Vetenhitûne mine-lcibâli buyûten fârihîn(e)
Ve büyük bir akılla, ustalıkla dağlarda evler yontmadasınız.
"Dağlardan ustalıkla yonttuğunuz ferah konaklar (içinde Allah’ın gazabından kurtulacağınızı mı zannediyorsunuz?)"
Ve dağlarda hep böyle ustalıkla, evler yontabileceğinizi mi sanıyorsunuz?
“Hep böyle, dağlarda keyifli keyifli ustaca mağaralar, kâşâneler kesip yontabileceğinizi mi sanıyorsunuz?”
Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
'Dağlardan ustalıkla zevkli evler yontuyorsunuz.'
Bir de dağlardan (taşlarından) neşe ve zevkle evler yontuyorsunuz.
Ve dağlardan ustaca güzel evler yontuyorsunuz.
“Sevinçle dağlarda evler yaparak?”
Dağlardan oyulmuş evlerinizde sevinç içinde bırakılır mı sanırsınız?
“Bir de dağları maharetle oyup alımlı köşkler yapacağınızı (mı sanıyorsunuz)?”
142-152. Birâderleri Sâlih ânlara "Allâh’dan korkmıyacak mısınız? Ben size emîn bir rasûl olarak geliyorum. Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Ben sizden hiç bir ücret istemem, benim ücretimi rabbu’l ’âlemîn virir. Zan idiyor mısınız ki bağçelerinizin, çeşmelerinizin, ekilmiş tarlalarınızın, sık dallı hurmalıklarınızın ortasında ilelebed emniyetde kalacaksınız? Ve kayalardan mutantan hâneler yapmakda devâm ideceksiniz? Allâh’dan korkınız ve bana itâ’at idiniz. Müsriflerin (sû-i harekâtda bulunanların) emrine itâ’at itmeyiniz. Ânlar arzı fesâda virirler ıslâh itmezler." didi.
142,143,144,145,146,147,148,149,150,151,152. Kardeşleri Salih onlara: "Allah'a karşı gelmekten sakınmaz mısınız? Doğrusu ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim; artık Allah'tan sakının ve bana itaat edin. Ben buna karşı sizden bir ücret istemiyorum; benim ecrim ancak Alemlerin Rabbine aittir. Burada bahçelerde, pınar başlarında, ekinler, salkımları sarkmış hurmalıklar arasında güven içinde bırakılır mısınız? Dağlarda ustalıkla evler oyar mısınız? Artık Allah'tan sakının, bana itaat edin. Yeryüzünü ıslah etmeyip, bozgunculuk yapan beyinsizlerin emirlerine itaat etmeyin" dedi.
“Bir de dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.”
146-149. Siz burada, bahçelerin, pınarların içinde; ekinlerin, meyveleri uç vermiş hurma ağaçlarının arasında güven içinde bırakılacağınızı ve dağlardan ustaca evler oyup yapmaya devam edebileceğinizi mi sanıyorsunuz?
"Ve dağlardan lüks köşkler yontuyorsunuz."
Ki bir de dağlardan keyifli keyifli kâşâneler oyuyorsunuz."
Ki bir de dağlardan keyfli keyfli evler yontuyorsunuz
Ve dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
“Ve dağlardan ustalıkla yonttuğunuz evlerde.”
«Dağlardan şımarık şımarık evler yontuyorsunuz».
Dağlardan ustalıkla görkemli evler yontuyorsunuz.
“(Kendi hâline bırakılacağını zanneden) şımarık kimseler olarak dağlardan evleryontuyorsunuz.”
Dağlardan da ustaca sayılacak şekilde (fakat) şımarıkça evler yontuyorsunuz: (Bunun böyle devam edeceğini mi sanıyorsunuz? Hayır aldanıyorsunuz).
“Sonra siz dağlarda ustalıkla taşları yontup evler yapıyorsunuz.”
dağları ustalıkla oyup evler yapmakta kendi başınıza bırakılacağınızı mı sanıyorsunuz?
“Bir de dağlarda ustalıkla evler yontuyordunuz.”
“Dağları maharetle oyup alımlı köşkler (mi) yapıyorsunuz?”
“Ve bakın; Allah’ın size bahşettiği güç ve yetenek sayesinde büyük bir ustalıkla dağları yontup sarp kayalıklarda hiçbir düşmanın erişemeyeceği güvenli evler yapıyorsunuz.”
Bir de "Dağlar’dan, ustalıkla yapılan evler yontuyorsunuz".
Ustaca yonttuğunuz şu kaya evlerde
"Korunmak için dağlardan ustalıkla yonttuğunuz evlerde, rahatlık ve huzur içinde yaşayıp gideceksiniz. Gerçekten hep böyle mi olacak zannediyorsunuz? Hayır! Sizler Allah’ın ilkelerine, Allah’ın yasalarına uymazsanız hep böyle gitmez."
Şımarıklık yaparak dağlardan (kayalardan) evler yontuyorsunuz.
“Ve siz, (bir de) dağlardan ustaca evler yontuyorsunuz.”¹
Kayaları ustaca yontarak yaptığınız şu evlerde şımararak yaşayacağınızı mı sandınız? 26/149
Bir de kalkmış, dağlarda yonttuğunuz görkemli evlerden dolayı şımarıyorsunuz.[³²⁴⁸]
"Dağları ustaca yontarak kendinize evler yapıyorsunuz." (Yoksa azap inse de, o evlerinizin sağlam kalacağını ve sizin kurtulacağınızı mı sanıyorsunuz? Biliniz ki, azap indiğinde o sağlam evleriniz ve sizler yerle bir olursunuz)
Ve dağlardan ustaca yonttuğunuz evlerde,
«Ve dağlardan hazıkâne bir halde evler yontuyorsunuz?»
Böyle düşündüğünüz için mi dağlarda ince bir sanat eseri lüks villalar yontuyorsunuz?
Dağlardan ustalıkla evler yontuyorsunuz.
"Dağlardan oyduğınız hânelerinizde müsterih olarak terk olunur mısınız?"
Dağları ustalıkla yontup evler yapmaya devam edeceğinizi mi sanıyorsunuz?
Dağları oyup, ustalıkla evler yapıyorsunuz.
“Öyle sandığınız için mi dağlarda konforlu evler yontuyorsunuz?
"Keyif içinde, dağlardan evler yontuyorsunuz."
Buning ustiga mohirlik bilan tog‘lardan uylar ham yo‘nib qurmoqdasizlar.
“daħı yonarsız ŧaġlardan evler serdümen-iken yā üsŧađlarken .”
Daḫı ṭaġları ḳazup evler işlersiz sevinmeg‐ile.
Dağlardan (sanki dünyada əbədi yaşayacaqsınız deyə, özünüzə) məharətlə (və ya təkəbbürlə) evlər yonub düzəldəcəksiniz?
Though ye hew out dwellings in the mountain, being skilful?
"And ye carve houses out of (rocky) mountains with great skill.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |