Kâlû lekad ‘alimte mâ lenâ fî benâtike min hakkin ve-inneke leta’lemu mâ nurîd(u)
Andolsun ki dediler, sen de bilirsin, kızlarında hiç gözümüz yok, sen bizim ne istediğimizi bilirsin.
Dediler ki: "Andolsun, senin kızlarında bizim bir hak talebimiz (ilgimiz ve isteğimiz) olmadığını sen de bilip duruyorsun. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen de biliyorken (ne diye işimizi engelleme gayretindesin?)"
Lût'a karşı, “Sen de biliyorsun ki, senin kızlarında gözümüz yok, aslında bizim neyin peşinde olduğumuzu çok iyi biliyorsun” dediler.
Onlar:
“Senin ümmetinin kızlarında bizim gözümüzün olmadığını biliyorsun. Şüphesiz sen bizim ne istediğimizi de biliyorsun.” dediler.
Onlar: "Bizim senin kızlarında bir hakkımız (onlarla bir ilgimiz) olmadığını bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi de gayet iyi bilirsin" dediler.
Dediler ki: 'Andolsun, senin kızlarında bizim haktan bir şeyimiz (ilgimiz ve arzumuz) olmadığını sen de bilmişsindir. Bizim ne istediğimizi gerçekte sen biliyorsun.'
Onlar dediler ki: “- Senin kızlarında hiç bir hakkımız olmadığını elbette bilmişsindir. Sen bizim ne istediğimizi (erkeklere varmak niyyetimizi) doğrusu bilirsin.”
Onlar: “Sen bilirsin, bizim senin kızlarında bir hakkımız yoktur. Ve sen bizim ne istediğimizi de biliyorsun” dediler.
Dediler ki: “Senin kızlarında bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.”
Dediler ki: «Bilirsin kızların hakkında, senden bir dileğimiz yok, bilirsin ki, bizler neyi isteriz?»
(Buna karşılık) onlar da dediler ki: “Sen (gayet iyi) biliyorsun ki bizim (kadınlarla bir işimiz olmadığı için) senin kızlarında bir gözümüz yok. Aslında sen bizim neyin peşinde olduğumuzu çok iyi biliyorsun (ama bizi oyalıyorsun).”
Didiler ki: "Senin kızların ile hiç bir işimiz yokdur. Sen bizim istediğimizi bilmez değilsin"
"And olsun ki, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını biliyorsun; doğrusu, ne istediğimizin farkındasın" dediler.
Onlar, “İyi biliyorsun ki kızlarında bizim gözümüz yok. Sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun” dediler.
“Sen de biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok. Bizim ne istediğimizi pekâlâ biliyorsun” dediler.
Dediler ki: Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını biliyorsun. Ve sen bizim ne istediğimizi elbette bilirsin.
"Bilirsin ki senin kızlarına bizim bir ihtiyacımız yok. Sen bizim ne istediğimizi iyi bilirsin," dediler.
Onlar: "Sen de bilirsin ki, bizim senin kızlarınla bir ilgimiz yoktur. Sen bizim ne istediğimizi gayet iyi biliyorsun." dediler.
Her halde dediler: ma'lûmdur ki senin kızlarında bizim hiç bir alâkamız yoktur ve bizim ne istediğimizi pek âlâ bilirsin
Onlar, “Bizim senin kızlarında bir hakkımız (bir ilgimiz) olmadığını bilirsin. (Kadınlara/kızlara karşı bir şehvetimiz yoktur, bizim işimiz erkeklerledir.) Sen bizim ne istediğimizi de gâyet iyi bilirsin” dediler.
“Senin kızlarında bizim hakkımızın olmadığını biliyorsun. Ant olsun ki ne istediğimizi çok iyi biliyorsun.” dediler.
Dediler: «Andolsun, senin de bildiğin vech ile bizim senin kızlarınla hiç bir hak (ve alâka) mız yokdur. Sen bizim ne dilediğimizi elbette bilirsin».
Dediler ki: “Yemîn olsun (sen de) bilirsin ki, senin kızlarında bizim için hiçbir hak yoktur. (Kadınlara karşı bir meyil duymuyoruz.) Doğrusu sen bizim ne istediğimizi hâlbuki çok iyi bilirsin!”
Dediler ki: Elbette sen de biliyorsun ki, senin (halkının) kızlarında hakkımız (gözümüz, kadınlara karşı bir ilgimiz ve isteğimiz) yok. Şüphesiz bizim neyi istediğimizi de biliyorsun”
Kavmi Lut’a “Sen bizim kızların hakkındaki gerçek düşüncelerimizi biliyorsun. Sen aynı zamanda ne istediğimizi de biliyorsun” dediler.
Dediler: "sen de bilirsin ki bizim kızlarınızla işimiz yoktur. Sen bizim ne yapmak istediğimizi çok iyi bilirsin."
Dediler ki: “Bizim zaten senin (kavminin) kızlarında/ kadınlarında bir gözümüz yok. Şüphesiz sen bizim ne istediğimizi biliyorsun.”³⁰
“Hiç şüphesiz senin kızlarında bir hakkımız olmadığını biliyorsun ve doğrusu ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun” dediler.
Buna karşılık onlar, “Sen de gâyet iyi biliyorsun ki, bizim senin kızlarında gözümüz yok, çünkü kadınlarlailgilenmiyoruz biz. Sen aslında bizim ne istediğimizi pekâlâ bilirsin!” dediler.
-"And olsun bildin ki senin kızlarında bizim için hiçbir hak yoktur! Ne istiyoruz, sen biliyorsun!" dediler.
Halk: " Bizim, senin kızlarınla bir işimiz olmadığını bal gibi biliyorsun. Bizim ne istediğimizi de pekâla biliyorsun. "
Dediler ki: "Ey Lut! Kadınlarımızdan bizim istediğimiz bir şey yok! Sen bizim ne istediğimizi pekâlâ biliyorsun!"
(Kavmi) “Senin kızlarında bizim herhangi bir hakkımız olmadığını bilirsin. Sen bizim ne istediğimizi elbette biliyorsun!” demişlerdi. [*]
(Onlar): “Bizim kesinlikle senin (ve ümmetinin) kızlarına karşı bir ilgi ve arzumuzun olmadığını, sen de bilirsin. Hatta sen bizim ne istediğimizi¹ de çok iyi biliyorsun.” dediler.
Onlar: - Sen de iyi biliyorsun ki senin kızlarında bizim gözümüz yok. Aslında sen bizim ne istediğimizi çok iyi biliyorsun, dediler. 26/166
Dediler ki: “Sen de iyi biliyorsun ki bizim senin kızlarında gözümüz yok; aslında sen çok iyi biliyorsun bizim ne istediğimizi!”
Fakat onlar ısrar ettiler ve "Ey Lut, sen bizim kızlarınla alakadar olmadığımızı ve niyetimizin ne olduğunu elbet iyi bilirsin" diyerek kötü niyetlerini açığa vurmaktan çekinmediler.
Dediler ki: “Senin kızlarında bizim için bir hakkımız olmadığını bilirsin, sen de elbette bizim ne istediğimizi bilirsin.”
Dediler ki: «Muhakkak sen bilmişsindir ki bizim için senin kızlarda bir hak yoktur. Ve şüphe yoktur ki sen bizim ne kasdettiğimizi elbette bilirsin.»
Şöyle dediler: “Sen de pek iyi bilirsin ki senin kızlarında hakkımız ve onlarla hiç bir alâkamız yoktur, onlarda gözümüz yoktur, ama sen bizim ne istediğimizi pekâla biliyorsun! ”
Dediler ki: "Senin kızlarında bizim bir hakkımız olmadığını bilmişsindir. Ve sen bizim ne isteğimizi de pekala bilirsin!"
Kavmi: "Yâ Lût! Bizim senin kızlarınla bir işimiz olmadığını ve bizim murâdımızın ne oldığını sen bilirsin" didiler.
“Kızlarınla ilgilenmediğimizi iyi bilirsin. Bizim ne istediğimizi de iyi bilirsin” dediler.
.-Senin kızlarınla bizim bir işimizin olmadığını biliyorsun. Sen bizim ne istediğimizi de elbette biliyorsun, dediler.
“Sen de biliyorsun ki senin kızlarınla bizim bir işimiz yok,” dediler. “Bizim ne istediğimizi pekalâ biliyorsun.”
Dediler ki: "Senin kızlarında hakkımız olmadığını çok iyi biliyorsun. Ne istediğimizi de çok iyi biliyorsun."
eyittiler “bayıķ bildüñ yoķdur bizüm ķızlaruñda hįç ḥaķ daħı bayıķ sen bilürsin anı kim dilerüz.”
Eyitdiler: Taḥḳīḳ sen bilürsin ki senüñ ḳızlaruñda bizüm raġbetümüzyoḳdur. Bize gerekmez, sen bilürsin ki biz dilegi ki irkek dutmaḳdur, didiler.
Onlar dedilər: “Sənin qızlarına heç bir rəğbətimiz (və ya ehtiyacımız) olmadığını, şübhəsiz, bilirsən. Nə istədiyimizi də, yəqin ki, bilirsən!”
They said: Well thou knowest that we have no right to thy daughters, and well thou knowest what we want.
They said: "Well dost thou know we have no need of thy daughters: indeed thou knowest quite well what we want!"
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |