18 Nisan 2026 - 29 Şevval 1447 - Cumartesi

ANA SAYFA | SURELER  | AYET KARŞILAŞTIRMA |KUR'AN'DA ARA! |FİHRİST | DOWNLOAD | MOBİL
Kullanıcı : Şifre :   Şifremi Unuttum    KAYDOL
Tahrîm Suresi 3. Ayet

Ayeti Dinle



Meal Ekle/Çıkar

Hepsini Göster/Gizle


Tercihinizin bir sonraki oturumda hatırlanması için giriş yapmalısınız.

Arapça Metin
Türkçe Transcript
Abdulbaki Gölpınarlı Meali
Abdullah-Ahmet Akgül Meali
Abdullah Parlıyan Meali
Ahmet Tekin Meali
Ahmet Varol Meali
Ali Bulaç Meali
Ali Fikri Yavuz Meali
Bahaeddin Sağlam Meali
Bayraktar Bayraklı Meali
Besim Atalay Meali (1965)
Cemal Külünkoğlu Meali
Cemil Said (1924)
Diyanet İşleri Meali (Eski)
Diyanet İşleri Meali (Yeni)
Kur'an Yolu (Diyanet İşleri)
Diyanet Vakfı Meali
Edip Yüksel Meali
Elmalılı Hamdi Yazır Meali
Elmalılı Meali (Orijinal)
Emrah Demiryent Meali
Erhan Aktaş Meali
Hasan Basri Çantay Meali
Haydar Öztürk-Serkan Yılmaz Meali
Hayrat Neşriyat Meali
İhsan Aktaş Meali
İlyas Yorulmaz Meali
İsmayıl Hakkı Baltacıoğlu
İsmail Hakkı İzmirli
İsmail Yakıt
Kadri Çelik Meali
Mahmut Kısa Meali
Mahmut Özdemir Meali
Mehmet Çakır Meali
Mehmet Çoban Meali
Mehmet Okuyan Meali
Mehmet Türk Meali
Muhammed Esed Meali
Mustafa Çavdar Meali
Mustafa İslamoğlu Meali
Orhan Kuntman Meali
Osman Fırat Meali
Ömer Nasuhi Bilmen Meali
Suat Yıldırım Meali
Süleyman Ateş Meali
Süleyman Tevfik (1927)
Süleymaniye Vakfı Meali
Şaban Piriş Meali
Ümit Şimşek Meali
Yaşar Nuri Öztürk Meali
Sardorxon Jahongir
Eski Anadolu Türkçesi
Satıraltı Meal (1534)
Bunyadov-Memmedeliyev
M. Pickthall (English)
Yusuf Ali (English)
Tercihinizin hatırlanması için
giriş yapmalısınız.

Meallerdeki sıralama bir tercih sıralaması değil alfabetik sıralamadır. Ziyaretçilerimiz takip etmek istedikleri mealleri sol sütundan seçerek ilerleyebilirler. Tercihlerinin hatırlanması için "Tercihimi Hatırla" tıklanmalıdır.
 
 

Ve-iż eserra-nnebiyyu ilâ ba’di ezvâcihi hadîśen felemmâ nebbe-et bihi ve azherahu(A)llâhu ‘aleyhi ‘arrafe ba’dahu ve a’rada ‘an ba’d(in)(s) felemmâ nebbe-ehâ bihi kâlet men enbe-eke hâżâ(s) kâle nebbe-eniye-l’alîmu-lḣabîr(u)

Ve hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti de o, bu sözü, başkasına haber verince ve Allah da bunu, Peygambere açınca Peygamber, bu olayın bir kısmını söylemiş, bir kısmındansa vazgeçmiş, söylememişti. Peygamber, bunu eşine haber verince o, kim haber verdi bunu sana demişti, o da demişti ki: Her şeyi bilen haber verdi bana, her şeyden haberdar olan.

Hani o vakit Peygamber (SAV), eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Derken o da (diğer eşlerinden birine) bunu haber vermiş, Allah da Ona (Resulüllah’a) bunu açığa vurup bildirmişti. O (Peygamber) de bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda (Resulüllah bu) haberi (kendisine) verince (eşi) demişti ki: "Bunu Sana kim haber verdi?" O da: "Bana Alîm olan, (her şeyden) Haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti.

Hani bir gün peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti, eşi bu sözü gizlemeyip başkasına haber verdiği zaman Allah da bunu peygambere açıkladı. Bunun üzerine peygamber de sır verdiği hanımına Allah tarafından tamamı bildirilen hadisenin bir kısmını söylemiş bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber olup biteni anlatınca: “Sırrını yaydığımı sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber de: “Bana herşeyi bilen herşeyden haberdar olan Allah bildirdi” dedi.

Hani peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Hanımı bu sırrı arkadaşına söyleyince, Allah konuyu peygamberine açtı. Peygamber, eşine bazı sözler söyledi, bazılarını da yüzüne vurmadı, utandırmadı. Peygamber, hanımına anlatırken, hanımı:
“Bunu sana kim haber verdi?” dedi. Peygamber:
“Bunu bana, her şeyi bilen, gizli-açık her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.” dedi.

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Ama o, onu (bir başkasına) haber verince ve Allah da bunu ona (Peygamber'e) açıklayınca, o bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. O (Peygamber), ona (hanımına) bunu haber verince: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. O da dedi ki: "Bana, ilim sahibi ve her şeyden haberdar olan (Allah) bildirdi."

Hani Peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti. Derken o (eşlerinden biri), bunu haber verip Allah da ona bunu açığa vurunca, o da (Peygamber) bir kısmını açıklamış bir kısmını (söylemekten) vazgeçmişti. Sonunda haberi verince (eşi) demişti ki: 'Bunu sana kim haber verdi?' O da: 'Bana bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi' demişti.

Hani Peygamber zevcelerinden birine, (Hafsa'ya Mariye'yi kendisine haram kıldığına dair) gizli bir söz söylemişti. Bunun üzerine o (Hafsa), bunu (Hz. Aişe'ye) haber verince; Allah da Peygambere onu (Hafsa'nın ifşasını) açıkladı. Peygamber de, (Hafsa'nın Aişe'ye söylediklerinden) bir kısmını (Hafsa'ya) bildirmiş, bir kısmından bahs etmemişti. Peygamber, ona bu şekilde anlatıverince, (Hafsa): “- Bunu sana kim haber verdi.” dedi. Peygamber de buyurdu ki: “- Bana, her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.”

Bir vakit Peygamber, bir hanımına gizli bir söz söylemiş idi. O hanım onu başkasına söyleyince ve Allah, Peygamber’ini bu duruma muttali kılınca, Peygamber o meselenin bir kısmını hanımının yüzüne vurdu, bir kısmından da vazgeçti. Peygamber bunu ona haber verince, hanımı; “Kim sana bunu bildirdi?” dedi. O: “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah bunu bana bildirdi” dedi.

Bir gün Peygamber, eşlerinden birine bir sır vermişti. Ama sırdaşı hanım, bunu kumasına anlatınca Allah, Peygamberini durumdan haberdar etmişti. Peygamber de ayrıntıya girmeden, durumu sırdaşı hanımına bildirmişti. Peygamber durumu bu şekilde anlatınca, sırdaşı, “Bunu sana kim söyledi?” diye sormuş, Peygamber de, “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah” demişti.

Hani peygamber, kadınlarından birine, gizli bir şey söylemişti, kadın bunu yayınca, Allah peygambere bunu bildirdi, peygamberse, birtakımın bildirmiş, birtakımın saklamıştı; peygamber olanı açıklayınca: «Sana bunu kim söyledi?» diye sordu kadını, o da dedi ki: «Her şeyi bilen, her şeyden haberi olan Allah bildirdi!»

Hani, Nebi eşlerinden birine (Hafsa’ya), gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi (Aişe) o sözü (kumalarına) haber verip Allah da bunu ona (Resulü’ne) açıklayınca, o da bunun bir kısmını (hanımı Hafsa’ya) bildirmiş, bir kısmından da (fazla mahcup olmaması için) vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan Aişe’ye) söyleyince (hanımı): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. (Peygamber de:) “Bunu bana, (her şeyi) hakkıyla bilen ve (her şeyden) hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” demişti.

Bu ayet, Tahrîm Sûresi’nin üçüncü ayetinde yer almakta olup, Hz. Peygamber ile eşlerinden biri arasında geçen mahrem bir bilginin açığa çıkması hadise... Devamı..

Peygamber zevcelerinden birine bir sır söyledi. O da diğer bir zevcesine (’Âişe’ye) sırrı tevdî’ iyledi. Allâh peygambere bunı ilhâm itdi. O da bu ilhâmın bir kısmını o zevceye (Hafsa’ya) "Sana bunı kim haber virdi?" diyu sordı. Peygamber de " ’Âlim ve her şeyden haberdâr olan Allâh haber virdi" cevâbını i’tâ iyledi.

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyibaşkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" demiş, o da: "Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi" demişti.

Hani peygamber eşlerinden birine, gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü (başkasına) haber verip Allah da bunu peygambere bildirince, peygamber bunun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber, bunu ona (sırrı açıklayan eşine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, hakkıyla bilen ve hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

Hani peygamber, eşlerinden birine gizli bir şey söylemişti. Eşi bunu başkalarına aktarıp Allah da durumu peygambere açıklayınca peygamber bunun bir kısmını anlattı, bir kısmından vazgeçti. Eşine konuyu anlatınca o, “Bunu sana kim haber verdi?” diye sordu. “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana bildirdi” diye cevap verdi.

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: Bunu sana kim bildirdi? dedi. Peygamber: Bilen, her şeyden haberdar olan Allah bana haber verdi, dedi.  

 Rivayete göre Resûlullah, eşi Hafsa’nın evde bulunmadığı bir sırada cariyesi Mâriye’yi onun odasına almıştı. Hafsa bundan haberdar olunca üzüntüsünü ... Devamı..

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir hadis söylemişti. Eşi bunu yayınca, ALLAH onu bundan haberdar kıldı. Ona durumun bir kısmını bildirmiş, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber konuyu eşine açınca eşi, "Bunu sana kim haber verdi?" diye sordu. "Herşeyi Bilen ve herşeyden Haberdar olan bana bildirdi," diye cevapladı.

Peygamberle ilişkili olarak "hadis" (söz) kelimesi iki kez kullanılır. Biri burada diğeri ise, 33:53 ayetindedir. Burada, Peygamberden işitilen hadisi... Devamı..

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkalarına haber verip Allah da bunu Peygamber'e açıklayınca, Peygamber (eşine) bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Peygamber bunu ona haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi. Peygamber "Bilen, her şeyden haberi olan Allah bana söyledi." dedi.

Ve hani Peygamber zevcelerinin ba'zısına sirr olarak bir söz söylemişti, vaktâki o onu haber verdi, Allah da Peygambere onu açtı, açınca Peygamber - o zevcesine - birazını tanıttı, birazından da sarfınazar etti, ana bu suretle anlatıverince bunu sana kim haber verdi dedi, bana dedi, o alîm, habîr nübüvvetle haber verdi

Hani, Peygamber, zevcelerinden birine gizli bir şey söylemişti de o (zevcesi) bu sözü, (Peygamber’in diğer zevcelerinden birine) haber vermişti. (Bunun üzerine) Allah da bu durumu Peygamber’e bildirdi. Peygamber bunun bir kısmını (zevcesine) bildirmiş, bir kısmından da (zevcesinin daha fazla mahcup olmaması için) vazgeçmişti. Peygamber, bunu (zevcesine) haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Peygamber, “Bunu bana, her şeyi hakkıyla bilen ve her şeyden hakkıyla haberdar olan Allah haber verdi” dedi.

Hani Nebi, eşlerinden birine aralarında kalmak üzere bir hadis¹ söylemişti. Fakat o eşi, söylenen şeyi başkasına söyleyince, Allah Nebi'ye bunu izhar¹ etti. Nebi de bir kısmını açıklamış ve bir kısmından da vazgeçmişti. Eşine, bundan haberdar olduğunu söyleyince, eşi: “Bunu sana kim haber verdi?” deyince, Nebi: “Bana, Her Şeyi Bilen, Her Şeyden Haberdar Olan bildirdi.” demişti.

1- Görünür kılma, ortaya çıkarma.

Hani peygamber, zevcelerinden birine gizli bir söz söylemişdi. Bunun üzerine o (zevce) bunu haber verib de Allah da ona bunu açıklayınca (peygamber) bunun (ancak) bir kısmını bildirmiş, bir kısmından da vaz geçmişdi. Artık bunu kendisine söyleyince o (zevce) «Bunu sana kim haber verdi?» dedi. (Peyğamber de) «Bana herşey'i bilen, her şeyden haberdâr olan (Allah) haber verdi» dedi.

Hani Nebî, eşlerinden birine gizli bir hadis (:söz) söylemişti. Eşi bunu başkasına haber verince, Allah da bunu açığa çıkardı. Nebî de bir kısmını açıkladı, bir kısmını söylemekten vazgeçti. Sonunda eşine haberi verince, eşi dedi ki: “Bunu sana kim bildirdi?” Nebî de: “Bana, Alîm ve Habîr olan (Allah) haber verdi.” dedi.

[33/28-34; 58/7; 9/78,94]

Hani peygamber, zevcelerinden birine bir sözü sır olarak söylemişti. Fakat (o) bu sözü (diğer bir hanımına) haber verip, Allah da bunu ona (peygambere) açıklayınca, (o)bunun bir kısmını (zevcesine) bildirmiş, bir kısmından da (bahsetmeyerek) vazgeçmişti. Böylece (peygamber) ona bunu haber verince (hanımı): “Bunu sana kim haber verdi?” dedi.(Peygamber de:) “Bana, Alîm (herşeyi bilen), Habîr (herşeyden haberdâr olan Allah) haber verdi!” dedi.

(Ayrıca) bir vakit peygamber, zevcelerinden birine (ifşa edilmemek üzere) bir sözü sır olarak söylemişti. Fakat eşi, o sözü başkasına söyleyince, Allah ona (peygambere) bunu izhar etti. O da (peygamber de) bir kısmını açıklamış ve (fazla mahcup olmaması için) bir kısmından da vazgeçmişti. Ne zaman (peygamber) ona (sır tutmayan eşine yaptığı yanlışı) bildirince (eşi) demişti ki: "Bunu sana kim haber verdi?" O da: "Bana (her şeyi) bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi" demişti. *

(*) Not: Bu ayetteki zaman edatı olan (وَإِذْ) üzerindeki (و) ‘’vav’’harfi, atıf edatı değil, ibtida harfidir. Bu nedenle 1 ve 3. ayetlerde anlatılanl... Devamı..

Peygamber, bir sözü eşlerinin bazısına gizli olarak söylemiş ve o eşi de sırrı (başkasına) haber verince, Allah da o sözü açığa çıkarıp yaymıştı. Allah o sözün bir kısmını peygambere haber verince, peygamberde sözü haber verene durumu bildirdiğinde “Bunu sana kim haber verdi” diye sorduğunda, Peygamber “Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah” dedi.

O gün peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi o gizli sözü açıklayınca Allah da bu açıklama işinden peygamberini bilgilendirdi. Bunun üzerine peygamber onun bir kısmını eşine söyledi. Bir kısmını da söylemekten vaz geçti. Peygamber bunu kendisine söyleyince eşi: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Peygamber dedi: "Bunu bana bilici, bilgili olan bildirdi."

Hani peygamber zevcelerinden birine gizli bir söz söylemişti. Vaktaki zevcesi o sözü haber verdi, Allah da bu halden peygamberi haberdar eyledi. Peygamber o hususun bir kısmını bildirmiş [³], bir kısmı hakkında da sükût eylemişti [⁴]. Bu veçhile peygamber zevcesine; olan biteni haber verince zevcesi «— Bunu sana kim haber verdi?» diye sordu. Peygamber «— Bunu bana hakkıyle âlim ve her şeyden haberdar olan Allah haber verdi» cevabını verdi.

[3] Niçin sırrı ifşa ettin diye sordu. Bu kısım; Marya'nın tahrimi veya bal şerbeti hususu keyfiyetiydi.[4] Yüzüne vurmadı, sormadı, bu kısım da Ebu B... Devamı..

Hani, Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. (Fakat) eşi o sözü (başkasına) haber verip, Allah da bunu peygambere bildirdiğinde, o da bir kısmını açıklamış, bir kısmını da (açıklamaktan) vazgeçmişti Peygamber bunu ona/sırrı açıklayan eşine, haber verince o, “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. O da, “Bunu bana, Alîm ve Habîr olan (Allah) haber verdi” dedi.

Hani peygamber, eşlerinden bazılarına gizli bir söz söylemişti de o (eşlerinden biri, kumasına) bunu haber vermişti. Allah bunu açığa vurunca da o (Peygamber, kendisine vahyedilenin) bir kısmını açıklamış, bir kısmından (açıklamaktan) vazgeçmişti. Sonunda bunu ona haber verince (eşi), “Bunu sana kim haber verdi?” diye sormuş, o da, “Bana bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi” demişti.

(Nakledildiği üzere Peygamber (s.a.a) Hafsa’ya ait olan bir günde Mariye ile birlikte oldu. Hafsa bunu duyunca rahatsız oldu. Bunun üzerine Peygamber ... Devamı..

Hani Peygamber, eşlerinden birine bir sır vermiş ve bunu hiç kimseye anlatmamasını ona tembihlemişti. Fakat Peygamberin hanımı bunu diğer bir hanımına anlatınca, Allah onlar arasında geçen bütün konuşmaları Peygambere bildirerek onu bundan haberdar kılmıştı. Peygamber de hanımlarına gelerek olup bitenlerin bir kısmını onlara anlatmış, bir kısmına ise —yüce edebinden dolayı— hiç değinmemişti. Peygamber bunu eşine anlatınca, eşi hayretler içinde “Bunu sana kim bildirdi?” diye sormuş,Peygamber de “Her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah bunubana bildirdi!” diye cevaplamıştı.

Nebiyy, eşlerinden birisine sözlü olarak bir sır verdi. Bunu (eşi) bildirdiğinde ve Allah bunu ona (Nebiyy’e) açıkladığında, bir kısmını tanıttı; bir kısmını da önemsemeyerek vazgeçti.
Bunu eşine bildirdiğinde: -"Bunu sana kim bildirdi?" dedi. -"Bana Habîr Alîm bildirdi" dedi.

Bir gün resul, eşlerinden birine bir sır verdi. Ama sırdaşı hanım, bunu kumasına anlatınca Allah, resulünü durumdan haberdar etti. Resul de, ayrıntıya girmeden, sırdaşı eşine durumu çıtlattı. Resul, durumu bu şekilde belli edince, sırdaşı: " bunu sana kim söyledi " diye sordu. Resul de: " Her şeyi bilip duyan. " dedi. …[2]

Hani Nebi eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi o sözü başkasına söyledi. Allah bunu Nebi’sine bildirince, Nebi bunun bir kısmını bildirmiş bir kısmından da vazgeçmişti. Nebi onların yaptığını haber verince eşi: "Bunu sana kim bildirdi?" dedi. Nebi: "Bunu bana her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah haber verdi." dedi.

Hani Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. (Fakat eşi) o sözü (başkasına) bildirip Allah da bunu (Peygamber’e) açıklayınca, o da (konunun) bir kısmını (eşine) bildirmiş, bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) bunu ona (eşine) bildirince, (eşi) “Bunu sana kim bildirdi?” diye sormuş, o da “Bilen, haberdar olan (Allah) bana bildirdi.” demişti. [*]

Bir rivayete göre konu bir bal şerbeti olayı ile Hz. Mâriye hakkındadır. Diğer bir rivayete göre bu konu Hz. Muhammed’in kendisinden sonra devleti kim... Devamı..

Hani Peygamber eşlerinden birine bir sır söylemiş,¹ o da bunu (başkalarına) haber vermişti. Allah da bunu Peygamber’e açıklayınca, (Peygamber) de (bu sırrın) bir kısmını açıklamış, bir kısmını da (açıklamaktan) vazgeçmişti. Peygamber sonunda bu durumu (eşine) söyleyince (eşi): “Bunu sana kim haber verdi?” demişti. Peygamber de: “Bana (her şeyi) çok iyi bilen, (her şeyden) haberdar olan (Allah) haber verdi.” demişti.

1 Âyette sır buyrulmakla, bunun karı koca arasında kalması gereken bir söz olduğu anlaşılmaktadır. Allah, âyette o eşin ismini de bu sözün ne olduğunu... Devamı..

Hani, ³ [bir gün] Peygamber, eşlerinden birine gizli bir şeyler söylemişti; eşi bunu ifşa edip Allah da Peygamber’e bildirince, Peygamber (söylediklerinin) bir kısmını [diğerlerine de] anlatmış, bir kısmına ise hiç değinmemişti. ⁴ Peygamber durumu eşine anlatınca, kadın: “Bunu ⁵ sana kim söyledi?” diye sordu. [Peygamber de,] “Her şeyi Bilen, Her şeyden Haberdar Olan, bana söyledi” diye cevap verdi.

3 Bkz. sure 2. not 21.4 Lafzen, “onun bir kısmından geri durmuştu” [yahut “mani olmuştu”]. Bu gizli bilgi olayı konusunda güvenilir bir Hadis yoktur. ... Devamı..

Hani Nebi eşlerinden birine aralarında gizli kalmak üzere bir hadis/söz söylemişti. O eşi bu sırrı diğer eşlerinden birine duyurunca Allah da bunu ortaya çıkarmıştı. Nebi de sırrı ifşa eden eşine, sözlerinin bir kısmını söylemiş bir kısmından da hiç söz etmemişti bunun üzerine eşi, “Sana bunu kim haber verdi?” diye sorunca, Nebi "Bana her şeyi bilen ve her şeyden haberdar olan Allah haber verdi", demişti. 50/16...18, 57/4

Hani, bir gün Nebî eşlerinden birini bir hadiseden[⁵¹⁷³] (dolayı) sırrına ortak etmişti;[⁵¹⁷⁴] fakat eşi bu sırrı ifşa edip Allah da onu (Nebî’ye) bildirince, (Nebî) o hadisenin bir kısmını (diğer eşine) de anlatmış, ama bir kısmından hiç söz etmemişti.[⁵¹⁷⁵] Nihayet (Nebî sır tutmayan) eşine yaptığı (yanlışı) bildirince, “Bunu sana kim haber verdi?” demişti.[⁵¹⁷⁶] (Nebî de), “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan haber verdi” diye cevap vermişti.[⁵¹⁷⁷]

[5173] Hadîs, bir eylemi bildiren hadsân’dan türetildiği için söze nisbeti mecazidir. Asıl mânası fiilidir ve “Bir olayı haber veren söz” demektir. ... Devamı..

Bir gün Peygamber eşlerinden birine gizli bir şey söyledi, fakat o eşi, o sözü, diğer eşlerine haber verince, Allah, peygamberine onu açıkladı. Bunun üzerine Peygamber o eşine, haber verdiği şeyin bir kısmını bildirdi, bir kısmından vaz geçti. O zaman eşi (Peygambere, arkadaşlarının söylediğini sanarak) "Bunu sana kim söyledi?" diye sorunca, Peygamber, "Onu bana, her şeyden haberdar olan Allah haber verdi.”

Nebi bazı eşlerinden bir hadiseyi saklamıştı. Ne zaman ki eşi onu (o hadiseyi diğerlerine) haber verince, Allah (Nebiye) hadisenin bir kısmını açıkladı, bir kısmından da vaz geçti. Ne zaman ki Nebi eşine haber verdi (eşi) dedi ki: "Bunu sana kim haber etti?" (Nebi) dedi ki: "Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan (Allah) bana bildirdi."

Ve yâd et o vakti ki, peygamber, zevcelerinin bazısına bir sözü gizlice söylemişti. Vaktâ ki, (o zevce) o sözü başka (zevceye) haber verdi. Allah da o haber verişi, Peygamberine izhar buyurdu. Peygamber (de o zevcesine) haber verdiği şeyin bazısını bildirdi, bazısından vazgeçti. Vaktâ ki zevcesine onu anlattı. (Zevcesi) Dedi ki: «Bunu sana kim haber verdi?» (Hazret-i Peygamber de) Dedi ki: «Bana o alîm, habîr olan Allah Teâlâ haber verdi.»

Hani bir ara Peygamber, eşlerinden birine sır olarak bir söz söylemişti. Fakat o, bunu kumalarından birine haber verince, Allah da bu durumu Peygamberine bildirdi. O da eşine söylediğinin bir kısmını bildirip, bir kısmından ise vazgeçmişti. Peygamber, o eşine bu durumu anlatınca o hayret ederek: “Bunu sana kim bildirdi? ” dedi. Peygamber de: “Her şeyi bilen, her şeyden haberdar olan Allah, bana haber verdi. ” diye cevap verdi.

Peygamber, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Fakat eşi, o sözü (başkasına) haber verip, Allah da peygamberi, eşinin bu davranışına muttali kılınca (Peygamber, eşine) o(söylediği)nin bir kısmını bildirmiş (şunları şunları filana söyledin demiş), bir kısmından da vazgeçmişti. (Peygamber) Bunu eşine haber verince eşi: "Bunu sana kim söyledi?" dedi (Peygamber): "(Herşeyi) Bilen, haber alan (Allah) bana söyledi" dedi.

Vaktâ ki nebî, zevcelerinden ba'zına (Hafsa bint Ömer'e) gizli bir sözi söyledi. O, o sözi (Aişe'ye) haber virmekle Allâh, Rasûlüne (bu vak'ayı) izhâr buyurdı. Rasûl bunun bir kısmını söylemeyüb bir kısmını zevcesine bildirdikde o: "Bunı sana kim haber virdi?" didi. Rasûl de: "Her şeyi bilen ve haberdâr olan bildirdi" cevâbını virdi.

Bir gün Nebi, eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. Eşi onu, diğer eşine bildirince Allah, Nebisini o konuda bilgilendirdi. O da onun birazını eşine anlattı, birazını da anlatmaktan vazgeçti. Eşine bildirdiğinde o: “Bunu sana kim bildirdi?” dedi. Nebi de “Bana, her şeyi bilen; her şeyin iç yüzünü bilen bildirdi.” diye cevap verdi.

Peygamber eşlerinden birine gizli bir söz söylemişti. O da bunu başkasına söyleyince Allah bunu peygambere açıkladı. bir kısmını bildirmiş, bir kısmını bırakmıştı. Peygamber bunu eşine haber verince o:-Bunu sana kim haber verdi? dedi.-Bana, alim ve haberdar olan (Allah) haber verdi, dedi.

Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. Eşi o sözü başkalarına haber verince, Allah bu durumu Peygambere açıkladı; o da Allah'ın açıkladığı şeyin bir kısmını eşine bildirdi, bir kısmını da hiç yüzüne vurmadı. Ona bu durumu bildirdiğinde, eşi “Bunu sana kim haber verdi?” dedi. Peygamber de “Herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah bildirdi” diye cevap verdi.

Hani, Peygamber, eşlerinden birine bir sözü gizlice söylemişti. Sonra eşi bu sözü duyurup Allah da onu Peygamber'e bildirince, Peygamber sözün bir kısmını açıklamış, bir kısmından vazgeçmişti. Peygamber, sözü eşine bildirdiğinde o: "Bunu sana kim haber verdi?" demişti. Peygamber de: "O her şeyi bilen, her şeyden haberi olan bana bildirdi." diye cevaplamıştı.

Payg‘‎ambar xotinlaridan biri Hafsaga cho‘‎risi Moriyaning talog‘‎i haqidagi bir gapni xufyona aytganini eslang. Bas, qachonki, Hafsa u sir haqida Oishaga xabar bergach, Alloh Payg‘‎ambarni bundan voqif qildi va u Hafsaga o‘‎zi bilgan narsaning ba’zisini bildirdi va ba’zisidan voz kechdi. Bas, qachonki, Payg‘‎ambar Hafsaga xabarni aytgach, u: “Kim sizga bu xabarni berdi?” – dedi. Shunda payg‘‎ambar: “Menga barcha narsani biluvchi – A’lim va hamma narsadan xabardor bo‘‎lgan – Xobir Zot xabar berdi”, – dedi.

daħı ol vaķt gizledi peyġamber bir nice 'avratlarındın yaña bir sözi pes ol vaķt kim ħaber virdi anı daħı muŧŧalı eyledi anı Tañrı anuñ üzere ya'nį peyġamber’e bildürdi bir nicesin daħı yüz döndürdi bir niceden. pes ol vaķt kim ħaber virdi peyġamber anı eyitti ħafża “kim ħaber virdi saña uşbunı?” eyitti “ħaber virdi baña bilici ħaberlü.”

Ḳaçan ki gizlü söyledi peyġamber ‘avratlarınuñ birisine bir söz, ol vaḳt kibildürdi ve muṭī‘ itdi bunı Allāh aña. Bildürdi nicesin ve i‘rāż itdi nicesin‐den. Ol vaḳt ki ḫaber virdi peyġamber ‘avratına ki Ḥafṣadur, eyitdi: Kim bil‐dürdi bunı saña? didi. Peyġamber eyitdi: Anı baña bildürdi her nesneyi bi‐lici Allāh.

Bir zaman Peyğəmbər öz zövcələrindən birinə (Həfsəyə) gizli bir söz (bir daha Zeynəb bint Cəhşin, yaxud Mariyeyi-Qibtiyyənin yanına getməyəcəyini) demişdi. (Həfsə) bu sözü (digər zövcələrdən biri olan Aişəyə) xəbər verdikdə və Allah bunu ona (Peyğəmbərə) əyan etdikdə (Peyğəmbər) bunun bir qismini (Həfsəyə) bildirmiş, (alicənablığı üzündən) bir qismini bildirməkdən isə vaz keçmişdi. (Peyğəmbər) əhvalatı (Həfsəyə) bildirdikdə o: “Bunu sənə kim xəbər verdi?” – deyə soruşmuş, o da: “Bunu mənə (hər şeyi) bilən, (hər şeydən) agah olan (Allah) xəbər verdi!” – deyə cavab vermişdi.

When the Prophet confided a fact unto one of his wives and when she afterward divulged it and Allah apprised him thereof, he made known (to her) part thereof and passed over part. And when he told it her she said: Who hath told thee? He said: The Knower, the Aware hath told me.

When the Prophet disclosed a matter in confidence(5532) to one of his consorts, and she then divulged it (to another), and Allah made it known to him, he Confronted(5533) her with part thereof and held back a part. Then when he told her thereof, she said, "Who told thee this? "He said, "He told me Who knows and is well-acquainted (With all things)."

5532 Who these two consorts were, and what was the matter in confidence which was disclosed, we are not expressly told, but the facts mentioned in n. ... Devamı..


Designed by ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.