16 Ocak 2026 - 27 Receb 1447
Cuma
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ يٰسۤ
/ Yâsîn Suresi
◄
٤٤٤
- 444
►
23. Cüz /
الجزء ٢٣
اَوَلَمْ يَرَوْا
görmediler mi?
اَنَّا خَلَقْنَا
yarattık
لَهُمْ
kendilerine
مِمَّا عَمِلَتْ
yaptıklarından
اَيْد۪ينَٓا
ellerimizin
اَنْعَاماً
nice hayvanlar
فَهُمْ
kendileri
لَهَا
onlara
مَالِكُونَ
malik olmaktadırlar
﴿٧١﴾
وَذَلَّلْنَاهَا
onları boyun eğdirdik
لَهُمْ
kendilerine
فَمِنْهَا
onlardan bazıları
رَكُوبُهُمْ
binekleridir
وَمِنْهَا
ve onlardan bazılarını
يَأْكُلُونَ
yerler
﴿٧٢﴾
وَلَهُمْ
kendileri için vardır
ف۪يهَا
onlarda
مَنَافِـعُ
birçok yararlar
وَمَشَارِبُۜ
ve içecekler
اَفَلَا يَشْكُرُونَ
hala şükretmiyorlar mı?
﴿٧٣﴾
وَاتَّخَذُوا
edindiler
مِنْ دُونِ
başka
اللّٰهِ
Allah'tan
اٰلِهَةً
tanrılar
لَعَلَّهُمْ
onlar umarak
يُنْصَرُونَۜ
yardım edilir
﴿٧٤﴾
لَا يَسْتَط۪يعُونَ
güçleri yetmez
نَصْرَهُمْۙ
onlara yardım etmeye
وَهُمْ
ve onlar
لَهُمْ
onlar için
جُنْدٌ
askerlerdir
مُحْضَرُونَ
hazırlanmış
﴿٧٥﴾
فَلَا يَحْزُنْكَ
seni üzmesin
قَوْلُهُمْۢ
onların sözü
اِنَّا نَعْلَمُ
biz biliyoruz
مَا يُسِرُّونَ
onların gizlediklerini
وَمَا يُعْلِنُونَ
ve açığa vurduklarını
﴿٧٦﴾
اَوَلَمْ يَرَ
görmedi mi?
الْاِنْسَانُ
insan
اَنَّا
bizim
خَلَقْنَاهُ
kendisini yarattığımızı
مِنْ نُطْفَةٍ
bir nutfe(sperm)den
فَاِذَا
şimdi oldu
هُوَ
o
خَص۪يمٌ
bir hasım
مُب۪ينٌ
apaçık
﴿٧٧﴾
وَضَرَبَ
misal verdi
لَنَا
bize
مَثَلاً
bir örnekle
وَنَسِيَ
unutarak
خَلْقَهُۜ
kendi yaratılışını
قَالَ
dedi
مَنْ
kim?
يُحْـيِ
diriltecek
الْعِظَامَ
kemikleri
وَهِيَ
şu
رَم۪يمٌ
çürümüş
﴿٧٨﴾
قُلْ
de ki
يُحْي۪يهَا
onları diriltecek
الَّـذ۪ٓي اَنْشَاَهَٓا
yaratan
اَوَّلَ
ilk
مَرَّةٍۜ
defa
وَهُوَ
ve O
بِكُلِّ
her
خَلْقٍ
yaratmayı
عَل۪يمٌۙ
bilir
﴿٧٩﴾
اَلَّذ۪ي
O
جَعَلَ
yaptı
لَكُمْ
size
مِنَ الشَّجَرِ
ağaçtan
الْاَخْضَرِ
yeşil
نَاراً
ateş
فَاِذَٓا
işte
اَنْتُمْ
siz
مِنْهُ
ondan
تُوقِدُونَ
yakıyorsunuz
﴿٨٠﴾
اَوَلَيْسَ
değil midir?
الَّذ۪ي خَلَقَ
yaratan
السَّمٰوَاتِ
gökleri
وَالْاَرْضَ
ve yeri
بِقَادِرٍ
muktedir
عَلٰٓى اَنْ يَخْلُقَ
yaratmaya
مِثْلَهُمْۜ
onların benzerlerini
بَلٰى
elbette (yaratır)
وَهُوَ
O
الْخَلَّاقُ
yaratıcıdır
الْعَل۪يمُ
çok bilen
﴿٨١﴾
اِنَّـمَٓا
şüphesiz
اَمْرُهُٓ
O'nun işi
اِذَٓا
zaman
اَرَادَ
istediği
شَيْـٔاً
bir şeyi
اَنْ يَقُولَ
demesidir
لَهُ
ona sadece
كُنْ
'ol'
فَيَكُونُ
hemen oluverir
﴿٨٢﴾
فَسُبْحَانَ
yücedir
الَّذ۪ي
O ki
بِيَدِه۪
O'nun elindedir
مَلَكُوتُ
hükümranlığı
كُلِّ شَيْءٍ
her şeyin
وَاِلَيْهِ
ve O'na
تُرْجَعُونَ
döndürüleceksiniz
﴿٨٣﴾
◄
٤٤٤
- 444
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.