18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Nûr Suresi 47. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Veyekûlûne âmennâ bi(A)llâhi vebi-rrasûli veeta’nâ śümme yetevellâ ferîkun minhum min ba’di żâlik(e)(c) vemâ ulâ-ike bilmu/minîn(e)

Ve derler ki: İnandık Allah'a ve Peygambere ve itaat ettik, sonra da onların bir kısmı bu sözün ardından yüz çevirir ve onlar inanmış kişiler değildir.

Onlar (bazı insanlar): “Allah’a ve Elçisine iman ettik ve itaat ettik” derler, (ama) sonra bunun ardından onlardan birtakımı (İslami şuur ve sorumluluktan) sırt çevirirler. (Aslında) Bunlar (önceden de tam ve sağlam) iman etmiş değildirler.

Çünkü nice insanlar, Allah'a ve Rasûlü'ne inandık, itaat ettik derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu sözlerine rağmen, doğru yoldan geri dönerler. İşte böyleleri hiçbir zaman, gerçek mü'minler değillerdir.

Bir de:
“Allah'a ve ilâhî hükümleri icraya, ülkeyi imara, dünya düzenini kurmaya, sağlamaya memur tek yetkili Rasulüne iman ettik, Kur'ân'a, sünnetine ve devletine bağlıyız, itaat ediyoruz” diyorlar, sonra da, ardından, içlerinden bir grup Rasulullah'ın verdiği kararlardan yüz çeviriyor, güç ve iktidarlarını kullanarak halkı istedikleri istikamette yönlendiriyorlar. İşte bunlar, Allah'ın Rasulünün verdiği hükmü kabul etmeyenler mü'min değildirler.

bk. Kur’ân-ı Kerim, 4/150.

"Allah'a ve Peygamber'e iman ettik ve itaat ettik" diyorlar sonra bunun ardından onlardan bir grup yüz çeviriyor. İşte bunlar mü'min değildirler.

47-48.Medarik ve Kadı Beyzavi tefsirlerinde bildirildiğine göre bu ayeti kerimeler münâfıklardan Beşer hakkında inmiştir. Onunla bir yahudi arasında b... Devamı..

Onlar derler ki: 'Allah'a ve elçisine iman ettik ve itaat ettik' sonra bunun ardından onlardan bir grup sırt çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.

Bir de münafıklar: “-Allah'a ve Rasûlüne inandık ve itaat ettik.” diyorlar da, sonra bunun arkasından bir zümresi yüz çeviriyor. Bunlar, (kalbleriyle inanmış) müminler değillerdir.

“Allah’a ve Resulüne inandık ve itaat ettik” derler. Sonra onlardan bir grup, bunun ardından sırt çevirir. İşte onlar, mümin olmaya layık ve ehil değiller.

[İnsanların üçüncü bir grubu, münafıklardır. Daha önce mümin ve kâfirlerden söz edildi. Burada da münafıklardan söz ediliyor:]

47,48. Onlar “Allah'a ve peygambere inandık, itaat ettik” derler; ondan sonra bir kısmı yüz çevirir. İşte bunlar inanmamışlardır. Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağrıldıkları zaman, bir kısmı hemen yüz çevirir.

Onlar: «Allaha da, peygambere de, hem inandık, hem de başeğdik !» derler, böyle dedikten sonra; içlerinden bir bölüğü yüz döner, bunlar inanlı değil

(Öyleleri de vardır ki:) “Allah’a ve resule inandık ve direktiflerine uymayı kabul ettik” derler. Fakat bazıları bu sözlerinden sonra sırt çevirirler. İşte onlar inanmış değillerdir.

Bu tür uyarılar, özellikle Müslüman kimliğini taşıdığı hâlde inancını bilinç düzeyine taşımayan, sorgulamayan ve hayatına yansıtmayan kimselere yöneli... Devamı..

Münâfıklar "Allâh’a ve rasûlüne inandık, itâ’at ideceğiz" diyorlar. Sonra içlerinden bir kısmı rücû’ idiyor ve mü’minlikden çıkıyor.

Münafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.

(Münâfıklar), “Allah’a ve peygambere inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da onların bir kısmı bunun ardından yüz çevirirler. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir.

“Allah’a da, resule de inandık ve boyun eğdik” diyorlar, bunu söyledikten sonra da içlerinden bir grup yan çiziyor. Bunlar asla inanmış kimseler değildir.

(Bazı insanlar:) «Allah'a ve Peygamber'e inandık ve itaat ettik» diyorlar; ondan sonra da içlerinden bir gurup yüz çeviriyor. Bunlar inanmış değillerdir.  

 Bu âyet göstermektedir ki sırf lisanen «Allah’a ve Peygamber’e inandım» demek, mümin olmak için yeterli ve geçerli değildir. Bu, münafıkların tutumud... Devamı..

"ALLAH'a ve elçiye inandık ve itaat ettik," derler. Fakat sonra, bunun ardından, onlardan bir grup yüz çevirir; bunlar inanmış değildir.

Bir de "Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik" diyorlar da, sonra bunun arkasından yan çiziyorlar; bunlar mümin değillerdir.

Bir de Allaha ve Resulüne inandık ve itaat ettik diyorlar da sonra bunun arkasından yan çiziyorlar, bunlar mü'min değillerdir

47-48-49. (İnsanlardan öyleleri var ki,) “Allah ve Resûlü’ne inandık ve (hükmettikleri şeyde onlara) itaat ettik” derler, sonra da onlardan bir kısmı, bu sözlerine rağmen, (işlerine gelmediği zaman hükmümüzden) yüz çevirirler. (İşte, îmân ve itaat iddiâsında bulunan) böyleleri mü’min değildir. (Şöyle ki; Allah ve Resûlü’ne inandık ve hükmettikleri şeyde onlara itaat ettik diyen bu kimseler, anlaşmazlığa düştükleri bir hususta, hasımları ile) aralarında, Allah’ın Kitabı’na göre hüküm verilmesi için peygamberin huzuruna davet edildiklerinde, (haksız çıkacaklarını bildikleri için, bu davetten de, peygamberin vereceği hükümden de,) yüz çevirirler. Şayet, haklı çıkacaklarını bilirlerse, (işte o vakit) ona (peygamberin huzuruna,) itaatkâr bir eda ile koşa koşa gelirler.

"Allah'a ve Rasul'e iman ettik ve tabi olduk." diyorlar. Sonra da onların bir kısmı yan çiziyor. Bunlar, iman etmiş değillerdir.

(Münafıklar): «Allaha da, peygambere de inandık, itaat etdik» derler de sonra bunun arkasından içlerinden bir zümre yüz çevirirler. Bunlar mü'min adamlar değildir.

"Allah’a ve Resule iman ettik ve tâbi olduk." derler, sonra içlerinden bir grup yüz çevirir. Onlar inanmış değildirler.

[33/15]

(Münâfıklar:) “Allah'a ve peygambere inandık ve itâat ettik!” diyorlar. Sonra da içlerinden bir tâife bunun ardından yüz çeviriyor. İşte bunlar, mü'min kimseler değildirler.

Ve onlar, “Allah’a ve elçisine inandık ve itaat ettik diyorlar, ondan sonra da onlardan bir grup yüz çeviriyor. İşte onlar (imandan ve haktan o yüz çevirenler) mü’min değildir.

(İnsanlardan) Allah’a ve Resulüne inandık, itaat ettik diyenler var. Sonra, onlardan bir gurup bu sözlerin arkasından, inanmadıkları için, (Allah’ın hükümlerine) sırtlarını dönerler.

Derler: " Allah’a da, elçisine de inandık, boyun eğdik." Sonra bunun ardı sıra içlerinden bir takımları yüz çevirirler.

Münafıklar biz Allah/a ve resûl/üne iman getirdik, emirlerine itaat ettik derler, böyleyken onlardan bir fırka bu ikrar ve itaattan sonra onlardan yüz çevirirler. İşte böyleleri mü/min değillerdir.

(Birtakım kimseler), “Allah’a ve elçisine inandık ve itaat ettik” derler. Sonra da içlerinden belli bir grup [ferîk] geri dönerler/sırt çevirirler [yetevellâ]. İşte onlar inanmış değildirler.

Onlar derler ki: “Allah'a ve Resule iman ettik ve itaat ettik.” Sonra da bunun ardından onlardan bir grup yüz çevirir. Bunlar iman etmiş değildirler.

Onlar inananlarla karşılaştıkları zaman, “Biz de Allah’a ve Elçisine iman ediyor, Allah’ın hükümlerine yürekten itaat ediyoruz!” derler fakat içlerinden bir kısmı, bütün bunlardan sonra yine de verdikleri sözden döner, ilk fırsatta itaatten yüz çevirirler. Çünkü onlar, gerçekte hiçbir zaman inanmış değiller. Öyle ki:

-"Allah’a da, Rasûl’e de inandık ve itaat ettik!" diyorlar; bunun ardından onlardan bir grup yine yüz çeviriyor.
İşte onlar Müminler’le ilgili değildir.

Bazıları: " Allah ve Resulüne inandık ve itaat ettik " dedikten sonra geri çark ediyorsa bunlar, gerçek mümin değil demektir.

Münafıklar: "Allah’a ve Resulüne inandık itaat ettik!" derler. Sözlerinin arkasından bir kısmı sözünden döner. Hâlbuki onlar inanmış değillerdir. Sırf Müslimlerin moralini bozmak için, inandık ama herhangi bir gerçek bulamadık diyerek inkârlarıyla kafaları karıştırmak istiyorlar.

(Bazı insanlar:) “Allah’a ve Elçi’ye inandık ve itaat ettik!” diyor; sonra da içlerinden bir grup yüz çeviriyor. Bunlar asla inanmış değillerdir.

Onlar: “Hem Allah’a hem de Peygambere îman ve itaat ettik.” derler, sonra da bunun ardından içlerinden bir grup (îman ve itaatten) yan çizer.¹ İşte bunlar (gerçekten) îman² etmemişlerdir.

1 İtaatten yüz çevirenler her ne kadar îman ettik deseler de mü’min değil münâfıktırlar. Yani îman laftan ibaret değildir.2 Gerçek îman: Allah’a ve in... Devamı..

Çünkü, [niceleri] “Allah’a ve Rasûl’e inandık, itaat ettik!” derler de, sonra onlardan bir kısmı, bu [sözlerine] rağmen, (doğru yoldan) geri dönerler; işte böyleleri hiçbir zaman [gerçek] müminler değillerdir.

Kimileri “Allah’a ve mesajlarını tebliğ eden elçisine inanıp itaat ettik” diyorlar; sonra da bunlardan bir grup sözlerinden dönüyorlar İşte bunlar mümin değiller. 2/75- 76, 5/61- 62, 24/48...52

Ama birileri “Biz Allah’a ve Rasul’e[³⁰⁴¹] hem inandık, hem de itaat ettik” derler, sonra da onlardan bir kısmı bunca (taahhüdün) ardından sözlerinden geri dönerler: şu halde bu gibiler gerçek mü’min değildirler.

[3041] “Allah’a ve Rasul’e” ifadesi, “Allah’a, dolayısıyla O’nun mesajını taşıyan Rasul’e” şeklinde anlaşılmalıdır. Bilinen bir gerçektir ki, burada b... Devamı..

(Münafıklar) "Allah'a da peygambere de inandık ve itaat ettik" derler, sonra da, içlerinden bir kısmı yine küfre dönerler. Onlar iman etmiş kimseler değillerdir.

"Biz Allah’a ve resulüne iman ve itaat ettik" diyorlar; sonra da onlardan bir kısmı sözlerinden dönüyor. İşte bunlar iman etmiş değiller.

Ve derler ki: «Allah'a ve Peygambere inandık ve itaat ettik.» Bundan sonra onlardan bir tâife yüz çevirirler ve onlar imân etmiş kimseler değildirler.

Çünkü niceleri: “Biz Allah'a ve Resulüne inandık ve itaat ettik” derler de sonra onlardan bir kısmı, buna rağmen geri dönerler. İşte bunlar mümin değildirler. [4, 150]

Allah'a ve Elçiye inandık ve ita'at ettik, diyorlar. Sonra onladan bir grup, bunun ardından dönüyor. Bunlar inanmış değillerdir.

Münâfıklar: "Allâh ve rasûlüne îmân itdik, ve itâ'at iyledik" dirler. Sonra onlardan bir fırka ondan yüz çevirdiler. Onlar mü'min değillerdir.

Kimileri, “Allah’a ve elçisine inandık ve boyun eğdik” derler. Sonra bunun arkasından onlardan bir takımı yüz çevirir. Onlar mümin değillerdir.

-Allah'a ve peygamberine iman ettik, itaat ettik, diyorlar; sonra bunlardan bir grup, böyle söylemesine rağmen yüz çeviriyor. Bunlar, mümin değillerdir.

“Allah'a ve Peygambere inandık ve itaat ettik” diyorlar; sonra da içlerinden bir kısmı yüz çeviriyor. İşte onlar mü'min değillerdir.

"Allah'a ve o resule inandık, boyun eğdik." diyorlar, sonra da içlerinden bir fırka bunun hemen ardından yüz çeviriyor. Bunlar, inanmış insanlar değiller.

Munofiqlar: “Allohga va payg‘‎ambarga iymon keltirdik va itoat qildik”, – deydilar. Lekin shundan keyin ulardan bir guruh dindan yuz o‘‎girib ketadi. Ana o‘‎shalar mo‘‎minlardan emasdir.

daħı eydürler “įmān getürdük Tañrı’ya daħı peyġamber’e daħı muŧį' olduķ.” andan yüz döndürür bir bölük anlardan andan śoñra [189b] daħı degül anlar mü’minler.

Eydürler: Biz īmān getürdük Tañrıya ve peyġambere daḫı. Daḫı muṭī‘ ol‐duḳ, dirler. Andan ṣoñra i‘rāż ider bir bölük anlardan ol ḳavlden ṣoñra. Anlar mü’minler degüldür.

(Münafiqlər: ) “Allaha, Peyğəmbərə iman gətirdik, itaət etdik!” – deyər, bundan sonra isə onlardan bir dəstə (Peyğəmbərdən) üz çevirər. Belələri mö’min (dilləri ilə ürəkləri bir olan müsəlman) deyillər.

And they say: We believe in Allah and the messenger, and we obey; then after that a faction of them turn away. Such are not believers.

They(3024) say, "We believe in Allah and in the messenger, and we obey": but even after that, some of them turn away: they are not (really) Believers.

3024 The Hypocrites, far from profiting from Allah's Light and Revelation, or declaring their open hostility, play fast and loose according to their s... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.