Velekad hemmet bih(i)(s) vehemme bihâ levlâ en raâ burhâne rabbih(i)(c) keżâlike linasrife ‘anhu-ssû-e velfahşâ/(e)(c) innehu min ‘ibâdinâ-lmuḣlasîn(e)
Andolsun ki kadın, ondan murat almayı iyice kurmuştu, eğer Rabbinin burhanını görmeseydi Yusuf da onun hakkında niyetini bozardı, işte biz ondan çirkin ve kötü şeyleri böylece giderdik, çünkü şüphe yok ki o, gönlünü bize bağlamış kullarımızdandı.
Andolsun kadın onu çok arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (bürhan)ını (ve vicdanına doğan uyarı ilhamlarını) görmeseydi- o da (Yusuf da) onu arzulamış (ve kalbi ona kaymıştı). Böylelikle Biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona takva ve duyarlılık bağışlamıştık). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Gerçek şu ki, kadın ona karşı arzu doluydu; eğer Yûsuf Rabbinin zinayı yasaklayan kesin delilini, hatırına getirmemiş olsaydı, onun da ona bir arzu ve isteği doğmuş gitmişti. Böylece biz ondan kötülüğü, çirkin ve taşkınca halleri geri çevirmek için, kesin delilimizi hatırlatmış olduk. Gerçekten de o Yûsuf, bizim seçkin kullamızdan biriydi.
Andolsun ki, hanım, ona karşı gerçekten arzu doluydu. Rabbinin ikazını, emir ve hükümlerini, koyduğu ahlâkî kuralları düşünmemiş olsaydı, Yûsuf da ona meyletmiş gitmişti. Biz kötülük ve zinayı, gayri meşrû ilişkileri, haddi aşmayı, cimriliği, ahlaksızlığı ondan uzaklaştırmak için böyle hatırlatmalarda bulunduk. O bizim samimi, ihlâslı davranışlarda bulunan kullarımızdan biri idi.
Andolsun kadın onu arzu etmişti. Eğer Rabb'inin burhanını görmeseydi o da onu arzu etmişti. Bu şekilde kötülük ve fuhşu ondan savmak için istedik. O bizim seçkin kullarımızdandı.
Andolsun kadın onu arzulamıştı, -eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) kesin kanıt (burhan)ını görmeseydio da (Yusuf da) onu arzulamıştı. Böylelikle biz ondan kötülüğü ve fuhşu geri çevirmek için (ona delil gönderdik). Çünkü o, muhlis kullarımızdandı.
Kadın, gerçekten ona niyyetlenmiş ve o da kadına niyyetlenmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin burhânını (ilâhî ihtar) görmemiş olsaydı, olacak olan olurdu. İşte biz, ondan fenalığı ve fuhşu gidermek için böyle yaparız. Çünkü o, bizim ihlâslı kullarımızdandır.
Andolsun! Kadın onunla çok ilgilendi. O da kadınla ilgilendi; eğer Rabbinden gelen bir burhanı (delili) görmeseydi… Biz böyle yaptık pasiflikten ve günah olan bir işten onu koruyalım. Şüphesiz o halis kılınmış kullarımızdandır.
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da ona meyletmiş olacaktı. Böylece biz, kötülüğü ve fuhşu ondan uzak tutuyorduk. Çünkü o, ihlaslı kullarımızdandı.
Kadın ona yöneldi, Tanrının belgesini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona yönelirdi, ondan hem kötülüğü, hem de fuhşu böylecene döndürdük, o bizim arı kullarımızdandır
Andolsun ki, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin (zinadan alıkoyan) delilini görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, (erdemli duruşuyla) bizim samimi kullarımızdandı.
Lâkin kadın ısrâr itdi. Yûsuf belki râzı olabilür idi lâkin Allâh’dan gelen bir ihtâr ânı men’ iyledi. Bu ihtârı ânı sû-i hâl ve fuhuşdan men’ içün virdik çünki hâlis ’ibâdımızdan idi.
And olsun ki kadın Yusuf'a karşı istekli idi; Rabbin'den bir işaret görmeseydi Yusuf da onu isteyecekti. İşte ondan kötülüğü ve fenalığı böylece engelledik. Doğrusu o bizim çok samimi kullarımızdandır.
Andolsun, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin delilini görmemiş olsaydı, Yûsuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Çünkü o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Kadın onu kesinlikle arzulamıştı; eğer rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadını arzulardı. Böylece onu, kötülükten ve ahlâksız bir iş yapmaktan uzak tutmak istedik. Şüphesiz o samimi kullarımızdandı.
Andolsun ki, kadın ona meyletti. Eğer Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti. İşte böylece biz, kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için (delilimizi gösterdik). Şüphesiz o ihlâslı kullarımızdandı.
Kadın onu çok arzulamıştı, Rabbinin işaretini görmeseydi o da onu çok arzulamıştı. Böylece kötülük ve fenalığı ondan çevirdik. O, katışıksız kullarımızdandı.
O hanım, ona gerçekten niyeti bozmuştu. Eğer Rabbinin burhanını görmese idi. Yusuf da ona özenip gitmişti. Aslında ondan fuhşu ve fenalığı uzak tutalım diye böyle olmuştu. Çünkü o bizim ihlasa erdirilmiş kullarımızdan biriydi.
Hanım cidden ona niyyeti kurmuştu, o da ona kurmuş gitmişti amma rabbının bürhanını görmese idi, ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim için öyle oldu, hakıkat o bizim ıhlâsa mazhar edilmiş has kullarımızdandır
Kasem olsun ki, kadın (Yûsuf’un nefsinden murad almak için, kendi hür irâdesi ile planlı ve kasıtlı bir şekilde) onunla olmaya azmetti. Eğer Rabbinin delilini görmeseydi, o da kadına (azmederek, kastederek, herhangi bir şehevî istek ya da arzu ile değil de gayr-i ihtiyârî bir şekilde, kalbine gelebilecek olan *anlık bir düşünceye) meyledecekti. İşte böylece (peygamberlerimize bahşetmiş olduğumuz ismet hâli, o) kötülüğü ve fenalığı ondan uzaklaştırdı (da o, gayr-i ihtiyârî bir şekilde kalbine gelebilecek olan anlık düşünce/meyil dahi meydana gelmedi.) Şüphesiz o, (tarafımızdan) ihlâsa erdirilmiş (iffetli) kullarımızdandı.
Gerçekten kadın Yusuf'a ilgi duydu. Yusuf da kadına ilgi duydu. Ne var ki Rabb'inin burhanı¹ sayesinde² kadına uymadı. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu³ çevirdik. Kuşkusuz o Bizim muhles⁴ kullarımızdandı.
O (kadın), andolsun ona niyyeti kurmuştu. Eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsaydı (belki Yuusuf da) onu kasd etmiş gitmişdi. İşte biz ondan fenalığı ve fuhşu bertaraf edelim diye böyle (bürhân gönderdik). Çünkü o, (taatde) ıhlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Buna rağmen gerçekten (kadın) ona meyletmişti. Ve Rabbinin delîlini görmeseydi,(o da) ona meyletmişti.(1) İşte (biz) kötülüğü ve fuhşu ondan uzaklaştıralım diye böyle(delîlimiz gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Ve gerçekten, kadın ona (göz koyup) istek duymuştu. Eğer Rabbinin (zinayı haram kılan) delilini (kanıt ve vicdanına doğan uyarı ilhamlarını) görmemiş olsaydı, Yusuf da ona istek duyacaktı. Biz, ondan kötülüğü ve fuhşu uzaklaştırmak için işte böyle yaptık. Şüphesiz o, bizim samimi kullarımızdandı. *
Kadın Yusuf ile ilişkiye girmek için o’na saldırdı Yusuf da Rabbinin işaretlerini görmese, kadınla ilişkiye girecekti. İşte biz böylece Yusuf’dan kötü olan, şehevi arzuları giderdik. Muhakkak ki Yusuf doğru işler yapan kullarımızdandı.
Ant olsun ki kadın Yusuf’u istiyordu. Eğer tanrısının belgesini daha önce görmüş olmasaydı Yusuf’ta onu istiyecekti. Biz böylece, kötülüğü, çirkinliği ondan uzaklaştırdık. Çünkü Yusuf Bizim öz kullarımızdandı.
Andolsun kadın onu arzulamıştı ve o da onu arzu etmişti. Eğer Yûsuf, Rabbinin delilini [burhân] görmeseydi (arzusuna yenik düşerdi). Böylece Biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik. Çünkü o, Bizim arınmış ve samimi kullarımızdandı [muhlesîn].
Şüphesiz kadın ona kastetmişti. O da eğer Rabbinin kesin kanıtını görmemiş olsa idi kadına kastedecekti. İşte ondan kötülüğü ve çirkinliği böylece engelledik. Doğrusu o bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.
Gerçekten kadın Yûsuf’u arzulamıştı; eğer ihânet ve nankörlüğün çirkin bir davranış olduğuna dâir Rabb’inin kendisine ilhâm ettiği uyarı ve işâretini göz ardı etmiş olsaydı, Yûsuf da yenilip ona yönelecekti. Fakat Allah’ın yardımı sayesinde, arzularına gem vurarak iffetini korumasını bildi. İşte böylece Biz, onu kötülük ve ahlâksızlıktan korumak için kalbine sebat ve kararlılık verdik. Çünkü o, dürüstlüğü, samîmiyeti ve tertemiz ahlâkıyla seçkin kullarımızdan biriydi.
And olsun, ona arzu duydu; o da ona arzu duydu.
O, rabbinin bürhanını / kanıtını / işaretini ya görmüş olmasaydı! İşte böyle onu Fuhuş’tan / Çirkin İşler’den ve Kötülük’ten uzak tutmamız içindir.
O, bizim İhlâslı (Samimi arı-duru) kullarımızdandır.
Şayet Yusuf, Allah'tan bir işaret almasaydı, ya o, kadına; ya da kadın, ona sahip olacaktı. Onu, kaba ve çirkin bir oyunun eşiğinden bu şekilde çekip aldık. Çünkü o, bizim has kullarımızdandı.
Kadın Yusuf’a iyice kancayı takmıştı. Eğer Yusuf Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi, Yusuf’un da gönlü kadına kaymaya başlamıştı. Böylece biz kötülük ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için Yusuf’a doğru yolu gösterdik! Yusuf Rabbinin gösterdiği yoldan giderek duygularının esiri olmadı. Şüphesiz o doğruluk üzerine samimi insandı.
Yemin olsun ki kadın ona eğilim göstermişti. Rabbinin delilini görmeseydi o da kadına eğilim göster(ecek)ti. [*] İşte böylece biz kötülük ve çirkinliği ondan uzaklaştırmak için (delilimizi göstermiştik). Şüphesiz ki o, samimi kullarımızdandı.
Gerçekten kadın, onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin (zinayı yasaklayan) hükümlerini göz ardı etseydi (Yûsuf) da o (kadını) arzulamıştı.¹ Böylece onu kötülük ve fuhuştan biz koruduk, çünkü o, seçilmiş² kullarımızdandı.
Gerçek şu ki, kadın o’na karşı arzu doluydu; o da kadını arzuluyordu; öyle ki, [bu ayartma karşısında] eğer Rabbinin burhanı o’nun içine doğmamış olsaydı [bu arzuya yeniliverecekti]; ²³ İşte bu, her türlü kötülüğü, çirkin ve taşkın halleri o’ndan uzak tutmak istediğimiz için böyle oldu, çünkü o gerçekten bizim (seçilmiş) kullarımızdan biriydi. ²⁴
Doğrusu kadın, onunla olmayı aklına koymuştu. Eğer Rabbi bu işin çirkinliğini ona ilham ederek göstermeseydi, Yusuf da ona uyacaktı. Biz, onu kötülük ve çirkin işlerden uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü o, bizim çok samimi kullarımızdandı. 13/11, 58/22
Doğrusu kadın onu gözüne kestirmişti; eğer Rabbinin burhanını müşahede etmemiş olsaydı, o da kadını gözüne kestirip gitmişti: işte bunun nedeni, her türlü kötülük ve tutkuya bağlı taşkınlığı ondan uzaklaştırmak istediğimiz içindi; çünkü o bizim seçkin kullarımızdan biriydi.
Andolsun ki, kadın ona meyletmişti, -eğer Rabbinin burhânını (kendisine verilen hikmet ve ilim gereği zinânın ne kadar çirkin bir şey olduğunu)- görmemiş olsaydı Yusuf da ona meyledebilecekti. İşte böylece biz zinâyı ondan uzaklaştırmak için delilimizi gösterdik, kuşkusuz o, ihlasa erdirilmiş kullarımızdandır.
Ve (kadın) ona sahip olmak istemişti; eğer Rabbinin burhanını (işaretini) görmemiş olsaydı, Yusuf da ona meyletmişti. Böylece ondan kötülüğü ve fuhşu çevirmek için bunu yaptık. Gerçekten o, seçkin kullarımızdandı.
Ve hakikaten kadın O'na kasdetmişti. O da eğer Rabbinin bürhanını görmemiş olsa idi kadına kasdetmekte bulunacaktı. İşte O'ndan fena bir kasdi ve fuhşa atılmayı defedelim diye öyle (bürhanımız gösterilmiş) oldu. Muhakkak ki o, Bizim ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandır.
Doğrusu, hanım ona sahip olmayı iyice aklına koymuş ve buna yeltenmişti de. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi o da kadına meyledecekti. İşte böylece Biz fenalığı ve fuhşu ondan uzaklaştırmak için bürhanımızı gösterdik. Çünkü o, Bizim tam ihlasa erdirilmiş kullarımızdandı.
Andolsun, kadın onu arzu etmişti, eğer Rabbinin doğruyu gösteren delilini görmeseydi o da onu arzu etmişti. Böylece biz kötülüğü ve fuhşu ondan çevirmek istedik; çünkü o, ihlasa erdirilmiş (temiz) kullarımızdandır.
Zeliha ona karşı sarf-ı himmet idüb çalışdı. Eğer Yûsuf, rabbinin burhânını görmemiş olsa idi Zeliha'ya o da sarf-ı himmet iderdi. Böylece ondan fenâlığı ve fuhşı çevirmek içün ona burhânımızı gösterdik. Yûsuf bizim muhlis kullarımızdandı.
Kadın onu gerçekten istiyordu. Eğer Rabbinin bürhanını görmeseydi Yusuf da onu isterdi. Hep böyle olur[*]. Bu (ilham), kötülüğü ve çirkinliği ondan uzaklaştırmamız içindir. Çünkü o, yürekten bağlılığı olan kullarımızdandır.
Kadın ona arzu duyuyordu. Rabbinin işaretini görmeseydi Yusuf da ona arzu duyacaktı. Onu hainlik ve fuhuştan uzak tutmak için bu işareti gösterdik. Çünkü O, bizim çok samimi kullarımızdandı.
Kadın ona gerçekten niyeti kurmuştu. Rabbinin delilini görmüş olmasaydı, Yusuf da ona kapılıp gidecekti. Kötülüğü ve fuhşu böylece ondan uzaklaştırdık. Çünkü o ihlâsa erdirilmiş kullarımızdandı.
Yemin olsun, kadın onu arzulamıştı. Eğer Rabbinin gerçeğe dikkat çeken delilini görmeseydi, o da onu arzulamıştı. Biz böylece ondan, kötülüğü ve fuhşu uzak tutuyorduk. Çünkü o, bizim samimi/seçkin kullarımızdandı.
Haqiqatan, Zulayho unga moyil bo‘ldi, Agar Robbisining ogohlantirishi va xiyonatning gunohligi to‘g‘risidagi alomatini e’tiborsiz qoldirib, ko‘rmaganida, Yusufning ko‘ngli ham bunga moyil bo‘lar edi. Shunday qilib, undan yomonlik va fahshni burib yubordik va bundan saqladik. Albatta, u xolis bandalarimizdandir.
daħı bayıķ ķaśd eyledi ya'nį zelįħā aña daħı ķaśd eyledi. ya'nį yūsuf aña eger görmese-di çalabı’sı ḥüccetini şundayuķ tā döndürevüz andan yavuzlıġı daħı zişt işi ya'nį zinā bayıķ ol ķulllarumuzdandur aru olınmışlar
Taḥḳīḳ ḳaṣd eylemiş‐idi Zelīḫā Yūsufa. Yūsuf daḫı aña meyl eylemiş‐idieger Tañrı burhānın görmese‐y‐di. Anuñ gibi giderürüz anuñ üstinden ziyān‐ıla yamanlıḳları. Taḥḳīḳ Yūsuf bizüm muḫliṣ ḳullarumuzdandur.
Doğrudan da (qadın) ona meyl salmışdı. Əgər Rəbbinin dəlilini (xəbərdarlığını) görməsəydi, (Yusif də) ona meyl edərdi. Biz pisliyi və biabırçılığı (zinanı) ondan sovuşdurmaq üçün belə etdik. O, həqiqətən, Bizim sadiq bəndələrimizdəndir!
She verily desired him, and he would have desired her if it had not been that he saw the argument of his lord. Thus it was, that We might ward off from him evil and lewdness. Lo! he was of Our chosen slaves.
And (with passion) did she desire him, and he would have desired her, but that he saw the evidence(1668) of his Lord: thus (did We order) that We(1669) might turn away from him (all) evil and shameful deeds: for he was one of Our servants, sincere and purified.
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |