Vemâ erselnâ fî karyetin min neżîrin illâ kâle mutrafûhâ innâ bimâ ursiltum bihi kâfirûn(e)
Ve hiçbir şehre korkutuculardan birini göndermedik ki oradaki nimete, mala sahib olanlar, şüphe yok ki biz, size gönderilen şeyleri inkar ediyoruz demesinler.
Biz hangi ülkeye korkutup uyarıcı (bir elçi) gönderdiysek, mutlaka oranın “refah içinde şımaran önde gelenleri”: "Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyleri (İlahi hüküm ve haberleri) inkâr edip tanımıyoruz" demişlerdir.
Biz her ne zaman, bir ülkenin toplumuna bir uyarıcı gönderdiysek, o toplumun varlıkla şımarmış kimseleri: “Doğrusu biz, sizinle gönderilen şeyleri tanımıyoruz, reddediyoruz!” demişlerdir.
Biz herhangi bir memlekete özgürce sorumluluklarını yerine getirmek üzere sorumluluk, hesap ve cezayı hatırlatan bir uyarıcı gönderdiğimizde, o memleketin refah ile şımartılmış ileri gelenleri mutlaka:
“Sizin tebliğ ile görevlendirildiğiniz dini biz kabul etmiyoruz, inkâr ediyoruz” demişlerdir.
Biz hangi beldeye bir uyarıcı gönderdiysek muhakkak oranın varlıklıları: "Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz" dediler.
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın 'refah içinde şımaran önde gelenleri': 'Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz' demişlerdir.
Biz herhangi bir memlekete azabla korkutucu bir peygamber gönderdikse, muhakkak o memleketin ileri gelen refah düşkünleri: “- Biz, sizin gönderdiğiniz şeyleri (Allah'ın emirlerini) inkâr edenleriz.” dediler. (Ey Rasûlüm, onun için sen, kavminden bir kısım elebaşlar iman etmedi diye üzülme.)
Biz, hiçbir şehre hiçbir uyarıcı peygamber göndermeyiz illa ki, oranın şımarık başkanları: “Biz, sizin getirdiğiniz mesajları kabul etmiyoruz.” demiş olmasınlar.
Biz bir kente, hiçbir kocunduran göndermedik ki, onun zenginleri: «Göndermiş olduğunuz şeye biz inanmayız!» dememiş olalar
Biz, ne zaman bir topluma bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri: “Biz, sizin gönderdiğiniz şeyleri (Allah’ın emirlerini) inkâr ediyoruz.” demişlerdir.
34,35. Bir karyeye bir peygamber gönderdiğimiz vakit zenginler "Biz ânın me’mûriyetine inanmıyoruz, biz emvâl ve evlâdca daha zenginiz, biz ’azâb çekmeyiz" didiler.
Doğrusu uyarıcı göndermiş olduğumuz her kentin varlıklı kimseleri, "Biz sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz" dediler.
Biz, hangi memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Biz, sizinle gönderileni inkâr ediyoruz” demişlerdir.
Biz hangi topluma bir uyarıcı göndermişsek oranın sefahate dalmış olanları mutlaka şöyle demişlerdir: “Biz sizin tebliğ ettiklerinize inanmıyoruz.”
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı ve şımarık kişileri: Biz, size gönderilmiş olan şeyi inkâr ediyoruz, demişlerdir.
Bir kente her ne zaman bir uyarıcı gönderirsek, elitleri, "Sizin kendisiyle gönderildiğiniz mesajı reddediyoruz," dediler.
Biz herhangi bir memlekete tehlikeyi haber veren bir uyarıcı gönderdikse, mutlaka oranın refah ile şımartılmış olanları: "Biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanımayız." dediler.
Biz her hangi bir memlekette (bir nezîr) tehlikeyi haber veren bir Resul gönderdikse her halde onun refah ile şımartılmış olanları dediler ki: «biz sizin gönderildiğiniz şeyleri tanıyamayız»
Biz, her ne zaman bir memlekete bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarık zenginleri, “Şüphesiz biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr ediyoruz!” demişlerdir.
Biz hiçbir memlekete gelecek tehlikeleri haber verici bir peygamber göndermedik, ille oranın refah erbabı: «Biz, sizin gönderdiğiniz şeylere küfr edicileriz» dediler.
Hem hiçbir memlekete (kendilerine Allah'ın azâbından haber veren) bir korkutucu(peygamber) göndermedik ki, mutlaka oranın ni'met içinde (şımarmış) olanları: “Gerçekten biz kendisiyle gönderildiğiniz şeyi inkâr edenleriz” demiş olmasın!
Biz hangi ülkeye (topluma) bir uyarıcı göndermişsek mutlaka oranın varlıklı (azgın) ve şımarık kişileri: ‘’(Tebliğ görevini yapan elçilere) gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz (iddiasında bulunduğunuz) şeyi (mesajınızın hak olduğunu) inkâr ediyoruz!"demişlerdir.
Biz, bir şehre ne zaman bir uyarıcı göndersek, o şehrin ileri gelenleri “Biz size gönderilmiş olanı inkâr edip kabul etmiyoruz” demişlerdir.
Hiç bir il yoktur ki Biz oraya bir uyarıcı gönderelim de oranın varlıklı kimseleri: "Biz sizinle gönderilenleri tanımıyoruz" demiş olmasınlar.
Biz, hiçbir kasabaya Allah azabıyle korkutur bir peygamber göndermedik ki o kasabanın refah sahipleri, ele basıları «— Biz, sizin bize tebliğ ettiğiniz şeyleri tanımıyoruz.» demesinler.
Biz bir beldeye hiçbir uyarıcı göndermemiş olalım ki oranın şımarık zenginleri, “Biz sizin beraberinizde gönderilenleri inkâr ediyoruz!” dememiş olsunlar.
Biz hangi ülkeye, bir uyarıp korkutucu gönderdiysek, mutlaka oranın refah içinde şımaran önde gelenleri, “Gerçekten biz, sizin kendisiyle gönderildiğiniz şeyi tanımıyoruz” demişlerdir.
Zaten, Biz ne zaman bir memlekete uyarıcı bir Peygamber veya dâvetçi gönderdiysek, o ülkenin zenginliklerini ellerinde bulunduran, lüks ve refah içinde yüzen ve her türlü ahlâksızlık ve sefahate dalmış olan kesimi, alışageldikleri yaşantının sona ereceği endişesiyle, İslâm dâvetçilerine, “Şunu peşinen söyleyelim, biz sizin getirdiğiniz mesajı inkâr ediyoruz!” demişlerdir.
Bir şehre uyarıcıdan ne gönderdiysek, ancak, oranın refah içinde şımartılmış olanları dedi ki: -"Biz, gönderildiğiniz şeyi inkâr etmekteyiz".
Evet, biz her ne zaman, bir kente bir uyarıcı göndersek ağalar hemen ileri atılıp: " Biz, sizin Tanrı elçisi olduğunuza inanmıyoruz " demişlerdir.
Biz ne zaman bir ülkeye elçilerimizi göndermişsek oranın şımarık zenginleri: "Biz sizinle gönderileni inkâr ediyoruz."
Biz ne zaman bir şehre bir uyarıcı gönderdiysek oranın şımarıkları [*] mutlaka “Biz size gönderilmiş olan her şeyi inkâr edicileriz!” demişlerdi. [*]
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek oranın şımarmış elebaşları, ona mutlaka: “Gerçekten biz sizinle gönderilen mesajları inkâr ediyoruz.” dediler.
Nitekim, ne zaman bir topluma uyarıcı gönderdiysek, toplumun sefahata dalmış olan kesimi, ⁴⁵ “[Sahip olduğunuzu iddia ettiğiniz] mesajınızın hak olduğunu inkar ediyoruz!” derler;
Biz hangi memlekete bir elçi gönderdiysek oranın şımarık zenginleri: – Biz sizin getirdiğinize inanmıyoruz. Derler. 18/32...45, 23/64...66,
Ve ne zaman Biz bir topluma uyarıcı göndermişsek, oranın refah içinde şımarmış seçkinleri “Sizinle gönderilen şeyin ısrarlı inkârcısıyız” derler.
Biz hangi beldeye (ahiret ile uyaran) bir peygamber gönderdi isek, varlıkları ile övünen elebaşları her seferinde mutlaka, "Biz kuşkusuz sizinle gönderilen şeyi (kıyamet, tekrar dirilme ve hesap gibi tehditleri) inkar edicileriz" demişlerdir. (Böylece şirk ve küfürde direndikleri gibi, peygambere tabi olan fakir müminleri küçümseyerek)
Biz hangi kente bir uyarıcı gönderdiysek, oranın ileri gelen varlıkları dediler ki: "Kesinlikle o gönderilen şeyleri inkar ediyoruz."
Ve hiçbir beldeye bir korkutucu zât göndermedik ki, illâ onun refah içinde yaşayanları dediler ki: «Biz şüphe yok ki, kendisiyle gönderilmiş olduğunuz şeyi inkar edicileriz.»
Uyarmak üzere Peygamber gönderdiğimiz hiçbir belde yoktur kionların ileri gelen, varlıklı ve şımarık olanları: “Biz sizinle gönderilen şeyleri reddediyoruz, bunu böyle bilesiniz! ” demiş olmasınlar.
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek mutlaka oranın varlıkla şımarmış kimseleri: "Biz, sizin gönderildiğiniz şeyi inkar ediyoruz" dediler.
Bir şehir veyâhud kavme bir peygamber göndermedik ki illâ o mahallin ağniyâ ve ruesâsı: "Biz sizin irsâl olundığınız şeye münkirleriz"
Bir yere elçi gönderdiğimizde onların şımartılmış takımı şunu söyler: "Biz sizinle gönderilen şeyleri görmek istemiyoruz".
Bir ülkeye uyarıcı göndermedik ki oranın varlıklıları:-Biz, sizinle gönderilen şeyleri inkar ediyoruz demiş olmasınlar.
Biz hangi ülkeye bir uyarıcı gönderdiysek, oranın refah içinde şımarmış ileri gelenleri, “Sizinle gönderileni biz inkâr ediyoruz” dediler.
Biz, hangi ülkeye bir uyarıcı göndermişsek, onun servet ve refahla şımaranları mutlaka şöyle demişlerdir: "Biz, sizin elçilik yaptığınız şeyi inkâr ediyoruz!"
Biz qaysi bir qishloqqa biror ogohlantiruvchi payg‘ambar yuborsak, albatta, u yerning maishatparastlari: “Biz sizlar elchi qilib yuborilgan dinni inkor qiluvchilarmiz!” – dedilar.
daħı viribimedük bir köye ķorķıdıcı illā eyitti bayları “bayıķ biz aña kim viribinildüñüz anı kāfirlerüz.”
Daḫı biz viribidük her şehr ḳavmine bir peyġamber. İllā eyitdi uluları vebayları: Siz getürgen nesne[ye] biz kāfirlerüz, didiler.
Biz hər hansı bir məmləkətə (kafirləri Allahın əzabı ilə) qorxudan bir peyğəmbər göndərdikdə, onun naz-ne’mət içində yaşayan zəngin başçıları ancaq: “Biz sizinlə göndərilənləri (Allahın hökmlərini, risaləti, mö’cüzələri) inkar edirik!” – dedilər.
And We sent not unto any township a warner, but its pampered ones declared: Lo! we are disbelievers in that which ye bring unto Us.
Never did We send a warner to a population, but the wealthy ones among them(3841) said: "We believe not in the (Message) with which ye have been sent."
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |