10 Mayıs 2026 - 22 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Nisâ Suresi 164. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve rusulen kad kasasnâhum ‘aleyke min kablu ve rusulen lem naksushum ‘aleyk(e)(t) ve kellema(A)llâhu mûsâ teklîmâ(n)(c)

Ve öyle peygamberler var ki onların ahvalini anlattık sana önceden ve Allah Musa ile de konuşmuştu.

Ve kesinlikle daha önceden Sana, (gerçek hayat) hikâyelerini (ve Tevhid mücadelelerini) anlattığımız elçilere de, hiç anlatmadığımız (daha nice) elçilere de (vahyettik). Allah, Musa ile de ona hitap edip konuşuverdi.

Daha önce sana bildirdiğimiz öteki elçilere, hem de bahsetmediğimiz elçilere de vahyetmiştik ve Allah Musa ile de konuştu.

Kıssalarını daha önce sana anlattığımız Rasuller, elçiler gönderdik. Kıssalarını sana anlatmadığımız Rasuller, elçiler de gönderdik. Allah Mûsâ ile gerçekte konuştu.

bk. Kur’an-ı Kerim, 40/78.

Biz kıssalarını sana anlatmış olduğumuz peygamberler ve sana kıssalarını anlatmış olmadığımız peygamberler gönderdik. Allah Musa ile de doğrudan konuştu.

Ve gerçekten sana daha önceden hikayelerini anlattığımız elçilere, anlatmadığımız elçilere (vahyettik). Allah, Musa ile de konuştu.

Gönderdiğimiz öyle peygamberler vardır ki, onları, bundan (bu sûreden) önce sana beyan ettik. Öyle peygamberler de vardır ki, sana onların kıssalarını bildirmedik; ve Allah, Musa'ya (vasıtasız) hitap etti.

Daha önce sana anlattığımız nice peygamberlere daha vahyettik. Sana anlatmadığımız peygamberlere de vahyettik. Ve Allah vasıtasız olarak Musa ile konuştu.

Bir kısım peygamberleri daha önce sana anlattık; bir kısmını ise sana anlatmadık. Allah, Mûsâ'ya sözünü söyledi.

Senden önce gelmiş olan, nice peygamberleri, sana haber vermiştik, nicesini sana söylemedik; Allah, Musa ile söz konuşmuştur

Daha önce kıssalarını sana anlattığımız bir kısım resuller ve sana anlatmadığımız daha (nice) resuller gönderdik. Allah, Musa ile doğrudan konuşmuştur. 

Bkz. 7/144, 40/78 Kur’an’da Hz. Musa’nın kıssasının sıkça ve özellikle vurgulanmasının temel nedenlerinden biri, onun Allah ile doğrudan hitaba muhat... Devamı..

Sana evvelce bildirdiğimiz peygamberlerden mâ’adâ sana bahs itmediğimiz peygamber de vardır Allâh Mûsâ’ya îrâd-ı kelâm itmişdir bu bir hakîkatdir.

164,165. Peygamberlerden sonra, insanların Allah'a karşı bir hüccetleri olmaması için, gönderilen müjdeci ve uyarıcı peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık. Allah, Musa'ya hitabetmişti. Allah güçlüdür, Hakim'dir.

Daha önce kıssalarını sana anlattığımız peygamberler gönderdik. Anlatmadığımız (nice) peygamberler de gönderdik. Allah, Mûsa ile de doğrudan konuştu.

Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah, Mûsâ ile gerçekten konuştu.

Bir kısım peygamberleri sana daha önce anlattık, bir kısmını ise sana anlatmadık. Ve Allah Musa ile gerçekten konuştu.  

 Hadislerde yüzbinlerce peygamber gelip geçtiği bildirilmiştir. Bu âyet de sayı vermeden aynı gerçeği dile getirmektedir. Buna göre yeryüzünde insanla... Devamı..

Sana önceden anlattığımız elçilere ve anlatmadığımız elçilere de... Ve ALLAH Musa ile de kelimelerle konuşmuştu.

Daha önce sana anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız başka peygamberlere de (vahyettik). Ve Allah Musa ile de konuştu.

Hem gerek sana evvelce naklettiğimiz Resulleri, ve gerek nakletmediğimiz Resulleri gönderdiğimiz gibi, hem de Allahın Musâya kelâm söylemesi gibi

Sana daha önce (kıssalarını) bildirdiğimiz peygamberlerle, sana (kıssalarını) bildirmediğimiz (nice) peygamberlere de (vahyetmiştik.) Ve Allah, Mûsâ’yla (vasıtasız olarak, keyfiyetsiz kelâmı ile) tekellüm etti.

Senden önce gönderdiğimiz¹ resûllerden birçoğunu sana anlattık, birçoğunu da anlatmadık. Ve Allah, Musa'yla kelimelerle² konuştu.

1. Vahyettiğimiz resûllerden. 2. Takdir edilmiş hükümler, vahiy.

Öyle peygamberler (gönderdik ki) kıssalarını hakıykat önceden sana bildirdik. (Yine) öyle peygamberler (Yolladık ki) sana onların kıssalarını haber vermedik. Allah Musâya da hıtaab ile konuşdu.

Sana daha önceden kıssalarını anlattığımız resullere de anlatmadığımız resullere de (vahyetmiştik). Allah, Musa ile de konuştu.

[40/78; 2/253; 20/9-36; 42/51]

Hem öyle peygamberler (gönderdik) ki, elbette onları(n kıssalarını) daha önce sana anlattık ve öyle peygamberler de var ki onları(n kıssalarını) sana anlatmadık.(2) Ve Allah, Mûsâ ile (ses, harf ve kelimelere muhtaç olmadan, vâsıtasız) bir hitâb ile konuştu.

(2)Rivâyetlere göre peygamberlerin adedi yüz yirmi dört bin olup, üç yüz on üçü aynı zamanda resûldür. Kur’ân’ı Kerîm’de ise yirmi beş peygamberin adı... Devamı..

Hem öyle elçiler (gönderdik) ki, elbette onları(n kıssalarını) daha önce sana anlattık ve öyle nice (gönderdiğimiz) elçiler de var ki onları(n kıssalarını) sana anlatmadık. Ve Allah, Musa’ya da (vahiy yolu ile hususi bir tarzda) hitap ederek konuştu.*

(*) Allah Teâlâ’nın Hz. Mûsâ ile konuşması, Şûrâ sûresinde (42/51) açıklanan “konuşma yolları”ndan birisiyle; yani “perde arkasından/ görünmeksizin ko... Devamı..

Sana hikâyelerini anlattığımız elçiler olduğu gibi, sana anlatmadığımız elçilerde var. Bunların arasından Allah Musa ile bizatihi konuştu.

Öyle elçiler var ki bundan önce onların olaycalarını işte sana anlattık. Öyle elçiler de var ki onların olaycalarını sana anlatmadık. Allah’ın Musa’ya söz söylemesi gibi.

Peygamberlerden bir takımını bundan evvel sana haber vermiştik, bir takımını ise haber vermemiştik. Allah Musa ile söz söyleşmiştir.

Daha önce sana kıssalarını anlattığımız elçilere de anlatmadığımız elçilere de vahyetmiştik. Allah Musa ile de konuşmuştu.

Peygamberlerden bir kısmını daha önce sana anlatmış, bir kısmını da anlatmamıştık ve Allah, Musa ile açık bir şekilde (aracısız) konuştu.

Sana bundan önce hayat hikayelerini anlattığımız elçilere ve kendilerinden hiç söz etmediğimiz diğer bütünelçilere gönderdiğimiz gibi... Nitekim Allah, Mûsâ ile aracısız konuşmuştu.

Önceden sana anlattığımız rasûllere de, anlatmadığımız rasûllere de (vahyettik / kitap verdik).
Allah doğrudan doğruya Musa’ya konuştu.

Resulüm! Biz bu elçilerden bazısının hayat hikayesini sana daha önce öykünmüştük. Ama henüz hiç öykünmediklerimiz de var. Meselâ: Allah Musa ile birebir konuştu öyküsünü anlattık.

Daha önce hayatlarını sana anlattığımız Resulleri gönderdik! Hayatlarını anlatmadığımız Resulleri bilmediğiniz topluluklara göndermiştik! Size ancak bildiğiniz topluluklara ait Resullerin hayatından ders almanız için haber veriyoruz. Sen insanların dediklerine bakma! Biz Musa ile doğrudan doğruya konuştuk!

Daha önce sana kıssasını anlattığımız elçilere de kıssasını sana anlatmadığımız elçilere de (vahy etmiştik). [*] Allah Musa’ya da tam anlamıyla konuşmuştu.

Kur’an’da yer alan kıssaların tüm peygamberleri içer­mediği, çünkü kıssası anlatılmayan peygamberlerin de olduğuyla ilgili benzer mesaj: Mü’min 40:78.... Devamı..

(Hatta Biz,) daha önce sana anlattığımız Peygamberlerle birlikte, sana anlatmadığımız başka Peygamberlere¹ de (vahyettik).² Ve Allah Mûsa ile de özel bir şekilde konuştu.³

1 Aynı konu ile ilgili olarak Bk. (Mü’min: 78)2 Bu ve (Mü’min: 78.) âyetten; tüm Peygamberlerin Kur’an’da ismi zikredilenlerden ibaret olmadığı ve gel... Devamı..

ve hem daha önce ¹⁷⁹ sana bildirdiğimiz [öteki] elçilere, hem de bahsetmediğimiz elçiler[e vahyettiğimiz] gibi; ve Allah’ın Musa’ya sözünü söylediği gibi:

179 Yani, bu surenin nüzulünden önce.

O elçilerden bir kısmını, sana daha önce anlattık; bir kısmını da anlatmadık. Allah, Musa ile doğrudan doğruya konuşmuştu. 3/144, 5/75, 40/78, 43/6

tıpkı hem daha önce sana anlattığımız elçiler, hem de anlatmadığımız elçiler(e vahyettiğimiz) gibi; keza, Allah’ın Musa’ya kelâmını söylediği gibi…[⁸⁷¹]

[871] Hz. Musa’ya vahiy diğer nebilerden farklı olarak “kelam”ın tecellisi yoluyla geldiği için, o burada müstakil olarak anılmıştır. Zemahşerî, mezhe... Devamı..

Daha önce sana (kıssalarını) anlattığımız peygamberlerle, anlatmadığımız peygamberlere de, (vahyettik) ve Allah, Musa ile de konuştu!

Bunlar senden önceki resullerdir; sana anlatmadığımız resuller de vardır. Ve Allah, Musa ile bir konuşma da yapmıştı.

Ve evvelce kıssalarını sana bildirdiğimiz peygamberleri ve kıssalarını sana bildirmediğimiz peygamberleri gönderdik. Ve Allah Teâlâ Mûsa ile bilmuhâtabe (aracısız) tekellüm buyurmuştur.

Durumlarını sana daha önce anlattığımız nice elçiler gönderdik. Anlatmadığımız nice elçiler de gönderdik. Allah Mûsâ'ya da hitab ederek konuştu. [40, 78] {KM, Sayılar 12, 8}

Daha önce sana anlattığımız elçilere ve sana anlatmadığımız elçilere de (vahyetmiştik). Ve Allah Musa'ya da konuşmuştu.

Ve rasûller vardır ki bundan evvel onların kıssalarını sana hikâye itdik ve rasûller de vardır ki kıssalarını nakl itmedik. (Onlara da vahy itmişdik). Ve Mûsâ Cenâb-ı Hak ile kelâm sûretinde tekellüm itdi.

Kendilerinden sana bahsettiğimiz elçiler de gönderdik, hiç bahsetmediğimiz elçiler de gönderdik. Allah, Musa ile konuştu.

Daha önce sana anlattığımız Peygamberlere ve anlatmadığımız Peygamberlere de (vahyettik). Allah Musa ile de doğrudan doğruya konuşmuştu.

Bundan önce sana kıssalarını anlattığımız peygamberlere ve kıssalarını sana anlatmadığımız peygamberlere de vahyettik. Musa ile de Allah bizzat kelâmıyla konuştu.

Resuller var, hayat ve hatıralarını daha önce sana anlattık; resuller var, hayat ve hatıralarını sana anlatmadık. Allah, Mûsa'ya kelime kelime söz söylemişti.

Biz sizga ilgari bir qancha payg‘‎ambarlar haqida qissalarni aytib berdik. Hamda ayrim payg‘‎ambarlarning qissalarini esa sizga aytib bermadik. Shuningdek, Alloh Muso bilan bevosita gaplashdi.

daħı yalavaçlar kim hikāyet eyledük anları saña ilerüden daħı yalavaçlar kim hikāyet eylemedük saña. daħı söyledi Tañrı mūsā’ya söylemek.

Daḫı özge nebīlere vaḥy eylegen gibi ḫaber virdük anlardan saña bundanburun, daḫı özge nebīleri ki ḫaberlerin virmedük saña. Taḥḳīḳ söylediTañrı Ta‘ālā Mūsāya söylemek.

(Biz) peyğəmbərlər (göndərdik). Onların bə’zisinin əhvalatını bundan əvvəl sənə danışdıq, bə’zisinin əhvalatını isə söyləmədik. Və Allah Musa ilə sözlə (arada heç bir başqa vasitə olmadan) danışdı.

And messengers We have mentioned unto thee before and messengers We have not mentioned unto thee; and Allah spake directly unto Moses;

Of some messengers We have already told thee the story; of others We have not;- and to Moses Allah spoke direct;-(670)

670 Allah spoke to Moses on Mount Sinai . Hence the title of Moses in Muslim theology: Kalim Allah: the one to whom Allah spoke, (Cf. 19:51 ). (R).


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.