17 Nisan 2026 - 28 Şevval 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kasas Suresi 19. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Felemmâ en erâde en yebtişe billeżî huve ‘aduvvun lehumâ kâle yâ mûsâ eturîdu en taktulenî kemâ katelte nefsen bil-ems(i)(s) in turîdu illâ en tekûne cebbâran fî-l-ardi vemâ turîdu en tekûne mine-lmuslihîn(e)

Kendilerine düşman olanı tutmak isteyince öbürü, Musa'yı kendi aleyhinde sanıp ey Musa dedi, dün birini öldürdüğün gibi beni de öldürmek istiyorsun galiba; sen, yeryüzünde mutlaka bir cebbar olmak istiyor, ara buluculardan olmayı hiç dilemiyorsun.

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (şahsı) yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: “Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? (Anlaşılan) Sen yeryüzünde illa bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden (barıştırıcı ve yatıştırıcı) olmak istemiyorsun” (diye ortalığı ayağa kaldırmaya çalışmıştı).

Bununla birlikte yine de, ikisinin de ortak düşmanı durumundaki kişiyi, tam yakalamak üzereyken, bu sonraki: “Ey Musa!” dedi. “Dün öldürdüğün adam gibi, beni de mi öldürmek istiyorsun? Galiba sen, ülkenin başına zorba olmak istiyorsun da, arabuluculardan olmak istemiyorsun.”

Mûsâ, ikisine de düşman olan adamı sarsarak yakalamak isteyince, adam:
“- Ey Mûsâ, dün birini öldürdüğün gibi, beni de mi öldürmek istiyorsun? İlle de, bu ülkede gücüne karşı konulmayan bir zorba olmayı mı arzuluyorsun? Arabulucu olmayı, ortalığı yatıştırmayı, barıştırmayı istemiyor musun?” dedi.

Sonuçta ikisine de düşman olan kişiyi yakalamak isteyince adam: "Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Doğrusu sen yeryüzünde ancak bir zorba olmak istiyorsun; düzeltenlerden olmak istemiyorsun" dedi.

Sonunda ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: 'Ey Musa dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.'

Vakta ki Mûsa, hem kendisine, hem de kendisinden yardım istiyene düşman olanı (bu ikinci Kıptî'yi) yakalamak istedi, (yardım istiyen adam, daha önce kendisine Mûsa tarafından azgın diye hitab edildiğinden, Mûsa kendisini yakalayacak zannederek) şöyle dedi: “- Ey Mûsa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Ara buluculardan olmayı arzu etmiyorsun da yeryüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun?”

Ne zaman ki Musa, ikisine de düşman olan o adamı şiddetle yakalamak istedi. Adam: “Ey Musa! Dün bir can aldığın gibi, benim canımı da mı almak istiyorsun? Sen ancak memlekette bir diktatör olmak istiyorsun, barıştıranlardan olmak istemiyorsun.” dedi.

Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince, o kişi, “Ey Mûsâ! Dün bir cana kıydığın gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen arabuluculardan olmayı istemiyorsun, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun” dedi.

Musa, her ikisi için de, düşman olanı kavramak isteyince, o dedi ki: «Dünkü gün birini öldürdüğün üzere, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen ancak, buralarda zorba olmak dilersin, uzlaştıran kimselerden olmak istemiyorsun !»

(Musa, kavga edenleri ayırmak için) ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam: “Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. (Demek) sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun!” dedi.

Bu çerçevede anlaşılmaktadır ki, Hz. Musa’nın Firavun’un sarayında yetişmiş olması, onu gerçek anlamda ahlâkî ve manevî bir eğitim sürecinden geçirmiş... Devamı..

Müşterek düşmanı kuvvetle def’ itmek istediği vakit o âdem didi ki: "Dün öldürdüğün âdem gibi beni de mi öldüreceksin? Sen bu memleketde cabbar mı kesileceksin? Göriliyor ki sen muslih bir âdem olmak istemiyorsın?"

Musa, ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Sen ıslah edenlerden olmak değil, ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun" dedi.

Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam, “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Sen ancak yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun” dedi.

Mûsâ, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam şöyle dedi: “Ey Mûsâ! Dün birini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Demek ki sen insanların arasını düzelten değil de bu ülkede zorba biri olmak istiyorsun!” dedi.

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek, düzelticilerden olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!

Ortak düşmanlarını yakalamak isteyince, "Musa, dün birisini öldürdüğün gibi bu gün de beni mi öldürmek isitiyorsun? Sen, yeryüzünde erdemli biri olmak istemiyorsun; bir zorba olmak istiyorsun," dedi.

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o adam dedi ki: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi, bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arabuluculardan olmak istemiyor da, bu yerde ille yaman bir zorba olmayı arzuluyorsun sen!"

Deyip de o ikisinin bir düşmanı olan herifi yakalayıvermek isteyince: ya Musâ dedi: dün bir adamı öldürdüğün gibi benî de öldürmek mi istiyorsun, ara düzelticilerden olmak istemeyip de yer yüzünde bir zorba mı olmak istiyorsun

(Buna rağmen yine de kavga edenleri ayırmak maksadı ile Mûsâ) ikisinin de düşmanı (Kıptîlerden) olan kişiyi tutmak isterken, (o yardım isteyen) adam (dünkü olaydan ötürü, Mûsâ’nın kendisine kızgın olduğunu ve bu yüzden kendisini yakalayarak zarar vereceğini zannederek,) “Ey Mûsâ! Dünkü adamı öldürdüğün gibi, (şimdi) de beni mi öldürmek istiyorsun? Herhâlde sen haksızlıkları düzeltmek değil, bu memlekette tam bir zorba olmak istiyorsun!” dedi.

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak istediğinde: “Ey Mûsâ! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen yalnızca yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arayı düzelticilerden olmak istemiyorsun.” dedi.

Derken (Musa) ikisinin de düşmanı olan birini yakalamak isteyince (onun bu hareketinin kendisine müteveccih olduğunu sanan istimdadcı) dedi ki: «Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi (şimdi) beni de mi öldürmek istiyorsun?! Ara buluculardan olmayı arzu etmiyorsun da bu yerde ille yaman bir zorba olmak istiyorsun sen»!

İkisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, adam: “Ey Musa! Dün öldürdüğün kimse gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Sen bu yerde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.” dedi.

Bunun üzerine (Mûsâ,) ikisinin de düşmanı olan o kimseyi yakalamak isteyince,(Mûsâ'nın İsrâiloğullarından olan adamı azarlamasından hâdisenin iç yüzünü anlayan kıbtî korkarak) dedi ki: “Ey Mûsâ! Dün bir adamı öldürdüğün gibi (şimdi de) beni mi öldürmek istiyorsun? Demek (sen), bu memlekette ancak bir zorba olmak istiyorsun da,(arayı) düzelticilerden olmak istemiyorsun!”(2)

(2)Âyette geçen, İsrâiloğullarından olan adamla Hz. Mûsâ (as) arasındaki konuşmayı kıbtî duyunca, dünkü kātilin Hz. Mûsâ (as) olduğunu anladı ve hemen... Devamı..

Ne zaman ki (Musa,) ikisine de düşman olan o adamı (kavgadan uzak tutmak amacıyla) def etmeye yeltenince, (kendisini azarlamasından dolayı onun kendi üzerine yürüyeceğini zanneden İsrailî) “Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun. Demek (sen), arabuluculardan olmayı değil, bu arzda (ülkemizde) bir güç sahibi olmak istiyorsun’’ dedi.*

(*) Kıptî’nin kim tarafından öldürüldüğü henüz duyulmamıştı. Hz. Musa ise onun ölümüne sebep olduğu için başına gelebilecek kötülükleri düşünerek gece... Devamı..

Kavga eden iki kişiden, düşmanı olduğu adamı tutup yakalamak istediği zaman, adam “Ey Musa! Dün bir kişiyi öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun? Eğer bunu yapmayı istersen, sen yeryüzün de ancak zorbalardan birisi olursun. O zaman doğru ve yararlı işler yapmayı isteyen birisi olamazsın” dedi.

Bunun üzerine Musa ikisinin de düşmanı olan o kimseyi yakalamak isteyince o kimse dedi: "Musa dün birini öldürdün, bugün de beni mi öldürmek istiyosun? Senin bir tek isteğin var: bu ülkede zorba kesilmek, yoksa ara bulmak değil."

Vaktaki Musa her ikisine düşman olan Kıpti/yi kavrayıp tutmak istedi. O feryat eden Sıpti [⁷] ise kendini öldürecek zannıyla «— Musa! Dün bir adamı öldürdüğün gibi beni de mi öldüreceksin? Sen Mısır toprağında ancak zorba kesilmek istiyorsun. Yoksa muslih ve hayırhah olmak istemiyorsun.

[7] Veya kipti.

Musa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince, o yardım isteyen, “Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen, ıslah edicilerden olmak yerine yeryüzünde/ülkede ancak bir zorba olmak istiyorsun” dedi.

Sonunda ikisinin de düşmanı olanı yakalamak isterken (adam ona) dedi ki: “Ey Musa! Dün birini öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde yalnızca bir zorba olmak istiyorsun, ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.”

Yine de, kavga edenleri ayırmak için düşmanları olan adamı tutmaya yeltenince, adam “Ey Mûsâ!” dedi, “Dün suçsuz bir kişiyi öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Demek ki, senin niyetin insanlar arasında hakkın egemenliğini sağlamak filan değil; senin tek amacın, yeryüzünde zâlimce kan döken bir zorba olmak!”

İkisinin de düşmanı olan o kimseyi yakalamak isteyince: -"Ey Musa!
Dün birisini öldürdüğün gibi beni öldürmek istiyorsun, öyle mi?
Yeryüzü’nde ancak zorba olmak istiyorsun.
İslah Ediciler’den / Arabulucular’dan olmayı istemiyorsun!" dedi.

Ortak düşmanları olan Mısırlıya vurmak isteyince, Mısırlı: " Musa! Diye bağırdı. Dün bir adamı öldürdün, bu gün de bana mı kıyacaksın? Anlaşıldı, senin niyetin bu dünyada kabadayı olmak, yenilikçi falan olduğunun aslı yok. "

Musa ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince adam dedi ki: "Ey Musa! Dün bir cana kıydığın gibi bana da mı kıymak istiyorsun? Demek arayı düzeltenlerden değil zorbalık yapanlardan olmak istiyorsun!"

(Musa), her ikisinin de düşmanı olan (adam)ı yakalamak isteyince, (adam) ona şöyle demişti: “Ey Musa! Dün bir canı öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde sadece zorbalık istiyorsun; ıslah edicilerden olmak istemiyorsun.”

Mûsa ikisinin de düşmanı olan (Firavun taraftarı olan) adamı yakalamak isteyince, o adam: “Ey Mûsa! Dünkü adamı öldürdüğün gibi, (şimdi) de beni mi öldürmek istiyorsun? Herhalde sen haksızlıkları düzeltmek değil, bu memlekette tam bir zorba olmak istiyorsun!” dedi.

Bununla birlikte, yine de ikisinin de [ortak] düşmanı durumundaki kişiyi ¹⁹ tam yakalamak üzereyken, bu sonraki: “Ey Musa!” dedi, “Dün öldürdüğün adam gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin tek amacın, haksızlıkları düzelten biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek!”

19 Böylece, kavgaya karışan Mısırlı’dan “ikisinin [ortak] düşmanı” olarak söz ediliyor olması göstermektedir ki, İsrailli kişiye karşı duyduğu kavmî y... Devamı..

Musa, düşmana karşı halkından olana yardım etmek isteyince o adam: Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Belli ki sen bu ülkede huzur ve sükûnu sağlamak istemiyor aksine sen sadece bir zorba olmak istiyorsun. 4/92

Fakat bir yandan da her ikisinin ortak düşmanı olan kimseyi yakalamaya girişmişti. O kişi “Ey Musa!” dedi, “Daha dün öldürdüğün adam gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Anlaşılan senin arzun haksızlıkları gideren ve düzeltenlerden biri olmak değil, ülkenin başına zorba kesilmek.”[³³⁸⁶]

[3386] Bu ikinci sınavda doğrunun bilgisine sahip olduğu halde doğru davranışı gerçekleştirecek olgunluğa sahip olmadığı anlaşıldı. Bunun üzerine cidd... Devamı..

İkisinin de düşmanı olan kıptiyi yakalamak istediğinde o: "Ey Musa; dün bir cana kıydığın gibi, beni de mi öldürmek istiyorsun, sen ıslah edenlerden değil de, yeryüzünde bir zorba olmaya mı çalışıyorsun?" dedi. (Böylece onun bir adamı öldürmüş olduğu şehirde duyulmuş oldu.)

Ne zaman (Musa) ikisinin de düşmanı olanı (imdat diye bağıranı) yakalamak isteyince, dedi ki: "Ya Musa, dün bir adam öldürdüğün gibi beni de mi öldürmek istiyorsun? Senin istediğin sadece yeryüzünde zorba biri olmaktır; sen islah eden biri olmak istemiyor musun?"

Vaktâ ki, her ikisinin de düşmanı olan kimseyi yakalamak istedi. (O yardım isteyen) Dedi ki: «Mûsa! Beni öldürmek mi istiyorsun? Nasıl ki, dünkü günde bir şahsı öldürmüştün. Sen yerde başka değil, zorba olmak istiyorsun ve sen muslihlerden olmak istemiyorsun.»

Bununla beraber Mûsa, hem kendisinin hem de soydaşının hasmı olan adamı tutup onları ayırmak isterken soydaşı (kendisini yakalayacağını sanarak): “Ne o, Mûsa! ” dedi, “dün bir adam öldürdüğün yetmemiş gibi bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Senin tek isteğin ülkede bir zorba olmaktır, asla ıslah etmek, ara bulmak istemiyorsun. ”

Nihayet (Musa) ikisinin de (kendisinin ve yardım isteyenin) düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o dedi ki: "Ey Musa, dün bir canı öldürdüğün gibi şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde bir zorba olmak istiyorsun, arabuluculardan olmak istemiyorsun."

Vaktâ ki Mûsâ kendi ile kendinden yardım isteyenin düşmanı olan şahsı tutmak istedikde merkûm: "Yâ Mûsâ! Dün birini katl iylediğin gibi beni de katl itmek mi istersin? Dimek ki sen arzda ıslâh idenlerden değil cabbârlardan olmağı murâd idersin" didi.

Musa kendisinin ve halkından olan kişinin düşmanını yakalamak isteyince adam dedi ki; “Musa, dün bir kişiyi öldürdüğün gibi beni de öldürmek mi istiyorsun? Senin bu ülkede hedefin sadece zorba biri olmak, yoksa arayı bulmak diye bir niyetin yok.”

Musa, kendilerinin düşmanı olan kimseyi yakalamak isteyince:-Ey Musa, dün birisini öldürdüğün gibi, beni de öldürmek mi istiyorsun? Sen, ıslah edenlerden olmayı değil, ülkede bir zorba olmayı istiyorsun, dedi.

İkisinin de düşmanı olan kişiyi tutmak istediğinde, o “Musa, dedi. “Akşam birini öldürdüğün gibi, şimdi de beni mi öldürmek istiyorsun? Belli ki sen insanların arasını düzeltmeye değil, memlekette bir zorba olup çıkmaya niyetlisin.”

Mûsa, ikisinin de düşmanı olan adamı yakalamak isteyince o şöyle dedi: "Dün bir adamı öldürdüğün gibi, bugün de beni mi öldürmek istiyorsun? Sen yeryüzünde zorba olmaktan başka bir şey istemiyorsun. Barışseverlerden olmak gibi bir niyetin yok."

Shunda ham Muso ikkoviga dushman bo‘‎lgan u qibtiy kimsani ajratib olmoqchi bo‘‎lganida bani Isroillik odam baqirib: “Ey Muso, kecha bir jonni o‘‎ldirganing kabi bugun meni ham o‘‎ldirmoqchimisan?! Sen faqat yer yuzida jabr qiluvchi bo‘‎lmoqchisan. Sen isloh qiluvchilardan bo‘‎lishni xohlamaysan”, – dedi.

Izoh: Rivoyat qilinishicha, Muso alayhissalom o‘‎rtaga tushib qibtiy bilan yahudiyni ajratib qo‘‎ygach, bir kun ilgari o‘‎ldirilgan qabiladoshining qo... Devamı..

pes ol vaķt kim diledi kim ķatı duta anı kim ol düşmāndur ikisine eyitti “iy mūsā ! diler misin kim depeleyesin beni nite kim depeledüñ bir nefsidün? dilemezsin illā kim olasın ŧaplayıcı žulm -ıla yirde daħı dilemezsin kim olasın eyü işlülerden.”

Pes ḳaçan kim Mūsā diledi ki vara ol kişiye ki ikisinüñ düşmanıdur,Mūsāya eyitdi: Yā Mūsā, diler misin ki beni öldüresin. Nite kim bir kişi öl‐dürdüñ düne gün. Sen istemezsin, illā cebbār olmaḳ yir yüzinde. Daḫı dile‐mezsin ki ıṣlāḥ idenlerden olasın, didi.

(Musa) onların hər ikisinin (həm özünün, həm də onu köməyə səsləyən yəhudinin) düşməni (olan bu ikinci qibtini) yaxalamaq istədikdə (həmin yəhudi Musanın ona hücum etmək istədiyini zənn edərək) dedi: “Ya Musa! Sən dünən birini vurub öldürdüyün kimi, mənidəmi öldürmək istəyirsən? Sən yer üzündə (Misir torpağında) ancaq bir zalım olmaq istəyirsən! Sən xeyirxahlıq (insanları islah) edənlərdən olmaq istəmirsən!”

And when he would have fallen upon the man who was an enemy unto them both, he said: O Moses! Wouldst thou kill me as thou didst kill a person yesterday. Thou wouldst be nothing but a tyrant in the land, thou wouldst not be of the reformers.

Then, when he decided to lay hold of the man who was(3345) an enemy to both of them, that man said: "O Moses! Is it thy intention to slay me as thou slewest a man yesterday? Thy intention is none other than to become a powerful violent man in the land, and not to be one who sets things right!"(3346)

3345 When Moses considered further that the Egyptian was unjust and that the Egyptian was an enemy to Israel generally (including both Moses and the m... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.