Ve ezlefnâ śemme-l-âḣarîn(e)
Öbürlerini buraya yaklaştırdık.
(Arkadan gelen) Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de buraya yaklaştırdık (ve mü’minlerin peşlerinden açılan denizdeki boşluğa-yarığa daldırdık).
Firavun ve ordularını da, bu açılan yola sokarak, İsrailoğullarına yaklaştırdık.
Ötekileri, Firavun'un ordusunu da oraya yaklaştırdık.
Ötekileri buraya yaklaştırdık.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Ötekileri, (Firavuncuları) da buraya yanaştırdık.
Diğerlerini de oraya topladık.
Ötekilerini de oraya yaklaştırdık.
Hemen deniz yarılıp, her parçası ulu bir dağ olmuştu !
Ötekileri de oraya yaklaştırdık (onlar da yarılan denize girdiler).
Sonra Mısırlıları bahre yaklaşdırdık.
İşte oraya, geridekileri de yaklaştırdık.
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Ötekilerini de oraya getirdik.
Sonra, diğerlerini yaklaştırdık.
Ötekilerini de buraya yanaştırıvermiştik.
Ötekileri de buraya yanaştırmıştık
Ötekileri (Firavun ve askerlerini) de oraya yaklaştırdık (onlar da denizde açılan yola girdiler).
Ötekileri de buraya yanaşdırdık.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Ötekileri (Fir'avun ve askerlerini) de buraya yaklaştırdık.
Ötekileri (Firavun ve onunla birlikte olanları) da oraya yaklaştırdık.
Diğerlerinin (İsrailoğullarının) arkasına, onları (Firavunun ordusunu) yaklaştırdık.
Öbürlerini oraya yaklaştırdık.
Diğerlerini de oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık.
Derken, diğerlerini helâk etmek üzere buraya yaklaştırdık.
Arkadan İzleyenler’i oraya yanaştırdık.
Önden onları, ardından Fıravunları sürdük.
Bir de ne görsün? Musa halkıyla birlikte açılan yollardan geçiyordu. Alelacele peşlerine düştü. Zaten Musa’nın istediği de buydu. Firavun’un düşünmesini engellemek istiyordu. Firavun Musa’nın onlara tuzak kuracağını düşünmemişti. İşte bu onlar için hazırlanan en büyük tuzaktı. İnsanları küçümsemek, onların yapabilecekleri şeyleri düşünmemek en büyük hataydı. Firavun Musa’yı ve halkını küçümsemişti. Hâlbuki Musa Mısır’da ordu komutanlığı yapmıştı. Mısır’da kölelik yapan İsrail halkı her türlü yapıları inşa eden bilgilere sahipti. Belki Musa’nın Firavun gibi süslü orduları yoktu ama bilgileri becerileri vardı. Bilgili becerili halkı vardı.
Diğerlerini oraya yaklaştırmıştık.
Geriden gelenleri oraya yaklaştırdık. 20/72...78
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Sonra diğerlerini (Firavun ile ordusunu) oraya yaklaştırdık.
Yaklaştırdık ve sonra ötekilerini de.
Ötekilerini de buraya yaklaştırmıştık.
64, 65, 66. Ötekileri (Firavun'un ordusunu da) oraya yaklaştırdık. Mûsâ'yı ve beraberinde olan herkesi kurtardık. Öbürlerini ise suda boğduk.
Ötekileri de buraya yaklaştırdık (Musa ve adamlarının ardından, düşmanları da bu denizde açılan yollara girdiler).
Onları ve diğerlerini (Fir'avn ve ittibâ'ını) bahre girdirdik.
Öbürlerini o yerde onlara yaklaştırdık.
Oraya ötekilerini de yaklaştırdık.
Diğerlerini de oraya yaklaştırdık.
Ötekileri de oraya yaklaştırdık.
Ortda qolgan fir’avn va uning askarlarini ham o‘sha yerga yaqinlashtirdik.
daħı yaķın getürdük anda ayruķları.
Daḫı yaḳın getürdük anda ayruḳları ki Fir‘avn‐ıla ḳavmidür.
O biriləri (Fir’on əhlini) də ora yaxınlaşdırdıq (dəniz sahilinə topladıq).
Then brought We near the others to that place.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |