Kemâ enzelnâ ‘alâ-lmuktesimîn(e)
Nitekim bölükbölük olanlara da indirmiştik.
Tıpkı o (dinlerini) taksim edicilerin (kolay tarafını alıp zor kısmını bırakıverenlerin) üzerine indirdiğimiz (azapla sizi de uyarmaya geldim).
Nitekim bölük bölük olanlara, veya kendilerine indirilen kitabı parçalara ayırıp bir kısmına inanıp, bir kısmını reddedenlere de kitap indirmiştik.
Parça ayırıcılarına indirdiğimiz gibi,
Tıpkı o Yahudi ve Hristiyanlara indirdiğimiz (azap) gibi.
Nitekim (dinî emirleri kendine göre) bölenlerin başına (azap) indirdik.
“Nitekim biz, bölücülere azabı indirmişizdir.”
90,91. Nitekim, kitabı üleşenlerle; Kur'anı bölüşenlere azap indirdiğimiz gibi
Nitekim kendi kitaplarını parçalara ayıran (bir kısmını geçerli bir kısmını geçersiz sayan Yahudi ve Hristiyan)lara indirdiğimiz gibi (vahyi sana biz indirdik)!
90, 91. Kur’ân’ın ba’zı aksâmını red idenleri, Kur’ân’ı kısımlara ayıranları tecziye ideceğiz.
90,91,92,93. Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
Nitekim biz kendi kitaplarını parçalara ayıranlara da (kitap) indirmiştik.
Nitekim biz, bölüp parçalayanları cezalandırdık.
Nitekim biz, komplo kuranlara (azabı) indirmişizdir.
Aynı şekilde o bölücülerle de ilgileneceğiz.
(İnanmazsanız başınıza) tıpkı o taksimcilere (yahudi ve hıristiyanlara) indirdiğimiz azap gibi (bir azab inecektir).
Tıpkı indirdiğimiz gibi o taksimcilere
(Ey müşrikler!) Biz, (bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak veya içindeki âyet-i kerîmelerini tahrif ederek kitaplarını) kısımlara ayıran (yahûdî ve hıristiyan) lara (azap) gönderdiğimiz gibi (size de azap göndermeye kadiriz.)
90,91. Nitekim iş bölümü yapanlara, Kur'ânı parçalayanlara da (öyle azâb) indirmişdik.
Vaktiyle biz, (kitaplarını) bölüp parçalayanlara indirmiştik;
Nitekim, o taksîm edicilere (kendilerini sakındırdığın azâbı) indirmişizdir.(2)
Nitekim biz bölüp parçalayanlara (kitap ehline mesajlarımızı) indirdiğimiz gibi (sana da o yüce Kur’an’ı indirdik).
Daha önceki ayrılıklara düşmüş olanlara indirdiğimiz kitaplar gibi,
Nasıl ki parçalara ayrılanlara da böyle uyarıcılar göndermiştik.
Azaptan korkunuz. Nitekim buluşanlara [¹³] azap indirmiştik.
Nitekim Biz, (kendi kitaplarını) parçalara ayıranlara da (kitap) indirdiğimiz gibi,
Parça parça edenlere indirdiğimiz (azap) gibi (diğer Mekke putperestlerine de azap indiririz).
Ey insanlar! İşte size mesajımızı gönderdik, tıpkı daha önce kendilerine gönderilen kutsal Tevrat, Zebur ve İncil’i tahrif ederek düşman gruplara ayrılan o bölücülere indirdiğimiz gibi.
Taksim Edenler’e / Kısım Kısım Ayıranlar’a indirdiğimiz gibi!.
Resulüm! vaktiyle biz bu imkânları, bölücülere de sağlamıştık:
Buna rağmen inkârcılar uyarılarımıza inanmaz, ayetlerimize karşı tuzak kurarlarsa; Hicr, Eyke ve Lut halkını cezalandırdığımız gibi inkâr edenleri de cezalandırırız.
Nitekim biz yalan yere yemin edenlere (azabı) indirmişizdir. [*]
89,90. Ve tıpkı (kitaplarını işlerine geldiği gibi) kısımlara ayıranlara indirdiğimiz (uyarıcılar) gibi: “Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.” de.
[Bir ilahî kelâm bağışladık sana], ⁶⁶ tıpkı onu [sonradan] bölüp parçalayanlara indirdiğimiz gibi, ⁶⁷
Tıpkı daha önce vahyi parça parça edenlere indirdiğimiz gibi. 17/105-106, 25/32, 41/43
(Vahyi sana Biz indirdik), tıpkı (onu önceden) paramparça edenlere[²⁰⁷⁴] indirdiğimiz gibi.
90,91. (Nitekim) Biz, Kur'an'ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmamak suretiyle, onu taksim etmeye (bozmaya) yeltenenlere (kitap ehline) azap indirmiştik.
Tıpkı bölücülerin üzerine azabı indirdiğimiz gibi (onlara da indireceğiz).
Nitekim (o azabı,) taksimcilerin üzerlerine indirmiştik.
90, 91. Tıpkı o bölüşenlerin, O Kur'ân'ı parça parça edenlerin başlarına indirdiğimiz felaket gibi.
(Siz bilirsiniz, inanmazsanız Allah'ın azabı başınıza inecektir.) Tıpkı o bölücülere (veya and içenlere) indirdiğimiz gibi (sizin başınıza da azab indiririz)!
90,91- Sizi öyle bir 'azâbla korkudırım ki Kur'ân'ı uzuv uzuv idenler ve kısımlara ayıranlar üzerine onı göndeririz.
Nitekim (dinlerini) bölüp ayıranlara da (cezayı) indireceğiz.
Bölücülere indirdiğimiz gibi...
Nitekim, bölüşenlerin üzerine de azap indirmiştik.
Aynı şekilde, o bölücülere/yemin edip duranlara da beyyineler indirmiştik.
Xuddi ilgari ahli kitobdan hukmlarning oson qismini olib, qiyinini chetga surib, taqsimlab oluvchilarga nozil qilganimizdek.
90-91. nitekim indürdük üleşiciler üzere anlar kim ķıldılar ķur’ān’ı bölükler.
Nite kim indürdük yolları bölük bölük idenler üstine.
Eynilə (Qur’anı) bölənlərə endirdiyimiz (əzab) kimi!
Such as We send down for those who make division,
(Of just such wrath) as We sent down on those who divided (Scripture into arbitrary parts),-(2013)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |