18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Enbiyâ Suresi 64. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ferace’û ilâ enfusihim fekâlû innekum entumu-zzâlimûn(e)

Birbirlerine dönüp de gerçekten de zalimsiniz siz dediler.

(Hz. İbrahim, cansız ve kendilerini korumaktan bile aciz putlara tapınmanın ahmaklık olduğunu hatırlatınca) Bunun üzerine (kavmi bir anlık) kendi vicdanlarına (nefislerinin ön yargısız manevi tartılarına) başvurdular da; “Gerçek şu ki, zalim olanlar (asıl) sizlersiniz (bizleriz)” diyerek (kafaları dank etmeye başlamıştı).

Bunun üzerine birbirlerine veya vicdanlarına dönüp: “Doğrusu asıl zalim olan, yani yaratılış gayesi dışında yaşamak suretiyle yoldan çıkan biziz!” diyerek kendilerini suçlamış oldular.

Bunun üzerine akılları başlarına gelerek mantıklı düşündüler. Birbirlerine dönüp:
“Siz, evet siz bu cansız putlara kulluk ve ibadet etmekle kendilerine haksızlık eden zâlimlersiniz” dediler.

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurarak: "Şüphesiz sizsiniz asıl zalimler, siz" dediler.

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da; 'Gerçek şu ki, zalim olanlar sizlersiniz (biziz)' dediler.

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de: “- Doğrusu siz haksızsınız.” dediler.

Onlar kendilerine dönüp: “Şüphesiz siz, zulmettiniz”(*) dediler.

(*) İbrahim’e ve kendinize..

64,65. Kendi kendilerine dönüp birbirlerine, “Doğrusu siz zâlimlerdensiniz” dedikten sonra, gönüllerindeki eski inançları depreşerek, “Ey İbrâhim! Sen bunların konuşmayacağını bilirsin” dediler.

64,65.4 İmdi dönüp, kendi kendilerine dediler ki: «Siz haksızsınız», sonra başlarını öne eğerek, İbrahim'e dediler ki: «Sen de biliyorsun bunlar konuşamazlar!»

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (içlerinden kendi kendilerine): “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.

Hz. İbrahîm’in sergilediği bu sembolik eylem ve onu takip eden sözlü tebliğ, putperest toplumun yerleşik düşünce kalıplarında ciddi bir kırılmaya yol ... Devamı..

Biri birilerine bakarak: "Hakîkaten zâlimlersiniz [1]" didiler.

[1] Çünki böyle nutka gayr-i muktedir putlara tapıyorsunuz.

64,65. Kendi kendilerine: "Doğrusu siz haksızsınız", sonra kafalarında olan eski inançlarına dönerek: "Ey İbrahim! bunların konuşmayacağını, and olsun ki, bilirsin" dediler.

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz” dediler.

Sonra kendi kendilerine dönüp, “Asıl haktan ayrılanlar sizlersiniz!” dediler.

Bunun üzerine, kendi vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) «Zalimler sizlersiniz, sizler!» dediler.  

 Ayet şu şekilde de anlaşılmıştır: Sonra birbirlerine dönerek «(Putları yalnız ve savunmasız bıraktığımız için) asıl siz zalimsiniz» diyerek birbirler... Devamı..

Kendi vicdanlarına dönüp, kendi kendilerine şunu söylediler: "Gerçekten sizler haksızsınız."

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp (kendi kendilerine) dediler ki: "Doğrusu siz haksızsınız."

Bunun üzerine vicdanlarına müracaat ettiler de dediler: doğrusu siz haksızsınız

Bunun üzerine (puta tapanlar) kendi vicdanlarına dönüp (bir an için, İbrâhîm’in dediklerini düşündüler ve aslında İbrâhîm doğru söylüyor, kendi ellerimizle yapmış olduğumuz putlara tapmakla,) hiç şüphesiz, (asıl) haksız durumda olan biziz!” dediler.

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Haksızlık ediyoruz.” dediler.

Bunun üzerine vicdanlarına dönüb (birbirlerine) dediler ki: «Hiç şübhesiz (asıl) zaalimler sizsiniz, siz»!

Vicdanlarına döndüklerinde: “Asıl zalimler bizleriz.” dediler.

[27/11]

Bunun üzerine (orada bulunanlar) kendi vicdanlarına döndüler de (kendi kendilerine): “Gerçekten zâlim olanlar, ancak sizlersiniz” dediler.

Bunun üzerine kendi benliklerine (vicdanlarına) döndüler de (birbirlerine) dediler ki: «Hiç şüphesiz (asıl) haksız olanlar sizsiniz, siz!»

Sonlar puta tapanlar kendi aralarında konuşmak için döndüler ve “Gerçekten siz (bu putlara kulluk etmekle) kendi kendinize haksızlık yapıyorsunuz” dediler.

Bunun üzerine kandilerine geldiler de biribirlerine: "İşte kıyıcıların ta kendisi sizlersiniz" dediler.

Kendi akıl ve fikirlerine müracaat ettiler, kendi kendilerine «— Siz, hakikatte zalim kimselersiniz» [²] dediler.

[2] Putlara tapmakla zalim sizsiniz, yoksa İbrahim zalim değil.

Bunun üzerine birbirlerine dönüp, “Hiç şüphesiz siz zâlimlersiniz” dediler.

Bunun üzerine kendi vicdanlarına başvurdular da (kendi kendilerine), “Şüphesiz zalim olanlar sizlersiniz” deyiverdiler.

Bu sözler, beyinlerinde şimşek gibi çaktı; bunun üzerine, bir an için vicdanlarının sesine kulak vererek, içlerinden, “Aslında İbrahim doğru söylüyor, bizim yaptığımız düpedüz saçmalık, bu âciz putlara tapmakla, asıl haksız durumda olan biziz!” dediler.

Derken kendi nefislerine (vicdanlarına) müracaat ettiler. -"Siz, gerçekten Zâlimler’siniz!" dediler.

Sonunda akılları başlarına geldi. Birileri: " Vallahi siz hep kendinize yazık etmişsiniz. "

Bunun üzerine birlikte düşündüler ve dediler ki: "Hiç şüphesiz asıl zalimler sizsiniz siz!" Bir heykelin canlanıp diğerlerini kıramayacağına hükmettiler. Hiçbir iş beceremeyen heykele taptıklarından dolayı kendilerini kınadılar. İbrahim’in onlara göstermek istediği saçmalığı gördüler.

Kendilerine dönüp “Zalimler sizsiniz, siz!” demişlerdi.

Bunun üzerine birbirlerine döndüler ve: “(şu putları korumadığınız için) gerçek zâlim sizlersiniz.” dediler.¹

1 Kâfirlerin kendileri tarafından korunmaya muhtaç putlara tapmaları veya böyle birilerini putlaştırmaları onları tanrı kabul ettiklerinden değil işle... Devamı..

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: ⁶¹ “Doğrusu, asıl zalim olan sizlermişsiniz!” ⁶² dediler.

61 Lafzen, “kendi kendilerine dönüp” -yani, birbirlerini suçlayarak.62 Yani, “hemen İbrahim’i suçlamakla o’na haksızlık yapıyorsunuz” (Taberî).... Devamı..

Bunun üzerine birbirlerine dönüp: – Biz gerçekten konuşamayan varlıklara kulluk ederek sapıtmışız, diye birbirlerini suçladılar. 28/62...64

Bunun üzerine kendi iç dünyalarına döndüler ve (kendi kendilerine) “Siz var ya, siz” dediler, “işte asıl haddini bilmezin ta kendisisiniz!”

(Onlar ilkin İbrahimin bu sözlerinin etkisiyle şaşırıp birbirlerini suçlamaya başladılar ve) "Şüpheyok ki zalim olan sizsiniz siz:!.." dediler. (İmana gelir gibi oldular)

(İbrahim’in bu cevabı üzerine) kendi kendilerini sorgulayarak dediler ki: “Kesinlikle (putlara tapmakla) siz zalimlersiniz.”

Bunun üzerine kendi nefislerine döndüler de dediler ki: «Siz şüphe yok ki, zalimlersiniz.»

Bunun üzerine vicdanlarına dönüp içlerinden: “Asıl zalim İbrâhim değil, bu âciz putlara ibadet edip bel bağlayan sizler, biz müşriklermişiz! ” dediler.

Şöyle açıklayanlar da vardır: “Putlarınızı yalnız ve savunmasız bıraktığınız için asıl siz zalimsiniz” diyerek birbirlerini suçladılar.... Devamı..

Kendi vicdanlarına başvurup (içlerinden): "Hakikaten sizler haksızsınız!" dediler.

Kâfirler kendi nefislerine rücû' ile kendi kendilerine: "Tahkîk zâlimlerdensiniz" didiler.

Bunun üzerine kendilerine geldiler de “Biz, gerçekten yanlış yoldayız[*]” dediler.

[*] iltifat Bakara 2/64

Bunun üzerine kendilerine gelip:-Siz, gerçekten haksızsınız dediler.

Vicdanlarının sesini dinlediklerinde, “Gerçekten zalim olan biziz” dediler.

Bunun üzerine kendi benliklerine döndüler de şöyle dediler: "Siz, zalimlerin ta kendilerisiniz."

Shunda mushriklar biroz o‘‎zlariga kelib bir-birlariga: “Sizlar o‘‎zingiz zolimsizlar”, – dedilar.

pes döndiler gendüzilerindin yaña pes eyittiler “bayıķ sizler siz žālimler!”

Pes döndiler ‘aḳllarına, biri birine eyitdiler: Taḥḳīḳ biz ẓālimler‐biz, didiler.

Bunun nəticəsində onlar (ağıllarını başlarına yığıb) öz-özlərinə müraciətlə: “Siz, doğrudan da, zalımlarsınız (dilsiz-ağılsız, heç özlərini belə qorumağa qadir olmayan bütlərə tapınmaqla özünüz özünüzə zülm edirsiniz)”, - dedilər.

Then gathered they apart and said: Lo! ye yourselves are the wrong doers.

So they turned to themselves and said, "Surely ye are the ones in the wrong!"(2721)

2721 Abraham's biting irony cut them to the quick. What could they say? They turned to each other. Some among them thought he had the best of the argu... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.