Kad saddekte-rru/yâ(c) innâ keżâlike neczî-lmuhsinîn(e)
Rüyanı gerçekleştirdik. Şüphe yok ki biz, böyle mükafatlandırırız iyilik edenleri.
"Gerçekten sen, rüyana sadakat gösterdin (Allah’a va’adini yerine getirdin). Şüphesiz Biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz" dedik.
Sen şimdiden o rüyanın amacını, yerine getirmiş oldun. İşte iyilik yapanları biz böyle ödüllendiririz.
“Rüyana gerçekten sadakat gösterdin. İşte biz, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderleri, inanmışları daha önce seni mükâfatlandırdığımız gibi mükâfatlandırırız.”
Sen gerçekten rüyayı doğruladın. İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfatlandırırız."
“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
Gerçekten rüyana sadakat gösterdin. Şüphe yok ki biz, güzel amel işliyenleri işte böyle mükafatlandırırız.”
104, 105. Biz: Ey İbrahim! Sen gerçekten rüyanı doğru çıkardın. (Artık onu kesme!) diye ona seslendik. İşte Biz, iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.
104,105. Biz ona şöyle seslendik: “Ey İbrâhim! Sen kesinlikle rüyanı doğruladın. İşte biz, iyileri böyle ödüllendiririz.”
Düşün gerçek çıkmıştır, iyileri bizler böylece ödülleriz
104-105.O sırada Biz de ona şöyle seslendik: “Ey İbrahîm! Sen şimdi rüyanda (sana vahyettiğimiz buyruklara) bağlı kaldın! (Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de yüce bir makama yükselttik!) İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”
105,106. "Sen ru’yâya inandın biz muhsinlere böyle mükâfât ideriz." didik. Âşikâr bir tecrübe idi.
103,104,105. Böylece ikisi de Allah' a teslimiyet gösterip, babası oğlunu alnı üzerine yatırınca Biz: "Ey İbrahim! Rüyayı gerçek yaptın; işte biz iyi davrananları böylece mükafatlandırırız" diye seslendik.
“Gördüğün rüyanın hükmünü yerine getirdin. Şüphesiz biz iyilik yapanları böyle mükâfatlandırırız.”
“Tamam, rüyanı gerçekleştirmiş oldun.” İşte iyileri biz böyle ödüllendiririz.
103, 104, 105, 106. Her ikisi de teslim olup, onu alnı üzerine yatırınca: Ey İbrahim! Rüyayı gerçekleştirdin. Biz iyileri böyle mükâfatlandırırız. Bu, gerçekten, çok açık bir imtihandır, diye seslendik.
"Sen rüyanı uyguladın." İyileri böyle ödüllendiririz.
"Rüyana gerçekten sadakat gösterdin, şüphesiz ki, biz iyilik yapanları böyle mükafatlandırırız."
Ru'yayı gerçek tasdık eyledin, biz böyle mükâfat ederiz işte muhsinlere
103-104-105. Böylece her ikisi de (şeksiz şüphesiz bir halde Allah’ın emrine) teslimiyet gösterdiler, (babası, İsmâil’i, Allah için kurban etmek üzere) alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde/şakağı) üzerine yatırınca ona şöyle buyurduk: “Ey İbrâhîm! Gördüğün rüyanın hükmünü (rüyada sana vahyettiğimiz emrimizi) yerine getirdin.” Şüphesiz biz, muhsin kullarımızı böyle mükâfatlandırırız.
104,105. Biz ona: «Yâ Ibrâhîm, rü'yâna sadâkat gösterdin. Şübhesiz ki biz iyi hareket edenleri böyle mükâfatlandırırız» diye nida etdik.
Sen rüyayı doğruladın. Biz, güzel davrananlara böyle karşılık veririz.”
103,104,105,106. Böylece (ikisi de) teslîm olup (İbrâhîm) onu alnının bir tarafı (yere gelecek şekilde, yanı) üzerine yere yatırınca, artık ona: “Ey İbrâhîm! Hakikaten rüyâya sadâkat gösterdin! İşte biz iyilik edenleri böyle mükâfâtlandırırız. Şübhesiz ki bu, gerçekten apaçık bir imtihandır!” diye seslendik.
103 ,104, 105. Ne zaman ki ikisi de (rüyanın yorumuna) teslim olup (babası) onu (oğlunu) alnı üzerine yatırınca biz de «Ey İbrahim! Kesinlikle sen rüyayı gerçekleştirdin (bize karşı samimiyet, bağlılık ve fedakârlığını bilfiil ortaya koydun); muhakkak ki biz daima iyilik edenleri böylece ödüllendiririz» diye seslendik. *
Sen gördüğün rüyayı doğruladın. Bizde iyi ve güzel davrananları böyle mükafaatlandırırız.
Sen düşün gerektirdiği işi yaptın. Biz iyilik edenlerin karşılığını işte böyle veririz.
Rüyanın iktiza ettiği şeyi hakkıyle yaptın, biz iyi iş edenlere böyle mükâfat veririz.
“Rüyana sadık kaldın. Muhakkak ki Biz iyileri [muhsinîn] işte böyle mükâfatlandırırız.” (dedik).
“Gerçekten sen, rüyayı doğruladın. Hiç şüphesiz biz, ihsanda bulunanları böyle ödüllendiririz.”
“Rüyanda sana vahyettiğimiz buyruklara bağlı kaldın! Biz de bunun karşılığında, sana evladını bağışladık ve ikinizi de en yüce makâma yükselttik! İşte Biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz!”
Rüya’yı doğruladın / sadık rüya saydın.
Biz, Muhsinler’i / İyilik-Güzellik Edenler’i böyle ödüllendiririz.
Rüyanın gereğini yaptın. Bizim iyilere ikramımız böyledir. "
"Rüyayı doğruladın! Sözünü yerine getirmek için azmettin! Rabbin sözünü tutanları koruma altına alır! Onların verdiği sözleri bağışlar! Sana da çocuğunu bağışladık! İşte biz güzel davrananları böyle mükâfatlandırırız."
104,105. Biz ona “Ey İbrahim! Elbette rüyayı gerçekleştirdin. [*] Şüphesiz ki biz, güzel davrananları böyle ödüllendiririz.” diye seslenmiştik.
104,105. Biz, ona: “Ey İbrahim! Gerçekten sen, rüyayı doğru anladın (ve uyguladın.) Şüphesiz Biz iyilik yapanları, böyle ödüllendiririz.” diye seslendik.
sen şimdiden o rüya[nın amacı]nı yerine getirmiş oldun!” ⁴¹ İşte iyilik yapanları Biz böyle ödüllendiririz:
– Sen rüyanın gereğini yerine getirdin. İşte biz teslimiyet gösterenleri böyle ödüllendiririz. 2/177
“Sen rüyayı tasdik ettin!”[⁴⁰²³] Ne var ki Biz, iyilik yapanları işte böyle ödüllendiririz.
“Sen rüyana sadakat gösterdin, biz elbette böyle sâdık ve iyi davranan kullarımızı mükâfatlandırırız" diye nida ettik.
Elbette ki sen rüyanı doğruladın; şüphesiz ki biz muhsinleri (güzel davranışta bulunanları) böylece mükafatlandırırız.
«Sen muhakkak rüyâyı tasdik ettin. Biz böylece muhakkak muhsinleri mükâfaatlandırırız.»
103, 104, 105. Her ikisi de Allah'ın emrine teslim olup, İbrâhim oğlunu şakağı üzere yere yatırıp, Biz de ona: “İbrâhim! Rüyanın gereğini yerine getirdin (onu kurban etmekten seni muaf tuttuk)” deyince (onları büyük bir sevinç kapladı). Biz iyileri işte böyle ödüllendiririz!
Sen rüyayı doğruladın, işte biz, güzel davrananları böyle mükafatlandırırız!
104,105. O vakit biz: "Yâ İbrâhîm! Ru'yânı tasdîk itdin. Biz muhsinlere böyle mükâfât ideriz."
“Rüyanın gereğini yaptın. Biz güzel davrananları işte böyle ödüllendiririz.
Sen rüyanı gerçekleştirdin. Biz, iyileri böyle mükafatlandırırız.
“Sen rüyana sadakat gösterdin. İşte Biz iyi kulluk edenleri böyle ödüllendiririz.”
"Sen rüyayı gerçekleştirdin. İşte biz, güzel düşünüp güzel davrananları böyle ödüllendiririz."
Darhaqiqat, sen tushni tasdiqlading. Albatta, Biz yaxshi ish qiluvchilarni mana shunday mukofotlaymiz.
104-105. daħı ķıġırduķ aña “iy ibrāhįm! bayıķ ŧoġru eyledüñ düşi. bayıķ biz ancılayın yanud virevüz eyü işlülere.”
Düşüñ girçekdür, biz anuñ gibi müzd virür‐biz muḥsinlere.
Artıq sən rö’yanın düzgünlüyünü (Allah tərəfindən olduğunu) təsdiq etdin!” (Sənə yuxuda nə əmr olunmuşdusa, onu yerinə yetirdin. Allah sənə lütf edərək oğlunun yerinə bir qoç kəsməyi buyurur). Biz yaxşı iş görənləri belə mükafatlandırırıq.
Thou hast already fulfilled the vision. Lo! thus do We reward the good.
"Thou hast already fulfilled the vision!" - thus indeed do We reward those who do right.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |