19 Nisan 2026 - 1 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Enfâl Suresi 23. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Velev ‘alima(A)llâhu fîhim ḣayran leesme’ahum(s) velev esme’ahum letevellev vehum mu’ridûn(e)

Allah, onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı da gene onlar arkalarını dönerek yüz çevirirlerdi.

Eğer Allah, onlarda (bu insan görünümlü hayvan takımında) bir hayır görseydi muhakkak onlara (Kur’ani gerçekleri dinletip) işittirirdi. (Gerçi) İşittirseydi bile, (Hakk davaya) arka dönen (dönekler) olarak (yine) yüz çevirirlerdi.

Eğer Allah onlarda iyi bir hal görseydi, onların mutlaka duyup işitmelerini sağlardı. Kaldı ki, onların hakkı duyup, işitmelerini sağlasaydı, dikbaşlı tutumları içinde, kuşkusuz yine haktan yüz çevirirlerdi.

Allah onlardan hayır geleceğini bilseydi, tebliği onlara mutlaka işittirirdi. Onlara işittirmiş olsa bile, yine de tebliğ ile ilgilenmezler, faaliyetlerinize karşı tedbirler alırlar, arkalarını dönerler, güç ve iktidarlarını kullanarak, halkı istedikleri istikamette yönlendirirlerdi.

Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi elbette kendilerine işittirirdi. İşittirmiş olsaydı da onlar yine yüz çevirerek arkalarını dönerlerdi.

Eğer Allah, onlarda bir hayır görseydi muhakkak onlara işittirirdi. İşittirseydi bile, arka çevirenler olarak (yine) yüz çevirirlerdi.

Eğer Allah, ezelî ilminde onlarda bir hayır takdîr etseydi, elbette onlara duyururdu. (Bu hallerinde) kulaklarına soksaydı bile, yine onlar, muhakkak ki (Hakdan) yüz çevirerek döner giderlerdi (imandan çıkarlardı).

Eğer Allah, onlarda bir yarar görseydi, onlara da işittirirdi. İşittirseydi bile onlar yine yüz çevirerek (seni) bırakacaklardı.

Allah onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

Onlardan bir iyilik geleceğini, Allah bilseydi onları gördürürdü, işittirirdi, işitselerdi dahi, yüz dönerlerdi, onlar haktan kaçarlardı

Şayet Allah onlarda (iyiliğe yönelme konusunda) bir hayır (bir eğilim) görseydi onlara (hakikate dair mesajları) elbette işittirirdi. Ama (istemedikleri halde) onlara (Hakkı zorla) işittirmiş olsaydı; yine de yüz çevirenler olarak arkalarını dönerlerdi (çünkü inanmaya niyetleri yoktu).

Eğer Allâh ânlara hayır takdîr ide idi ânlara işidecek kulak virir idi fakat o kuvvetleri de ola idi yüz çevirirler ve ândan uzaklaşırlar idi.

Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi, zaten dönektirler.

Allah, onlarda bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi dahi mutlaka yine yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Allah onlarda (inkârcılarda) bir hayır görseydi elbette kendilerine işittirirdi, eğer işittirseydi yine reddederek yüz çevirirlerdi.

Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara işittirirdi. Fakat işittirseydi bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.  

 Bu âyetler, Allah Resûlünün sözlerini işitip de ehemmiyet vermeyen kimselere ihtardır. Bunlar zahirde işittiklerini gerçek manada işitmedikleri için ... Devamı..

ALLAH onlarda bir iyilik olduğunu görseydi, onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile yine yüz çevirerek dönerlerdi.

Allah onlarda hayır görseydi onlara işittirirdi, işittirseydi yine de aldırmaz arka dönerlerdi.

Allah onlarda bir hayır görseyidi elbette kulaklarına sokardı ve bu hallerinde kulaklarına soksa idi yine aldırmazlar döner giderlerdi

Allah, (ezelî ilmi ile) onlarda bir hayır olduğunu (hidâyete ulaşmak üzere gayret sarf ettiklerini) görseydi, elbette onlara (hakkı) işittirirdi. Onlara (hakkı) işittirseydik dahi mutlaka onlar yine (inat ederek, haktan) yüz çevirerek dönüp giderlerdi.

Eğer Allah, onlarda bir hayır olduğunu görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi de aldırmayarak yine dönerlerdi.

Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara duyurur (hayrı kulaklarına sokar) dı. (Bu hallerinde) kulaklarına soksaydı bile yine onlar muhakkak ki (hakdan) yüz çevirici olarak arkalarına dönerlerdi.

Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi kesinlikle onlara işittirirdi. Onlara işittirse bile yine sırt dönerek uzaklaşırlardı.

[3/86; 16/104]

Hâlbuki Allah onlarda bir hayır bilseydi, elbette onlara işittirirdi. (Bu hâlleriyle)onlara işittirse bile, onlar (haktan) yüz çeviren kimseler olarak doğrusu yine geri dönerlerdi.

Ve şayet Allah onlarda (o aklını kullanmayıp hakka karşı adeta sağır ve dilsiz kesilenlerde) bir hayır (hakka yöneliş) olduğunu bilseydi (inanmak istediklerini görseydi) elbette onlara (hakkı) işittirirdi. Ve eğer onlara (o hakka yönelişleri olmayanlara hakkı) işittirmiş olsaydı bile; (inanmaya niyetleri olmadığından inatçı inkârlarıyla) yine de yüz çevirirlerdi.

Eğer Allah onlarda hayır olduğunu bilseydi, onlara işittirirdi, Fakat onlara işittirse dahi onlar yine de yüz çevirip dönüp giderlerdi.

Eğer Allah onlardan en ufak bir iyilik geleceğini bilseydi, ne de olsa onlara işittirirdi. Ancak, işitseler bile onlar ne olursa olsun yine de yüz çevirirlerdi. Onlar dönek kimselerdir.

Allah ezelden haklarında bir hayır bilmiş olsaydı elbette onlara hak sözü işittirirdi. Faraza işittirse bile yine yüz çevirirlerdi. Onlar dönek kimselerdir.

Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi¹⁰, elbette onların işitmelerini sağlardı.¹¹ Eğer işittirmiş olsaydı yine de yüz çevirirlerdi. Zaten onlar dönektirler!

10 Buradaki “alime” fiili, “re’a” fiilinin anlamını vermektedir. Yani “Allah onlarda bir hayır olduğunu görseydi” demektir. 11 Bkz. Enfâl, 8/70... Devamı..

Allah onlarda bir iyilik görseydi onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı, yine de yüz çevirirlerdi ve onlar zaten döneklerdir.

Eğer Allah, onlarda iyilik ve güzelliğe yöneliş konusunda en ufak bir eğilim, bir hayır görseydi, onlara hakîkati elbette işittirirdi, fakat onlarda hayır yok! Eğer Allah onlara hakîkati zorla işittirseydi bile, yine de çok geçmeden ondan yüz çevirip dönerlerdi. O hâlde, gerçek itaatin nasıl olması gerektiğini onlara gösterin:

Şayet Allah onlarda bir hayır bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Şayet onlara işittirseydi, elbette aldırmayarak / umursamayarak yüz çevirip dönerlerdi.

Eğer Allah, bu gibilerde bir hayır görseydi, onların bir şekilde anlamalarını sağlardı. Ama Allah onların algılamalarını sağlasaydı, onlar yine de mırın kırın edip giderlerdi...

Allah onlar da bir hayır olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Kaldı ki; Allah onlara zorla işittirseydi bile mutlaka yine yüz çevirirlerdi.

Allah onlarda bir hayır bilseydi elbette onlara duyururdu. Fakat duyursaydı bile yine onlar yüz çevirerek dönerlerdi.

Eğer Allah onlarda bir hayır görseydi elbette onlara da işittirirdi. Yok, eğer işittirseydi bunlar, yine de aldırmazlar, döner giderlerdi.

Çünkü, Allah eğer onlarda iyi bir hal görseydi onların mutlaka duyup işitmelerini sağlardı; kaldı ki, onların (hakkı) duyup işitmelerini sağlasaydı, onlar o dikbaşlı tavırları içinde kuşkusuz yine yüz çevirirlerdi.

Eğer Allah, onlarda iyi bir hal ve gidişat görseydi, elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirmiş olsaydı bile yine de yüz çevirip dönerlerdi. 2/75- 76, 7/132, 28/56

Hem eğer Allah onlarda iyi bir hâl ve gidiş görseydi, onların işitmelerini sağlardı; ne ki eğer onların işitmelerini sağlasaydı bile, onlar inatçı inkârlarıyla yine yüz çevirirlerdi.[¹³⁴⁹]

[1349] Yani: Onların sapması kaderleri değil tercihleridir. Parmaklarıyla kulaklarını tıkayanlar, gerçeği duymamayı mazeret olarak sunamazlar.... Devamı..

Allah şayet onlardan bir hayır görseydi elbet işittirirdi! (Onlar da, tasdiki dillerinde bırakmayıp, kalben de tasdik etmeye zerre emare görseydi, elbet onlara tevbe nasip eder, Peygambere itaat etmelerini sağlardı) Fakat işittirmiş olsaydı bile, yine onlar (tevbelerini bozar, imandan) yüz çevirerek (eski hallerine muhakkak) dönerlerdi! (çünkü onların kalplerinde nifak hastalığı vardı, huylarından asla vazgeçmezlerdi)

Şayet Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi. Velev işittirseydi bile, onlar yine yüz çevirip dönerlerdi.

Ve eğer Allah Teâlâ onlarda bir hayır bilse idi elbette onları işittirirdi. Ve eğer işittirecek olsaydı elbette onlar yine dönerlerdi. Ve onlar kaçınan kimselerdir.

Şayet Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi, onlara işittirirdi. Fakat onlara hak sözü işittirse bile onlar yine yüz çevirir ve döner giderlerdi.

Allah onlarda bir iyilik olduğunu bilseydi, elbette onlara işittirirdi, onlara işittirseydi de yine aldırmayarak dönerlerdi.

Bu âyetler, Allah'ın, Elçisi'nin sözlerini işitip ondan yararlanmayan, onu yüreklerine sindirmeyen, ona önem vermeyen insanlara uyarıdır. Böyle kimsel... Devamı..

Allâh Te'âlâ onlarda hayır olacağını ('ilm-i ezelîsinde) bilmiş olsa idi onlara (hakkı) işitdirirdi. Halbuki onlara işitdirmiş olsa bile onlar (hakdan) i'râz ider ve başlarını çevirirlerdi.

Allah, onlarda bir hayır görseydi elbette dinletirdi. Dinletseydi bile yine de yüz çevirirlerdi.

Allah, onlarda bir hayır görseydi, elbette onlara bir anlayış verirdi, işittirirdi. Onlara anlayış verseydi bile, onlar yine de yüz çevirerek dönerlerdi..

Eğer Allah onlarda bir hayır olduğunu bilseydi, elbette işittirirdi. Ama işittirse bile onlar yine yüz çevirir, dönüp giderlerdi.

Allah kendilerinde bir hayır olduğunu bilseydi elbette onlara işittirirdi. Onlara işittirseydi bile mutlaka yüz çevirir, döner giderlerdi.

Agar Alloh ulardan biror yaxshilik chiqishini bilganida edi, albatta, ularga haqiqatni bildirib quloq soldirardi. Agarda ularga haqiqatni eshittirgan taqdirda ham ular yuz o‘‎girib ketgan bo‘‎lar edilar.

daħı eger bilse-di Tañrı anlardan ħayr işiddüre-y-idi anlara. daħı eger işiddüre-y- idi yüz döndüreler-idi anlar yüz döndüriciler

Daḫı eger Tañrı Ta‘ālā anlarda ḫayr bulsa‐y‐dı anları işidürdi. Eger işitdür‐se‐y‐di daḫı anları yüz ḳaytarup i‘rāż iderlerdi.

Əgər Allah (əzəldən) onlarda bir xeyir (olacağını) bilsəydi, (haqq sözü) onlara eşitdirərdi. Onlar eşitməsəydilər belə, yenə də (haqdan inadla) üz çevirərək dönüb gedərdilər.

Had Allah Known of any good in them He would have made them hear, but had He made them hear they would have turned away, averse.

If Allah had found in them any good. He would indeed have made them listen: (As it is), if He had made them listen, they would but have turned back and declined (Faith).


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.