18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
A’râf Suresi 136. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Fentekamnâ minhum feaġraknâhum fî-lyemmi bi-ennehum keżżebû bi-âyâtinâ vekânû ‘anhâ ġâfilîn(e)

Sonucu öc aldık onlardan ve delillerimizi yalanladıkları, onlardan gaflet ettikleri için hepsini de denize garkettik.

Biz de onlardan (sonunda) intikamımızı alıverdik ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) davranmaları nedeniyle onları suda boğup (helak ettik).

Ayetlerimize yalan gözüyle bakıp ilgisiz kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Biz de onlara lâyık oldukları cezayı verdik. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları görmezlikten gelmeleri sebebiyle onları denizde boğduk.

Biz de ayetlerimizi yalanladıklarından ve onları umursamadıklarından dolayı kendilerinden öç aldık ve tümünü denizde boğduk.

Biz de onlardan intikam aldık ve ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmişler (gibi) olmaları nedeniyle onları suda boğduk.

Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara kulak asmayıp gafil bulundukları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

Bunun sonucu Biz onlardan intikam aldık, onları denizde boğduk, çünkü onlar ayetlerimizi yalanladılar ve onları umursamadılar.

Biz de, âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Zayıf sanılan ulusu, uğurlu kıldığımız yerin doğusunda, batısında mirasçı kıldık, İsrail oğullarına, Tanrının verdiği güzel söz dahi, sabırları yüzünden yerine geldi, Firavunla ulusunun yaptıkları, yükselttikleri nesneleri yok ettik

Bu yüzden; biz de onlardan intikam aldık (azap haklarını teslim ettik). Âyetlerimizi yalanlayıp umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

“İntikam” kelimesi Arapçada; “karşılığını vermek, bir fiilin sonucunu gerçekleştirmek, hakkı yerine koymak” gibi anlam alanlarına sahiptir. Günlük dil... Devamı..

Bu kavimden intikâm aldık ve ânları denizde gark itdik çünki âyâtımız hakkında yalan söylemişler ânlara atf-ı ehemmiyetden gaflet iylemişler idi.

Bu sebeple onlardan öç aldık, ayetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onları denizde boğduk.

Bu yüzden onlardan intikam aldık. Âyetlerimizi yalanlamaları ve onları umursamamaları sebebiyle kendilerini denizde boğduk.

Nihayet, âyetlerimizi asılsız saymaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerini cezalandırdık ve onları denizde boğduk.

Biz de âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kalmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Bunun üzerine onlardan öc aldık. Ayetlerimizi yalanlayıp aldırış etmedikleri için onları denizde boğduk

Biz de, âyetlerimizi inkâr ettikleri ve onlara kulak vermedikleri için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk.

Biz de âyetlerimizi tekzib ettikleri ve onlara kulak asmadıkları için kendilerinden intikam aldık da hepsini denizde boğduk

Biz de âyetlerimizi yalanladıkları ve onları umursamadıkları için hepsini denizde boğduk.

Bu yüzden, Biz de onlara hak ettikleri cezayı verdik, onları denizde boğduk. Çünkü onlar âyetlerimizi yalanladılar. Onları umursamaz olmuşlardı.

Artık biz de bunca âyetlerimizi yalanladıkları, onları umursamadıkları için kendilerinden intikam almak istedik de hepsini denizde boğduk.

Biz de onları cezasız bırakmadık. Ayetlerimizi yalanladıklarından ve önemsemediklerinden dolayı onları suda boğduk.

[32/22; 44/16; 43/55]

Bunun üzerine (biz de) gerçekten onların âyetlerimizi yalanlamaları ve onlardan gafil kişiler olmaları sebebiyle kendilerinden intikam aldık da onları denizde boğduk.(2)

(2)“Kur’ân-ı Hakîm’de ehl-i dalâlete karşı azîm şekvâları (büyük şikâyetleri) ve kesretli tahşîdâtı(pek çok üzerinde durması) ve çok şiddetli tehdîdât... Devamı..

Bunun üzerine biz de, (israiloğullarını serbest bırakmadıkları ve onlara köle muamelesi yapıp ezmeye devam ettikleri için) onlardan (ezilen İsrailoğulları namına) intikam aldık ve (birliğimizi vurgulayan, her türlü kötülüğü, azgınlığı, zulmu, haksızlığı, insan hakları ihlali, insanları köle edinmeyi yasaklayan) ayetlerimizi (mesajlarımızı) yalanlayıp umursamadıkları için de onları suda boğduk. *

(*) Hz. Musa’nın duası üzerine başlarına gelen son musibet de kaldırılınca, Firavun ve adamları daha önce Musa ve İsrâiloğulları’nın Mısır’ı terketmel... Devamı..

Bizde onlardan intikam aldık. Ayetlerimizi yalanladıkları ve ayetlerimize boş verdikleri için onları suda boğduk.

Bunun üzerine onlardan öç aldık. Onları denizde boğduk. Çünkü onlar belgelerimizi yalan saymışlardı, hem de onlara karşı dalgıda kalmışlardı.

Artık âyetlerimizi yalan sayıp onlardan gafil olduklarından dolayı biz de onlardan öcalmak istedik de onları derin denizde boğduk.

Bu sebeple Biz de onlardan öç aldık⁴⁶. Onları denizde boğduk. Çünkü onlar ayetlerimizi yalanlamışlar ve onları umursamaz olmuşlardı [ğâfilîn].

46 Krş. Âl-i İmrân, 3/4

Biz de onlardan intikam aldık; dolayısıyla ayetlerimizi yalan saydıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.

Biz de bunun üzerine, ayetlerimizi yalan sayıp göz ardı ettikleri için, hepsini cezalandırıp denizde boğduk!

Âyetlerimizi yalanladıkları ve ondan gâfil oldukları sebebiyle onlardan intikam aldık; onları Büyük Deniz Suları’nda boğduk.

Biz de denizde boğmak suretiyle onların canına okuduk. Neden mi? çünkü ayetlerimizi inkar ettiler, umursamadılar.

Onlar Musa ile gönderdiğimiz ayetleri hep yalanladılar. Başlarına gelen olayları çıkarlarına göre yorumladılar. Peki, ne oldu? Elçimizle yaptıkları mücadele sonunda denizde boğulup gittiler. Şimdi arkalarından sanki bir masal gibi söz ediliyor. Bir zamanlar Mısır’da Firavunlar yaşardı deniliyor. Hâlbuki onlar masal değildi.

(Buna karşılık) biz de onlardan intikam almış, [*] ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle kendilerini denizde boğmuştuk. [*]

Yüce Allah için kullanılan ve [intikam] kökünden gelen kelimelerin geçtiği bütün ayetlerde, zalimlerden, haddini aşanlardan, suçlulardan, suçtan besle... Devamı..

Biz de onlardan, âyetlerimizi inkâr etmeleri ve onlara ilgisiz kalmaları sebebiyle hepsini denizde boğarak, intikam aldık.

Ve işte bu yüzden Biz de bunun acı karşılığını onlardan çıkardık: ayetlerimizi yalan-layıp ilgisiz kaldıkları için denizde boğduk onları;

Biz de onlara bunun acısını tattırdık ve onları, ayetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı umursamaz davrandıkları için denizde boğduk. 7/36, 10/90

En sonunda Biz de bunun acısını onlara tattırdık: Âyetlerimizi yalanladıkları ve onlara karşı kayıtsız kaldıkları için onları suda boğduk.

Artık biz de bunca ayetlerimizi yalan saydıkları ve onları umursamadıkları için, onlardan intikam aldık ve onları denizde boğduk.

Bunun üzerine onlardan intikam aldık, onları suda boğduk. Bu cezayı, ayetlerimizi yalanlamaları ve onlardan habersizmiş gibi davranmaları sebebiyle verdik.

Artık Biz de onlardan intikam aldık, onları derin denizde gark ettik, onlar âyetlerimizi tekzîp ettikleri ve onlardan gâfil bulundukları için.

Biz de âyetlerimizi yalan sayıp umursamadıkları için onlardan intikam alarak denizde boğduk. {KM, Çıkış 14, 27-28; Tesniye 11, 4; Mezmurlar 106, 9-11}

Biz de onlardan öc aldık, onları yemm(su)da boğduk! Çünkü onlar, ayetlerimizi yalanlamışlardı ve onları umursamaz olmuşlardı.

Onlardan intikâm aldık ve âyetlerimizi tekzîb iyledikleri sebebiyle onları denizde gark itdik. Onlar bu 'azâbdan gâfil idiler. (Bunı hiç me'mûl itmiyorlardı).

Bunun üzerine onlara hak ettikleri cezayı verdik ve hepsini denizde boğduk. Çünkü ayetlerimiz karşısında yalan yanlış şeylere sarılıyorlar hem de başlarına böyle bir şeyin geleceğini hiç beklemiyorlardı.

Biz de onların cezasını verdik. Ayetlerimizi yalanladıkları ve onlardan gafil oldukları için onları denizde boğduk.

Biz de onları denizde boğarak intikam aldık. Çünkü âyetlerimizi yalanlamışlar ve ondan habersiz davranmışlardı.

Bunun üzerine biz de onlardan öc aldık: Ayetlerimizi yalanladıkları, onlara aldırmazlık ettikleri için hepsini suda boğduk.

Shunday qilib, oyatlarimizni yolg‘‎onga chiqarganlari va undan g‘‎aflatda qolganlari sababli ulardan intiqom olib, ularni dengizga g‘‎arq qildik.

pes ökünc alduķ pes ġarķ eyledük anları deñizde andan ötürü kim anlar yalan duttılar nişānlarumuzı daħı oldılar andan ġāfiller.

Pes intiḳām eyledük anlardan, ġarḳ eyledük anları deñiz içinde, anlar ya‐lanladuḳları‐çun bizüm āyetlerümüzi. Daḫı anlar andan ġāfiller‐idi.

Biz də ayələrimizi yalan hesab edib onlardan qafil olduqları (onlara e’tinasız yanaşdıqları) üçün (Fir’on əhlindən) intiqam alaraq onları dənizdə batırdıq.

Therefore We took retribution from them; therefore We drowned them in the sea: because they denied Our revelations and were heedless of them.

So We exacted retribution from them: We drowned them(1094) in the sea, because they rejected Our Signs and failed to take warning from them.(1095)

1094 When at last Israel left Egypt , they selected, not the highway to Canaan, along the Mediterranean and by Gaza , because they were unarmed and wo... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.