İż hum ‘aleyhâ ku’ûd(un)
O sırada kendileri de kıyısında oturmuşlar.
Hani kendileri de (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Hani o zalimler ateşin başında oturup,
Ateşin etrafında oturuyorlar, işkence edecekleri mü'minleri ateşin kenarında tutuyorlardı.
O zaman onlar o (ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
O vakit, (o zalim kâfirler) ateşin etrafında oturmuştular;
Onlar, onun üzerinde oturmuşlardır.
Kıyısında oturup da
6-7. Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
4,5,6,7. Âteş ile memlû uçurumun ashâbına la’net olsun. Ânlar da vaktiyle mü’minleri âteşe atub hendek’in kenarında seyir iderler idi.
4,5,6,7. Hazırladıkları hendekleri, tutuşturulmuş ateşle doldurarak onun çevresinde oturup, inanmış kimselere dinlerinden dönmeleri için yaptıkları işkenceleri seyredenler kahrolmuştur!
6,7. O vakit, ateşin etrafında oturmuş, mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
6-7. Hani o sırada ateşin başında oturmuşlar, inananlara yaptıklarını seyrediyorlardı.
1, 2, 3, 4, 5, 6, 7. Burçlara sahip gökyüzüne, geleceği bildirilmiş olan güne, (o günde) tanıklık edene ve edilene andolsun ki, ateşle dolu hendeğe atılanlar (yakılarak) öldürüldü. Onlar (yakanlar) da başlarına oturmuşlar, müminlere yapmakta oldukları işkenceyi seyrediyorlardı.
Başında oturmuşlar,
Hani o ateşin başına oturmuşlar,
O vakıt ki üzerine oturmuştular
6-7. Hani, onlar (ateşle doldurdukları hendeğin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) mü’minlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Hani onlar, onun başında oturmuşlardı.
O zaman onlar (o ateşin) etrafında oturucu idiler.
Hani kendileri ateşin çevresinde oturmuş,
6,7. O vakit onlar, onun üzerine (ateşin etrâfında) oturmuş kimseler idiler. Ve onlar, mü'minlere yapmakta olduklarını seyredicilerdi!(2)
6,7. Hani o vakit kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuş, (ateşe attıkları) müminlere yaptıklarını seyrediyorlardı.
Tutuşturulmuş ateşin yanına oturmuşlar,
O gün onlar ateşin kıyısında oturmuşlar da,
Hani onlar ateş etrafında oturmuşlar,
Onlar ateşin başına oturmuş,
Hani kendileri (ateş hendeğinin) çevresinde oturmuşlardı.
Hani o alçaklar, tutuşturdukları ateş çukurlarının başında oturmuş,
Hani, onlar üst-çevresine oturmuşlar;
5,6. Bol yakıtlı ateş yakıp // etrafına oturmuşlar,
Hendeklerin etrafına oturmuşlar.
6,7. Hani onlar o (ateşli çukur)un başında oturmuş, müminlere yaptıkları (işkenceyi) seyrediyorlardı. [*]
6,7. Bir zamanlar onlar,¹ o (ateşin) çevresine oturmuşlar ve Müslümanlara yaptıklarını² seyrediyorlardı.
Hani, onlar [keyifle] o [ateşi] seyretmişlerdi,
Onlar çukurların kenarında oturmuşlar. 2/214, 13/22
O zaman onlar ateşin üstüne[⁵⁶⁵⁵] oturmuşlardır;
6,7. O kâfirler (o ateşin) başına oturmuşlar; müminlere yaptıkları işkenceyi seyrediyorlardı.
Onlar da (hendek) üzerinde oturuyorlardı.
O vakit ki, onlar onun üzerine oturucu idiler.
6, 7. Hani onlar ateşin başında oturur, müminlere yaptıklarını acımasızca seyrederlerdi.
Onlar, o(ateş hendeği)nin başında oturmuşlardı.
6,7. O vakit ki onlar o ateşin kenarında oturmuş mü'minlere yapdıklarını temâşâ iderlerdi.
Onlar ateşin çevresinde oturur,
Kenarında oturmuşlar.
5,6. Tutuşturdukları ateşle dolu hendeklerin karşısına otururlar,
Onlar onun başında oturmuşlardı.
O‘shanda u kofirlar o‘sha chohning ustida o‘tirgan edilar.
ol vaķt kim anlar anuñ üzere oturıcılardur.
Anlar ol od yanında oturmışlar‐ıdı.
O zaman onlar (xəndəklərin) kənarında oturub,
When they sat by it,
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |