25 Mayıs 2026 - 7 Zi'l-Hicce 1447 - Pazartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL


<< GERİ       يَوْمَئِذٍ

3-Âl-i İmrân / 167
   
(Medenî 89)
وَلِيَعْلَمَ الَّذ۪ينَ نَافَقُواۚ وَق۪يلَ لَهُمْ تَعَالَوْا قَاتِلُوا ف۪ي سَب۪يلِ اللّٰهِ اَوِ ادْفَعُواۜ قَالُوا لَوْ نَعْلَمُ قِتَالاً لَاتَّبَعْنَاكُمْۜ هُمْ لِلْكُفْرِ يَوْمَئِذٍ اَقْرَبُ مِنْهُمْ لِلْا۪يمَانِۚ يَقُولُونَ بِاَفْوَاهِهِمْ مَا لَيْسَ ف۪ي قُلُوبِهِمْۜ وَاللّٰهُ اَعْلَمُ بِمَا يَكْتُمُونَۚ

166, 167. İki birliğin karşılaştığı gün sizin başınıza gelenler, ancak Allah'ın dilemesiyle olmuştur ki, bu da, müminleri ayırdetmesi ve münafıkları ortaya çıkarması için idi. Bunlara: «Gelin, Allah yolunda çarpışın; ya da savunma yapın» denildiği zaman, «Harbetmeyi bilseydik, elbette sizin peşinizden gelirdik» dediler. Onlar o gün, imandan çok, kâfirliğe yakın idiler. Ağızlarıyla, kalplerinde olmayanı söylüyorlardı. Halbuki Allah, onların içlerinde gizlediklerini daha iyi bilir.

4-Nisâ / 42
   
(Medenî 92)
6-En’âm / 16
   
(Mekkî 55)
مَنْ يُصْرَفْ عَنْهُ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمَهُۜ وَذٰلِكَ الْفَوْزُ الْمُب۪ينُ

O gün kim azaptan kurtarılırsa, gerçekten Allah onu esirgemiştir. İşte apaçık kurtuluş budur.

7-A’râf / 8
   
(Mekkî 39)
8-Enfâl / 16
   
(Medenî 88)
وَمَنْ يُوَلِّهِمْ يَوْمَئِذٍ دُبُرَهُٓ اِلَّا مُتَحَرِّفاً لِقِتَالٍ اَوْ مُتَحَيِّزاً اِلٰى فِئَةٍ فَقَدْ بَٓاءَ بِغَضَبٍ مِنَ اللّٰهِ وَمَأْوٰيهُ جَهَنَّمُۜ وَبِئْسَ الْمَص۪يرُ

Tekrar savaşmak için bir tarafa çekilme veya diğer bölüğe ulaşıp mevzi tutma durumu dışında, kim öyle bir günde onlara arka çevirirse muhakkak ki o, Allah'ın gazabını hak etmiş olarak döner. Onun yeri de cehennemdir. Orası, varılacak ne kötü yerdir!

11-Hûd / 66
   
(Mekkî 52)
14-İbrahim / 49
   
(Mekkî 72)
16-Nahl / 87
   
(Mekkî 70)
18-Kehf / 99
   
(Mekkî 69)
وَتَرَكْنَا بَعْضَهُمْ يَوْمَئِذٍ يَمُوجُ ف۪ي بَعْضٍ وَنُفِخَ فِي الصُّورِ فَجَمَعْنَاهُمْ جَمْعاًۙ

O gün (kıyamet gününde bakarsın ki) biz onları, birbirine çarparak çalkalanır bir halde bırakmışızdır; Sûr'a da üfürülmüş, böylece onları bütünüyle bir araya getirmişizdir.

18-Kehf / 100
   
(Mekkî 69)
وَعَرَضْنَا جَهَنَّمَ يَوْمَئِذٍ لِلْكَافِر۪ينَ عَرْضاًۙ

100, 101. Ve, gözleri beni görmeye kapalı bulunan, kulak vermeye de tahammül edemez olan kâfirleri o gün cehennemle yüz yüze getirmişizdir.

20-Tâ-Hâ / 102
   
(Mekkî 45)
يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِ وَنَحْشُرُ الْمُجْرِم۪ينَ يَوْمَئِذٍ زُرْقاًۚ

O günde Sûr'a üflenir ve biz o zaman günahkârları, gözleri (korkudan) gömgök bir halde mahşerde toplarız.  

20-Tâ-Hâ / 108
   
(Mekkî 45)
يَوْمَئِذٍ يَتَّبِعُونَ الدَّاعِيَ لَا عِوَجَ لَهُۚ وَخَشَعَتِ الْاَصْوَاتُ لِلرَّحْمٰنِ فَلَا تَسْمَعُ اِلَّا هَمْساً

O gün insanlar, dâvetçiye (İsrafil'e) uyacaklar. Ona karşı yan çizmek yoktur. Artık, çok esirgeyici Allah hürmetine sesler kısılmıştır. Bu yüzden, fısıltıdan başka bir ses işitemezsin.

20-Tâ-Hâ / 109
   
(Mekkî 45)
22-Hac / 56
   
(Medenî 103)
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِۜ يَحْكُمُ بَيْنَهُمْۜ فَالَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ ف۪ي جَنَّاتِ النَّع۪يمِ

O gün, mülk Allah'ındır. İnsanlar arasında hüküm verir. (Bu hüküm gereği) iman edip iyi davranışlarda bulunanlar Naîm cennetlerinin içindedirler.

23-Mü’minûn / 101
   
(Mekkî 74)
فَاِذَا نُفِـخَ فِي الصُّورِ فَلَٓا اَنْسَابَ بَيْنَهُمْ يَوْمَئِذٍ وَلَا يَتَسَٓاءَلُونَ

Sûra üflendiği zaman artık aralarında akrabalık bağları kalmamıştır; birbirlerini de arayıp sormazlar.

24-Nûr / 25
   
(Medenî 102)
25-Furkân / 22
   
(Mekkî 42)
يَوْمَ يَرَوْنَ الْمَلٰٓئِكَةَ لَا بُشْرٰى يَوْمَئِذٍ لِلْمُجْرِم۪ينَ وَيَقُولُونَ حِجْراً مَحْجُوراً

(Fakat) melekleri görecekleri gün, günahkârlara o gün hiçbir sevinç haberi yoktur ve: (Size, sevinmek) yasaktır, yasak! diyeceklerdir.  

25-Furkân / 24
   
(Mekkî 42)
25-Furkân / 26
   
(Mekkî 42)
اَلْمُلْكُ يَوْمَئِذٍ ۨ الْحَقُّ لِلرَّحْمٰنِۜ وَكَانَ يَوْماً عَلَى الْكَافِر۪ينَ عَس۪يراً

İşte o gün, gerçek mülk (hükümranlık) çok merhametli olan Allah'ındır. Kâfirler için de pek çetin bir gündür o.

27-Neml / 89
   
(Mekkî 48)
28-Kasas / 66
   
(Mekkî 49)
فَعَمِيَتْ عَلَيْهِمُ الْاَنْـبَٓاءُ يَوْمَئِذٍ فَهُمْ لَا يَتَسَٓاءَلُونَ

İşte o gün onlara bütün haberler körleşmiştir (delilleri tükenmiş, söyleyecek sözleri kalmamıştır); onlar birbirlerine de soramayacaklardır.

30-Rûm / 4
   
(Mekkî 84)
ف۪ي بِضْعِ سِن۪ينَۜ لِلّٰهِ الْاَمْرُ مِنْ قَبْلُ وَمِنْ بَعْدُۜ وَ يَوْمَئِذٍ يَفْرَحُ الْمُؤْمِنُونَۙ

2, 3, 4, 5. Rumlar, (Arapların bulunduğu bölgeye) en yakın bir yerde yenilgiye uğradılar. Halbuki onlar, bu yenilgilerinden sonra birkaç yıl içinde galip geleceklerdir. Eninde sonunda emir Allah'ındır. O gün müminler de Allah'ın yardımıyla sevineceklerdir. Allah, dilediğine yardım eder. O, mutlak güç sahibidir, çok esirgeyicidir.  

30-Rûm / 14
   
(Mekkî 84)
وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَتَفَرَّقُونَ

Kıyamet kopacağı gün, işte o gün (müminlerle inkârcılar) birbirlerinden ayrılacaklardır.

30-Rûm / 43
   
(Mekkî 84)
فَاَقِمْ وَجْهَكَ لِلدّ۪ينِ الْقَيِّمِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يَأْتِيَ يَوْمٌ لَا مَرَدَّ لَهُ مِنَ اللّٰهِ يَوْمَئِذٍ يَصَّدَّعُونَ

Allah katından, dönüşü olmayan bir gün (kıyamet günü) gelmeden önce yönünü o gerçek dine çevir! O gün (insanlar) bölük bölük ayrılacaklardır.

30-Rûm / 57
   
(Mekkî 84)
فَ يَوْمَئِذٍ لَا يَنْفَعُ الَّذ۪ينَ ظَلَمُوا مَعْذِرَتُهُمْ وَلَا هُمْ يُسْتَعْتَبُونَ

Artık o gün, zulmedenlerin (beyan edecekleri) mazeretleri fayda vermeyeceği gibi, onlardan Allah'ı hoşnut etmeye çalışmaları da istenmez.  

37-Sâffât / 33
   
(Mekkî 56)
40-Mü’min / 9
   
(Mekkî 60)
وَقِهِمُ السَّيِّـَٔاتِۜ وَمَنْ تَقِ السَّيِّـَٔاتِ يَوْمَئِذٍ فَقَدْ رَحِمْتَهُۜ وَذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ۟

Bir de onları, her türlü kötülüklerden koru. O gün sen kimi kötülüklerden korursan muhakkak ki onu rahmetine mazhar etmiş olursun. Bu en büyük kurtuluştur.

42-Şûrâ / 47
   
(Mekkî 62)
43-Zuhruf / 67
   
(Mekkî 63)
اَلْاَخِلَّٓاءُ يَوْمَئِذٍ بَعْضُهُمْ لِبَعْضٍ عَدُوٌّ اِلَّا الْمُتَّق۪ينَۜ‌۟

O gün, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında, dost olanlar (bile) birbirlerine düşman kesilirler.  

45-Câsiye / 27
   
(Mekkî 65)
وَلِلّٰهِ مُلْكُ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۜ وَيَوْمَ تَقُومُ السَّاعَةُ يَوْمَئِذٍ يَخْسَرُ الْمُبْطِلُونَ

Göklerin ve yerin mülkü Allah'ındır. Kıyametin kopacağı gün var ya, işte o gün bâtıla sapanlar hüsrana uğrayacaklardır.

52-Tûr / 11
   
(Mekkî 76)
55-Rahmân / 39
   
(Mekkî 97)
69-Hâkka / 15
   
(Mekkî 78)
فَ يَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُۙ

13, 14, 15. Artık Sûr'a bir defa üflendiği, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine tek çarpışla çarpılıp darmadağın edildiği zaman, işte o gün olacak olur (kıyamet kopar).

69-Hâkka / 16
   
(Mekkî 78)
69-Hâkka / 17
   
(Mekkî 78)
69-Hâkka / 18
   
(Mekkî 78)
يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفٰى مِنْكُمْ خَافِيَةٌ

(Ey insanlar!) O gün (hesap için) huzura alınırsınız; size ait hiçbir sır gizli kalmaz.

70-Me’âric / 11
   
(Mekkî 79)
يُبَصَّرُونَهُمْۜ يَوَدُّ الْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَد۪ي مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍ بِبَن۪يهِۙ

11, 12, 13, 14. Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdindedir). Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde kim varsa hepsini fidye olarak versin de, tek kendini kurtarsın.

74-Müddessir / 9
   
(Mekkî 4)
75-Kıyâme / 10
   
(Mekkî 31)
75-Kıyâme / 12
   
(Mekkî 31)
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ۨ الْمُسْتَقَرُّۜ

O gün varıp durulacak yer, sadece Rabbinin huzurudur.

75-Kıyâme / 13
   
(Mekkî 31)
يُنَبَّؤُا الْاِنْسَانُ يَوْمَئِذٍ بِمَا قَدَّمَ وَاَخَّرَۜ

O gün insana, ileri götürdüğü ve geri bıraktığı ne varsa bildirilir.

75-Kıyâme / 22
   
(Mekkî 31)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاضِرَةٌۙ

Yüzler vardır ki, o gün ışıl ışıl parıldayacaktır.

75-Kıyâme / 24
   
(Mekkî 31)
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ بَاسِرَةٌۙ

Yüzler de vardır ki, o gün buruşacaktır;

75-Kıyâme / 30
   
(Mekkî 31)
اِلٰى رَبِّكَ يَوْمَئِذٍ ۨ الْمَسَاقُۜ‌۟

İşte o gün sevkedilecek yer, sadece Rabbinin huzurudur.  

77-Mürselât / 15
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün (Peygamber'i ve ahireti) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 19
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 24
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 28
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 34
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 37
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 40
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ۟

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 45
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 47
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

77-Mürselât / 49
   
(Mekkî 33)
وَيْلٌ يَوْمَئِذٍ لِلْمُكَذِّب۪ينَ

O gün, (hakikatleri) yalan sayanların vay haline!

79-Nâzi’ât / 8
   
(Mekkî 81)
قُلُوبٌ يَوْمَئِذٍ وَاجِفَةٌۙ

6, 7, 8, 9. Birinci üflemenin (kâinatı) sarstığı, onu ikinci üflemenin takip ettiği gün, işte o gün yürekler kaygıdan oynar, gözlerini korku bürür.

80-Abese / 37
   
(Mekkî 24)
80-Abese / 38
   
(Mekkî 24)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُسْفِرَةٌۙ

38, 39. O gün bir takım yüzler parlak, güleç ve sevinçlidir.

80-Abese / 40
   
(Mekkî 24)
وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌۙ

40, 41, 42. Yine o gün birtakım yüzleri de keder bürümüş, hüzünden kapkara kesilmiştir. İşte bunlar kâfirlerdir, günahkârlardır.

82-İnfitâr / 19
   
(Mekkî 82)
يَوْمَ لَا تَمْلِكُ نَفْسٌ لِنَفْسٍ شَيْـٔاًۜ وَالْاَمْرُ يَوْمَئِذٍ لِلّٰهِ

17, 18, 19. Ceza günü nedir bilir misin? Nedir acaba o ceza günü? O gün hiçbir kimse başkası için bir şey yapamaz. O gün iş Allah'a kalmıştır.

83-Mutaffifîn / 10
   
(Mekkî 86)
83-Mutaffifîn / 15
   
(Mekkî 86)
كَلَّٓا اِنَّهُمْ عَنْ رَبِّهِمْ يَوْمَئِذٍ لَمَحْجُوبُونَۜ

Hayır! Onlar şüphesiz o gün Rablerinden (O'nu görmekten) mahrum kalmışlardır.  

88-Gâşiye / 2
   
(Mekkî 68)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ خَاشِعَةٌۙ

2, 3, 4, 5, 6, 7. O gün bir takım yüzler zelildir, durmadan çalışır, (fakat boşuna) yorulur, kızgın ateşe girer. Onlara kaynar su pınarından içirilir. Onlar için kuru dikenden başka yemek yoktur, o ise ne besler ne de açlığı giderir.

88-Gâşiye / 8
   
(Mekkî 68)
وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ نَاعِمَةٌۙ

8, 9, 10, 11. O gün bir takım yüzler de vardır ki, mutludurlar; (dünyadaki) çabalarından hoşnut olmuşlardır, yüce bir cennettedirler. Orada boş bir söz işitmezler.

89-Fecr / 23
   
(Mekkî 10)
89-Fecr / 25
   
(Mekkî 10)
99-Zilzâl / 4
   
(Medenî 93)
يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ اَخْبَارَهَاۙ

1, 2, 3, 4, 5. Yerküre kendine has sarsıntısıyla sallandığı, toprak ağırlıklarını dışarı çıkardığı ve insan «Ne oluyor buna!» dediği vakit, işte o gün (yer) Rabbinin ona bildirmesiyle bütün haberlerini anlatır.

99-Zilzâl / 6
   
(Medenî 93)
يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ النَّاسُ اَشْتَاتاً لِيُرَوْا اَعْمَالَهُمْۜ

O gün insanlar amellerini görmeleri (karşılığını almaları) için darmadağınık geri dönüp gelirler.

100-Âdiyât / 11
   
(Mekkî 14)
اِنَّ رَبَّهُمْ بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَخَب۪يرٌ

9, 10, 11. Kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman insan (halinin ne olacağını) düşünmez mi? Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyle haberdardır.

102-Tekâsür / 8
   
(Mekkî 16)
ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ النَّع۪يمِ

5, 6, 7, 8. Gerçek öyle değil! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız, (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz. Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz. Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.






Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.