Ev tekûle hîne terâ-l’ażâbe lev enne lî kerraten feekûne mine-lmuhsinîn(e)
Yahut da azabı görünce, bir kere daha dünyaya dönmeme imkan olsaydı mutlaka iyilik edenlerden olurdum dediği günden önce.
Ya da azabı gördüğü zaman: "(Keşke) Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) bulunsaydı da, ihsan edenlerden (iman, itaat ve cihad ehlinden) olsaydım" (diyeceği günden sakının diye bu Kur’an indirilmiş ve Onu bizzat yaşayan ve açıklayan Peygamber gönderilmiş bulunmaktadır).
yahut kendisini bekleyen azabı gördüğünde, “Bir kere daha dünyaya dönmeye imkan olsaydı, mutlaka iyilik edenlerden olurdum” demeden önce.
Veya azâbı gördüğünde:
“Keşke benim için bir kez dünyaya dönmek mümkün olsaydı, iyiliği, iyi niyetleri, dinin, ahlâkın ve kamu vicdanının emirlerini, devamlı davranışlarına, ilişkilerine, görevlerine, hayatlarına yansıtan, samimiyetle ibadet eden, aktif olarak iyiliğe, iyi uygulamaya, iyileştirmeye örnek olan, işlerinde mükemmellik, dürüstlük ve başarı için dikkat harcayan, hayırlı icraatlar, kalıcı hizmetler yapan müslüman önderlerden, idarecilerden, askerî erkândan ve müslümanlardan olurdum.” diyeceği günden önce Kur'ân'a tâbi olun.
Yahut azabı gördüğü an: "Keşke benim için bir geri dönüş olsaydı da iyilik edenlerden olsaydım" demesinden.
Ya da azabı gördüğü zaman: 'Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da, ihsan edenlerden olsaydım' (diyeceği günden sakının).
Ve yahud azabı gördüğü zaman: “- Bana, (dünyaya) bir geri dönmek olsaydı da güzel amel işliyenlerden olaydım.” demesi vardır.
Veya azap gördüğü zaman, demesin: “Keşke bir daha dünyaya dönsem de iyilik yapanlardan olayım!”
Ya da azabı gördüğünde, “Keşke dünyaya bir daha gönderilseydim de iyi amel yapanlardan olsaydım” demesin diye.
Hiçbir kimse: «Allaha karşı yaptığım taşkınlıktan dolayı, bana yazıklar olsun; ben alay ediyorum!» demeye; ya da: «Allah beni doğru yola iletseydi sakınçlardan olurdum!» demeye; yahut azabı gördüğü zaman: «Bir kez daha döneydim, iyilerden olurdum!» Demeden önce, Allaha yönelin, ona teslim olun, sonra yardım olunmazsız
’Azâbı gönderdiği vakit "Âh tekrâr dünyâya gidebilsem hasenâtda bulunur idim" diyecek.
57,58. Veya, "Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum" diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: "Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyeceği günden sakının.
Yahut azabı gördüğünde, “Keşke benim için dünyaya bir dönüş daha olsa da iyilik yapanlardan olsam” demesin.
Ya da azabı gördüğünde, “Keşke bana bir fırsat daha tanınsa da iyilerden biri olsam!” diyerek hayıflanmasın.
57, 58. Veya: Allah bana hidayet verseydi, elbette sakınanlardan olurdum, diyeceği, yahut azabı gördüğünde: Keşke benim için bir kez (dönmeye) imkân bulunsa da iyilerden olsam! diyeceği günden sakının.
Yahut azabı gördüğü an, "Keşke ikinci bir şansım daha olsaydı da güzel davrananlardan olsaydım," demesin
Veya azabı gördüğü zaman şöyle diyecektir: "Bana bir geri dönüş olsaydı da ben de o iyilik yapanlardan olsaydım."
Ve yâhud azâbı gördüğü zaman diyeceği: bana bir geri dönmek olsa idi de muhsinlerden olsa idim!
57-58. Yahut “Allah beni doğru yola iletseydi, elbette O’na karşı gelmekten sakınanlardan olurdum” ya da azabı gördüğünde, “Keşke benim için bir kez (dünyaya dönmeye) imkân olsaydı da iyilik yapanlardan olsaydım” diyeceği (günden sakının)!
yahud azâbı görürken «Benim için (dünyâye) bir dönüş daha olsaydı da iyi hareket edenlerden (mü'minlerden) bulunsaydım» diyeceği (gündür).
57,58. Yâhut: “Doğrusu Allah beni hidâyete erdirmiş olsaydı, elbette (ben de) takvâ sâhiblerinden olurdum” demesi(nden) yâhut azâbı gördüğü zaman: “Keşke benim için gerçekten bir kere daha (dünyaya dönüş) olsaydı da iyilik edenlerden olsaydım!” demesi(nden evvel Kur'ân'a tâbi' olun)!
Yahut da (kendisini bekleyen) azabı görünce, eğer bir kere daha (dünyaya) dönmeme imkân olsaydı mutlaka (inanıp) iyilik edenlerden olurdum dediği günden önce.
Veya azabı görünce “Keşke benim için geri dönüş olsaydı, iyilik yapanlardan olurdum” demeden önce Allah’ın indirdiğine tabi olun.
Azabı görünce kimse demesin ki : "Ah ne olurdu bir kere daha dünyaya dönebilseydim ben de iyilik edenlerden biri olurdum."
Yahut azap gördüğü zaman «— Keşke bir kere dünyaya dönseydim de iyi iş işleyenlerden olsaydım!» demesin.
Veyahut da azabı gördüğü zaman, “Keşke benim için bir (daha dünyaya dönme) fırsatı olsa da iyilerden [muhsinîn] olsam” (demesin).
Ya da azabı gördüğü zaman, “Benim için bir kere daha (dünyaya dönme fırsatı) olsaydı da ihsan edenlerden olsaydım” diyeceği (günden sakının).
Yâhut cehennem azâbını gözleriyle görünce, “Ah, keşke bana bir fırsat daha verilseydi de, yeniden dünyaya dönüp iyilik yapanlardan olsaydım!” demesin diye bu Kur’an’ı gönderdik. Eğer böyle bir itiraz öne sürmeye kalkışan olursa, o zaman ona diyeceğiz ki:
Yahut Azab’ı göreceği sırada:
"-’Keşke benim için bir kere daha olsa da, Muhsinler’den / İyilik- Güzellik Edenler’den olsam!’ demeden önce!".
Azabı görünce 'ah hayata bir kez daha dönsem de iyilikçi kullardan olabilsem' demeden. "
Azabı gördüğü zaman "Keşke bir kez daha dünyaya döndürülseydim de iyilerden olsaydım!" der.
Yahut azabı gördüğü zaman: “Keşke benim için bir kez daha (dünyaya dönüş) olsaydı da iyilik yapanlardan olsaydım!” demesi (ona hiçbir fayda vermeyecektir.)
Ve yahut azabı görünce “Keşke bana bir kere daha dünyaya dönme fırsatı verilse de ben de iyi ve güzel işler yapanlardan olsam. 6/26-27, 7/53
Ya da azabı gördüğü zaman, “Keşke bana bir fırsat daha tanınsaydı da iyiler arasına girseydim” demesin!
Yahut azabı gördüğünde: "Keşke benim için bir kez (dünyaya) dönüş olsaydı da ben de, iyi amel işleyenlerden olsaydım" diye hayıflanacaktır.
Veya azabı gördüğü zaman: "Keşke bir daha bana bir fırsat olsaydı da muhsin olanlardan olsaydım" demesinden (sakının).
Veyahut azabı gördüğü zaman, «Keşke benim için bir kerre daha (dünyaya) dönmek olsa idi ve iyi işler işleyenlerden olsa idim,» demesinden evvel uyanmalıdır.
Yahut azabı göreceği sıra: “Ah! Elime bir fırsat geçse de iyilerden olsam! ”
Yahut azabı gördüğü zaman: "Keşke benim için bir kez daha (dünyaya dönüş) olsaydı da güzel hareket edenlerden olsaydım!" demesinden.
Yâhud 'azâbı gördiği vakitde: "Eğer bir kere daha dünyâya 'avdet olsa muhsinlerden olurdum" dimesinden evvel itâ'ate muvâzabet idiniz.
Azabı görünce şöyle de diyebilir: “Keşke elimde bir fırsat daha olsa da güzel davrananlardan olsam.”
Veya azabı görünce keşke bir kere daha hak verilse de iyilerden olsam, demesi...
Veya azabı gördüğünde, “Keşke elime bir fırsat daha geçse de iyilik yapanlardan olsam” demesin.
Azabı gördüğünde şöyle de konuşacaktır: "Bana bir kez daha imkân verilseydi de güzel düşünüp güzel davrananlardan olsaydım!"
Yoxud azobni ko‘rgan chog‘ida: “Koshki, menga yana bir marta dunyoga qaytishning imkoni bo‘lsa-yu, men ham chiroyli amal qiluvchilardan bo‘lsam”, – deb aytmasligi uchun Islomga ergashinglar!
yā eyitmeginden ol vaķt kim göre 'aźābı “eger bayıķ benüm bir gez dönmegüm var mıssa pes oladum eyü işlülerden.”
Yā eyide ‘aẕābı gördükde: Eger bir kez daḫı dünyāya varmaḳ olsa‐y‐dımuḥsinlerden olurdum, diye.
Və ya əzabı gördüyü zaman: “Kaş bir dəfə də (dünyaya) qayıda biləydim; yaxşı işlər görənlərdən olardım!” – deməsin!
Or should say, when it seeth the doom: Oh, that I had but a second chance that I might be among the righteous!
"Or (lest) it should say(4329) when it (actually) sees the penalty: ´If only I had another chance, I should certainly be among those who do good!´
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |