5 Ağustos 2026 -
19 Safer 1448 - Çarşamba
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ محَمَّد
/ Muhammed Suresi
◄
٥٠٨
- 508
►
26. Cüz /
الجزء ٢٦
وَيَقُولُ
ve derler
الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا
inananlar
لَوْلَا
değil miydi?
نُزِّلَتْ
indirilmeli
سُورَةٌۚ
bir sure
فَاِذَٓا
zaman
اُنْزِلَتْ
indirildiği
سُورَةٌ
bir sure
مُحْكَمَةٌ
hükmü açık
وَذُكِرَ
ve söz edilince
ف۪يهَا
onda
الْقِتَالُۙ
savaştan
رَاَيْتَ
görürsün
الَّذ۪ينَ ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalblerinde bulunanların
مَرَضٌ
hastalık
يَنْظُرُونَ
baktıklarını
اِلَيْكَ
sana
نَظَرَ
bakışı gibi
الْمَغْشِيِّ عَلَيْهِ
bayılıp düşen kimsenin
مِنَ الْمَوْتِۜ
ölümden
فَاَوْلٰى
daha yakın
لَهُمْۚ
onlara
﴿٢٠﴾
طَاعَةٌ
ita'at etmektir
وَقَوْلٌ
ve söylemektir
مَعْرُوفٌ۠
güzel
فَاِذَا
zaman
عَزَمَ
azmedildiği
الْاَمْرُ۠
işe
فَلَوْ صَدَقُوا
sadık kalsalardı
اللّٰهَ
Allah'a
لَكَانَ
elbette olurdu
خَيْراً
daha iyi
لَهُمْۚ
kendileri için
﴿٢١﴾
فَهَلْ عَسَيْتُمْ
öyle mi?
اِنْ تَوَلَّيْتُمْ
işbaşına gelecek olursanız
اَنْ تُفْسِدُوا
bozgunculuk yapacak
فِي الْاَرْضِ
yeryüzünde
وَتُقَطِّعُٓوا
ve koparacaksınız
اَرْحَامَكُمْ
rahimleri (akrabalık bağlarını)
﴿٢٢﴾
اُو۬لٰٓئِكَ
onlar
الَّذ۪ينَ
kimselerdir
لَعَنَهُمُ
la'netlediği
اللّٰهُ
Allah'ın
فَاَصَمَّهُمْ
sağır yaptığı
وَاَعْمٰٓى
ve kör ettiği
اَبْصَارَهُمْ
gözlerini
﴿٢٣﴾
اَفَلَا يَتَدَبَّرُونَ
düşünmüyorlar mı?
الْقُرْاٰنَ
Kur'an'ı
اَمْ
yoksa -mi var?
عَلٰى
üzerinde
قُلُوبٍ
kalbler(inin)
اَقْفَالُهَا
kilitleri
﴿٢٤﴾
اِنَّ
şüphesiz
الَّذ۪ينَ ارْتَدُّوا
dönenlere
عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ
arkalarına
مِنْ بَعْدِ
sonra
مَا تَبَيَّنَ
belli olduktan
لَهُمُ
kendilerine
الْهُدَىۙ
doğru yol
الشَّيْطَانُ
şeytan
سَوَّلَ
sürüklemiştir
لَهُمْۜ
onları
وَاَمْلٰى
ve uzun emellere düşürmüştür
لَهُمْ
onları
﴿٢٥﴾
ذٰلِكَ
bu böyledir
بِاَنَّهُمْ
çünkü onlar
قَالُوا
dediler
لِلَّذ۪ينَ كَرِهُوا
hoşlanmayanlara
مَا نَزَّلَ
indirdiğinden
اللّٰهُ
Allah'ın
سَنُط۪يعُكُمْ
size ita'at edeceğiz
ف۪ي بَعْضِ
bazısında
الْاَمْرِۚ
işin
وَاللّٰهُ
oysa Allah
يَعْلَمُ
biliyor
اِسْرَارَهُمْ
onların gizlediklerini
﴿٢٦﴾
فَكَيْفَ
nice olur?
اِذَا تَوَفَّتْهُمُ
canlarını alırken
الْمَلٰٓئِكَةُ
melekler
يَضْرِبُونَ
vurarak
وُجُوهَهُمْ
yüzlerine
وَاَدْبَارَهُمْ
ve kıçlarına
﴿٢٧﴾
ذٰلِكَ
bu böyledir
بِاَنَّهُمُ
çünkü onlar
اتَّبَعُوا
ardınca gittiler
مَٓا
şeylerin
اَسْخَطَ
kızdıran
اللّٰهَ
Allah'ı
وَكَرِهُوا
ve hoşlanmadılar
رِضْوَانَهُ
O'nu razı edecek şeylerden
فَاَحْبَطَ
ve boşa çıkardı
اَعْمَالَهُمْ۟
onların amellerini
﴿٢٨﴾
اَمْ حَسِبَ
yoksa -mı sandılar?
الَّذ۪ينَ
bulunanlar
ف۪ي قُلُوبِهِمْ
kalblerinde
مَرَضٌ
hastalık
اَنْ لَنْ يُخْرِجَ
ortaya çıkarmayacağını
اللّٰهُ
Allah'ın
اَضْغَانَهُمْ
kinlerini
﴿٢٩﴾
◄
٥٠٨
- 508
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.