinize düşman iken Allâh kalblerinizi birleşdirdi ve sâyesinde birâderlerden mürekkeb bir kavim oldınız. Siz ateş hendekinin yanında idiniz, sizi kurtardı. Size âyât-ı mübeyyinesini beyân itdi ki tarîk-i hidâyetde rehberiniz olsun.

Toptan Allah'ın ipine sarılın, ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın: Düşmandınız, kalblerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi oradan kurtardı. Allah, doğru yola erişesiniz diye size böylece ayetlerini açıklar.

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; bölünüp parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi ve O’nun nimeti sayesinde kardeş oldunuz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi Allah kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki doğru yolu bulasınız.

Hep birlikte Allah'ın ipine (İslâm'a) sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah'ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O, gönüllerinizi birleştirmişti ve O'nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

ALLAH'ın ipine topluca sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin. ALLAH'ın size olan nimetini anımsayın. Siz birbirinize düşmanlar idiniz de kalplerinizi birleştirdi ve O'nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz, sizi ondan kurtardı. Yola gelesiniz diye ALLAH ayetlerini böyle açıklıyor.

Hep birlikte Allah'ın ipine (kitabına, dinine) sımsıkı sarılın. Parçalanıp ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz birbirinize düşmanlar idiniz de, O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O'nun (bu) nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki, doğru yola eresiniz.

topunuz bir Allah ipine sım sıkı tutunun, biribirinizden ayrılmayın ve Allahın üzerinizdeki ni'metini düşünün, sizler birbirinize düşmanlar iken o sizin kalblerinizin arasında ülfet husule getirib yanaştırdı da ni'meti sayesinde uyanıb kardeş oldunuz, hem sizler ateşten bir çukurun tam kenarında bulunuyordunuz da o tuttu sizi ondan kurtardı, şimdi böyle size âyetlerini beyan ediyor ki Allaha doğru gidebilesiniz

(Ey îmân edenler!) Hep birlikte Allah’ın dinine (Kur’ân’ın hükümlerine) uyun (ve sakın, câhiliye devrinde yaptığınız gibi kavmiyetçilik güderek, savaşarak) ayrılığa düşmeyin. Allah’ın, üzerinizdeki (İslâm) nimetini hatırlayın. Hani sizler, birbirinize düşman (kabileler) idiniz de Allah, (lütfuyla) kalplerinizi birbirine ısındırıp kaynaştırdı ve onun (İslâm) nimetiyle (hepiniz dinde) kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş (küfür) çukurunun kenarında idiniz de (Allah, Peygamber’ini ve vahyettiği Kur’ân’ı yollamakla) sizi (ölümüzden evvel) oradan (îmânsızlık çukurundan) kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor ki hidâyete eresiniz.

Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı tutunun ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar, birbirinize düşmandınız da O'nun kalplerinizi kaynaştırması sayesinde kardeş oldunuz. Ve yine ateş çukurunun tam kıyısında bulunuyorken, sizi ona düşmekten O korudu. İşte Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki belki doğru yolu bulursunuz.

Hepiniz, topdan sımsıkı Allah'ın ipine sarılın. Parçalanıb ayrılmayın. Allahın, üzerinizdeki nimetini düşünün. Hani siz (birbirinizin) düşmanlar (ı) idiniz de O, kalblerinizi (İslama ısındırıb) birleşdirmişdi. İşte Onun (bu) nimeti sayesinde (dîn) kardeşler (i) olmuşdunuz ve yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmışdı. İşte Allah size âyetlerini böylece apaçık bildiriyor. Tâki doğru yola eresiniz.

O hâlde hep birlikte Allah'ın ipine (Kur'ân'a) sımsıkı sarılın ve parçalanmayın!(3)Hem Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın! Hani (siz) (birbirinize) düşmanlar idiniz de (Allah)kalblerinizin arasını (İslâm ile) birleştirdi; böylece O'nun ni'meti sâyesinde kardeşler oldunuz. Hem ateşten bir çukurun kenarında (küfür içinde) idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah, size âyetlerini böyle açıklar, tâ ki hidâyete eresiniz.

(3)“Ey ehl-i îman! Zillet içinde (aşağılık içinde) esâret altına girmemek isterseniz, aklınızı başınıza alınız! İhtilâfınızdan (ayrılığınızdan) istifâ... Devamı..

Allah’ın gönderdiği kitabına (ipine) sımsıkı sarılın, (aranızda) ayrılığa düşmeyin, Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani bir zamanlar siz kendi aranızda birbirlerinize düşmanlardınız, sonra Allah kalplerinizi birbirinize ısındırdı da kardeşler olmuştunuz ve siz o zamanlar ateşten bir uçurumun kenarında (müşrik veya ehli kitaptan) idiniz ve Allah bu durumdan sizi kurtarmıştı. Allah ayetlerini böyle açıklıyor ki, belki doğru yola girersiniz.

Hepiniz birden Allah’ın dinine sımsıkı sarılın. Birbirinizden ayrılmayın. Allah’ın size karşı olan bunca iyiliğini bir düşünün. Bir ara siz birbirinize düşman idiniz de Allah gönüllerinizi birleştirdi. Yine Allah’ın iyiliği yüzünden birbirinizle kardeş oldunuz. Yine bir ara ateş çukurunun ta kıyısında idiniz de sizi oradan yine Allah kurtardı. İşte Allah size belgelerini böyle açıklıyor, doğru yolu tutasınız diye.

Hepiniz birden Allah/ın ipine [²] sımsıkı sarılın, birbirinizden ayrılmayın, Allah/ın size olan nimetini yâdedin. Hani sizler yekdiğerinize düşman idinizdi. Allah sizin kalplerinizi İslâm ile birleştirdi de onun nimeti sayesinde kardeş oldunuzdu. Siz, bir zaman ateş çukurunun kenarına kadar gelmiştiniz de Allah sizi oradan kurtarmıştı. Artık Allah hidayet bulasınız diye âyetlerini böyle beyân ediyor.

[2] Kur'an-ı mübine, din-i islâma, Allah için ihlâsa, Aht-i İlâhiye, Emr-i Süphaniye, Ta'at-i Bâriye.

Hep birlikte Allah’ın ipine yapışınız ve sakın ayrılığa düşmeyiniz. Allah’ın size olan nimetini hatırlayınız. Hani bir zamanlar sizler birbirinize düşmandınız. O kalplerinizi birleştirdi ve O’nun nimetiyle/lütfuyla kardeş oldunuz. Siz ateşten bir çukurun tam kenarındaydınız, Allah sizi oradan kurtardı. Allah ayetlerini size böylece açıklıyor ki doğruyu bulasınız.

Toptan Allah'ın ipine sarılın da ayrılmayın. Allah'ın size olan nimetini anın. Hani düşmandınız, kalplerinizin arasını uzlaştırdı da onun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Allah, hidayete erişesiniz diye size ayetlerini böylece açıklar.

Hep birlikte, Allah’ın yeryüzüne uzatmış olduğu Kur’an ipine ama tümüne sımsıkı sarılın; sakın ondan ayrılmayın!
Allah’ın size olan nîmetini hatırlayın: Hani birbirinize düşman idiniz fakat Allah kalplerinizi kaynaştırıp birleştirdi de, O’nun nîmeti sayesinde hepiniz kardeş oldunuz. Ve hani, ateş dolu bir uçurumun tam kenarında idiniz de, Allah sizi oradan kurtardı.
İşte Allah, öğüt alıp doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size böyle açıkça bildiriyor.
Fakat düzensiz, başıboş ve dağınık bir toplum bu hedefleri gerçekleştiremez. Öyleyse:

Topluca Allah’ın ipine tutunun, parçalanmayın!
Allah’ın üzerinizdeki nimetini anın!
Hani, siz düşmandınız; kalblerinizi uzlaştırdı.
O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz.
Ateş’ten bir çukurun kenarındaydınız; sizi ondan kurtardı.
Doğru yol bulmanız için Allah size âyetlerini böyle açıklıyor.

Hepiniz Allah'ın ipine sımsıkı sarılın, dağılmayın. Allah'ın size verdiği nimetin kadrini bilin: Çünkü sizler birbirinize düşman iken, Allah kalplerinizi kaynaştırmış, ve bu iyiliği sayesinde hepiniz kardeş olmuştunuz. Tam da lav çukurunun kenarında iken, sizi oraya düşmekten yine o kurtarmıştı. Allah sözlerini size bu şekilde açıklıyorsa bu, sizin düze çıkabilmeniz içindir.

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı sarılın! Allah kitabı Kur’an ile doğruyu göstermiştir. Kur’an’daki her ayet sizi Allah’a götüren gerçeklerdir. Parçalanıp bölünmeyin! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın! Hani sizler birbirinize düşmandınız. Allah kalplerinizi birleştirdi. Değilse aynı toplum içinde kardeşler olarak birbirinizle savaşıyordunuz. Sonunda Allah’ın ayetleri sayesinde Mümin kardeşler oldunuz. Yine aranızdaki gereksiz düşmanlıkları ortaya çıkarmış, ateş çukurunun kenarında gelmiş, birbirinizi savaşarak öldürecektiniz. Üstelik inançlarınızla, yaptıklarınızla ateş çukurunun başında idiniz. Tam ateşe düşecekken Rabbiniz sizi hidayetiyle kurtardı. Böylece cehennem ateşiyle cezalandırılmaktan kurtuldunuz. Allah size ayetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğruyu bulasınız.

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın; [*] ayrılmayın! [*] Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşmandınız da kalplerinizi birleştirmişti [*] ve O’nun nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Ateşten bir çukurun tam kenarındayken oradan da sizi kurtarmıştı. Allah doğru yolu bulasınız diye ayetlerini size işte böyle açıklıyor.

Vahye uymayla ilgili mesajlar için bkz. Bakara 2:63, 93, 256; Âl-i İmrân 3:103; Nisâ 4:175; En’âm 6:50, 106; A’râf 7:3, 144, 171; Yûnus 10:15, 109; Me... Devamı..

Hep birlikte asla ayrılığa düşmeden, Allah’ın ipi¹ (olan İslâm Dini)ne sımsıkı sarılın ve Allah’ın bu nîmetini sakın unutmayın. Zîrâ Allah, o nîmetiyle kalplerinizi uzlaştırarak sizi, bir zamanlar birbirinize düşman iken kardeş yaptı. Hatta siz, bir ateş çukurunun tam kenarındayken O, sizi oraya düşmekten kurtardı. Allah size, en doğru yola ulaşasınız diye âyetlerini işte böyle açıklıyor.

1 Hablüllah: Allahu Teâlâ’ya vuslat sebebi olan delil ve vasıta demektir ki Kur’an, tâat ve cemaat, ihlas, İslâm, ahdullah, emrullah diye rivayetlerle... Devamı..

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı tutunun ve birbirinizden kopmayın. Ve Allah’ın size verdiği nimetleri hatırlayın: Siz birbirinize düşman iken kalplerinizi nasıl uzlaştırdı da O’nun lütfu ile kardeş oldunuz; ve ateşli bir uçurumun ⁷⁹ kenarında [iken] sizi ondan [nasıl] korudu. Bu şekilde Allah mesajlarını size açıklar ki hidayet bulasınız,

79 Lafzen, “bir ateş çukurunun” -manevî körlüğün kaçınılmaz sonucu olan ızdırapları anlatan bir mecaz. Bir zamanların karşılıklı düşmanlıklarının hatı... Devamı..

Ve topluca Allah’ın ipi Kuran’a sımsıkı bağlanın ve bölünüp parçalanmayın! Allah’ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın! Hani siz, bir zamanlar birbirinize düşmanlar idiniz. O, kalplerinizin arasını uzlaştırdı. O’nun bu Kuran nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de O, sizi oradan kurtardı. Doğru yolu bulasınız diye Allah, size ayetlerini işte böyle açıklıyor. 6/159, 30/32, 42/13, 23/52-53, 21/92-93-94

Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın ve birbirinizden ayrılmayın![⁶³⁶] Ve Allah’ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman iken kalplerinizin arasını uzlaştırdı da, O’nun lutfu sayesinde kardeş oldunuz; ve siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız da, sizi oradan kurtardı! İşte bu şekilde Allah size mesajlarını açıklar ki doğruyu bulasınız.

[636] Allah Rasûlü bu ipin Kur’an olduğunu söylemiştir (Müslim, 2:227; Tirmizî, 4/343). Vahdet sosyal tevhid, tevhid akidevi vahdettir. Doğal olarak t... Devamı..

Hepiniz, toptan sımsıkı Allah'ın ipine (Kur'an'a) sarılın, parçalanıp (birbirinizden sakın) ayrılmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın ki, sizler birbirinizin düşmanları idiniz de O; kalblerinizi (İslam’a ısındırıp) birleştirmişti. O'nun bu nimeti sayesinde sizler din kardeşi olmuştunuz! Yine (hatırlayın ki) siz, bir ateş çukurunun tam kenarında iken (putlara taptığınız için cehenneme sürüklenirken) sizi O kurtarmıştı! (Size doğru yolu göstermişti) İşte Allah ayetlerini size böyle açıklıyor ki, (ibret alıp) hidayete eresiniz.

Hep birlikte Allah’ın ipine (Kur’an’a) sımsıkı sarılın. Parçalanıp bölünmeyin. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani sizler birbirinize düşmanlar idiniz de O, kalplerinizi birleştirmişti. İşte O’nun bu nimeti sayesinde kardeşler olmuştunuz. Yine siz, bir ateş çukurunun tam kenarında idiniz de O sizi oradan kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle apaçık bildiriyor ki doğru yola eresiniz.

Ve hepiniz Allah Teâlâ'nın ipine sımsıkı sarılınız ve birbirinizden ayrılmayınız. Ve Allah Teâlâ'nın üzerinizde olan nîmetini de yâdediniz ki, siz birbirinize düşmanlar iken sonra Allah Teâlâ kalplerinizi birleştirdi de O'nun nîmeti sebebiyle kardeşler oluverdiniz de sizler ateşten bir çukur kenarında iken sizi ondan çekip kurtardı. İşte Allah Teâlâ âyetlerini sizlere açıklar, tâ ki hidâyete erebilesiniz.

Hepiniz toptan, Allah'ın ipine (dinine) sımsıkı sarılın, bölünüp ayrılmayın. Allah'ın sizin üzerinizdeki nimetini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz de Allah kalplerinizi birbirine ısındırmış ve onun lütfu ile kardeş oluvermiştiniz. Siz bir ateş çukurunun tam kenarında iken oraya düşmekten de sizi O kurtarmıştı. Allah size âyetlerini böylece açıklıyor, ta ki doğru yola eresiniz. [8, 63]

İslâm’dan önce Arabistan’da insan hayatının hiç değeri kalmamıştı. En ufak sebeple insanlar vicdansızca öldürülüyordu. Kabîle savaşlarının, kan dâvala... Devamı..

Ve topluca Allah'ın ipine yapışın, ayrılmayın; Allah'ın size olan ni'metini hatırlayın: Hani siz birbirinize düşman idiniz, (Allah) kalblerinizi uzlaştırdı. O'un ni'metiyle kardeşler haline geldiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarında bulunuyordunuz, (Allah) sizi ondan kurtardı. Allah size ayetlerini böyle açıklıyor ki, yola gelesiniz.

Allâh'ın ipine cümleniz sımsıkı yapışınız [¹] ve birbirinizden ayrılub tefrikaya düşmeyiniz, Allâh Te'âlâ'nın size olan ni'metlerini hâtırlayınız. Siz (İslâm'dan evvel) birbirinizin düşmanı iken kalblerinizin arasını barışdırdı. Ve onun ni'meti sâyesinde yekdiğerinizin kardaşı oldınız. Ve siz cehennem girdâbının kenarında (içine yuvarlanmak üzere) iken sizi kurtardı. İşte hidâyete vâsıl olmanız içün Allâh Te'âlâ size âyâtını beyân ider.

[1] Kuyuya düşen bir adamı iple çıkardıkları gibi küfür girdâbına düşenleri de İslâm ve Kur'ân kurtarır. Bu âyet-i kerîmede Allâh'ın ipine yapışınız'd... Devamı..

Allah'ın ipine (Kur’an’a)[*] hep beraber sıkı sarılın, uzakta kalmayın. Allah'ın üzerinizdeki nimetini aklınızdan çıkarmayın. Bir zamanlar aranızda düşmanlıklar vardı; Allah, kalplerinizi birbirine ısındırdı da O’nun nimeti sayesinde kardeşler oldunuz. Bir ateş çukurunun kenarındaydınız, oradan sizi O kurtardı. Allah, âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.

[*] (Bkz. Nisa 4/174,175)

Topluca Allah'ın ipine sımsıkı sarılın ve parçalanmayın! Allah'ın üzerinizdeki nimetini düşünün, hani siz düşman idiniz de O, kalplerinizi birleştirdi. O'nun bu nimeti ile kardeşler oldunuz. Siz, bir ateş çukurunun kenarında idiniz de sizi oradan kurtardı. Doğru yola çıkasınız diye, Allah size ayetlerini işte böyle açıklıyor.

Hep birden sımsıkı Allah'ın ipine sarılın ve ayrılığa düşmeyin. Allah'ın üzerinizdeki nimetini de hatırlayın ki, siz birbirinize düşman iken, kalplerinizi kaynaştırdı da Onun nimeti sayesinde kardeş oluverdiniz. Siz ateşten bir çukurun kenarındaydınız; O sizi oraya düşmekten kurtardı. Doğru yola erişmeniz için, Allah size âyetlerini işte böyle açıklıyor.

Hep birlikte Allah'ın ipine yapışın, fırkalara bölünüp parçalanmayın; Allah'ın üzerinizdeki nimetini hatırlayın. Birbirinizin düşmanı idiniz, Allah kalplerinizi uzlaştırıp kaynaştırdı da O'nun nimeti sayesinde kardeşler haline geldiniz. Ateşten bir çukurun kenarında idiniz; sizi oradan kurtardı. Allah size ayetlerini bu şekilde açıklıyor ki, doğruya ve güzele yol bulasınız.

daħı yapışuñ Tañrı ipine ya'nį dįnine, hep; daħı bölük bölük olmalı. daħı anuñ Tañrı ni'met ini, üzerüñüze, ol vaķt kim olduñuzıdı düşmānlar; pes dirdi göñüllerüñüz arasını pes olduñuz ni'met-i-y-ile ya'nį islām-la ķarındaşlar. daħı olduñuz-ıdı çuķur ķırañ üzere oddan pes ķurtardı sizi andan. [32a] ancılayın bellü eyler Tañrı size āyetlerini anuñ-içün kim siz ŧoġru yol dutasız.

Daḫı yitişüñüz barçañuz Tañrı ipine ki Ḳur’āndur. Daḫı ayrılmañuz ḥaḳdan, daḫı añuñuz Tañrınuñ ni‘metlerini ki size virüpdür siz düşmanlar‐iken yü‐reklerüñüze muḥabbet bıraḳdı, pes Tañrınuñ ni‘meti‐y‐le ḳardaşlar ol‐duñuz. Daḫı durmış‐ıduñuz ḳırañında bir çuḳur ki ṭamu odından, pes ḳur‐tardı Tañrı sizi anda[n]. Anuñ gibi beyān eyler Tañrı Ta‘ālā size āyetlerini, olakim doġru yol dutasız. |

Hamılıqla Allahın ipinə (dininə, Qur’ana) möhkəm sarılın və (firqələrə bölünüb bir-birinizdən) ayrılmayın! Allahın sizə verdiyi ne’mətini xatırlayın ki, siz bir-birinizə düşmən ikən. O sizin qəlblərinizi (islam ilə) birləşdirdi və Onun ne’məti sayəsində bir-birinizlə qardaş oldunuz. Siz oddan olan bir uçurumun kənarında ikən O sizi oradan xilas etdi. Allah Öz ayələrini sizin üçün bu şəkildə aydınlaşdırır ki, haqq yola yönəlmiş olasınız!

And hold fast, all of you together, to the cable of Allah, and do not separate. And remember Allah's favour unto you: how ye were enemies and He made friendship between your hearts so that ye became as brothers by His grace; and (how) ye were upon the brink of an abyss of fire, and He did save you from it. Thus Allah maketh clear His revelations unto you, that haply ye may be guided,

And hold fast, all together, by the rope(429) which Allah (stretches out for you), and be not divided among yourselves; and remember with gratitude Allah.s favour on you; for ye were enemies(430) and He joined your hearts in love, so that by His Grace, ye became brethren; and ye were on the brink of the pit of Fire, and He saved you from it. Thus doth Allah make His Signs clear to you: That ye may be guided.

429 The simile is that of people struggling in deep water, to whom a benevolent Providence stretches out a strong and unbreakable rope of rescue. If a... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.