Kellâ(s) bel lâ yeḣâfûne-l-âḣira(te)
Hayır, öyle değil, onlar, ahiretten korkmazlar.
Bilakis; onlar ahiretten gerçekten korkmuyorlar. (Çünkü inanmıyorlar ve kötülükten sakınmıyorlar.)
Hayır, onların bu istekleri boştur. Gerçekten onlar öldükten sonra dirilmeyi, hesabı, ceza ve mükafatı kabul etmeyen ve bu yüzden de Kur'ân'dan yüz çeviren kimselerdir.
İstedikleri bu değil, aslında onlar âhiretten, hesaptan, cezadan korkmuyorlar.
Hayır. Gerçek şu ki, onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır; onlar şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, (onlara bu istedikleri verilmez), hakikat şu ki, onlar ahiretten korkmazlar.
Hayır, onlar ahiretten korkmuyorlar. (Onun için senin getirdiğin mesajları kabul etmiyorlar.)
Hayır! Aslında onlar âhiretten korkmuyorlar.
Hayır, onlar ahretten korkmuyorlar!
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Aslâ böyle olmaz! Lâkin âhiretden korkmuyorlar.
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
Hayır, hayır! Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar âhiretten korkmuyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Doğrusu, onlar ahiretten korkmuyor.
Yok, yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, doğrusu Âhıretten korkmıyorlar
Hayır! (Bu istekleri haddi aşan boş temennilerdir. Gerçek şu ki,) onlar, (inanmadıkları için) âhiretten (hesap gününden) hiç korkmuyorlar.
Hayır! Doğrusu onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır (bu isteyişleri boşdur). Daha doğrusu onlar âhiretden korkmazlar.
Hayır, aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! Bil'akis (onlar), âhiretten korkmuyorlar!
Hayır, (onların bu istekleri boştur,) bilakis onlar (inanmadıklarından dolayı) ahiretten endişe duymazlar.
Hayır! Onlar, ahiret gününden hiç korkmuyorlar.
Yok, onlar öbür dünyadan korkmazlar.
Yok yok, asla istedikleri olamaz. Belki onlar, âhiretten korkmazlar.
Hayır, asla! Bilakis onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, onlar hiç şüphesiz ahiretten korkmuyorlar.
Hayır; olmaz öyle şey! Onların inkârlarının asıl sebebi şudur: Doğrusu onlar ilâhî adâleti hiç hesaba katmıyor, âhiretten hiç korkmuyorlar!
Hayır! Aksine Âhiret’ten korkmazlar.
Hayır olamaz. Onlar ahiretten korkmuyorlar.
Bilmiyorlar mı? Rabbin dilediğine elçi, dilediğine sahifeler gönderir. Onlar böyle davranarak ahiretten korkmadıklarını gösteriyorlar.
Hayır! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
53,54. Asla! (Böyle olmaz.) Onlar, âhiretten de korkmuyorlar. Hayır! (Şunu iyi bilsinler ki) o (Kur’ân), elbette bir öğüttür.
Asla, onlar öteki dünya[ya inanmazlar ve on]dan korkmazlar.
Hayır, aksine onlar ahireti hesaba katmıyorlar. 6/29, 44/35
Yoo! Aksine onlar âhiret endişesi taşımıyorlar.[⁵⁴⁴⁰]
Hayır!.. (Herkese gökten sahife indirilmez, öyle de olsa onlar -işlerine gelmediği için- yine iman etmezler) Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar!
Hayır, onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır. Doğrusu (onlar) ahiretten korkmazlar.
Hayır! onlar aslında âhiret endişesi taşımazlar.
Yok yok onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır! (İstedikleri olmaz) Belki onlar âhiretden korkmazlar.
Hayır (herkese sayfa verilmez)! Aslında onlar ahiretten korkmuyorlar.
Hayır, aksine onlar ahiretten korkmuyorlar.
Heyhat! Aslında onlar âhiretten korkmuyorlar.
Hayır, öyle şey olmaz! Doğrusu şu ki, âhiretten korkmuyorlar.
Yo‘q, aksincha, ular oxiratdan qo‘rqmas edilar.
degül eyle! belki ķorķmazlar 'āħiretden.
Bel ki anlar āḫiretden ḳorḳmazlar.
Xeyr, daha doğrusu, onlar axirətdən qorxmazlar!
Nay, verily. They fear not the Hereafter.
By no means! But they fear not the Hereafter,
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |