10 Mayıs 2026 - 22 Zi'l-Ka'de 1447 - Pazar

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Zümer Suresi 39. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Kul yâ kavmi-’melû ‘alâ mekânetikum innî ‘âmil(un)(s) fesevfe ta’lemûn(e)

De ki: Ey kavmim, gücünüz neye yetiyorsa yapadurun, şüphe yok ki ben de yapmadayım, yakında bilir, anlarsınız.

(Ey Nebim ve takipçileri!) De ki: "Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre (elinizden geleni) yapın (ve geri koymayın); elbette Ben de (görevimi) yapıp durmaktayım. Artık (Kur’ani ve Nebevi haberlerin hak olduğunu) yakında bilip öğreneceksiniz!"

De ki: “Ey gerçekleri inkâr eden kavmim! Elinizden gelen herşeyi yapın, ben de Allah yolunda gayret göstermeye devam edeceğim, yakında göreceksiniz

“Ey kavmim, terk etmediğiniz hayat tarzınızı, iktidarınızı yaşamaya devam edin, bütün imkânlarınızla elinizden geleni yapın. Ben bilinçli olarak görevimi yapmaya devam edeceğim. Yakında hangimizin âkıbetinin hayırlı olacağını öğreneceksiniz.” de.

De ki: "Ey kavmim! Gücünüzün elverdiğini yapın, ben de yapıyorum. Yakında bileceksiniz.

De ki: 'Ey kavmim, üzerinde bulunduğunuz duruma göre yapın-edin; elbette ben de yapıp-ederim. Artık yakında öğreneceksiniz.'

De ki: “- Ey kavmim! Bulunduğunuz hal (küfür ve düşmanlık) üzere çalışın. Elbet ben de çalışıyorum. Artık yakında bileceksiniz:

39, 40. De ki: “Ey kavmim! Konumunuz üzere çalışın. Şüphesiz ben de çalışırım. İlerde alçaltıcı bir azabın kime geleceğini, daimi bir azabın kimin başına konacağını bileceksiniz.

39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap, kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!”

39,40. Diyesin ki: «Ey ulusum ! Gücünüz yettiği denli uğraşasınız, ben de uğraşmaktayım, horluk veren azap kime gelecek? Sonsuz azap kime helâl olacak bileceksiniz?»

39-40.De ki: “Ey kavmim! (Hakka karşı direnmekte) elinizden geleni yapın! Ben de (Allah yolunda) gayret göstereceğim. Kendisini aşağılık kılan azap kime gelecek ve kesintisiz azap kimin üzerine çökecek yakında bileceksiniz!

"Ey kavmim! Elinizden ne gelir ise yapınız, ben de bildiğim gibi ’âmil olacağım."

39,40. De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."

39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın. Ben de yapacağım. Kişiyi rezil edici azabın kime geleceğini ve sürekli azabın kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!”

39-40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Muhakkak ki ben de yapmam gerekeni yapacağım! Kime alçaltıcı bir azabın geleceğini, kimin tepesine sonu gelmez bir azabın ineceğini yakında öğreneceksiniz!”

39, 40. De ki: Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım! Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek, yakında bileceksiniz!  

 Müşrikleri rezil edecek azap, Bedir mağlubiyetiyle gelmiştir. Cehennem azabı da sürekli olarak üzerlerine çöküp binecektir.

De ki, "Ey halkım, bildiğinizi yapın, ben de yapacağım. İleride bileceksiniz:"

De ki: "Ey kavmim! Haliniz üzere çalışın. Ben de kendi halime göre çalışıyorum. Artık ileride bileceksiniz."

De ki: ey kavmim! haliniz üzere çalışın, her halde ben çalışıyorum, artık ileride bileceksiniz:

39-40. (Resûlüm! Müşriklere) de ki: “Ey kavmim! (Israrla vazgeçmediğiniz küfrünüzde ve bana olan düşmanlığınızda,) elinizden geleni yapın. Şüphesiz ben de (hakkı tebliğ vazifemde, elimden geleni) yapacağım. Kişiyi rezil edecek olan azabın kime geleceğini ve sürekli olan azabın, kimin başına ineceğini yakında bileceksiniz!”

De ki: “Ey halkım! Elinizden geleni yapın! Ben de bana düşeni yapacağım. Yakında anlayacaksınız!”¹

1- Haklı-haksız, doğru-yanlış belli olacak. Azabı ve ödülü hak edeni.

De ki: «Ey kavmim, siz bulunduğunuz haal (ve minval) üzere çalışın. Şübhesiz ben çalışanım. Binâen'aleyh yakında bileceksiniz ki,

De ki: “Ey kavmim! Bulunduğunuz hal üzere çalışın, ben de çalışıyorum. İleride öğreneceksiniz;

[7/7; 102/1-8]

39,40. De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de (onu) yapan bir kimseyim. Kendisini rezîl edecek bir azâbın kime geleceğini ve devamlı bir azâbın kimin üzerine ineceğini artık ileride bileceksiniz!”

39 , 40. De ki:“Ey halkım! Siz elinizden geleni yapın, doğrusu ben de (size tebliğ görevimi) yapacağım! Artık kendisini alçaltacak azabın (dünyada) kime geleceğini ve (ahirette de Allah’ın dilediği vakte kadar) devam edecek bir azabın kimin başına ineceğini bileceksiniz!

Deki “Ey kavmim! Bulunduğunuz mekânlarda dilediğiniz şeyleri yapın. Bende yapacağımı yapacağım. Sonra (hesap günü, kimin haklı, kimin haksız olduğunu) bileceksiniz.”

De ki: "Ey ulusum. Siz elinizden geleni yapın. Ben de elimden geleni yapacağım. İşte yakında öğrenirsin.

39, 40. De ki ey kavmim! Elinizden geleni yapın, ben de bildiğim gibi yapacağım. Yakında kendisini rüsvay edecek azabın kime geleceğini, kımıldanmayacak azabın kimin başına konacağını anlayacaksınız.

(Yine) de ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapınız, muhakkak ben de yapıyorum.¹⁶ Yakında bileceksiniz!”

16 Krş. En’âm, 6/135

De ki: “Ey kavmim! Elinizden geleni yapın; doğrusu ben de yapacağım! Artık yakında öğreneceksiniz.”

Ey Peygamber ve onun izinden yürüyen İslâm dâvetçisi! Baskı ve işkencelerle gözünü korkutup seni yıldırmaya çalışan kavmine, toplumuna de ki: “Ey halkım! Ben sırtımı O yüce kudrete dayadım. Bu yüzden, sizden asla korkmuyorum? Haydi, Allah’ın nurunu söndürmek için elinizden geleni yapın bakalım! Fakat hiç kuşkunuz olmasın, ben de onu tüm insanlığa duyurmak için elimden geleni yapacağım! Zaten yakında siz de göreceksiniz;

De ki:
-"Ey kavmim!
Elinizden geleni yapın; ben de yapmaktayım! İlerde bileceksiniz;

De ki: " Siz elinizden geleni yapın. Çünkü ben, elimden geleni yapıyorum. Pek yakında gerçekleri göreceksiniz

"Ey kavmim! Elinizden geleni yapın! Ben de yapacağım! Yakında bütün gerçekleri bileceksiniz!"

39,40. De ki: “Ey kavmim! Bulunduğunuz yerde (elinizden geleni) yapın! Şüphesiz ki ben de (görevimi) yapacağım!” Kendisini rezil edecek azabın kime geleceğini ve kalıcı bir azabın kime konacağını ileride bileceksiniz. [*]

Bu tür ayetlerde amaç inanmayanlara meydan okumaktır. İlk azap dünyadaki, kalıcı olan ise mahşerdeki azaptır. Benzer mesajlar: Hûd 11:39, 93.... Devamı..

39,4. (Ve onlara): “Ey kavmim! Siz ne yaparsanız yapın; kesinlikle ben de (görevimi) yapacağım. Pek yakında, rezil edici azabın kime geleceğini ve kalıcı azabın kimin üstüne ineceğini, anlayacaksınız.” de.

De ki: “Ey [hakikati inkar eden] kavmim! Elinizden gelen her şeyi yapın, ben de [Allah yolunda] gayret göster[meye devam ed]eceğim: yakında göreceksiniz,

De ki: – Siz kendinize yakışanı yapın, ben de kendime yakışanı yapacağım, Yakında anlayacaksınız. 29/66, 67/29

Uyar: “Ey kavmim! Siz kendinize yakışanı[⁴¹⁴¹] yapınız! Şunu iyi biliniz ki ben de (kendime yakışanı) yapmaktayım. Unutmayın ki, zamanı gelince onlar bilecekler

[4141] Ya da: “konumunuza uygun olanı”. ‘Alâ mekânetikum, kâne kökünün de işaret ettiği gibi mekânî değil, makâmî bir konumu ifade eder.... Devamı..

39,40. (Ey Muhammed) De ki: Ey kavmim, elinizden geleni yapın!.. Doğrusu ben de yapacağım, kendini rezil edecek azap (dünyadaki azap) kime gelecek? Kime sürekli azap (ahiretteki azap) inecek, bileceksiniz!

De ki: "Ey kavmim, o yapacaklarınızı yapmaya devam edin; şüphesiz ki ben de yapmaktayım, yakında bileceksiniz."

De ki: «Ey kavmim! Siz kendi iktidarınız üzerine çalışınız, şüphe yok ki, ben de çalışıcıyım. Elbette yakında bilirsiniz.»

39, 40. Hem de ki: “Ey halkım! Siz elinizden gelen fenalığı yapın, ama ben de işime devam edeceğim. Zelil ve rezil eden azabın dünyada kime geleceğini, âhirette ise devamlı azabın kimin başına ineceğini yakında öğrenirsiniz.

De ki: "Ey kavmim, durumunuza göre bildiğinizi yapın, ben de (bildiğimi) yapıyorum; yakında bileceksiniz;"

Di ki: "Ey kavmim! Siz elinizden gelen kadarı işleyin ve ben de elimden geleni işlerim"

De ki “Ey halkım, kurulduğunuz makamlarda elinizden geleni yapın. Ben de elimden geleni yapacağım. Nasıl olsa yakında öğreneceksiniz;

De ki:-Ey halkım, bildiğiniz gibi yapın, ben de yapacağım, ilerde bileceksiniz.

De ki: Ey kavmim, siz elinizden geleni yapın; ben de yapıyorum. Yakında öğreneceksiniz:

De ki: "Ey toplumum! Yapabildiğinizi yapın; ben de kendi işimi yapacağım. Yakında bileceksiniz.

Ey Muhammad ularga: “Ey qavmim, o‘‎z holingizga ko‘‎ra amal qilaveringlar, men ham o‘‎z holimcha amal qiluvchiman. Bas, yaqinda barchasini bilib olasizlar”, – deb ayting.

39-40. eyit “iy ķavmum! işleñ ḥaluñuz üzere bayıķ ben işleyiciven. pes tįz bilesiz anı kim gele aña 'aźāb rüsvāy eyleye anı daħı ine anuñ üzere 'aźāb ŧurıcı.”

Eyit yā Muḥammed: İy benüm ḳavmüm, ‘amel eyleñüz ḥālüñüz ḳadarınca.Ben daḫı ‘amel eyler‐men, bileçeksiz.

De: “Ey qövmüm! Siz özünüzə uyğun tərzdə işinizi görün, mən də özümə münasib şəkildə işimi görəcəyəm (və ya siz əlinizdən gələni edin, mən də əlimdən gələni edəcəyəm). Siz mütləq biləcəksiniz ki,

Say: O my people! Act in your manner. I too am acting. Thus ye will come to know

Say: "O my People! Do whatever ye can: I will do (my part):(4302) but soon will ye know-

4302 Cf. 11:121 and n. 1624-A.


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.