17 Nisan 2026 - 28 Şevval 1447 - Cuma

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
İsrâ Suresi 106. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Vekur-ânen feraknâhu litakraehu ‘alâ-nnâsi ‘alâ mukśin venezzelnâhu tenzîlâ(n)

Bir Kur'an'dır ki onu insanlara duradura, yavaşyavaş okuman için ayetayet, suresure ayırdık ve onu azarazar indirdik.

Biz Onu bir Kur’an olarak, insanlara (anlamaları ve uyum sağlamaları için) dura dura ve belli aralıklarla okuyasın diye (bölüm bölüm, surelere ve ayetlere) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile (yirmi üç senede) indirdik.

Ve ayrıca onu insanlara dura dura, yavaş yavaş okuyasın diye, ayet ayet, sûre sûre ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Sana bütün ilâhî kitaplardaki dinî-ilmî esasları içeren, okunan bir kitap, Kur'ân verdik. Onu insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet, sûre sûre ayırdık. Biz onu bölüm bölüm indirdik.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 16/101-102; 25/32.

Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (ayet ayet) ayırdık ve onu (ihtiyaca göre) kademe kademe indirdik.

Onu bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuman için (bölüm bölüm) ayırdık ve onu safha safha bir indirme ile indirdik.

Hem onu, bir Kur'ân olarak âyetlere ayırdık ki, insanlara dura dura okuyasın. Biz, onu yavaş yavaş (ve âyet âyet yirmi üç yılda) indirdik.

Kur’anı insanlara ağır ağır okuman için, onu bölümlere ayırdık ve (ihtiyaca göre) onu parça parça olarak indirdik.(*)

(*) Vahiy, gökte yazılmış bir kitap olarak gelmez. Vahiyde acelecilik olmaz. O, ihtiyaca göre, evrendeki doğal dağılıma benzer bir şekilde peygamberle... Devamı..

Biz onu Kur'ân olarak, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm ayırdık ve peyderpey indirdik.

İnsanlara, yavaş yavaş okumançin, Kur'anı da parça parça gönderdik, gereğince indirdik

Kur’an’ı insanlara sindire sindire (ağır ağır) okuyasın diye bölümlere ayırdık ve (gerektikçe) bölüm bölüm indirdik. 

Bkz. 25/32 Bu ayetler, Kur’an’ın hakikati eksik yansıttığı yahut insanların onu anlayamayacağı yönündeki iddialara açık ve doğrudan bir cevap niteliğ... Devamı..

İnsanlara fâsıla ile okumaklığın içün Kur’ân’ı kısmlara ayırdık ve kısım kısım inzâl iyledik.

Kuran'ı, insanlara ağır ağır okuman için, bölüm bölüm indirdik ve onu gerektikçe indirdik.

Biz Kur’an’ı, insanlara dura dura okuyasın diye âyet âyet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Biz onu, insanlara aralıklarla okuyasın diye okumaya elverişli bölümlere ayırdık, peyderpey indirdik.

Biz onu, Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye (âyet âyet, sûre sûre) ayırdık; ve onu peyderpey indirdik.

Uzun bir zaman dilimi içerisinde halka okuman için ayırdığımız bir Kuran'dır. Onu topluca indirmiştik

Sana Kur'ân'ı verdik ve onu insanlara sindire sindire okuyasın diye (kısımlara) ayırdık ve biz onu yavaş yavaş indirdik.

Hem onu bir Kur'an olmak üzere âyet âyet ayırdık ki nâsa dura dura okuyasın hem de tenzil suretiyle ceste ceste indirdik

(Habibim! Biz) Kur’ân’ı, insanlara ağır ağır (yeri ve zamanı geldikçe) okuyasın (tebliğ edesin) diye (bir defada toplu olarak değil de insanların maslahatlarına göre) peyderpey göndererek O’nu (âyet ve sûre gibi) kısımlara ayırdık.

Kur'an'ı; onu, zamana yayarak insanlara duyurman¹ için bölümler halinde birbiri ardınca indirdik.

1- “Takrae” sözcüğünün bu ayetteki anlamı okumak değil, “duyurmak”tır. Kur\an, okunsun diye değil; insanlara duyurulsun, iletilsin diye gönderilen bir... Devamı..

Biz onu bir Kur'an olmak üzere (âyet âyet) ayırdık ki insanlara karşı, dura dura (ağır ağır, dâne dâne) okuyasın. Biz onu tedricen indirdik.

Onu bir Kur’ân olarak, insanlara sindire sindire okuman için bölümlere ayırdık ve onu parça parça indirdik.

[25/32]

Hem onu, bir Kur'ân olarak (âyet âyet) kısımlara ayırdık ki, insanlara onu (iyice anlayabilmeleri için) dura dura okuyasın! Çünki onu (hâdiselere göre, size bir ders olmak üzere) azar azar indirdik.

Ve ayrıca onu (Kur’an’nı) insanlara dura dura (yavaş yavaş), okuyasın (tebliğ edip duyurasın) diye, (ayet ayet, sûre sûre) ayırdık ve onu azar azar indirdik.*

(*) Bu ayette Kur’an’ı Kerimin topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmekted... Devamı..

Kur’an’ı insanlara okuduğunda, onların üzerinde (hafızalarında) kalıcı olsun diye, okunan (sure, sure - ayet ayet) bölümler halinde ayırdık ve indirdikçe (parçalar halinde) indirdik.

Biz Kur’an’ı bölümlere ayırdık ki insanlara ağır ağır okuyasın diye. Hem Biz onu kısım kısım bildirdik.

Nâs/a, aheste aheste okuman için Kur/an/ı âyet âyet, dağınık gönderdik. Onu uygun bir surette indirdik [²].

[2] Hikmete, maslahata uygun olarak peyderpey indirdik.

Kur’an’ı insanlara ağır ağır/anlaşıla anlaşıla okuyasın diye ayet ayet ayırdık ve onu peyderpey indirdik.

Onu insanlara ağır ağır okuman için bir Kur'an olarak (bölüm bölüm) ayırdık ve onu özel bir indirişle (aşamalı şekilde) indirdik.

Ve bu kitabı sûre sûre, ayet ayet bölümlere ayırdığımız bir Kur’an halinde gönderdik ki, onu insanlara yavaş yavaş ve sindire sindire okuyarak insanları uyarasın ve bu amaçla onu, bir defada toplu olarak değil, yirmi üç yıl boyunca, azar azar ve aşama aşama indirdik.

Dura dura İnsanlar’a okuyasın diye, bir kur’ân (okuyuş) olmak üzere onu tefrik ettik / ayırdık.
Onu kısım kısım indirdik.

Biz Kuran’ı, kılı kırk yararcasına ayrıntıladık. Sen de onu, ağır ağır okuyup halkın beynine kazımalısın. Ara ara indirmemizin anlamı da budur.

Biz Kur’an’ı parçalara ayırdık! İnsanlara ağır ağır okuman için birbiri ardınca indirdik!

Biz onu (Kur’an’ı), insanlara yavaş yavaş okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve onu bu şekilde indirdik. [*]

Bu ayette Kur’an’ın topluca değil de peyderpey indirilmesinin gerekçesinin, hayata okunması ve hayata dokunması olduğuna dikkat çekilmektedir. Benzer ... Devamı..

Biz O Kur’an’ı, insanlara sindire sindire¹ okuyasın diye (bölümlere) ayırdık ve parça parça indirdik.

1 Hz. Ömer (r.a): “Kur’an’ı beşer âyet, beşer âyet öğrenin. Zîrâ Cebrâil onu çoğunlukla beşer âyet, beşer âyet indirirdi.” demiştir. (Alûsî)... Devamı..

ve ayrıca onu, insanlara yavaş yavaş okuyasın diye bir Kur’an, temel bir okuma metni olarak bölüm bölüm açıkladık, ¹²⁸ ayet ayet indirdik. ¹²⁹

128 Lafzen, “[Birbirini tamamlayan] bölümlere ayırdık”, yahut, (Râzî’nin kaydettiği) bazı müfessirlere göre, “açık/tefrik edilebilir bir mesaj olarak ... Devamı..

Ayrıca biz bu Kuran’ı, insanlara uzun süreye yayarak okuman için onu kısım kısım indirdik. Bunun için de sana bu vahyi yavaş yavaş indirdik. 2/97, 25/32-33, 26/192...195

Ayrıca onu hep okunan bir Kur’an kılmak için bölüm bölüm açıkladık (ki), üzerinde dura dura onu insanlara okuyasın;[²³³⁷] çünkü Biz de onu, (hayata geçirsinler) diye dura dura, parça parça indirmiştik.

[2337] Kur’an ile ilgili lügavî bir açıklama için bkz: 10:15 ve 25:30, ilgili notlar.

Öyle bir Kur’an olarak ki, insanlara onu ağır ağır okuyasın diye, bölüm bölüm ve gerektikçe indirdik!

Onu bölümlere ayırdığımız bir Kur’ân (yaptık); üzerinde dura dura bir indirilişle insanlara okuman için indirdik.

Ve onu Kur'an olarak vakit vakit (müneccemen) indirdik, onu nâsa teennî ile (dura dura) okuyasın diye. Ve onu birbiri ardınca (müteferrik surette) indirmiş olduk.

Hem o vahyi, insanların zihinlerine sindire sindire okuman için zaman zaman gelen Kur'ân dersleri halinde indirdik [16, 101-102; 25, 32]

Onu, insanlara ağır ağır okuman için, okuma parçalarına ayırdık ve onu azar azar indirdik.

Halka yavaş yavaş ve tedrîcen okuyub teblîğ itmek içün Kur'ân'ı parça parça inzâl itdik ve ahvâle göre tenzîl iyledik.

Biz onu Kur'ânlar [1] (kümeler) halinde ayırdık ki insanlar beklenti[2] halinde iken onu onlara öğretesin. Onu parça parça indirdik.

[*] Kur'ân, kök anlamı "toplama" olan karaa قرأ 'nın mastarı, kur' القُرْء veya kar' القَرْء'dan türemiştir. Mastar olarak kullanıldığı gibi makrû' (م... Devamı..

Kur'an'ı, insanlara dura dura okuyasın diye kısım kısım indirdik. O'nu yavaş yavaş indirdik.

Hem Kur'ân'ı insanlara fasılalar halinde okuyasın diye bölümlere ayırdık ve parça parça indirdik.

Onu, okunacak şeyleri toplayan bir kitap/ bir Kur'an olarak, insanlara dura dura okuyasın diye kısımlara ayırıp ağır ağır indirdik.

Biz Qur’onni odamlarga asta-sekinlik bilan o‘‎qib berishingiz uchun uni bo‘‎laklarga ajratdik va bo‘‎lib-bo‘‎lib nozil qildik.

daħı ķur’ān ayırduķ anı ya'nį āyet āyet eyledük bölük bölük indürdük tā oķıyasın anı ādemįler üzere döleklık üzere. daħı indürdük anı indürmek.

Daḫı biz Ḳur’ānı muḳarrer indürdük, sen oḳumaġ‐ıçun anı ḫalḳ üstinemühlet bile. Daḫı biz indürdük anı indürmek.

İnsanlara aramla (yavaş-yavaş) oxuyasan deyə, Biz Qur’anı hissələrə ayırıb (ayə-ayə, surə-surə) göndərdik. Biz onu tədriclə, (iyirmi üç ilə yaxın bir müddət ərzində) nazil etdik.

And (it is) a Qur’an that We have divided, that thou mayest recite it unto mankind at intervals, and We have revealed it by (successive) revelation.

(It is) a Qur´an which We have divided (into parts from time to time), in order that thou mightest recite it to men at intervals: We have revealed it by stages.(2317)

2317 The marvel is that these parts, revealed at different times and in different circumstances, should fit together so closely and consistently as th... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.