Żâlike bi-enna(A)llâhe lem yeku muġayyiran ni’meten en’amehâ ‘alâ kavmin hattâ yuġayyirû mâ bi-enfusihim(ﻻ) veenna(A)llâhe semî’un ‘alîm(un)
Bu da, şundan ileri gelir: Şüphe yok ki Allah, bir topluluğa ihsan ettiği nimeti, onlar kendi huylarını değiştirmedikçe değiştirmez ve şüphe yok ki Allah, her şeyi duyar, bilir.
(Bunun) Nedeni şudur ki: Bir kavim (toplum), kendinde olanı (iman esaslarını ve İslam ahlâkını) değiştirip (küfre ve zulme yönelmedikçe) Allah, onlara nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz (her şeyi) İşitendir, Bilendir.
Bu gerçek böyledir. Çünkü Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe, asla değiştirip elinden almaz ve bilin ki, Allah herşeyi işiten ve herşeyi bilendir.
Bu ceza, Allah'ın bir millete ihsan ettiği nimetleri, refahı, sosyal, siyasî ve ekonomik dengeyi, onların, sahip oldukları ilahî-insanî değerleri, benliklerini, kendilerindeki yüksek hasletleri değiştirmedikçe değiştirmemesi, geri almaması kuralının işlemesi sebebiyledir. Allah her şeyi işitir, ilmi her şeyi kucaklar.
Bu şundan dolayıdır ki, bir topluluk kendi (iyi) durumunu değiştirmedikçe Allah onlara verdiği nimetini değiştirmez ve Allah işitendir, bilendir.
Nedeni şu: Bir kavim (toplum), kendinde olanı değiştirinceye kadar Allah, ona nimet olarak bağışladığını değiştirici değildir. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.
Kâfirlere bu azabın yapılış sebebi şu: Bir kavim, kendilerinden olan iyi hali (kötülüğe) çevirmedikçe, Allah da onlara ihsan ettiği bir nimeti (azaba) çevirici değildir. Gerçekten Allah (her söyleneni) işitendir, (bütün yapılanları) kemâliyle bilendir.
Bu, bir millet kendilerini değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği nimeti değiştirmez (yasasından dolayı böyledir.) Ve Allah işiten ve bilendir. (Kimin neye müstahak olduğunu biliyor.)
İşte böyle, kendözünü bozmadıkça bir ulus, Allah da, onlara, verdiği bir nimeti bozar değildir, Allah işitici, Allah bilici
İşte (onların kendi yaptıklarının cezası) budur. Çünkü Allah, (koyduğu yasalar gereğince) bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe asla değiştirmez Şüphesiz Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, (her şeyi) hakkıyla bilendir.
Allâh insânlara ihsân itdiği ni’metleri -ânlar kendi nefîslerini ifsâd itmedikce- tağyîr itmez her şeyi işidir ve bilür.
Bu, bir topluluk iyi gidişini değiştirmedikçe Allah'ın da verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden ve Allah'ın işiten, bilen olmasındandır.
Bunun sebebi şudur: Bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, Allah onlara verdiği bir nimeti değiştirmez ve şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.
Bu böyle olmuştur; çünkü Allah, bir topluluğa lutfettiği nimetini, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmez ve Allah her şeyi işitip bilmektedir.
Bu da, bir millet kendilerinde bulunanı (güzel ahlâk ve meziyetleri) değiştirinceye kadar Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmeyeceğinden dolayıdır. Gerçekten Allah işitendir, bilendir.
Zira, bir topluluk kendilerini değiştirmedikçe, ALLAH onlara verdiği nimetleri değiştirecek değildir. ALLAH İşitendir, Bilendir.
Bu, Allah'ın bir kavme verdiği nimeti, onlar kendilerini değiştirmedikçe değiştirmemesinden dolayıdır. Gerçekten de Allah hakkiyle işiten, herşeyi bilendir.
Bu, şundan: bir kerre Allah bir kavme in'am ettiği bir ni'meti onlar nefislerindeki sebebi değiştirinciye kadar değiştirmiş değildir, bir de Allah işitir, bilir
(Kâfirlerin) bu azabı görmelerinin sebebi şudur: Allah, bir topluma lütfettiği nimetini, o toplum kendi gidişatını değiştirmediği müddetçe, (nankörlük ederek azıp şımarmadıkça) verdiği bu nimeti onlardan almaz. Şüphesiz Allah her şeyi hakkıyla işitendir, her şeyi hakkıyla bilendir.
Bunun hikmeti şudur: Bir kavm nefislerinde olan (iyi haali) değiştirinceye kadar Allah onlara ihsan ettiği ni'meti değişdirici değildir ve şübhesiz ki O, (her şey'i) hakkıyle işidicidir, kemâliyle bilicidir.
Bu (azâb) şundandır: Kendilerinde bulunanı (iyi hâllerini) değiştirmedikçe, muhakkak ki Allah, bir kavme ni'met olarak ihsân buyurduğunu değiştirici olmaz ve şübhesiz Allah, Semî' (herşeyi işiten)dir, Alîm (hâllerini hakkıyla bilen)dir.
Bundan dolayıdır ki, bir toplum kendilerinde bulunan (iyi davranışlar)ı değiştirmedikçe, şüphesiz Allah, (koyduğu yasalar gereğince) onlara verdiği bir nimeti (esenliği) değiştirmez ve elbette Allah (her şeyi hakkıyla) işitendir, (her şeyi hakkıyla) bilendir.
İşte bundan dolayı Allah, bir topluma vermiş olduğu nimetleri, o toplum kendi nefislerinde olanları değiştirmedikçe, değiştirecek değildir. Elbetteki Allah her şeyi işiten ve her şeyi bilendir.
Bu da şundan: Bir ulus kendi özünü değiştirmedikçe , Allah da ona ettiği iyiliği değiştirmez. Çünkü Allah, işiticidir, bilicidir.
Bu, bir kavmin kendilerinde olanı değiştirmedikçe Allah'ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesinden dolayıdır. Allah şüphesiz işitendir, bilendir.
İşte zâlimlerin cezası, budur. Ve bu cezayı onlara veren, aslında bizzat kendileridir. Çünkü kıyâmete kadar değişmeyecek olan toplumsal ilâhî yasa uyarınca, bir toplum, kendi iç dünyasındaki güzel ahlâk ve meziyetleribozup değiştirmediği sürece, Allah da onlara vermiş olduğu nîmetleri değiştirecek değildir. Ve çünkü Allah, her şeyi işitendir, bilendir.
İşte bu, şu sebepledir ki Allah, kendilerindeki şeyleri değiştirmedikçe, bir kavime verdiği nimeti değiştirecek değildi. Allah, bilen işitendir.
İşin özü şudur: Bir millet kendi öz değerlerini bozmadığı sürece Allah, o millete verdiği yüksek notu değiştirmez. Çünkü Allah, erişilmez bilgi gücüyle her şeyi duyup bilmektedir...
Bu böyledir. Çünkü Allah, bir millet kendilerinde bulunanı değiştirmedikçe nimetlerini değiştirmez. Şüphesiz Allah işiten ve bilendir.
Bunun sebebi, bir toplum kendilerinde bulunanı değiştirinceye kadar Allah’ın onlara verdiği nimeti değiştirmemesi ve şüphesiz ki Allah’ın duyan ve bilen olmasıdır. [*]
Bunun böyle olması; bir toplumun (tek tek) kendi durumlarını değiştirmedikçe, Allah’ın da o topluma verdiği nîmeti, değiştirmemesinden dolayıdır.¹ Şüphesiz Allah (söylediklerinizi) hakkıyla işitendir, (her şeyi) tam bilendir.
Bu böyledir, çünkü Allah, bir topluma bahşettiği nimeti ve esenliği, o toplum kendi gidişini değiştirmedikçe ⁵⁶ asla değiştirmez; ⁵⁷ ve [bilin ki] Allah her şeyi işiten, her şeyi bilendir.
İşte bu, bir toplum kendi öz benliğini değiştirmedikçe Allah’ın da o topluma verdiği nimetleri değiştirmeyeceği gerçeğinden dolayıdır. Zaten Allah her şeyi işitir ve bilir. 11/117, 13/11, 28/47, 30/4, ,42/30- 48
Bu, şu (yasa) gereğidir: Allah bir topluma bahşettiği nimeti, o toplum kendi özünü değiştirip bozmadıkça[¹³⁸²] asla değiştirmez: zira Allah her şeyi işitendir, tarifsiz bir ilimle bilendir.
Bu cezanın sebebi, (onların fıtratlarındaki güzel ahlakı bozmuş olmalarındandır ki) Allah, bir topluma verdiği nimeti -fıtratlarındaki güzel ahlakı bozmadıkça- değiştirmez, şüphe yok ki Allah, herşeyi hakkıyle işitendir ve herşeyi hakkıyle bilendir.
Bu, Allah’ın bir toplumun kendilerinde olanı değiştirmedikçe, onların üzerindeki nimetini değiştirmediği içindir. Şüphesiz ki Allah işitendir ve bilendir.
Bu da, şüphe yok ki Allah Teâlâ bir kavme ihsan etmiş olduğu bir nîmeti değiştirici değildir, onlar kendi nefislerinde olanı değiştirinceye değin. Ve şüphe yok ki Allah Teâlâ bihakkın işiticidir, tamamıyla bilicidir.
Bu cezanın sebebi şudur: Bir millet kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez. Bir de şundan ki: Allah her şeyi hakkıyla işitir ve bilir (dolayısıyla herkese lâyık olduğunu verir).
Bu böyledir, çünkü bir millet kendilerinde bulunan(güzel meziyet)i değiştirmedikçe Allah onlara verdiği ni'meti değiştirmez. Allah işitendir, bilendir.
Allâh Te'âlâ bir kavme virdiği ni'meti, evvelâ onlar nefislerindeki sıdk ve îmânı tağyir itmedikce tağyir iyler olmadığından müşriklere bu 'azâb ('amellerinin cezâsı olarak) isâbet itdi. Allâh Te'âlâ işidir ve bilir.
Bu bir kuraldır: Bir topluluk kendi özünü değiştirmezse Allah ona verdiği nimeti değiştirmez; Allah, dinler ve bilir.
Bu, bir toplum kendi nefsinde olanı değiştirmedikçe, Allah'ın o topluma bahşettiği nimeti değiştirici olmadığı içindir. Allah, işitendir, bilendir..
Bu onların kendi ettiklerinin cezasıdır; çünkü bir toplum kendisinde olanı değiştirmedikçe, Allah da o topluma verdiği nimeti değiştirmez; aynı zamanda Allah herşeyi işitir, herşeyi bilir.
Bu böyledir. Çünkü Allah bir topluma lütfettiği nimeti, o toplum birey olarak içlerindekini/birey olarak kendilerine ilişkin olanı değiştirmedikçe, değiştirmemiştir. Ve Allah, iyice işiten, gereğince bilendir.
Sababi, toki odamlar o‘zlaridagi yaxshi holatni yomon holatga o‘zgartirmagunlaricha, shubhasiz, Alloh ham bir qavmga ato etgan ne’matini o‘zgartiruvchi emasdir. Albatta, Alloh hamma narsani eshitib turuvchi – Sami’ va bo‘layotgan ishlarni bilib turuvchi – A’lim Zotdir.
şol ya'nį dutmaķ andan ötürüdür kim Tañrı olmadı döndürici bir ni'meti ni'met virdi anı bir ķavm üzere tā döndüreler anı kim gendüzülerindedür. daħı bayıķ Tañrı işidicidür bilicidür.
Ol irişen ‘aẕāb özlerine andan ötürüdür kim Tañrı Ta‘ālā gidermezbir ni‘meti virmiş olsa bir ḳavme, ḥattā taġayyür eylemeyince anlar nefslerin‐de olan niyyeti. Daḫı Tañrı Ta‘ālā işidicidür, bilicidür işlerini.
(Kafirlərə verilən) bu əzab ona görədir ki, bir tayfa özünə bəxş edilən ne’məti (naşükürlük üzündən küfrə) dəyişməyincə, Allah da ona əta etdiyi ne’məti dəyişən (pisliyə çevirən) deyildir. Həqiqətən, Allah (hər şeyi) eşidəndir, biləndir! (Həmin tayfalar Allahın ne’mətlərinə şükür etmək əvəzinə Ona asi olduqlarına, itaəti küfrlə əvəz etdiklərinə, peyğəmbərlərə qarşı düşmən münasibət bəslədiklərinə görə Allah da onlara verdiyi ne’mətini qəzəbə, etdiyi yaxşılığı pisliyə çevirib hamısını əzaba düçar etdi).
That is because Allah never changeth the grace He hath bestowed on any people until they first change that which is in their hearts, and (that is) because Allah is Hearer, Knower.
"Because Allah will never change(1221) the grace which He hath bestowed on a people until they change what is in their (own) souls: and verily Allah is He Who heareth and knoweth (all things)."
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |