22 Haziran 2026 -
5 Muharrem 1448 - Pazartesi
ANA SAYFA
|
SURELER
|
AYET KARŞILAŞTIRMA
|
KUR'AN'DA ARA!
|
FİHRİST
|
DOWNLOAD
|
MOBİL
Kullanıcı :
Şifre :
Şifremi Unuttum
KAYDOL
Sure Seçiniz
Abese(80/42)
Âdiyât(100/11)
Ahkâf(46/35)
Ahzâb(33/73)
Âl-i İmrân(3/200)
Alak(96/19)
Ankebût(29/69)
Asr(103/3)
A’lâ(87/19)
A’râf(7/206)
Bakara(2/286)
Beled(90/20)
Beyyine(98/8)
Bürûc(85/22)
Câsiye(45/37)
Cin(72/28)
Cum’a(62/11)
Duhâ(93/11)
Duhân(44/59)
Enbiyâ(21/112)
Enfâl(8/75)
En’âm(6/165)
Fâtiha(1/7)
Fâtır(35/45)
Fecr(89/30)
Felâk(113/5)
Fetih(48/29)
Fil(105/5)
Furkân(25/77)
Fussilet(41/54)
Gâşiye(88/26)
Hac(22/78)
Hadîd(57/29)
Hâkka(69/52)
Haşr(59/24)
Hicr(15/99)
Hucurât(49/18)
Hûd(11/123)
Hümeze(104/9)
İbrahim(14/52)
İhlâs(112/4)
İnfitâr(82/19)
İnsan(76/31)
İnşikâk(84/25)
İnşirâh(94/8)
İsrâ(17/111)
Kadr(97/5)
Kâf(50/45)
Kâfirûn(109/6)
Kalem(68/52)
Kamer(54/55)
Kâri’a(101/11)
Kasas(28/88)
Kehf(18/110)
Kevser(108/3)
Kıyâme(75/40)
Kureyş(106/4)
Leyl(92/21)
Lokman(31/34)
Mâide(5/120)
Mâ’ûn(107/7)
Meryem(19/98)
Me’âric(70/44)
Mücâdele(58/22)
Müddessir(74/56)
Muhammed(47/38)
Mülk(67/30)
Mümtehine(60/13)
Münâfikûn(63/11)
Mürselât(77/50)
Mutaffifîn(83/36)
Müzzemmil(73/20)
Mü’min(40/85)
Mü’minûn(23/118)
Nahl(16/128)
Nâs(114/6)
Nasr(110/3)
Nâzi’ât(79/46)
Nebe’(78/40)
Necm(53/62)
Neml(27/93)
Nisâ(4/176)
Nûh(71/28)
Nûr(24/64)
Rahmân(55/78)
Ra’d(13/43)
Rûm(30/60)
Sâd(38/88)
Saff(61/14)
Sâffât(37/182)
Sebe’(34/54)
Secde(32/30)
Şems(91/15)
Şûrâ(42/53)
Şu’arâ(26/227)
Tâ-Hâ(20/135)
Tahrîm(66/12)
Talâk(65/12)
Târık(86/17)
Tebbet(111/5)
Teğâbun(64/18)
Tekâsür(102/8)
Tekvîr(81/29)
Tevbe(9/129)
Tîn(95/8)
Tûr(52/49)
Vâkı’a(56/96)
Yâsîn(36/83)
Yûnus(10/109)
Yûsuf(12/111)
Zâriyât(51/60)
Zilzâl(99/8)
Zuhruf(43/89)
Zümer(39/75)
Cüz Seçiniz
1. Cüz
2. Cüz
3. Cüz
4. Cüz
5. Cüz
6. Cüz
7. Cüz
8. Cüz
9. Cüz
10. Cüz
11. Cüz
12. Cüz
13. Cüz
14. Cüz
15. Cüz
16. Cüz
17. Cüz
18. Cüz
19. Cüz
20. Cüz
21. Cüz
22. Cüz
23. Cüz
24. Cüz
25. Cüz
26. Cüz
27. Cüz
28. Cüz
29. Cüz
30. Cüz
Sayfa Düzeni
سُورَةُ النَّمل
/ Neml Suresi
◄
٣٧٨
- 378
►
19. Cüz /
الجزء ١٩
اِنّ۪ي
şüphesiz ben
وَجَدْتُ
buldum
امْرَاَةً
bir kadın
تَمْلِكُهُمْ
onlara hükümdarlık eden
وَاُو۫تِيَتْ
kendisine verilmiş
مِنْ كُلِّ شَيْءٍ
her şey
وَلَهَا
ve vardır
عَرْشٌ
bir tahtı
عَظ۪يمٌ
büyük
﴿٢٣﴾
وَجَدْتُهَا
onu buldum
وَقَوْمَهَا
ve kavmini
يَسْجُدُونَ
secde ederlerken
لِلشَّمْسِ
güneşe
مِنْ دُونِ
bırakıp
اللّٰهِ
Allah'ı
وَزَيَّنَ
süsledi
لَهُمُ
onlara
الشَّيْطَانُ
şeytan
اَعْمَالَهُمْ
işlerini
فَصَدَّهُمْ
ve onları çevirdi
عَنِ السَّب۪يلِ
doğru yoldan
فَهُمْ
bu yüzden onlar
لَا يَهْتَدُونَۙ
yola gelmiyorlar
﴿٢٤﴾
اَلَّا يَسْجُدُوا
secde etmezler mi?
لِلّٰهِ
Allah'a
الَّذ۪ي يُخْرِجُ
açığa çıkaran
الْخَبْءَ
gizleneni
فِي السَّمٰوَاتِ
göklerde
وَالْاَرْضِ
ve yerde
وَيَعْلَمُ
ve bilen
مَا تُخْفُونَ
gizlediklerini
وَمَا تُعْلِنُونَ ۩
ve açığa vurduklarını
﴿٢٥﴾
اَللّٰهُ
Allah ki
لَٓا
yoktur
اِلٰهَ
Tanrı
اِلَّا
başka
هُوَ
O'ndan
رَبُّ
Rabbidir
الْعَرْشِ
Arş'ın
الْعَظ۪يمِ
büyük
﴿٢٦﴾
قَالَ
dedi ki
سَنَنْظُرُ
bakacağız
اَصَدَقْتَ
doğru mu söyledin
اَمْ
yoksa
كُنْتَ
mı oldun?
مِنَ الْكَاذِب۪ينَ
yalancılardan
﴿٢٧﴾
اِذْهَبْ
götür
بِكِتَاب۪ي
mektubumu
هٰذَا
bu
فَاَلْقِهْ
at
اِلَيْهِمْ
onlara
ثُمَّ
sonra
تَوَلَّ
biraz öteye çekil
عَنْهُمْ
onlardan
فَانْظُرْ
ve bak
مَاذَا
neye
يَرْجِعُونَ
başvuruyorlar
﴿٢٨﴾
قَالَتْ
dedi ki
يَٓا اَيُّهَا
ey
الْمَلَؤُ۬ا
ileri gelenler
اِنّ۪ٓي
gerçekten
اُلْقِيَ
bırakıldı
اِلَيَّ
bana
كِتَابٌ
bir mektup
كَر۪يمٌ
çok önemli
﴿٢٩﴾
اِنَّهُ
muhakkak o
مِنْ سُلَيْمٰنَ
Süleyman'dandır
وَاِنَّهُ
ve o
بِسْمِ
adıyla (başlamakta)dır
اللّٰهِ
Allah'ın
الرَّحْمٰنِ
Rahman
الرَّح۪يمِۙ
Rahim
﴿٣٠﴾
اَلَّا تَعْلُوا
büyüklük taslamayın
عَلَيَّ
bana karşı
وَأْتُون۪ي
ve bana gelin (diye yazıyor)
مُسْلِم۪ينَ۟
teslim olarak
﴿٣١﴾
قَالَتْ
dedi
يَٓا اَيُّهَا
ey
الْمَلَؤُ۬ا
ileri gelenler
اَفْتُون۪ي
bana bir fikir verin
ف۪ٓي اَمْر۪يۚ
bu işimde
مَا كُنْتُ
ben olmam
قَاطِعَةً
kesip atan
اَمْراً
hiçbir işi
حَتّٰى
sürece
تَشْهَدُونِ
siz olmadığınız
﴿٣٢﴾
قَالُوا
dediler ki
نَحْنُ
biz
اُو۬لُوا قُوَّةٍ
güçlüyüz
وَاُو۬لُوا بَأْسٍ
ve savaşçılarız
شَد۪يدٍ
yaman
وَالْاَمْرُ
ama emir
اِلَيْكِ
senindir
فَانْظُر۪ي
bak
مَاذَا تَأْمُر۪ينَ
ne buyurursan
﴿٣٣﴾
قَالَتْ
dedi
اِنَّ
şüphesiz
الْمُلُوكَ
hükümdarlar
اِذَا
zaman
دَخَلُوا
girdikleri
قَرْيَةً
bir ülkeye
اَفْسَدُوهَا
orayı bozarlar
وَجَعَلُٓوا
ve kılarlar
اَعِزَّةَ
şereflilerini
اَهْلِهَٓا
halkının
اَذِلَّةًۚ
zillet içinde
وَكَذٰلِكَ
böyle
يَفْعَلُونَ
yaparlar
﴿٣٤﴾
وَاِنّ۪ي
ben
مُرْسِلَةٌ
göndereyim
اِلَيْهِمْ
onlara
بِهَدِيَّةٍ
bir hediye
فَنَاظِرَةٌ
ve bakayım
بِمَ
ne ile
يَرْجِعُ
dönecekler
الْمُرْسَلُونَ
elçiler
﴿٣٥﴾
◄
٣٧٨
- 378
►
Designed by
ÖFK
En iyi 1024 x 768 pikselde görüntülenir.