Vekeżżebe bihi kavmuke vehuve-lhakk(u)(c) kul lestu ‘aleykum bivekîl(in)
Kavmin, Kur'an'ı yalan saymada, halbuki o, gerçektir. De ki: Ben, sizi koruyucu değilim.
Senin kavmin, O (Kur’an) Hakk iken Onu yalanladı. De ki: "Ben üzerinize bir vekil (ve gelecek belaya kefil) değilim" (elbette layıkınızı bulacaksınız).
Tüm bu gerçekler ve Kur'ân, hak olarak ortadayken, senin toplumun bütün bunları yalanladı. De ki: “Ben sizin davranışlarınızdan sorumlu değilim.”
Senin kavmin, O (Kur'an) hak iken onu yalanladı. De ki: 'Ben, üzerinize bir vekil değilim.'
Kur'an hak olduğu halde, senin kavmin onu yalanladı. Onlara şöyle de: “- Ben, sizin üzerinize gönderilmiş vekil değilim.”
Fakat senin toplumun bu azabı inkâr etti. Hâlbuki o, apaçık bir haktır. De ki: Ben sizden sorumlu sahibiniz değilim. (Benim görevim yalnızca mesajı ulaştırmaktır.)
Kur'ân hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil değilim.”
Yalanladı onu senin ulusun, o haktır, diyesin ki: «Ben size vekil değilim»
O (Kur'an) hak olduğu halde, kavmin onu yalanladı. Onlara şöyle de: “Ben, sizin davranışınızdan sorumlu değilim.”
Senin kavmin âyâtı tekzîb idiyor, ânlara di ki "Ben sizin vekîliniz değilim
Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek değilim" de.
O (Kur’an) hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size vekil (sizden sorumlu) değilim.”[179]
O (Kur’an) hak olduğu halde kavmin onu asılsız saydı. De ki: “Ben size kefil değilim.”
Gerçek olmasına rağmen senin halkın bunu yalanladı. De ki: "Ben üzerinizde gözetici değilim."
Kavmin o (Kur'ân'ı) yalan saydı, halbuki o gerçektir . De ki: " Ben sizin vekiliniz değilim".
Bu böyle hakk iken kavmin buna yalan dedi, de ki üzerinize vekil değilim
O (Kur’ân), hak olduğu hâlde, kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben, sizin üzerinize (sadece bir uyarıcıyım, azaptan kurtaracak) vekil değilim.”
O (Kur'an) hak iken kavmin onu yalan saydı. De ki: «Ben sizin üzerinize (gönderilmiş) bir vekîl değilim».
Hâlbuki o (Kur'ân), hak olduğu hâlde kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben sizin üzerinize bir vekil değilim!”
Oysa senin halkın (hitap ettiğin toplum), gerçeğin ta kendisi olduğu halde onu (Kur’an’ı) yalanladı. De ki: “Ben üzerinize bir vekil (gözetleyici, koruyucu ve kefil) değilim. *
Buna rağmen senin kavmin, açıkladığımız ayetler gerçek oldukları halde yalanladılar. Deki “Yalanlamanızdan dolayı ben sizden sorumlu değilim.”
Senin ulusun Kur’an’ı yalan saydı. Oysaki doğrudur. Onlara: "Ben sizin gözeticiniz değilim" de.
(Ey Peygamber!) O/Kur’an hak olduğu hâlde toplumun [kavm] onu yalanladı. Onlara, “Ben sizin üzerinize vekil değilim” de.
Gerçekten senin kavmin hak olduğu halde onu (Kur'an'ı) yalanladı. “Ben sizin üzerinize vekil olmuş değilim” de.
Ey Muhammed! Sana gönderilen bu kitap, hakîkatin ta kendisi olduğu hâlde, senin halkın onu yalanladı. Şu hâlde, onlara de ki: “Ben görevimi yaptım ve sizi uyardım. Artık tercih ve eylemlerinizden yalnızca kendiniz sorumlusunuz, cezasını da yine siz çekeceksiniz. Zira ben, sizin vekiliniz değilim.”
Azâbın henüz gelmemiş olması, sakın sizi yanıltmasın:
Hakk / Gerçek o iken, senin kavmin onu yalanladı. De ki: -“Size vekîl değilim”.
Kuran bir gerçek olduğu halde onu, bizzat senin hemşehrilerin yalanladı. Onlara: " Ben, sizin savunma vekiliniz değilim " de.
Kur’an hak olduğu halde toplumu yalanladı. De ki: "Ben size vekil ve kefil değilim! İnkârınızdan dolayı azaba çekilmem! İnkârınız karşılığında alacağınız cezayı durduramam!"
(Kur’an) gerçek olduğu hâlde kavmin onu yalanladı. De ki: “Ben size asla [vekil] (güven kaynağı) değilim.”
Kavmin, gerçeğin ta kendisi olan o (Kur’ân’ı) yalanladı. Sen de onlara: “Ben artık sizin üzerinize bir vekil değilim.” de.
O hakkın kendisi olmasına rağmen, senin toplumun Kuran karşısında yalana sarıldılar. De ki: “Ben sizin vekiliniz/savunucunuz değilim.” 25/30, 6/104-107, 10/108, 17/54, 25/43, 39/41
O hakikatin ta kendisi olduğu hâlde, senin hitap ettiğin toplum bunu yalanlıyor. De ki: “Ben size vekalet etmekle yükümlü değilim.”[¹⁰⁶⁵]
(Ey Muhammed) O (Kuran) hak iken, kavmin onu (ve azap haberlerini) yalan saydı! (Oysa onun bildirdiği her şey muhakkak gerçekleşecektir) De ki: Ben sizin üzerinize vekil (kefil) olmuş değilim! (İstesem de o azaptan ben sizi kurtaramam)
O’nu (Kur’an’ı) kavmin yalanladı. (Oysa) O gerçektir. De ki: "Ben üstünüze vekil değilim."
Kavmin O'nu (Kur'an-ı kerîm'i) yalan saydı. Halbuki, o bir hakikattır. De ki: «Ben sizin üzerinize vekil olmuş değilim.»
66, 67. Bu, hakikatin ta kendisi olduğu halde, senin halkın onu yalan saydı. De ki: “Ben sizden sorumlu değilim. Her haberin kararlaştırılmış bir zamanı vardır; Siz de yakında öğrenirsiniz. ”
O, gerçek iken kavmin onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim!"
(Yâ Muhammed) Kavmin Kur'ân'ı veyâ 'azâbı veyâ Allâh'ın kudretini, hak oldığı halde tekzîb iderler. Di ki: "Ben sizin üzerinize vekîl değilim"
Senin halkın, Kur’an karşısında yalan yanlış şeylere sarıldı. Oysa o, gerçeğin kendisidir. De ki “Ben sizin üzerinize vekil değilim (sizin yaptıklarınızdan sorumlu değilim).”
Senin toplumun da hak olmasına rağmen, onu yalanladı. “Ben, sizin üzerinize vekil değilim” de!
Kavmin, hakkın tâ kendisi olduğu halde Kur'ân'ı da yalanladı. De ki: Ben sizden sorumlu bir vekil değilim.
O, hak olduğu halde senin toplumun onu yalanladı. De ki: "Ben size vekil değilim."
Ey Muhammad, qavmingiz bu Qur’onning haqligini bilgani holda, yolg‘onga chiqardi. Ularga: “Men sizlarga kafil emasman”, – deb ayting.
daħı yalan duttı anı ķavmuñ daħı ol ḥaķdur. eyit: “degülin sizüñ üzere iş sürici yā śaķlayıcı.”
Daḫı yalanladı Ḳur’ānı senüñ ḳavmüñ, ol Ḳur’ān ḥaḳdur. Eyit yā Muḥam‐med: Degül‐men sizüñ üstüñüze vekīl.
(Ya Rəsulum!) Sənin camaatın onu (Qur’anı), haqq olduğu halda, yalan hesab etdi. (Onlara) de: “Mən sizin vəkiliniz deyiləm!”
Thy people (O Muhammad) have denied it, though it is the Truth. Say: I am not put in charge of you.
But thy people reject this, though it is the truth. Say: "Not mine is the responsibility for arranging your affairs;(890)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |