Elletî tettali’u ‘alâ-l-ef-ide(ti)
Öylesine ateş ki yürekleri sarar, kaplar.
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkacak (inkârcıların ve münafıkların iç organlarına kadar yakıp kavuracak)tır.
Öyle bir ateş ki, canlılık merkezi olan yüreklere işler ve kaplar.
Kalplerin, beyinlerin içine işleyen ateştir.
O yüreklere kadar işler.
Ki o, yüreklerin üstüne tırmanıp çıkar.
Öyle ki, onun acısı kalblere kadar girer.
Kalp ve gönülleri sarar.
4,5,6,7,8,9. Hayır! Andolsun ki o, Hutame'ye atılacaktır. Hutame'nin ne olduğunu bilir misin? Allah'ın, tutuşturulmuş, kalplerin cıdarına işleyen ateşidir. Onlar, bu ateşin içinde uzatılmış sütunlara bağlanmış haldeyken o ateş, üzerlerine kapatılmıştır.
Yürekleri eritir
(Onun) acısı yüreklere kadar işler.
6-9. Hutame Allâh’ın yakdığı bir âteşdir ki (kâfirin) kalbini ve kendilerini, sütunlar üzerinde bir kubbe gibi her tarafdan ihâta idecekdir.
6,7. O, yüreklere çökecek olan, Allah'ın tutuşturulmuş ateşidir.
6,7. O, Allah’ın, yüreklere işleyen tutuşturulmuş ateşidir.
7-9. Uzatılmış direklere bağlı olarak içine hapsedildikleri, yükselip yürekleri saran ateş!
6, 7. Allah'ın, tutuşturulmuş, (yandıkça) tırmanıp kalplerin ta üstüne çıkan ateşidir.
Ki beyinlere işler.
6,7. O, kalplerin içine işleyecek, Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir.
Ki çıkar gönüller üstüne
O öyle bir ateştir ki, yürekler (in için) e kadar işler.
Yüreklere işleyen bir ateş.
ki tırmanıb yüreklerin ta üstüne çıkacak (kaplayacak) dır o.
Yüreklere işler.
Öyle (ateş) ki, kalbleri kaplar (ta içine işler!)
Öyle (bir ateş) ki, (akıl ve irade merkezi olan) beyinlere (kadar) işler. *
O, kalplerin içine işleyen bir ateş.
O ateş ki yüreklerini sarıp dağlıyacaktır.
Yürekleri sarıp yakar.
O, tâ gönüllere [ef’ide] işleyen (bir iç ateştir).
O (ateş), kalplere çöreklenmektedir.
Tâ gönüllere işleyen korkunç bir ateş!
Gönüller’e işleyen!
öncelikle yürekleri dağlayacak,
O ateş insanların gönüllerine işler. Daha dünyada iken ateşin içinde yanarlar. Haklı haksız çeşitli yollarla elde ettikleri mallarını kaybetme korkusu onları çepeçevre kuşatmıştır. Öyle ki, bütün hücrelerine bu korku işlemiştir. Onun için sürekli sayarlar. Kandırılacağı, aldatılacağı, çalınacağı korkusu yaşamlarının karabasanı olur. Sürekli diken üzerinde dururlar. Dünyaya karşı önü alınmaz sevgi, ölüm korkusu, mallarını kaybetme korkusu onları yer bitirir. Yaşamlarında rahat huzur kalmaz. Her an beğenmedikleri fakirler yoksullar gibi olacakları endişesiyle ne yapacaklarını bilemezler. Her an, her yerde, yaşadıkları tedirginlikle yanıp tutuşurlar. Gözlerinde sakinlik, kalplerinde sevgi, sözlerinde yumuşaklık, hareketlerinde güven yoktur. Onlar hutemenin yakıcılığıyla tutuşturulmuştur. Daha ölüp yanımıza gelmeden onların dünyası zindan olur. Rüyaları karabasan olur. Yataklarında huzurla uyuyamazlar.
O (ateş) ki kalplerin üzerinde yükselir. [*]
6,7. O, kalplerin içine dahi işleyecek olan, Allah’ın (emriyle) yakılmış bir ateştir.
Ta yüreklere işleyen bir ateş! 14/16-17, 18/29
O öyle bir ateştir ki, bütün bir iç dünyalarını[⁵⁸⁸⁹] kaplayarak yükselir:[⁵⁸⁹⁰]
(O öyle bir ateştir ki) Gönüllere tırmanır.
O (ateş) ki göğüslerin üzerine çıkar/sarar.
Öyle ki, yüreklerin üzerine yüklenecektir.
6, 7. Allah'ın tutuşturulmuş bir ateşidir. Bir ateş ki ta kalplere kadar işleyip yakar.
(Bir ateş) Ki gönüllere işler.
Öyle ateş ki kalblere kadar girer.
Yüreklere kadar tırmanan,
Kalplere işleyen...
Yüreklere kadar işler.
Ki tırmanıp işler yüreklere.
U olov badanlarni teshib o‘tib yuraklarga qadar yetadi.
6-7. Tañrı odıdur yandurınılmıs ol kim muŧŧalį ola ya'nį ire yürekler üzere.
Ol od ki odı yitişür yüreklere.
Elə bir od ki, ürəkləri yandırıb-yaxar.
Which leapeth up over the hearts (of men).
The which doth mount (Right) to the Hearts:(6268)
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |