E-unzile ‘aleyhi-żżikru min beyninâ(c) bel hum fî şekkin min żikrî(s) bel lemmâ yeżûkû ‘ażâb(i)
Kur'an, aramızdan ona mı indirildi? Hayır, onlar, benim vahyimden şüphedeler; hayır, onlar daha tatmadılar azabımı.
(Haydi yol gösterici bir kitap gerekliydi diyelim, ama bu) "Zikir (Kur’an), içimizden (kala kala) Ona mı (Hz. Muhammed’e mi) indirildi?" demişlerdi. Hayır, belli ki, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmadıklarından (böyle hareket etmektedirler).
İçimizde ilâhî uyarı O'na mı indirildi?” dediler. Hayır, onlar benim mesajıma karşı şüphe içindeler, evet onlar henüz azabımı tatmadılar.
“Okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?” dediler. Aksine, onların, Muhammed'in güvenilir birisi olduğundan şüpheleri olmadığına göre, okunması ibadet olan övünç kaynağı Kur'ân'ın benim tarafımdan indirildiğinden bir kuşkuları var. Aslına bakarsanız, onlar benim azâbımı tatmadılar.
"Zikir (Kitap) aramızdan ona mı indirildi." Hayır onlar benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.
'Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?' Hayır, onlar Benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz Benim azabımı tatmamışlardır.
O Kur'an, aramızdan O'na mı indirilmiş!” (dediler). Doğrusu o kâfirler, benim Kur'an'ımdan şübhededirler. Doğrusu onlar henüz azabımı tadmadılar.
Aramızda neden zikir (mesaj) ona insin?” (dediler.) Fakat onlar, mesajımız hakkında tereddüt içindedirler. Daha doğrusu onlar, henüz azabımızı tatmış değiller.
“Kur'ân içimizden sadece ona mı indirildi?” Doğrusu onlar, gönderdiğimiz Kur'ân hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
Aramızdan yalnız ona mı Kur'an gelmiş?» derler; hayır, onlar kitabımızdan şüphelidirler; hayır, onlar azabımı hiç tatmamışlardır
“Ne yani! İçimizden (başka kimse bulunamamış da) Kitap ona mı inmiş?” Hayır, hayır! Onlar, (sırf kibir ve gururları sebebiyle) Benim mesajım konusunda şüphe içinde bocalamaktadır. Gerçekte onlar, henüz azabımı tatmadılar, (tatsalardı böyle yapmazlardı).
6,7,8. Reisleri birbirlerinden ayrılırken diyorlardı ki: "Gidiniz yine ma’bûdlarınızın dîninde sebât idiniz, istenilen şey sizin bu dîni terk itmenizdir. Biz evvelki dînde böyle bir şey işitmedik, Muhammed’in dîni uydurmadır. Böyle bir ilhâm içimizden yalnız âna mı gelir idi?" Evet bizim ihbârâtımızdan şübhe diyorlar, ’azâbıma dûçâr olmadılar.
6,7,8. Onlardan ileri gelenler: "Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Başka dinde de bunu işitmedik; bu ancak bir uydurmadır. Kuran, aramızda ona mı indirilmeliydi?" dediler. Hayır, bunlar Kuran'ımızdan şüphededirler. Hayır, azabımızı henüz tatmamışlardır.
6,7,8. İçlerinden ileri gelenler, “Gidin, ilâhlarınıza tapmaya devam edin. İşte bu istenen şeydir. Biz bunu son dinde (en son dinî inanışlarda) duymadık. Bu ancak bir uydurmadır. O zikir (Kur’an) içimizden ona mı indirildi?” diyerek kalkıp gittiler. Hayır, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) şüphe içindedirler. Hayır, henüz azabımı tatmadılar.
İlâhî uyarı içimizden ona mı indirildi şimdi!” İşin doğrusu onlar benim uyarım karşısında kuşku içindedirler. Hayır, azabımı henüz tatmadılar!
6, 7, 8. Onlardan ileri gelenler: Yürüyün, tanrılarınıza bağlılıkta direnin, sizden istenen şüphesiz budur. Son dinde de bunu işitmedik. Bu, ancak bir uydurmadır. Kur'an aramızdan ona mı indirildi? diyerek kalkıp yürüdüler. Hayır! Onlar kitabım hakkında şüphe içindedirler. Hayır! Azabımı henüz tatmadılar.
"Mesaj, neden aramızdan ona indirildi?" Aslında, onlar mesajımdan kuşku içindedirler. Hayır, onlar azabı henüz tatmadılar.
"Kur'ân aramızdan ona mı indirilmiş?" dediler. Doğrusu onlar benim Kur'ân'ımdan bir kuşku içindeler. Ve doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar.
O zikr aramızdan ona mı indirilmiş? doğrusu onlar benim zikrimden bir kuşkulu şekk içindeler, doğrusu henüz azâbımı tatmadılar
Zikir (Kur’ân), içimizden (başka kimse kalmamış da) ona mı gönderilmiş” (dediler). (Resûlüm!) Doğrusu onlar, (aslında) benim zikrimden şüphe içindedirler. Hayır! Onlar henüz azabımı tatmadılar.
«O Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş»?! Hayır, onlar benim vahyimden şübhededirler. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.
6,7,8. Onların ileri gelenleri ise: “Yürüyün ve ilâhlarınızın üzerine sabredin (onlara bağlı kalın); çünki bu, elbette (sizden) istenen şeydir. (Biz) bunu (bize anlatılan tevhid inancını) son dinde (Îsâ'nın dîninde de) işitmedik. Bu, uydurmadan başka birşey değildir! Zikir (Kur'ân) aramızdan (ine ine) ona mı indirildi?” diye kalkıp gittiler. Hayır! Onlar benim zikrimden (Kur'ân'ımdan) şübhe içindedirler. Hayır! (Onlar) benim azâbımı henüz tatmadılar!
"O Zikir (uyarı, ilahi mesaj ve doğru bilgi başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı (Muhammed’e mi) indirildi?" (Resulüm!) Doğrusu, onlar benim Zikrimden (Kur’an’dan) yana şüphe içindedirler. Doğrusu, onlar henüz (Kur’an’da vaad edilen) azabımı tadmış değillerdir!
“Zikir (Kur’an), aramızdan ona mı indirilmesi gerekiyordu?” dediler. Hayır, onlar (senden değil) benim öğüdümden şüphe içerisindeler. Ayrıca henüz azabımı da tatmadılar.
Kur’an bizim aramızda yalnız ona mı bildirildi?" diyorlar, besbelli ki onlar Benim Kitap’ıma karşı şüphe içindedirler. Besbelli ki onlar Benim azabımı henüz tatmamışlardır.
“Bu zikr/Kur’an içimizden sadece ona mı indirildi?” (dediler). Bilakis onlar Kur’an [zikr] konusunda ikilemdedirler [şekk]. Bilakis onlar (henüz) azabımı tatmadılar.
“Zikir (Kur'an), içimizden ona mı indirildi?” Hayır, onlar benim zikrimden bir kuşku içindedirler. Hayır, onlar henüz benim azabımı tatmamışlardır.
“Haydi Allah bir kitap gönderdi diyelim; peki bu uyarı, aramızdan yalnızca ve özellikle ona mı indirildi? İçimizde Muhammed’den daha zengin, daha güçlü ve daha akıllı adam yok muydu? Allah madem emirlerine uymamızı istiyor, neden hepimize ayrı ayrı melek göndermiyor?”
Hayır; onlar aslında, Benim uyarım olan Kur’an’dan yana şüphe içindeler! Daha doğrusu onlar, Benim azâbımı henüz tatmadılar! Bu yüzden küstahça başkaldırıyorlar!
Aramızdan, Zikir ona mı indirildi?.
Ne var ki onlar benim zikrimden şüphe içindedir. Henüz benim azâbımı tatmadılar.
" Biz var iken Söz, ona mı düşmüş " dediler. Onlar benim Söz'ümden kuşkudalar. Çünkü henüz benim acımı tatmadılar.
"Kitap aramızdan ona mı indirildi?" dediler. Doğrusu onlar kitabımızdan şüphe içindedirler. Hayır! Onlar henüz azabımı tatmadılar.
[Zikr] (Kur’an), aramızdan ona (Muhammed’e) mi indirildi?” [*] Aslında (onlar) [zikr]imden (Kur’an’dan) şüphe içindedir. Aslında onlar azabımı henüz tatmadılar.
7,8. (Ve devamla): “Biz böyle bir şeyi daha önceki hiç bir dinde¹ duymadık. Bu, tamamen uydurmadan başka bir şey değildir.² Hem bu zikir içimizden (başka kimse kalmadı da) ona mı indirildi?” dediler. Doğrusu, onlar esas benim zikrim (olan Kur’an’dan) şüphe ediyorlar ve onlar henüz Benim azabımı tatmadılar.
Ne yani! [İlahî] uyarı, içimizden bir tek o’na mı indirildi?” Evet, onlar yalnız Benim uyarıma karşı şüphe içindeler. ¹¹ Evet, onlar henüz Benim azabımı ¹² tatmadılar.
– Hem bu Kuran, içimizden başka kimse yokmuş gibi ona mı indirilmiş? Aslında onlar benim zikrimden şüphe etmektedirler. İşin doğrusu onlar benim azabımı henüz tatmamışlar. 43/31
ne yani, aramızdan ilâhî mesajın indirileceği bir o mu kaldı?” Ama hayır, onlar asıl Benim uyarıma karşı şüpheyle yaklaşıyorlar; dahası, belli ki onlar henüz azabımı tatmamışlar.
O Kur'an aramızdan ona mı indirilmiş?" (Aramızda buna çok daha layık olan yok muydu.) diyerek karşı çıktılar. Hayır. Onlar benim vahyimden kuşku içindedirler, çünkü azabımı henüz tatmadılar.
“Aramızdan o Zikir (Kur’an) ona mı indirildi?” Aksine, onlar zikrimden şüphe içindedirler; hayır, onlar henüz azabımı tatmadılar.
«O Kur'an, bizim aramızda O'nun üzerine mi indirilmiştir?» (dediler). Hayır. O münkirler Benim vahyimden tereddütler içindedirler. Hayır. Azabımı henüz tatmadılar.
Biz bu kadar eşraf dururken, kitap gönderilecek bir o mu kalmış! ” Hayır, hayır! Onlar Benim buyruklarım hakkında tam bir şüphe içindedirler, doğrusu onlar azabımı henüz tatmadılar. [43, 31-32]
O Zikr (uyarı, başka kimse kalmadı da) aramızdan ona mı indirildi? Doğrusu, onlar benim Zikr'imden yana şüphe içindedirler. Hayır, onlar henüz azabımı tadmadılar!..
"Bizim aramızdan (eşrâf ve ruesâmız var iken) ona mı kitâb inzâl olundı?" didiler. Evet. O kâfirler vahyimizden ve inzâl iylediğimiz kitâbdan şekdedirler. Henüz bizim 'azâbımızı tadmamışlardır.
“Bu bilgi aramızdan ona mı indirildi?” derler. Aslında bunların benim bilgimden şüpheleri var. Yok yok... Henüz azabımı tatmadılar.
Kur'an, aramızdan ona mı indirilmiş? Hayır, onlar zikrimden şüphe ediyorlar. Çünkü henüz azabımı tatmadılar!
“Aramızdan ona mı kitap inmiş?” Doğrusu onlar Benim kitabımdan kuşku içindeler. Fakat henüz azabımı tatmadılar.
"Öğüt ve uyarı, içimizden ona mı indirildi?" Hayır, onlar benim zikrimden/Kur'an'ımdan kuşkudadırlar. Hayır, onlar benim azabımı henüz tatmadılar.
Bizlarning oramizda boshqalar qolib o‘sha Muhammadga eslatma nozil qilinibdimi?! Yo‘q, ular Mening eslatmam bo‘lgan Qur’ondan shak-shubhadadirlar. Yo‘q, ular hali Mening azobimni totib ko‘rmadilar.
“ay, indürinildi mi anuñ üzere kitāb aramuzdan?” belki anlar şek içindedür kitāb’umdan belki datmadılar 'aźābumı.
Anuñ üstine mi indi Ḳur’ān bizüm ortamuzda? dirler. Bel ki anlar şekiçindedürler menüm ẕikrümden. Bel ki benüm ‘aẕābumı dadmadılar henüz.
Məgər Qur’an aramızdan onamı nazil olmuşdur?! (Halbuki o, yaşca bizdən kiçik, özü də kasıbdır)”. Doğrusu, onlar Mənim Qur’anım barədə şəkk-şübhə içindədirlər. Doğrusu, onlar hələ Mənim əzabımı dadmamışlar!
Hath the reminder been revealed unto him (alone) among us? Nay, but they are in doubt concerning My reminder; nay but they have not yet tasted My doom.
"What! has the Message been sent to him -(4154) (Of all persons) among us?"...but they are in doubt concerning My (Own) Message!(4155) Nay, they have not yet tasted My Punishment!
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |