Feyeżeruhâ kâ’an safsafâ(n)
Yeryüzünü dümdüz bir hale getirir.
"Böylece yerlerini bomboş, (dümdüz ve) çırılçıplak bırakacaktır."
Yeryüzünü dümdüz bir hale getirecek.
“Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.”
'Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.'
Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak.
Onların yerlerini dümdüz, kaygan bırakacaktır.
“Böylece yerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.”
«Düpdüz, bomboş bir toprak bırakacaktır!
Yerlerini dümdüz ve çırılçıplak bir alana dönüştürecek.
Dağları düz ova yapacak.
105,106,107,108. Sana dağları sorarlar; de ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak, yerlerini düz, kuru bir toprak haline getirecek; orada ne çukur, ne tümsek göreceksin. O gün, hiçbir tarafa sapmadan bir davetçiye uyarlar. Sesler Rahman'ın heybetinden kısılmıştır; ancak bir fısıltı işitirsin."
“Onların yerlerini dümdüz, boş bir alan hâlinde bırakacaktır.”
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
Böylece yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır.
"Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacaktır."
"Böylece yerlerini dümdüz boş bir halde bırakacak."
Yerlerini düpedüz bomboş bırakacak
(Ve sanki daha önce orada hiç dağ bulunmamış gibi) yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.”
Onları dümdüz araziye çevirecektir.
«(Savuracak) da yerlerini dümdüz bir toprak haalinde bırakacak».
Yerlerini dümdüz bir alan olarak bırakacaktır.
“Onları(n yerlerini) dümdüz, bomboş bir hâlde bırakacak!”
Böylece yerlerini (mahşer için) boş bir düzlük olarak bırakacaktır.
Yeryüzünü kuru ve çıplak bıraktığında,
yerleri dümdüz edecek, çırılçıplak bırakacaktır.
Onların yerlerini bomboş, dümdüz bırakacak,
“Onların yerlerini dümdüz, boş/çıplak bir hâle getirir.”
“Yerlerini bomboş, çırçıplak bırakacaktır.”
“Ve bu evreni yok edip yerine bambaşka bir evren yarattıktan sonra, (14. İbrahim: 48) mahşer meydanını dümdüz ve çıplak bir alana dönüştürecek.”
Yerlerini dümdüz boş bırakacaktır.
Yerlerini dümdüz edip bırakacak.
"Yerlerini boş dümdüz bırakacaktır."
Orayı (yerlerini) dümdüz, bomboş bırakacaktır.
(Ve devamla): “Yerlerini bomboş, dümdüz bir halde bırakacak,”
yeri dümdüz ve çıplak bir hale getirecek, ⁸⁹
Yerlerini de dümdüz, edip kuru bir toprak haline getirecektir. 18/47, 20/106-107, 52/10, 56/4...6, 69/14, 70/9
ve arzı çırılçıplak, kupkuru bir düzlük olarak bırakacak;
105,106. (Ey Muhammed) Sana dağların kıyamet günündeki halini sorarlar. De ki: "Rabbim onları ufalayıp savuracak da, yerlerini dümdüz bir toprak haline getirecektir!"
Çukurlarını doldurup dümdüz halde bırakacak.
«Artık onları dümdüz, bomboş bir halde bırakacaktır.»
105, 106. Bir de sana o gün, dağların durumunu sorarlar. De ki: “Rabbim onları darmadağın edecek, ufalayıp savuracak, yerlerini dümdüz, boş vaziyette bırakacak. ”
Yerlerini boş, dümdüz bırakacaktır.
"Ve yerlerini dümdüz kılar"
Yerlerini de aynı seviyede dümdüz bırakacaktır.
Yerlerini de dümdüz, kuru bir toprak haline getirecektir.
Yerlerini dümdüz, bomboş bırakacak.
"Yerlerini bomboş, dümdüz bırakacaktır."
Keyin ularni tep-tekis yer qilib qo‘yadi.
pes ķoya anları düz yir otsuz düz yir.”
Ḳoyar anı dümdüz yir eyler.
Dümdüz (hamar) bir yer edəcək (heç bir şey bitməyən qupquru torpaq halına salacaq);
And leave it as an empty plain,
"He will leave them as plains smooth and level;
| Designed by ÖFK En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir. |