3 Mayıs 2026 - 15 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Tâ-Hâ Suresi 113. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekeżâlike enzelnâhu kur-ânen ‘arabiyyen vesarrafnâ fîhi mine-lva’îdi le’allehum yettekûne ev yuhdiśu lehum żikrâ(n)

İşte biz, belki çekinirler, yahut onlara bir öğüt olur, bir ibret verir diye Arapça olan Kur'an'ı indirdik ve onda, bazı tehditleri tekrartekrar söyledik, açıkladık.

Böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Onda korkulması ve sakınılması gereken şeyleri türlü şekillerde izah ettik; umulur ki (Kur’an’la) takvaya erişeceklerdir ve yine (Kur’an) onlardaki düşünme (tezekkür ve tefekkür yeteneğini, yeni görüş ve öneriler üretmeyi geliştirip) ortaya çıkarıverecektir.

İşte böylece biz sana, bu Kur'ân'ı Arap diliyle ifade edilmiş şekilde indirdik ve O'nda her türden uyarıyı tekrar tekrar apaçık dile getirdik ki, insanlar yollarını bizim kitabımızla bulsunlar diye, yahut bu kitap ve içindeki tehditler, onlarda yepyeni bir bilinç uyanıklığı meydana getirmesi için.

İşte böyle uyarılar yapmak için biz Kur'ân'ı bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, açık, edebî, Arapça, okunan bir kitap olarak indirdik. Onda ikazları çok yönlü açıkladık. Umulur ki Allah'a sığınmalarına, emirlerine yapışmalarına, günahlardan arınıp azaptan korunmalarına, kulluk ve sorumluluk şuuruyla, haklarına ve özgürlüklerine sahip çıkarak şahsiyetli davranmalarına, dinî ve sosyal görevlerinin bilincinde olmalarına yahut onlarda ibret ve uyanış doğurmasına vesile olur.

İşte onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri çeşitli şekillerde açıkladık. Umulur ki sakınırlar ya da bu onlara bir ibret verir.

Böylece biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda korkulacak şeyleri türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup-sakınırlar ya da onlar için düşünme (yeteneğini) oluşturur.

İşte böylece biz, onu Arabca bir KUR'AN olarak indirdik. Onda tehdidlerden nice türlüsünü tekrar tekrar beyan ettik ki, belki sakınır ve takva yolunu tutarlar; yahud o (Kur'an'daki nasihat ve tehditler), onlara bir ibret ve uyanış verir.

İşte Biz, o mesajı Arapça bir Kur’an olarak indirdik. Onlara azap verileceğini tekrar tekrar çeşitli ifadelerle haber verdik ki, sakınsınlar ve onlara bir bilgi, bir mesaj versin.

Biz, onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda uyarıları ayrıntılı olarak açıkladık ki, belki saygılı olurlar, yahut onlara bir hatırlatma yapar.[319]

[319] Kur’ân’ın işlevi ve dua hakkında geniş bilgi için bk. Bayraklı, KUR’ÂN TEFSÎRİ, XII, 355-358.

Onların sakınmaları, ya da öğüt almaları İçin, biz Arapça olarak Kur'anı İndirdik, içersinde nice nice korkutmalar, ya da öğüt söyledik

İşte böylece biz onu (insanlar anlasın diye) Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve kendilerine bir ibret ve uyanış olsun diye onda uyarı ve tehditlerimizi farklı üsluplarla anlattık.

Kur’ân’ı arabca inzâl iyledik. Va’d ve tehdîdlerimiz ânın içindedir. Belki nihâyetde Allâh’dan korkarlar, belki Kur’ân ânları düşündirir.

İşte Kuran'ı, Arapça okunmak üzere indirdik, onda tehditleri türlü türlü açıkladık ki belki sakınırlar yahut onlara ibret verir.

İşte böylece biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut onlara bir uyarı versin diye onda tehditleri teker teker sıraladık.

İşte, sakınsınlar yahut hatırlamalarını sağlasın diye onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda uyarılarımıza tekrar tekrar yer verdik.

(Resûlüm!) Biz onu böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları tekrar tekrar açıkladık. Umulur ki onlar (bu sayede günahtan) korunurlar; yahut da o (Kur'an) kendileri için bir ibret ortaya koyar.

Biz, böylece onu Arapça bir Kuran olarak indirdik. Erdemli davranırlar veya onlar için bir öğüt olur diye onda geleceğin haberlerini çeşitli biçimlerde açıkladık.

Bu ayetin bir başka anlamı için bak 43:3.

İşte böylece biz onu Arapça bir Kur'ân olarak indirdik. Onda tehditlerden nice türlüsünü tekrar tekrar açıkladık ki belki sakınırlar, yahut onlara bir ibret ve uyanış verir.

Ve işte onu böyle Arabî bir Kur'an olarak indirdik ve bunda vaîydden türlü şekilde tekrar yaptık, ki belki korunur takvâ yolunu tutarlar, yahud da o, onlara bir zikr ihdas eyler

Biz onu, Arapça bir Kur’ân olarak vahyettik. Allah’a karşı gelmekten sakınsınlar ve kendilerine bir ibret teşkil etsin diye ondaki uyarı ve tehditlerimizi farklı üslûplarla (tekrar ederek) açıkladık.

Sana onu Arapça bir Kur'an olarak indirdik. O'nda, uyarıları teker teker bildirdik. Böylece takva sahibi olurlar veya onlar için öğüt veren bir hadis¹ olur.

1 – Söz, anlatı, bildirim.

Biz onu böylece Arabca bir Kur'an olarak indirdik, onda tehdîdlerden (nicesini) tekrar tekrar açıkladık. Olur ki (meaasîden) korunurlar, yahud o, kendilerinde yeni bir haatıra ve ibret canlandırır.

Böylece onu Arapça bir Kur’ân olarak indirdik ve onda her türlü uyarıyı çeşitli şekillerde açıkladık, umulur ki takva sahibi olurlar veya onlar için bir hatırlatma olur.

[12/2; 14/4, 14; 7/52; 26/195]

İşte böylece onu, Arabca bir Kur'ân olarak indirdik ve onda (yaptığımız)tehdidleri türlü şekillerde açıkladık. Tâ ki onlar (günahlardan) sakınsınlar, ya da (o Kur'ân), onlar için (ders alacakları) bir ibret meydana getirsin.

Ve işte böylece biz onu (kitabı) sana Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve onda her türden uyarıyı dile getirdik ki, insanlar (kötülüklerden) korunsunlar yahut bu (kitap) onlarda yepyeni bir bilinç uyanıklığı meydana getirsin.

İşte böylece Kur’an’ı sana Arapça olarak indirdik. Bu Kur’an’ın içerisinde, insana vaat edilen karşılıkların hepsini kullandık (anlattık) ki, korunurlar veya onlarda öğüt alma kabiliyeti meydana gelir.

Böylece Biz o Kur’an’ı arap diliyle, okunmak için bildirdik. Orada gözdağının her türlüsünü de verdik ki insanlar sakınsınlar, kendilerine bir öğüt olsun, diye.

Kur/an/ı böylece sakınabilmeleri veya kendileri için bir ibret teşkil edebilmeleri için arabî olarak indirdik, tehditlerimizi tekrar ettik.

(Ey Peygamber!) İşte böylece Biz onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik. İnsanlar belki sorumluluk bilinci taşırlar veya onlar için bir hatırlatma/bir bilgi meydana getirir diye tehditleri [va’îd] teker teker sıraladık.

Böylece biz onu, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda ikazları türlü şekillerde açıkladık; umulur ki korkup sakınırlar veya onlar için bir hatırlama (uyanış) icat eder.

Ey insanoğlu! İşte böylece Biz bu kitabı, Arapça yani,hiç bilmediğiniz bir dilde değil, okunup anlaşılabilen ve hayatın her cephesini kuşatan; insanın bulunduğu her yerde sürekli okunup gündeme getirilmesi gereken bir Kur’an olarak gönderdik ve içerisinde, her türden uyarıyı tekrar tekrar ele alıp açıkladık ki, önce Kur’an’ın ilk muhatabı olan Araplar, daha sonra da tüm insanlar iyiliklere, güzelliklere yönelip kötülüklerden sakınsınlar; yâhut bu ibret verici ayetler, onların en azından gaflet uykusundan uyanmalarını ve öğüt alıp düşünmelerini sağlasın.

İşte böyle, onu anlaşılır bir kur’ân (okuyuş) olarak indirdik; onun içinde va’îdlerden / tehditlerden bir kısmını evire çevire açıkladık. Umulur ki sakınıp korunurlar veya onlara bir hatırlatma yapar.

Resulüm! biz bu Kuran’ı, anlaşılır bir Arapça ile indirdik. İçine de sık sık uyarılar sepeledik ki, Okuyan kendisini sağlama alsın. Ya da en azından dikkat etsin.

Onlara okudukları Arapça bir kitap gönderdik. Kitapta yol gösteren bilgiler verdik. Akıl edip düşünmeleri için deliller sunduk. Her şeyi tekrar tekrar açıkladık. Gereken uyarıları defalarca yaptık. Umulur ki, hata yapmaktan, yasalarımıza karşı çıkarak suç işlemekten kurtulurlar. Kendilerine güzel bir yol çizerler. Yasalarımıza uyarak tertemiz insan olurlar. Başlarına gelenlerden, yaşadıklarından, ayetlerimizden kendilerine gerekli dersleri çıkarırlar. Böylece şaşırmaktan ve şaşırtılmaktan kurtulurlar.

Biz o (Kur’an’ı), insanlar [takvâ]lı (duyarlı) olsunlar veya onlar için (gerçeği) hatırlama oluştursun diye Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve uyarıları onda tekrar tekrar açıkladık.

İşte böylece Biz o (Kur’an’ı), Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve sakınırlar yahut onlara bir ibret ve uyanış verir diye onda ikazları, tekrar tekrar açıkladık.

İŞTE BÖYLECE ⁹⁶ bu [vahyî mesajı] Biz sana Arap diliyle (ifade edilmiş) bir hitabe olarak indirdik; ⁹⁷ ve onda her türden uyarıyı apaçık dile getirdik ki, insanlar Bize karşı sorumluluk bilinci taşısınlar; yahut bu (kitap) onlarda yepyeni bir bilinç uyanıklığı meydana getirsin. ⁹⁸

96 Bu pasajla bağlantılı olan yukarıda 99. ayette olduğu gibi, burada da kezâlike (“böylece”) zarfı Kur’an’ın ifade tarzına ve amacına işaret eden bir... Devamı..

İşte biz bu vahyi böylece Arapça bir Kuran olarak indirdik. Belki korunurlar veya onlara yeni bir öğüt olur diye vereceğimiz cezaları tekrar tekrar ortaya koyduk. 13/37, 14/4, 19/97, 26/192...196, 39/27-28, 41/3

VE böylece Biz bu (vahyi) Arapça bir hitâb[²⁶³⁷] olarak indirdik; ve ondaki tüm uyarıları bütün boyutlarıyla ortaya serdik: Belki sorumluluk duyarlar veya (bu mesaj) onların (fıtratlarında zaten) var olanı hatırlatarak yeniden ortaya çıkarır diye.[²⁶³⁸]

[2637] Kur’âneni “hitap olarak” şeklindeki çevirimizin gerekçesi için bkz: 10:15, not 26. ‘Arabiyyen sıfatı, hem lafzen hem delâleten Kur’an vahyinin ... Devamı..

(Ey Muhammed) biz onu (Kur'an'ı) böylece Arapça bir Kur'an olarak indirdik, sakınıp ibret alsınlar diye de tehditlerden nicesini tekrar tekrar açıkladık.

Ve böylece onu Arapça bir Kur’an olarak indirdik ve bütün vaadleri (tehdit ve müjdeleri) onda açıkladık ki belki sakınırlar veya onlar için Kur’an’da anlatılanlar bir hatırlatma olur.

Ve böylece O'nu bir Arabî Kur'an olarak indirdik ve O'nda tehditlerden mükerrer şeyler açıkladık. Belki korunurlar, yahut onlar için bir öğüt vücuda getirmiş olur.

İşte böylece bu kitabı Arapça bir Kur'ân olarak indirdik ve onda uyarı ve tehditlerimizi farklı üsluplarla anlattık. Ta ki insanlar Allah'a karşı gelmekten korunsunlar ve ta ki o, kendilerine bir ibret ve uyanış versin.

İbret verecek şey, Kur’ân veya yapılan tehditler olabilir.

Biz sana onu böyle Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onda tehditleri türlü biçimlere çevirip açıkladık ki korunsunlar. Yahut (Kur'an,) onlara bir hatırlama yaptırsın.

Nâsın Allâh'dan korkub ittikâ itmeleri veyâhud mütte'iz olmaları içün sana arabca olarak Kur'ân'ı indirdik ve onda va'îdlerimizi zikr itdik.

Böylece onu, Arapça kur'ân[*] olarak indirdik. Belki çekinirler ya da bilgi edinirler diye tehditleri onun içine, değişik şekillerde yerleştirdik.

[*] Kümeler halinde, küme küme

-Biz onu işte böyle Arapça Kur'an olarak indirdik. Belki sakınırlar veya onlara ibret olur diye tehditleri o kitapta açıkladık.

İşte böylece onu sana Arapça bir Kur'ân olarak indirdik ve onda tehditlerimizi çeşitli şekillerde açıkladık—tâ ki Allah'a karşı gelmekten sakınsınlar, yahut bu onlar için bir zikir(11) vesilesi olsun.

(11) İbret, tefekkür, öğüt. 99’uncu âyetin açıklamasında da geçtiği gibi, Kur’ân’ın indiriliş amacı burada da vurgulanmaktadır.

Biz onu işte böyle, Arapça bir Kur'an olarak indirdik ve onun içinde tehditleri türlü ifadelerle sıraladık ki sakınabilsinler, yahut da Kur'an onlara yeni bir hatırlatıcı/hatırlatma sunsun.

Shuningdek, Biz uni arabiy Qur’on qilib nozil qildik va unda ogohlatirishga doir va’dalarni bayon qildik. Balki, ular bu shirk va kufrdan saqlanadilar yoki bu Qur’on ular uchun eslatma paydo qiladi.

daħı ancılayın indürdük anı ķur’ān iken 'arabça daħı döndürdük anuñ içinde ķorķıtmaķdan ola kim anlar ķorķalar yā yiñileye anlaruñ içün ķur’ān.

Anuñ gibi indürdük Ḳur’ānı ‘Arab dilince. Tekrār söyledük anda ‘aẕābāyetlerini, ola kim Tañrıdan ḳorḳalar, yā ögüt ḥāṣıl ola özlerine işitdüklerivaḳt.

(Ya Rəsulum!) Biz onu (sənə göndərilən ilahi Kitabı) ərəbcə Qur’an olaraq nazil etdik. Biz orada (kafirlərə əzab veriləcəyinə dair) təhdidləri (cürbəcür misallarla) təkrar-təkrar izah etdik ki, bəlkə, onlar pis əməllərindən çəkinsinlər, yaxud (onu öyüd-nəsihətlərindən) ibrət alsınlar! (Qur’an onlara öyüd-nəsihət versin!)

Thus We have revealed it as a Lecture in Arabic, and have displayed therein certain threats, that peradventure they may keep from evil or that it may cause them to take heed.

Thus have We sent this down - an arabic Qur´an - and explained therein in detail some of the warnings, in order that they may fear Allah, or that it may cause their remembrance (of Him).(2638)

2638 The Qur'an is in clear Arabic, so that even an unlearned people like the Arabs might understand and profit by its warnings, and the rest of the w... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.