19 Nisan 2026 - 1 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Kasas Suresi 48. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Felemmâ câehumu-lhakku min ‘indinâ kâlû levlâ ûtiye miśle mâ ûtiye mûsâ(c) eve lem yekfurû bimâ ûtiye mûsâ min kabl(u)(s) kâlû sihrâni tezâherâ ve kâlû innâ bikullin kâfirûn(e)

Fakat katımızdan o gerçek gelince de Musa'ya verilen mucizeler gibi mucizeler verilseydi ona derler; önce Musa'ya verilen mucizeleri de inkar edip iki büyü, birbirini desteklemede bunlar demediler mi ve şüphesiz biz, hepsini de inkar ediyoruz demediler mi?

Fakat onlara Kendi katımızdan Hakk (Peygamber ve Kur’an-ı Kerim) geldiği zaman: “Musa’ya verilenlerin bir benzeri buna da verilmeli değil miydi?” dediler. (Oysa) Onlar, daha önce Musa’ya verilenleri inkâr edip “İki büyü (ustası olan Musa ve Harun) birbirine arka çıktı” dememişler miydi? Ve: “Gerçekten biz bunların hepsini inkâr edenleriz” deyip (karşı gelmemişler miydi)?

Buna rağmen yine de onlara tarafımızdan gerçek dolu mesajlarımız ve mucizelerimiz gelince: “Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna da verilmeli değil miydi” dediler. İyi ama daha önce Musa'ya verilen gerçekleri de örtbas etmemişler miydi? “Bunlar, yani Musa ve Muhammed, birbirine yardım eden iki büyücüdür veya Tevrat ve Kur'ân birbirini destekleyen iki büyü kitabıdır. Biz de onların hiç birini tanımıyoruz” demişlerdi.

Fakat onlara tarafımızdan o hak peygamber, o hak kitap Kur'ân gelince:
“Mûsâ'ya verilen mûcizelerin, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümlerin benzeri ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Peki, daha önce Mûsâ'ya verilen mûcizeleri, uygulamakla sorumlu tutulduğu emir ve hükümleri de inkâr etmemişler miydi?
“Birbirini destekleyerek aklı etki altına alan büyüleyici iki kitap, birbirini destekleyen iki sihirbaz!” dediler.
“Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.” dediler.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 10/78; 23/48; 74/24.

Fakat onlara bizim katımızdan hak gelince: "Musa'ya verilenin benzeri ona da verilmeli değil miydi!" dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi? "İki büyü birbirine destek oldu!" dediler. Yine: "Biz hepsini inkar edenleriz" dediler.

Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman: 'Musa'ya verilenlerin bir benzeri buna verilmeli değil miydi?' dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? 'İki büyü birbirine arka çıktı' dediler. Ve: 'Gerçekten biz hepsini inkar edenleriz' dediler.

Fakat, şimdi onlara tarafımızdan hak (Kur'an'la peygamber) gelince: “- Mûsa'ya verilenler (mucizeler), aynen ona verilse ya!” dediler. Ya bundan evvel Mûsa'ya verileni (Tevrat'ı ve mucizelerini) inkâr etmediler mi? (Mekke kâfirleri, Tevrat ve Kur'an için): “- İki sihir birbirine destek oldu.” dediler. Bir de: “- Biz hepsini inkâr ediciyiz.” söylediler.

Kendi katımızdan onlara hak ve doğru din geldiği zaman: “Neden, Musa’ya verilenler gibi buna da (mucizeler) verilmedi?” dediler. Acaba daha önce Musa’ya verilenleri yalanlamadılar mı? (Musa ve Muhammed için:) “Birbirini destekleyen iki büyücüdürler” dediler. (“Ne Kur’anı ne Tevratı) hiçbirini kabul etmiyoruz” dediler.

Ama onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?” derler. Daha önce Mûsâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Yardımlaşan iki sihirbaz” demişlerdi; “hepsini inkâr edenleriz” demişlerdi.

Onlara, katımızdan hak vardığında: «Musa'ya gelmiş olan, bize de gelseydi!» diye söylerler; önceden Musa'ya geleni dahi: «Bunlar iki büyücü, birbiriyle arkadaş!» diye küfretmemişler miydi?; «Hiç birine inanmayız!» dediler

Fakat onlara katımızdan hakikat geldiği zaman “Niçin ona da Musa’ya verilmiş olan (mucize)lerin bir benzeri verilmedi?” derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa’ya verilen (bütün mucizeler)i de inkâr etmemişler miydi? (Nitekim şimdi de) “Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği! Biz topunu birden reddediyoruz!” diyorlar.

Kur’an’ın aktardığı üzere, bazı Yahudiler Hz. Muhammed’in peygamberliğini samimiyetle araştırma niyeti taşımadıkları hâlde, onu zor durumda bırakmak v... Devamı..

Lâkin hakîkat bizim tarafımızdan ânlara gösterildiği zamân "Niçün Mûsâ’ya bahş olunan iktidâr âna bahş olunmadı?" didiler. Halbuki vaktiyle Mûsâ’ya virilen kitâbı inkâr itmediler mi? "Mûsâ ve Hârûn biri birine yardım iden iki sihirbazdır, biz hiç birine inanmayız" dimediler mi?

Ama onlara katımızdan gerçek gelince: "Musa'ya verildiği gibi buna da mucize verilmesi gerekmez mi?" dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Yardımlaşan iki sihir (Tevrat ve Kuran); hepsini inkar edenleriz" dediler.

Onlara katımızdan gerçek gelince, “Mûsâ’ya verilen (mucize)lerin benzeri niçin buna da verilmedi” dediler. Onlar daha önce Mûsâ’ya verilen (mucize)leri inkâr etmemişler miydi? Onlar, “İki sihirbaz birbirlerine destek oluyor” dediler. “Biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.

Fakat onlara tarafımızdan o gerçek (Kur’an) gelince, “Ona da Mûsâ’ya verilenin benzeri verilmeli değil miydi?” dediler. Peki daha önce Mûsâ’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Birbirini destekleyen iki sihir!” demişler ve eklemişlerdi: “Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.”

Fakat onlara tarafımızdan o hak (Peygamber) gelince: «Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler. Peki, daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? «Birbirini destekleyen iki sihir!» demişler ve şunu söylemişlerdi: Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz.  

 Buradaki manaya göre Kur’an ve Tevrat kastedilmiş olur. Diğer kıraatlere göre, «Yardımlaşan iki sihirbaz!» şeklinde manalandırmak gerekir. Bu taktird... Devamı..

Tarafımızdan kendilerine gerçek ulaştığında, "Keşke Musa'ya verilen (mucizeler) in bir benzeri bize de getirilseydi!" dediler. (Aynı kafa yapısına sahip olanlar) daha önce de Musa'ya verilenleri inkar etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki büyü (kitabı) dır. Biz ikisini de reddediyoruz," dediler.

Fakat onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince, "Musa'ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Peki daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki sihir" demişler ve şunu söylemişlerdi: "Doğrusu biz hiçbirine inanmıyoruz."

47,48. Ellerinin takdim eylediği günahlar yüzünden başlarına birer musîbet gelib de o vakıt «ya rabbenâ bize bir Resûl gönderseydin de âyetlerine uyup verilse ya!» Dediler, ya bundan evvel Mûsâya verilene küfretmediler mi? İki sihir tezâhür etti dediler ve biz hiç birisine inanmayız dediler

Fakat onlara (müşriklere), bizim tarafımızdan hak (peygamber) gelince, “Mûsâ’ya verilen (mu‘cizen) in benzeri ona da verilmeli değil miydi” dediler. Daha önce Mûsâ’ya verilen (mu‘cizeler) i inkâr etmemişler miydi? (Zira onlar “Tevrât ve Kur’ân) birbirini destekleyen iki sihirdir, biz kesinlikle hepsini inkâr ediyoruz (hiçbirine inanmıyoruz)!” demişlerdi.

Ne var ki onlara hakk gelince: “Mûsâ'ya verilen gibi¹ ona da verilseydi olmaz mıydı?” dediler. Oysaki Mûsâ'ya verilenleri de daha önce inkâr etmediler mi? “Bunlar, birbirine destek olan iki sihir.” dediler. Biz hepsini inkâr edenleriz.” dediler.

1- Mucize.

(Fakat) şimdi onlara tarafımızdan o hak (peygamber) gelince: «Musâya verilenler gibi ona da verilmeli değil miydi?» dediler! Onlar (ın ataları) daha evvel Musâya verileni (inkâr ile) kâfir olmadılar mı (sanki)? «iki sihir birbirine destek oldu dediler, «Doğrusu biz hepsini (inkâr edici) kâfirleriz» dediler.

Onlara katımızdan hak geldiğinde: “Musa’ya verilenlerin bir benzeri ona da verilmeli değil miydi?” dediler. Daha önce de Musa’ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? “İki sihir birbirine arka çıktı.” dediler. Ve: “Biz hepsini inkâr ediyoruz.” dediler.

Fakat onlara katımızdan hak gelince: “Mûsâ'ya verilenin benzeri (bir mu'cize, ona da) verilmeli değil miydi?” dediler. (Onlar) daha önce Mûsâ'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “(Tevrât ve Kur'ân) birbirini destekleyen iki sihirdir” deyip; “Şübhesiz biz hepsini inkâr eden kimseleriz” demişlerdi.

Onlara kendi katımızdan hak (insanlığın hidayet ve kurtuluş rehberi Kur’an) geldiği zaman, “Musa’ya verilen (mucizeler) gibi ona da (Muhammed’e) verilmeli değil miydi?” dediler. Peki daha önce Musa’ya verilmiş olanları inkâr etmemişler miydi? “İki büyü (ustası olan Musa ve Harun) birbirine arka çıktı” diye söylemişler ve de “Gerçekten biz hepsini inkâr edenleriz” demişlerdi.*

(*) Allah Teâlâ insanoğlunu yarattıktan sonra ona doğru yolu gösterecek kitaplar ve peygamberler göndermiştir. Eğer bunu yapmamış olsa ve insanların y... Devamı..

Katımızdan Hak (Kur’an) onlara geldiğinde “Musa’ya verilenin bir benzeri verilseydi ya” derler. O zaman, daha önce Musa’ya verilenleri inkâr etmediler miydi? “(Tevrat ve Kur’an) Birbirlerini destekleyen iki aldatmaca sihirdir. Biz hepsini de reddediyoruz” dediler.

Bir de Bizim katımızdan doğru olan elçi gelince derler: "Musa’ya verilenler gibisi, buna da verilmeli değil miydi?" onlar bundan önce Musa’ya verilenleri de tanımazlık etmediler mi? "bunlar biribirlerine yardım eden iki büyücüdür." Demediler mi? Yine onlar "biz bunların hiçbirini tanımıyoruz" demediler mi?

Onlara nezdimizden hak peygamber gelince onlar dediler ki Musa/ya verilen mucizeler [⁶] ona da verilmeliydi. Bunlar [⁷] daha evvel Musa/ya verilenleri tanıdılar mıydı? Onlar hem «— Birbirine yardım eder iki büyücüdür [⁸]» dedilerdi, hem «— Biz her birini [⁹] tanımıyoruz» dedilerdi.

[6] Def'aten münzel bir Kitap, yedbeyza, âsa gibi mûcizeler.[7] Ebnay-i cinsleri.[8] Veya iki büyü, kail-i müşrikin Arap ise (Kur'an ile Tevrat) veya ... Devamı..

Onlara katımızdan gerçek/hak geldiği zaman, “Musa’ya verilen (mucizelerin) bir benzeri niçin buna verilmedi?” dediler. Bunlar daha önce Musa’ya verilenleri/mucizeleri inkâr etmemiş miydiler? Onlar, “Birbirine arka çıkan/ destek olan iki sihirbaz” demişlerdi. Sonunda: “Muhakkak biz hepsini inkâr ediyoruz” dediler.

Fakat onlara kendi katımızdan hak geldiği zaman, “Musa'ya verilenlerin bir benzeri de buna verilmeli değil miydi?” dediler. Onlar, daha önce Musa'ya verilenleri inkâr etmemişler miydi? “İki büyü birbirine arka çıktı” diye söylemişler ve de “Gerçekten biz hepsini inkârcılarız” demişlerdi.

Fakat katımızdan hakîkat bilgisini getiren bir Peygamber onlara gelince, “Madem ki Muhammed Peygamber olduğunu iddia ediyor, o hâlde, ona da Mûsâ’ya verilen mûcizelerin bir benzeri verilseydi ya!” dediler. Oysa onlarla aynı mantığı paylaşan geçmişteki putperestler, Mûsâ’ya verilmiş olan bütün mûcizeleri ve ona vahyedilmiş olan Tevrat’ı vaktiyle inkâr etmemişler miydi? Geçmiştekilerin inkâr ettiğine, günümüz kâfirlerinin iman edeceğini mi sanıyorsunuz? Hayır! Nitekim onlar, Kur’an ve Tevrat hakkında, Bunlar, birbirini destekleyen iki büyülü sözden, göz boyayıcı aldatmacadan ve insanı uyuşturan masallardan başka bir şey değildir!” dediler. Ve eklediler: “Doğrusu biz, ister Kur’an olsun, isterse Tevrat veya Zebur ya da İncil bizi bir tek Allah’a kul olmaya çağıran ve omzumuza ahlâkî sorumluluklar yükleyen kutsal kitapların hiçbirini kabul etmiyoruz!”

Bizim katımızdan onlara Hakk geldiğinde:
-"Musa’ya verilmiş şeylerin benzeri verilseydi ya?" dediler.
Önceden, Musa’ya verilmiş şeyleri de inkâr etmediler mi? -"Birbirine arka çıkan iki sihirbaz!" dediler. "Biz, hepsini inkâr etmekteyiz" de dediler.

Kendilerine tarafımızdan Kuran geldiğinde ise: " Keşke bize de Musa'ya verilen gibi toplu bir şey gelseydi " demeye başladılar. Sanki Musa'ya verilen hiç inkar edilmemiş gibi Nitekim daha önce Yahudiler: " Tevrat da Kur'an da aynı numara " demişlerdi. " Her ikisini de kabul edemeyiz " demişlerdi.

Onlara katımızdan bir elçi gönderilince: "Musa’ya verilenler ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Onlar daha önce Musa’ya verileni inkâr etmemişler miydi? "Birbirini destekleyen iki büyücü!" diyerek inanmıyoruz dememişler miydi?

Kendilerine tarafımızdan hakikat gelince “Musa’ya verilen (mucizeler) gibi ona da verilmeli değil miydi?” demişlerdi. Daha önce Musa’ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “Birbirine arka çıkan iki büyü(cü)” demişlerdi. (Sözlerine devamla) “Doğrusu biz hepsini inkar edenleriz.” demişlerdi.

Fakat onlara katımızdan o hak (Peygamber)¹ gelince: “Mûsa’ya verilen (mûcizeler) gibi ona da verilse olmaz mıydı?” dediler. Ama daha önce, Mûsa’ya verilen (mûcizeleri) de “birbirini destekleyen iki büyü!” deyip “kesinlikle biz, hiçbirine inanmıyoruz.”² diyerek, inkâr etmemişler miydi?

1 Bu hak; Kur’an da olabilir.2 Hz. Mûsa’ya verilen mûcizeleri “birbirini destekleyen iki büyü” diye inkâr ettiler veya Tevrat’ı da Kur’an’ı da “cazibe... Devamı..

Buna rağmen, yine de kendilerine katımızdan hakikat geldiği zaman “Niçin ona da Musa’ya verilenin bir benzeri verilmedi?” ⁴⁷ derler. Fakat böyleleri, bundan önce, Musa’ya verileni de inkar etmemişler miydi? [Nitekim] “Birbirini destekleyen iki aldatmaca örneği!” ⁴⁸ diyorlar ve ekliyorlar: “Biz topunu birden reddediyoruz!”

47 Kur’an’da sık sık belirtildiği gibi, Muhammed (s)’e vahyedilen temel ahlakî gerçekler, bozulmamış haliyle önceki vahyî kitaplarda vaz‘edilenlerle e... Devamı..

Ama kendilerine, tarafımızdan hakkı getiren elçi geldiğinde bu sefer de: – Musa’ya verilenin bir benzeri sana da verilseydi ya? Dediler. Oysa bunlar, daha önce Musa’ya verilene de inanmamışlardı? Ve onlar için: – Bunlar birbirine destek veren iki sihirbaz ve biz bunların getirdiğine inanmıyoruz, demediler mi? 17/59

Ama, kendilerine Bizim katımızdan gerçeğin ta kendisi geldiğinde, “Musa’ya verilen (mucizeler)in bir benzeri ona da verilseydi ya!” derler. Peki ama, onlar bundan önce Musa’ya geleni de inkâr etmemişler miydi? (Bu kez de) “Birbirini destekleyen iki sihirbazlık işte!” diyorlar ve ilave ediyorlar: “Zaten biz, tamamını inkâr ediyoruz.”[³⁴²⁰]

[3420] Kelimeyi sâhirâni şeklinde okuyanlara göre anlam şöyle olur: “Birbirlerini destekleyen iki sihirbazlar işte!” “Hepsini birden inkâr ediyoruz” d... Devamı..

Fakat onlara katımızdan o hak (Hz. Peygamber) gelince "Musa'ya verilen mucizeler gibi, ona da verilmeli değil miydi?" dediler. Oysa onlar daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi?" Birbirini destekleyen iki büyücü " ve "Biz, hepsini inkar edenleriz" dememişler miydi?

Katımızdan onlara gerçek geldiğinde: “Musa’ya verilenin aynısı buna verilmeli değilmiydi?” dediler. Musa’ya verileni önceden inkar etmediler mi? Ve dediler ki: “(Musa ve Harun) Sırt sırta vermiş iki sihirbaz ve hepsini inkar ediyoruz.”

Vaktâ ki, onlara tarafımızdan hak geldi, dediler ki: «Mûsa'ya verilenin misli (buna da) verilmeli değil mi idi?» Evvelce Mûsa'ya verilmiş olanı da inkâr etmiş olmadılar mı? Dediler ki: «İki sihir, birbirine yardım ettiler» ve dediler ki: «Biz şüphe yok hepsini de münkirleriz.»

Buna rağmen yine de kendilerine tarafımızdan hakikat, (yani Kur'ân ve Peygamber) gelince: “Mûsa'ya verilen mûcizelerin benzeri ona da verilse ya! ” diyorlar. Oysa daha önce Mûsâ'ya verilen vahyi de inkâr etmemişler miydi? Ve hatta: “Bunlar, birbirini destekleyen iki sihir (aldatmaca) biz hepsini reddediyoruz! ” demişlerdi. [10, 78; 23, 48; 74, 24]

Fakat onlara katımızdan hak gelince: "Musa'ya verilenin eşi, buna da verilmeli değil miydi?" dediler. Daha önce Musa'ya verileni de inkar etmemişler miydi? "Birbirine destek olan iki büyü", dediler. "Biz hepsini inkar ederiz", dediler.

Başka kırâate göre iki büyücü, yani Mûsâ ile Muhammed.

Vaktâ ki tarafımızdan onlara hak geldi: "Ne olurdı ona, (Muhammed'e) Mûsâ'ya virilen mu'cizeler gibi mu'cizât virile idi" didiler. Onlar, bundan evvel Mûsâ'ya virilen mu'cizelere küfür itmemişler ve bunlar birbirine yardım ider iki sihirbazdır ve onların cümlesini inkâr ideriz" dimemişler miydi?

Fakat onlara katımızdan, bütünüyle gerçek olan (Kur’an) gelince şöyle dediler: “Musa’ya verilenin bir benzeri (mucize) ona da verilseydi, olmaz mıydı!”. Bu anlayışta olanlar daha önce Musa’ya verileni görmezlikten gelip de (Musa ile Harun için) “Bunlar birbirinin destekçisi iki büyücü; biz onların getirdiği hiçbir şeyi tanımıyoruz” dememişler miydi?

Onlara, katımızdan hak geldiği zaman:-Musa'ya verilenin bir benzeri de ona verilmeli değil miydi? dediler. Daha önce Musa'ya verileni inkar etmemişler miydi?-Birbirini destekleyen iki sihirbaz, biz, onların hiç birini tanımıyoruz, demediler mi?

Onlara tarafımızdan hak geldiğinde, “Musa'ya verilenin benzeri verilse ya!” dediler. Bunlar daha önce Musa'ya verileni de inkâr etmemişler miydi? “İki büyü birbirine arka çıktı” dediler.(5) Yine dediler ki: “Biz bunların hepsini reddediyoruz.”

(5) Tevrat ile Kur’ân. Veya Musa ile Harun.

Fakat hak, katımızdan kendilerine geldiğinde şöyle dediler: "Mûsa'ya verilenin aynısı buna da verilseydi ya!" Bunlar daha önce Mûsa'ya verileni inkâr etmemişler miydi? Şöyle demişlerdi: "Birbirini destekleyen iki büyü/sırt sırta iki büyücü." Ve dediler: "Biz bunların ikisine de inanmıyoruz."

Bas, qachonki, ularga huzurimizdan haq payg‘‎ambar kelgach esa, ular: “Muhammadga ham Musoga berilgan mo‘jizaviy narsalar berilganida edi bizlar unga ergashgan bo‘‎lardik”, – dedilar. Axir, ular ilgari Musoga berilgan narsani ham inkor qilmaganmidilar?! Ular: “Tavrot va Qur’on bir-birini qo‘‎llab-quvvatlaydigan ikki sehrdir, biz ularning hammasini inkor qiluvchilarmiz”, – dedilar.

pes ol vaķt kim geldi anlara ḥaķ muḥammed daħı ķur’ān bizüm ķatumuzdan eyittiler “virinilmedi muḥammed ancılayın kim virinildi mūsā ?” ya'nį 'aśā daħı aķ el. kāfir olmadılar mı aña kim virinildi mūsā ilerüden? eyittiler “iki cādūdur arķa birıķdürdiler. daħı eyittiler “bayıķ biz dükeline kāfirlerüz.”

Pes ol vaḳt ki ḥaḳ geldi anlara bizüm ḳatumuzdan, eyitdiler: Niçün viril‐medi aña, Mūsāya virilgen gibi. Kāfir olmadılar mı Mūsāya virilen kitābadaḫı andan burun? Eyitdiler: İki cāẕūdur, biri birine yardım[cı] olmuşlar. Daḫıeyitdiler: Biz barçasına kāfirler‐biz, didiler.

Dərgahımızdan onlara (müşriklərə) haqq (Qur’an və Peyğəmbər) gəldikdə onlar: “Musaya verilən (mö’cüzələr) nə üçün eynilə ona da verilmədi?” – dedilər. Məgər onlar daha öncə Musaya verilənləri danıb: “İki sehr (Tövrat və Qur’an) bir-birilə köməkləşdi və biz (iki sehrbazın – Musanın və Muhəmmədin) hər birini inkar etdik!” – deməmişdilərmi?

But when there came unto them the Truth from Our presence, they said: Why is he not given the like of what was given unto Moses? Did they not disbelieve in that which was given unto Moses of old? They say: Two magics that support each other; and they say: Lo! in both we are disbelievers.

But (now), when the Truth has come to them from Ourselves, they say, "Why are not (Signs) sent to him, like those which were sent to Moses?"(3381) Do they not then reject (the Signs) which were formerly sent to Moses? They say: "Two kinds of sorcery, each assisting the other!"(3382) And they say: "For us, we reject all (such things)!"

3381 When a Revelation is sent to them, in the Qur'an, adapted to all their needs and the needs of the time they live in, they hark back to antiquity.... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.