İllâ rahmeten min rabbik(e)(c) inne fadlehu kâne ‘aleyke kebîrâ(n)
Ancak Rabbinin rahmeti onu korumuştur; gerçekten de onun lütfü, ihsanı pek büyüktür sana.
(Oysa vahyi unutturmadan ve karıştırmadan kalbinde bırakan) Senin Rabbinin rahmetinden başka(sı değildir). Şüphesiz O’nun lütfu Senin üzerinde çok büyüktür. (Bu nedenle asıl teşekkür, tezekkür ve tefekkür Allah’a layıktır. Ve zaten 1445 senedir vahyi silmeyi ve değiştirmeyi başaramamışlardır.)”
Böyle birşey olmuyorsa bil ki, bu yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir. Gerçekten de, O'nun sana olan iyilik ve ikramı pek büyüktür.
Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde Kur'ân bâki kalmıştır. Onun sana olan lütufkârlığı çok büyüktür.
Ancak (onu bırakması) Rabbinin bir rahmetidir. Şüphesiz O'nun senin üzerindeki lütfu büyüktür.
(Vahyi sende bırakan) Rabbin rahmetinden başka (sı değildir). Şüphesiz O'nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Fakat Kur'ân'ı kalbinde ezberlemen, ancak Rabbinin bir ihsanıdır. Gerçekten O'nun, senin üzerindeki ihsânı çok büyüktür.
Fakat Rabbinin sana olan rahmeti olarak (bunları bırakıyoruz.) Çünkü Rabbinin sana olan ikram ve ihsanı çok büyüktür.
Ancak Rabbinin rahmeti sayesinde vahiy kesilmedi. Çünkü O'nun sana büyük lütfu vardır.
Bu, Tanrından ancak sana bir rahmettir, büyüktür Tanrının erdemi sana
Ancak Rabbinden bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O’nun sana olan lütfu ve ihsanı büyüktür.
Yegâne istinâdgâhın rabbinin rahmetidir hakîkatde sana karşu lütufları büyükdür.
Bunu yapmayışı ancak Rabbinin sana merhamet etmesindendir. Çünkü O'nun sana olan nimeti büyüktür.
Ancak Rabbin’den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O’nun sana olan lütfu büyüktür.
Rabbinden bir rahmet gelmiş o başka. Onun sana ihsanı çok büyük olmuştur.
Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an bâki kalmıştır). Çünkü O'nun sana lütufkârlığı çok büyüktür.
Ancak Rabbinin rahmeti var... O'nun sana olan nimeti büyüktür.
Fakat Rabbinden bir rahmet olarak (biz bunu yapmadık). Gerçekten O'nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Ancak rabbından bir rahmet başka, hakıkat senin üzerinde onun fazlı pek büyük bulunuyor
Ancak Rabbinin (sonsuz lütuf ve) rahmeti sayesindedir (ki, sana vahyettiği bu Kur’ân’ı korudu). Doğrusu, O’nun sana olan lütuf ve ihsanı, gerçekten çok büyüktür.
Ancak bu, Rabb'inden bir rahmettir. O'nun, senin üzerindeki lütfu çok büyüktür.
Ancak Rabbinden olan bir rahmetdir (ki onu ibkaa etmişdir). Hakıykat, Onun, senin üzerindeki fazl (-u keremi) büyükdür.
Rabbinin rahmetinden başka... O’nun lütfu senin üzerinde çok büyüktür.
Ancak Rabbinden bir rahmet olarak (Kur'ân'ı ortadan kaldırmadık); gerçekten O'nun, senin üzerindeki ihsânı (çok) büyüktür.
(Vahyin bekası) ancak Rabbinden bir rahmet iledir. Gerçekten de O’nun lütfü senin üzerinde çok büyüktür.
Sana vahyettiğimiz Rabbinden bir rahmettir. Onun senin üzerindeki lütfu şüphesiz ki büyüktür.
Ancak, senin çalabının esirgeyiciliğidir ki onu yerli yerinde bırakmıştır. Çünkü senin çalabının sana olan vergisi büyüktür.
Şu kadar ki Rabbinin merhametidir ki Kur/an/ı ipka etmiştir. O/nun sana karşı inayeti büyüktür.
Ancak Rabbinden bir rahmet müstesnadır. Muhakkak ki O’nun sana olan lütfu çok büyüktür.
(Vahyin bekası) Ancak Rabbinden bir rahmet iledir. Şüphesiz O'nun lütfü senin üzerinde çok büyüktür.
Ancak Rabb’inin sonsuz lütuf ve rahmeti sayesindedir ki, sana vahyettiği bu Kur’an’ı korudu ve sürekli kıldı. Doğrusu, O’nun sana bağışladığı lütuf ve ihsânı, gerçekten çok büyüktür.
Demek ki, bu Kur’an senin eserin değil, Allah’ın gönderdiği bir vahiydir
Ancak senin rabbinden bir rahmet başka! O’nun lütfu, senin üzerinde büyük olmuştur.
Ama Rabb’in sana kıyamaz. Çünkü o sana, çok değer veriyor.
Rabbinin sana rahmeti hariç! Sen yolumda samimiyetle yürüdüğün müddetçe rahmetimizle karışlık bulursun. Çünkü sana iyiliğimiz cidden çok büyüktür.
Rabbinin merhameti hariç! Şüphesiz ki O’nun sana yönelik iyiliği büyüktür.
(Vahyin senden alınmaması) ancak Rabbinden bir rahmet iledir. Şüphesiz Onun sana olan lütfu pek büyüktür.
[Böyle bir şey olmuyorsa bu] yalnızca Rabbinden bir rahmet nedeniyledir: gerçekten de O’nun senin üzerindeki lütfu çok büyüktür!
Ancak, böyle olmaması Rabbinin sana olan rahmetindendir. Çünkü O’nun sana olan lütfu ve keremi çok büyüktür. 4/113, 10/57, 21/107, 41/44
Neyse ki Rabbinin rahmeti sayesinde (bundan uzaksın). Unutma ki O’nun senin üzerindeki lutfu her daim büyük olmuştur.
Ancak Rabbinin rahmeti (sayesinde Kur'an baki kalmıştır) Çünkü, O'nun senin üzerindeki lütfu keremi çok büyüktür.
(Bunlar) sana sadece rabbinden bir rahmettir ve sana bulunduğu lütuf büyüktür.
Ancak Rabbinden bir rahmettir ki, (O vahyetiğini) gidermiyor) şüphe yok ki, O'nun inâyeti senin üzerinde pek büyüktür.
Ama böyle yapmayıp Kur'ân âyetlerini muhafaza etmesi, sırf Rabbinin ihsanının sonucudur. Gerçekten O'nun sana olan lütfu pek büyüktür.
Ancak Rabbin sana acıyarak ayetlerini geri almamaktadır. Çünkü O'nun sana olan lutfu cidden büyüktür.
Ancak rabbin tarafından rahmete mazhar oldun. (Kur'ân'a ilişmedik) Tahkîk O'nun sana olan ihsânı büyükdür.
Geri alınmaması sadece Rabbinin ikramıdır. O’nun sana iyiliği büyüktür.
Ancak, Rabbinden bir rahmettir. Onun üzerindeki ikramı çok büyüktür.
Sana vahyettiklerimiz ancak Rabbinden bir rahmet ile korunur. Gerçekten de senin üzerinde Onun pek büyük lütfu vardır.
Ancak, Rabbinden bir rahmet müstesna. Kuşkusuz, O'nun sana lütfu pek büyüktür.
Faqat Robbingizning marhamati bilangina u qalbingizda boqiydir. Haqiqatan, sizga Uning fazli kattadir.
raḥmet içündür çalabuñdan bayıķ fażlı anuñ oldı üzerüne ulu.
İllā seni yaradan Allāhuñ raḥmeti bile. Taḥḳīḳ Tañrı Ta‘ālā keremi senüñüstüñe olur.
Lakin (bunu etməməyimiz) Rəbbinin yalnız sənə qarşı bir mərhəmətidir. Həqiqətən, Onun sənə olan ne’məti böyükdür!
(It is naught) save mercy from thy Lord. Lo! His kindness unto thee was ever great.
Except for Mercy from thy Lord:(2287) for his bounty is to thee (indeed) great.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |