18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Yûsuf Suresi 96. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Felemmâ en câe-lbeşîru elkâhu ‘alâ vechihi fertedde basîrâ(an)(s) kâle elem ekul lekum innî a’lemu mina(A)llâhi mâ lâ ta’lemûn(e)

Müjdeci gelip de gömleği gözlerine sürünce Yakup'un gözleri açıldı, görmeye başladı. Demedim mi size, şüphe yok ki Allah bana bildirmiştir, sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim ben dedi.

Vaktâki müjdeci gelip de onu (gömleği) onun (Hz. Yakub’un) yüzüne sürdüğü zaman, hemen gözleri görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: “Ben size, sizin bilmediklerinizi (ve akıl erdiremediklerinizi) Allah’tan (bir basiret ve ferasetle) hakikaten bildiğimi (ve Allah’ın Kitabına ve hitabına dayanarak haber verdiğimi) söylemedim mi?”

Fakat müjdeci çıkagelip Yûsuf'un gömleğini Ya'kub'un yüzüne sürünce, gözü açılıverdi de Ya'kub: “Ben size Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.

Müjdeci gelip, gömleği Yâkup'un yüzüne koyduğu zaman sevinçten gözleri sağlığına kavuşarak görmeye başladı.
“Ben size söylememiş miydim, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri Allah'tan gelen vahiylerle ben biliyorum” dedi.

Müjdeci gelip onu (gömleği) yüzüne koyunca hemen görür hale döndü. (Bunun üzerine): "Ben Allah'tan sizin bilmediğinizi biliyorum, dememiş miydim?" dedi.

Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne sürdüğü zaman, gözü görür olarak (sağlığına) dönüverdi. (Yakub) Dedi ki: 'Ben, size bilmediğinizi Allah'tan gerçekten biliyorum demedim mi?'

Fakat, hakikaten müjdeci gelip de gömleği (Yâkub'un) yüzüne bırakınca, gözü açılıverdi: “- Ben size, Allah katından vahy ile, sizin bilemiyeceklerinizi bilirim demedim mi?” dedi.

Ne zaman ki müjdeci geldi, gömleği Yakub’un yüzünün üzerine attı, gözleri yeniden görmeğe başladı. “Ben size demedim mi? Allah’tan gelen bilgi ile sizin bilmediğinizi bilirim.” dedi.

Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz, Yakub görür oldu. Bunun üzerine Ya‘kûb, “Ben size Allah tarafından vahiy ile sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim, demedim mi?” dedi.

Müjdeci gelince, onu yüzüne koydu, hemencecik görür oldu, dedi ki : «Size demedim mi? Sizin bilmediğinizi, bilirim Allahın bildirmesiyle»

(Öncü olarak gönderilen) müjdeci gelip gömleği (Yakup’un) yüzüne koyunca derhal gözleri açılıverdi. (Bunun üzerine Yakup:) “Ben size, Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?” dedi.

Hz. Yakup’un, “Ben derdimi ve acımı yalnızca Allah’a arz ediyorum. Ayrıca Allah tarafından bana bildirilen, sizin bilmediklerinizi de biliyorum.” (Yus... Devamı..

Haber-i beşâreti getüren gelüb gömleği Ya’kûb’ın yüzine sürdiği gibi Ya’kûb görmeğe başladı.

Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne bırakınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakub "Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?" dedi.

Müjdeci gelip gömleği Yakub’un yüzüne koyunca gözleri açılıverdi. Yakub, “Ben size, Allah tarafından, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim demedim mi?” dedi.

Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz Ya‘kūb tekrar görür hale geldi. Dedi ki: “Ben size, ‘Allah tarafından sizin bilmediklerinizi bilirim’ demedim mi?”

Müjdeci gelince, gömleği onun yüzüne koyar koymaz (Ya'kub)  görür oldu. Ben size: «Allah tarafından (vahiy ile)  sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim» demedim mi! dedi.  

 Bu müjdeci Yehuda idi. «Kanlı gömleği babama ben götürmüş ve onu kedere boğmuştum, şimdi de bu gömleği yine ben götüreyim ve sevincine sebep olayım» ... Devamı..

Müjdeci gelip de onu (gömleği) onun yüzüne atınca, tekrar görmeye başladı ve şöyle dedi: "ALLAH'tan sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?"

Fakat ne zaman ki, gerçekten müjdeci geldi, gömleği Yakub'un yüzüne koydu, hemen gözü açıldı. "Ben size demedim mi, ben Allah'dan sizin bilmediklerinizi bilirim." dedi.

Fakat vaktâ ki hakıkaten müjdeci geldi gömleği yüzüne bıraktı gözü açılıverdi, ben size, dedi: Allahdan sizin bilemeyeceklerinizi bilirim demedim mi?

(Öncü olarak gönderilen) müjdeci gelip gömleği (Ya‘kûb’un) yüzüne koyunca (gözleri) görür hâle geldi. (Bunun üzerine Ya‘kûb,) “Ben size, Allah tarafından, sizin bilmediğiniz şeyleri biliyorum dememiş miydim?” dedi.

Haberci geldiği zaman, onu yüzüne koyunca gözü hemen görmeye başladı. “Ben size demedim mi, ben Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim.” dedi.

Fakat müjdeci gelib de onu (Ya'kubun) yüzüne koyduğu, o da derhal (yeni başdan) görür bir haale geldiği zaman dedi ki: «Ben size bilmeyeceğiniz şeyleri Allahdan muhakkak biliyorum demedim mi»?

Müjdeleyici gelip de gömleği yüzüne bırakınca görmesi geri geldi. (Yakup) dedi ki: “Sizin bilmediğiniz şeyleri Allah tarafından biliyorum dememiş miydim?”

Nihâyet müjdeci gelip onu (o gömleği Ya'kubun) yüzüne koyunca, hemen(gözleri) görür hâle geri geldi. “Size, 'Bilemeyeceğiniz şeyleri Allah tarafından şübhesiz ki ben biliyorum' demedim mi?” dedi.

Ne zaman ki müjdeci geldi, gömleği onun (Yakub’un) yüzünün üzerine koydu, (hüzünden dolayı görme yetisi zayıflanmış olan Yakub’un gözleri) tekrar görmeye başladı. “Ben size dememiş miydim? Allah’tan gelen bilgi ile sizin bilmediğinizi bilirim.” dedi. *

(*) Ayrıca oğlu Bünyâmin’in Mısır’da tutulduğunu haber alan Hz. Yakūb’un, diğer oğlu Yûsuf hakkındaki üzüntüleri yeniden depreşti ve üzüntünün şiddeti... Devamı..

Müjdeci Yakup’a gelip, (Yusuf’un gömleğini) yüzüne sürdüğünde, Yakup yeniden görmeye başladı ve “Ben, Allah tarafından sizin bilmediklerinizi biliyorum diye, size söylememiş miydim?” dedi.

Ancak, müjdeci gelip de gömleği yüzüne sürünce Yakup’un görmiyen gözleri görür oldu. Yakup dedi: "Ben size demedim mi ki sizin bilmediklerinizi Allah’ın yardımıyla ben bilirim diye?"

Vaktaki müjdeci geldi. Gömleği Yakub/un yüzüne sürdüğü gibi gözü açıldı. Yakup «— Ben size bilmediğinizi Allah tarafından bilirim demedim mi?» dedi.

Müjdeci gelip (gömleği) Yakup’un yüzüne/önüne bırakınca [elkâhu] derhâl görür hâle geldi. (Yakup), “Ben size Allah tarafından bilmediklerinizi bilirim dememiş miydim?” dedi.

Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne bırakınca, hemen gözü görür olarak (eski haline) dönüverdi. Bunun üzerine Yakup, “Ben size, Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?” dedi.

Nihâyet, uzun bir yolculuğun ardından kervan, Kenan topraklarına ayak bastı. Öncü olarak gönderilen müjdeci, koşa koşa Yakup’un yanına gelip gömleği onun yüzüne sürünce, Yakupmûcizevî bir şekilde yeniden görmeye başladı ve büyük bir heyecanla, “Ben size, ‘Allah tarafından, sizin bilmediklerinizi bilirim.” dememiş miydim!” diye haykırdı.

Müjdeci gelip gömleği onun yüzüne attığında, görmeye başladı. -"Ben size demedim mi? Ben Allah’tan, bilmeyeceğiniz şeyleri iyi bilirim" dedi.

Müjdeci gelir gelmez gömleği babasının yüzüne doğru fırlattı, gözleri açılıverdi. Babaları: " Demedim mi ben. Allah bana, sizin bilemeyeceğiniz şeyleri fısıldıyor " diye.

Kervandan önce bir müjdeci gelip Yusuf’un gömleğini Yakup’un yüzüne koyunca Yakup’un gözü açıldı. Hasretle kapanan gözleri görmeye başladı. Yakup çevresindekilere dedi ki: "Size demedim mi? Ben Allah’ın yardımıyla sizin bilmediklerinizi bilirim?"

Müjdeci gelince, gömleği yüzüne koyar koymaz (Yakup) görür olmuştu. [*] “Ben size ‘Allah tarafından (Vahiy ile) sizin bilemeyeceğiniz şeyleri bilirim’ dememiş miydim!” demişti.

Bu ifade, Hz. Yakup’un sevinç dolu hali nedeniyle yaşayacağı huzuru ortaya koymaktadır. Hz. Yusuf ve kardeşi Bünyamin’in hüznü sebebiyle gözleri âdeta... Devamı..

Müjdeci gelip o (gömleği), Yâkûb’un yüzüne sürüp de gözü görmeye başlayınca (Yâkûb): “Ben, Allah tarafından (verilen bir bilgi ile) sizin bilmediğiniz (birçok) şeyi biliyorum demedim mi?” ¹ dedi.

1 Hz. Yâkûb (a.s)’ın 86. âyette söylediği bu söz, mûcize olarak gerçekleşmiş oldu.

Fakat ne zaman ki müjdeci çıkagelip [Yusuf’un gömleğini] o’nun yüzüne sürdü ve o’nun gözleri ışığına kavuştu, “Ben size, ‘ben Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum’ dememiş miydim?” ⁹⁵ diye haykırdı.

95 Bkz. yukarıda 86. ayet.

Nihayet müjdeci gelip gömleği Yakup’un yüzüne sürünce, hemen görmeye başladı. Bunun üzerine: “Ben size, Allah’ın lütfuna dair sizin bilmediğiniz birçok şeyi biliyorum dememiş miydim?” dedi. 12/86

Nihayet müjdeci ulaşıp da o (gömleği) yüzüne sürünce, derhal[¹⁹¹⁴] gözleri ışığa yeniden kavuştu; “Ben size dememiş miydim’ dedi, ‘herhalde ben Allah sayesinde sizin bilmediklerinizi biliyorum’ diye?”[¹⁹¹⁵]

[1914] “Derhal” anlamı bazılarınca zaid sayılan en edatının anlama katkısıdır. [1915] Vahiy, ilâhî kudret delîli olan bir olayın ardından kendine h... Devamı..

Fakat ne zaman ki (kafileden) müjdeci geldi, gömleği yüzüne koyar koymaz Yakub görür hale geldi onlara: "Ben sizin bilmediğiniz şeyleri Allah tarafından (vahiy ile) bilirim, demedim mi?" dedi.

Ne zaman ki müjdeci geldi, gömleği yüzünün üzerine bıraktığında, görmesi geri geldi ve dedi ki: “Ben size demedim mi, sizin bilmediğinizi ben Allah tarafından bilirim diye?”

Vaktâ ki müjdeci geldi, onu yüzünün üzerine koydu, hemen görücü haline döndü. Dedi ki: «Ben size dememiş mi idim ki, sizin Allah'tan bilmeyeceklerinizi ben bilirim?»

Müjdeci gelip de gömleği Yâkub'un yüzüne sürünce gözleri açıldı ve: “Ben sizin bilmediklerinizi Allah tarafından vahiy yolu ile bilirim dememiş miydim? ” dedi.

Müjdeci gelip de (Yusuf'un gömleği)ni (Ya'kub'un) yüzüne koyunca, derhal (gözü açıldı), görür oldu: "Size demedim mi ben, Allah'tan sizin bilmediğiniz şeyleri bilirim?" dedi.

Vaktâ ki gömleği hâmil olan müjdeci geldi. Ve onı Ya'kûb'un yüzi üzerine koydı, görmesi 'avdet itdi. Ve: "Ben size dimedim mi ki, ben Allâh tarafından sizin bilmediğinizi bilirim" didi.

Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca Yakup tekrar görmeye başladı. “Size dememiş miydim sizin bilmediğiniz bir şeyi ben, Allah’ın bildirmesiyle biliyorum, diye?”

Müjdeci gelip, gömleği Yakub'un yüzüne atınca, hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine:-Ben size, Allah tarafından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim? dedi.

Müjdeci geldiğinde gömleği yüzüne sürdü ve gözü açıldı. “Ben size Allah'ın lütfuyla sizin bilmediğinizi bilirim demedim mi?” dedi.

Müjdeci gelip gömleği yüzünün üstüne bırakınca, gözü derhal görür hale geldi. Yakub: "Ben size demedim mi? Allah'ın izniyle sizin bilmediklerinizi bilirim." diye konuştu.

Vaqtiki xushxabarchi kelib, u ko‘‎ylakni Ya’qubning yuziga tashlagan edi u ko‘‎radigan bo‘‎lib qoldi. Keyin Ya’qub: “Sizlarga men, Allohdan Uning mehribonligi haqida siz bilmaydigan narsalarni bilaman deb aytmaganmidim!” – dedi.

pes ol vaķt kim geldi muştılayıcı bıraķdı anı ya'nį göñlegi yüzi üzere pes döndi görici eyitti “eyitmedüm mi size bayıķ ben bilürin Tañrı’dan anı kim bilmezsiz.”

Pes ḳaçan kim muştılayıcı geldi, bıraḳdı göñlegi. Ya‘ḳūb yüzine dutdı, gözievvelki gibi görür oldı. Ya‘ḳūb eyitdi: Ben size eyitmez mi‐düm ki ben bi‐lürem Tañrı fażlından siz bilmegeni, didi.

Muştuluqçu gəlib köynəyi (Yə’qubun) üzünə sürtən kimi onun gözləri açıldı və o: “Məgər sizə demədimmi ki, mən Allahdan (gələn vəhy ilə) sizin bilmədiklərinizi bilirəm!” söylədi.

Then, when the bearer of glad tidings came, he laid it on his face and he became a seer once more. He said: Said I not unto you that I know from Allah that which ye know not?

Then when the bearer(1772) of the good news came, He cast (the shirt) over his face, and he forthwith(1773) regained clear sight.(1774) He said: "Did I not say to you, ´I know from Allah that which ye know not?´"(1775)

1772 We may suppose this to have been Judah (see notes 1752 and 1753 above) who was pledged to his father for Benjamin, and who could now announce the... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.